İçeriğe geç

Yılanın♡Ziyafeti

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Yılanın♡Ziyafeti

Bölüm 4

Yakın Mesafe

Üniversiteye geleli henüz bir hafta olmuştu.

Ama garip bir rutin oluşmaya başlamıştı.

Sabah Asya'nın beni kantinin önünde beklemesi...

Ders arasında kahve almamız...

Ve...

Hiç planlamamış olmama rağmen Mert'le mutlaka bir yerde karşılaşmam.

"Bu çocuk gerçekten her yerde."

"Defne!"

Asya elini gözlerimin önünde salladı.

"Dünyaya döndün mü?"

"Hı? Döndüm."

"Belli."

"Neden?"

"Üç dakikadır aynı ağaca bakıyorsun."

Ağaca döndüm.

Gerçekten de bakıyormuşum.

"Ağacın suçu yok."

"Asıl suçlu kim?"

"Asya."

"Hı?"

"Çok konuşuyorsun."

"Aaa, teşekkür ederim."

"Bu iltifat değildi."

"Ben öyle algıladım."

Kıkırdamadan edemedim.

Öğleden sonraki ders iptal olunca kampüste dolaşmaya karar verdik.

"Şuraya bakalım!" dedi Asya.

Kolumdan tutup kulüp stantlarının olduğu alana sürükledi.

Bir müzik kulübü...

Fotoğrafçılık...

Tiyatro...

Dans...

Hepsi sırayla kendilerini tanıtıyordu.

Bir standın önünde durduk.

"Kitap Kulübü."

Asya bana döndü.

"Tam senlik."

"Neden?"

"Kitap okurken dış dünyayla bağlantını kesiyorsun."

"Abartıyorsun."

"Geçen gün sana üç kere seslendim."

"Kitabın en heyecanlı yeriydi."

"İşte diyorum."

Tam o sırada standın arkasındaki çocuk gülümseyerek broşür uzattı.

"Katılmayı düşünür müsünüz?"

Asya hiç düşünmeden aldı.

Ben de teşekkür edip broşürü çantama koydum.

"Belki geliriz."

"Aslında kesin geliriz." dedi Asya.

"Ben ne ara karar verdim?"

"Şimdi."

"Sen gerçekten tehlikeli birisin."

"Biliyorum."

Kampüsün arka bahçesinden geçerken hafif bir rüzgâr esti.

Saçlarım yüzüme geldi.

Tam onları düzeltmeye çalışırken biri önümde durdu.

"Nihayet buldum."

Başımı kaldırdım.

Mert.

Elinde koyu mavi bir defter vardı.

"Bu senin mi?"

Deftere baktım.

Bir an anlam veremedim.

Sonra kapağındaki küçük papatya çıkartmasını görünce gözlerim büyüdü.

"Bir dakika..."

Çantamı açtım.

Gerçekten yoktu.

"Ben bunu sabah arıyordum."

"Mühendislik binasının önünde düşürmüşsün."

Şaşkınlıkla defteri elime aldım.

"İçine baktın mı?"

Mert başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Emin misin?"

"Birinin özel eşyasını karıştıracak kadar meraklı değilim."

O cevabı beklemiyordum.

İnsanların çoğu en azından kapağını açardı.

Ben olsam...

Yok.

Aslında ben de açmazdım.

Galiba.

"Teşekkür ederim." dedim içtenlikle.

"Gerçekten önemliydi."

"Fark ettim."

"Nereden?"

"Defteri bulduğumdan beri üç kişi seni arıyordu."

Kaşlarımı çattım.

"Üç kişi mi?"

"Asya."

"Biri."

"Bir kız daha."

"İki."

"Hocan."

"..."

İç çektim.

"Tamam, gerçekten önemliymiş."

Bu kez ikimiz de güldük.

Sessizlik oldu.

Rahatsız edici değildi.

Aksine...

İlk defa sessizlik garip hissettirmiyordu.

"O zaman..." dedim.

"Borçlandım."

"Borç sayılmaz."

"Sayılır."

"Bir defter getirdim sadece."

"Yine de."

Birkaç saniye düşündüm.

"Bir kahve ısmarlasam?"

Söz ağzımdan çıkar çıkmaz keşke söylemeseydim diye düşündüm.

"Defne! Daha yeni tanıştığın çocuğu kahveye mi davet ettin?"

Mert şaşırmış gibiydi.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Borç ödemek için mi?"

"Biraz."

"İstemem."

"Niye?"

"Çünkü borcun yok."

Cevabı o kadar sakindi ki ısrar edesim gelmedi.

"Peki."

Tam gidecekken arkamızdan tanıdık bir ses yükseldi.

"DEFNE!"

Asya.

Koşarak yanımıza geldi.

Nefes nefeseydi.

"Seni her yerde arıyorum!"

"Ben de buradayım."

"Belli."

Sonra Mert'e baktı.

"Sen de buradasın."

Mert başını salladı.

"Ben de buradayım."

Asya ikimize sırayla baktı.

"İkiniz de çok garipsiniz."

"Neden?" diye sordum.

"Beş dakika yalnız bıraksam karşılaşıyorsunuz."

"Tesadüf."

Ben söylemiştim.

"Tesadüf." dedi Mert de.

Asya iki elini havaya kaldırdı.

"Tamam."

"İnanmış gibi yapacağım."

Mert hafifçe güldü.

"Bence işe yarıyor."

"Hayır." dedi Asya. "Hiç yaramıyor."

Ben de istemeden gülmeye başladım.

İlk kez...

Üçümüz aynı anda gülüyorduk.

Ve nedense, bunun son olmayacağını hissediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.