Kollarımda Ela, karşımda Alpay vardı.
Gözlerimin önünde kendi adamını vurmuştu.
Şaşkınlıkla olanları algılamaya çalışırken, Alpay'ın seslenmesi beni kendime getirdi.
"Kimse görmeden git. "
"Sen... "
"Git burdan Rüya, fikrimi değiştirmeden git. "
Kendimi onun söylediklerini yaparken buldum.
Ela'yı kucağıma alarak ağaçların arasına karıştım.
Son kez arkamı dönerek Alpaya baktığımda beni izliyordu.
Önüme dönüp hızla uzaklaştım, şuan için tek yapmam gereken burdan gitmekti.
Aklımdaki düşünceler bi türlü beni rahat bırakmıyordu.
Neden bana yardım etmişti?
Zaten o kaçırmadı mı, neyin yardımıydı şimdi bu?
"Abla"
Kucağımdaki Ela'ya baktığımda gözlerinin kapandığını gördüm.
Uykusu gelmişti.
"Eve mi gidiyoruz abla? "
"Evet ablacığım,eve gidiyoruz. "
.....
Kucağımda uyuyan Ela'yla bahçeye girdiğimde Sibel koşarak yanımıza gelirken arkasından Ahmet ve diğerleri de geldi.
"Kızım! "
Sibel'in bağırmasıyla kucağımdaki Ela huysuzca kıpırdandı. Uyanmamasına dikkat ederek Sibel'in kucağına bıraktım.
"Yola çıktığımızdan beri uyuyor, fazla yorgun."
Sibel kızının kokusunu içine çekip özlemle saçlarını okşadı.
Gözlerim onları izlerken Başak yanıma gelip boynuma sarıldı.
"Bi an öldüğünü düşündük. "
"Bende bi an ölüceğimi düşündüm. "
Kollarını benden ayırdığında ağlamaklı gözlerle yüzüme baktı.
"Neden böyle bir şey yaptın, hepimiz senin için çok endişelendik. "
"Birinin bu işi halletmesi gerekiyordu, gerekeni yaptım."
Başak konuşucakken Yıldırım sözünü kesti.
"Gereken bu muydu? Gereken tek şey bize haber vermendi."
"Ne değişicekti? Gitmemem için herşeyi yapmayacak mıydınız?. "
Adem bana dönerek "Hayır, seninle gelicektik." dedi.
Tek kaşımı kaldırıp sorar bir ifadeyle baktığımda Yıldırım da onayladı.
"Evet seninle gelicektik. Çünkü biz senin aileniz, birimiz hepimiz hepimiz senin için. "
Onlara gülümseyerek baktığımda gerçekten şanslı olduğumu anladım.
Hayattaki tek şansımı bu aptallarda kullanmıştım, ve hiç pişman değildim.
"Ya benim anlamadığım sen nasıl bize gözükmeden çıktın? "
"Sen uyurken çıktım Murat. "
"Uyumuyordum ben, gözlerimi dinlendiriyordum. "
Ben ona gülerken Fırat Murat'ın ensesine vurdu.
"Sorun bu evden bize gözükmeden çıkması değil. Sorun o evden kimseye gözükmeden çıkıp gelmesi. "
Bana bakıp sorgular bi şekilde "yani, kimse görmedi dimi? " dedi
"Maalesef, bizi ziyarete gelmek isteyenler olucaktır. Hadi içeri geçelim. "
Herkes içeri geçtiğinde Sibel Ela'yı yatağına yatırmak için yukarı çıktı.
Başak kolumdan tutup koltuğa sürüklerken, itiraz etmedim.
"Evet anlat bakalım neler oldu? "
Fırat'a anlamsızca bakarken kafamdaki sorulara hakim olamadım. Sibel ile bir an önce konuşmam gerekiyordu.
"Hiçbirşey olmadı. Aslında ben biraz dinlensrm iyi olucak, fazla yoruldum. "
Koltuktan kalkıp merdivenlere ilerlediğim sırada Ahmet kolumdan tutu.
"İyi misin? "
Sertçe kolumu çekip cevap vermeden yukarı çıktım.
Sibel'in odasının yanında geçtiğimde Ela'yı yatağına yatırmış baş ucunda saçlarını okşadığını gördüm. Kapıyı nazikçe tıklatarak içeri girdim.
"Umarım rahatsız etmiyordumdur. "
"Gel Rüya. "
Kapıyı kapatarak pencerenin yanındaki koltuğa yerleştim.
Ela'nın saçlarını öptükten sonra yanımdaki koltuğa oturdu. İkimizde bir süre sessizce Ela'yı izledik.
"Biliyordum."
Gözlerimi Sibel'e çevirdiğimde o hala Ela'yı dalgınlıkla izliyordu.
"Neyi? "
"Kızımı bana getiriceğini. "
"Hatamı telâfi ettim diyelim. "
"Bacağı morarmış, kim bilir ne yaşadı. "
"Adnan ittirmiş düşmüş, Alpay da krem sürmüş... Anlatman gereken bir şeylerin olduğunu hissediyorum. "
"Öğrenmiş....anlatmam gereken çok şey var Rüya ve sen benden daha fazla nefret ediceksin. "
"Ben senden nefret etmiyorum Sibel, ben kimseden nefret etmiyorum.Ayrıca kim neyi öğrenmiş?"
"Anneni tanıyorum... Çok eskilerden. "
Şaşkınlıkla ona döndüğümde bi an kalbimin durduğunu hissettim.
Annemi tanıyordu.
Bu yalandı.
Saçmalık resmen.
"Nasıl? "
"Dinlemek istediğine emin misin?"
Kaşlarımı çatarak ayağa kalktım.
"Sen ne dediğinin farkında mısın? Annem ile senin ne alakan var?Annemle arkadaş olduktan sonra babamı ayartıp çocuk mu yaptın. "
"Duyacakların daha çok sinirlendirebilir seni. "
Benim sinirli tavrım karşısında gayet sakindi. Onun bu sakinliğine istemesemde ayak uydurarak oturdum.
"19 yaşındaydım, yaşıtlarım üniversiteye giderken ben ailemin kölesiydim...Annem babamın gölgesi altında hapisti, babam kumarbazın tekiydi. Ne zaman kumar oynamaya gitse borç batağına girerdi, sonra da sinirini annemden çıkarırdı. Kıyamazdım, annemi dövmesin diye kendimi feda ederdim."
Dikkatle dinlerken oturduğu yerden öne eğilerek üstündeki hırkayı ve tişörtü çıkardı.
Sırtını bana doğru çevirdiğinde gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim.
Sırtında onlarca kemer izi , omuzlarında sigara yanığı vardı.Elimi sırtına yaklaştırıp parmak ucumla dokununca irkildiği anda geri çektim
Çıkardığı tişörtünü giyip tekrar Ela'yı izlemeye başladı.
"Borcu olduğu adamlar kapıya dayandı, ya parayı vericekti yada canını.O beni seçti, kendi kızını sattı. Zorundaydım, yoksa annemle kardeşime zarar verirdi, biliyordum.Bir gün her zamanki gibi kumar oynamaya gitti, eve geldiğinde sarhoştu. Para diye sağı solu dağıttı, yok dedi annem inanmadı. Annemi dövmeye kalktı, izin vermedim. İlk defa baş kaldırdım, bana vurmaya kalktı. Ela... Gördü, küçücük bedeniyle beni korumaya çalıştı. Önüme atladı, herşey bi anda oldu. Hiçbir şey yapamadım, ben ne olduğunu anlayamadan.... Küçücük bedeniyle beni korumaya çalışan kardeşim... Öldü. Kollarımda öldü... Alamadım o pisliğin elinden, döverek öldürdü kardeşimi. "
Ela.
Gözlerim Ela'ya kayınca gözyaşlarımı tutamadım, gözlerimin önüne onun ölmüş hali geliyordu.
Hangi baba bunu yapar demiyeceğim,her baba mükemmel değildir.
Her baba kızını sevmez, her baba kızına baba olmaz. Bazılarının sadece ismi baba, bazıları babalık ne demek bilmiyor.
"Anlatmak zorunda değilsin Sibel. "
"Anlatmak zorundayım Rüya, lütfen dinle. "
Başımı sallayarak anlatmasını bekledim, derin bir nefes aldıktan sonra tekrar konuşmaya başladı.
"Kardeşimin acısını bile yaşayamadım, apar topar evlendirdi beni. İşte hayatımın koptuğu dönem... Adnan Önder. Hayatımın geri kalanını bana zindan etmeye yemin etmişti. "
Yüzümdeki şaşkınlığı gizleyemedim.
Adnan Önder. Bir zamanlar babamın en yakın arkadaşı olan adam, bir zamanlar bana hediyeler alıp mutlu eden adam.
Bi dk. O zaman Alpay'ın annesi... Sibel.
Ela'yı bu yüzden bırakmış olabilir mi, hayır. Kendi kardeşini neden kaçırsın ve neden geri versin.
"Biliyorum, kafan karıştı... 48 yaşındayım, hayatımın yarısını babama kalanını Adnan'a harcadım. Gerçekten inanmıştım ona, beni seviceğine inanmıştım... Öylede oldu, ilk başlarda beni gerçekten mutlu etti. Ondan korkuyordum, ama o korkumu yok etti.
Zamanla içimdeki bütün duyguları yok etti.Bir süre sonra annemin ölüm haberi geldi,kansere yakalanmış ve ben yanında olamadım. Mezarına bile gidemedim annemin, izin vermedi. Herşeyi içime attım , oturdum yerimde. Sonra babanla tanıştım, Ahmet. Diğerleri benimle konuşmazdı ama Ahmet benim abim gibiydi. Ne zaman Adnan beni dövmeye kalksa bi şekilde kurtarırdı, ağladığımda yanımda olurdu. Sonra annenle tanıştım, hayatımda gördüğüm en müthiş insandı. Çok iyi arkadaş olduk annenle, sürekli eve gelirdi, beraber sohbet ederdik. Bir süre sonra Adnan bunu öğrendi, izin vermedi. Anneni sadece yanımda Adnan ile misafirliğe geldiğimizde görüyordum. Onun dışında tek arkadaşım babandı, bi tek o vardı....Bir süre sonra Alpay'a hamile kaldım, mutluydum. Sadece çocuğum için yaşayacaktım, gerisi önemli değildi. Adnan hamile olduğumu öğrenince beni aldatmakla suçladı, hemde Ahmetle. Öyle bir şey yoktu ama Adnan çoktan kendi söylediğine inanmıştı."
Demek ki bu yüzden kavga ettiler.
Acaba bu Adnan paranoyak filan mı?
Olabilir, bana verdiği ne kadar hediye varsa hepsini iade etmek gerek.
Konunun Adnan'la bi alakası yok, annenden bahsetti farkında mısın?
Biliyorum, sus kafamı karıştırma.
"Sen doğdun, Alpay seni çok sevdi ama Adnan bunu istemedi. Beni eve hapsetti, yıllar geçtikce babana olan nefreti büyüdü, yıllarca kendi dediğine inanmıştı. Yıllarca yapmadığım birşey yüzünden dayak yedim. Ahmet'ten nefret etmesine rağmen iyi davrandı, yanında tuttu..... Beni öldürmesi için. "
Evet bu adam paranoyak.
"İşler ciddileşti, Adnan Ahmet'ten ihanet etmediğini kanıtlaması için beni öldürmesini istedi. Ahmet yapmadı, Adnan'ın yanından ayrılmak istedi. Artık bu işleri yapmayacağını söyledi, Adnan izin vermedi. Tehdit etti Ahmeti, eğer yapmazsa sizi öldürüceğini söyledi. Bu yüzden Ahmet hepimizi kurtarmak için plan yaptı."
Bana dönerek ellerimi tuttu, ikimizde ağlamayı kesmiştik. Onun gözlerinde acı benim gözlerimde nefret vardı.
"Hepimiz için yaptı Rüya, hepimiz için. Ela'ya hamileydim ama Adnan'a söylemedim, söyleyemezdim. Eğer söylersem yine ihanetle suçlardı ve bu sefer acımadan vururdu. Bi kızım olucaktı, kız kardeşimi yaşatmam için bir fırsattı. Yapmak zorundaydım Rüya... Ahmet ilk önce sizden ayrıldı,sizi zaman geçince yanına alıcaktı bende Alpay'ı alıcaktım. Sizden ayrıldıktan sonra kendini ölü olarak gösterdi, haber bütün yer altına yayılana kadar biz uzaklara gitmiştik. Bir tek Adnan Ahmet'in öldüğüne inanmamıştı,bir süre sonra peşimize düştü ve bizi buldu. Kucağımda kızım vardı...Ela'm. Adnan Ela'yı görünce öldürmeye kalktı, Ahmet engel oldu, Adnan'ı sakat bıraktı. Artık her şey için çok geçti, temelli gitmemiz gerekti. Gittik. Yıllar geçti ama Adnan'ın nefreti geçmedi, Alpay'ın... Oğlumun aklına girmiş. Annesini kocasını aldatan aşağılıl bir kadın olarak biliyor."
"Neden Alpay'a anlatmadın Ela'yı? "
"Adnan eğer Ela'nın kendi kızı olduğunu öğrenirse onu benden alır, bunu kimse bilmemeli Rüya. Hiç kimse bilmemeli.... Babanla benim aramda bir şey olmadı, olamazda. "
Bu kadarı yeterdi. Bu anlatılanları daha falza dinlemeyecektim. Ayağa kalkaral gitmeye hazırlandım.
"Yaşadıkların kolay değil, seni en iyi ben anlarım. Bunları haketmedin, hiçbir kız çocuğu, hiçbir kadın haketmez....Siz o yangından kurtuldunuz belki ama biz o yangında kül olduk."
Diyecek başka bir şeyim yoktu, olamazdı da zaten. Gitmişlerdi, ama biz yangında can vermiştik.
Onu anlıyordum, canı yanıyordu hemde çok.
Doğru olanı yaptı, yaşananları haketmedi. Babam hakkında hiçbir şey demiyeceğim.
Ona karşı hiçbirşey hissetmiyorum.
Benimde canım yanıyor, ölmek istiyorum.
Annem bunları haketmedi, ben bunları haketmedim.
Aslında kimse kötü bir hayatı haketmiyor, ama yaşıyor....
Arkama bakmadan çıkarak kapıyı kapattım.
Odama geçtiğimde telefonumu alarak aklımdaki kişiyi aradım.
Artık görüşmenin vakti gelmişti.
1
2
"Yaşıyor musun? "
"Sayılır."
"Benim yüzümden başına bela alıcaksın biliyorum, ama görüşmemiz lazım. "
"Senin kadar güzel bir belâm hiç olmadı küçük meleğim."
İşte bu.
Bu Alpaydı.
Çocukluğumun en güzel anlarını paylaştığım adamdı.
Küçük Meleğim...
