İnsanlar anılarımızda ki gibi kalmaz, yada hayal ettiğimiz gibi.
Canımızı sadece bıçaklar, kurşunlar yada düşmek acıtmaz.
Bazen canımızı kelimeler acıtır, bazen bir anı, bazen de bir fotoğraf karesi.
En çok gerçekler yakar canımızı.
Duymaktan korktuğumuz şey yalanlar değil, gerçekler.
Yalanlardan değil, gerçeklerden kaçar insan.
Anılarınızı paylaştığınız insanlar size acımadan vurunca anlıyorsunuz bazı şeyleri.
Kimseye güvenmemen gerektiğini sana en çok güvendiğin öğretiyor.
Ne birine güvenebiliyorsun ne de güzel anılar biriktirebiliyorsun.
Sana sadece yalnızlık kalıyor...
.....
Yarım saat olmuştu geleli ve ben yarım saattir mum gibi ağacın arkasında dikiliyordum.
Güneş batmış, hava kararmıştı.
Demir'in gönderdiği konum şehirden uzak, ormanlık bir alandı.
Motorumu 40 dakikalık yürüyüş mesafesinde bırakmıştım. Heryerde koruma vardı, kendimi riske atamazdım.
Fazla büyük olmayan 2 katlı bi dağ eviydi, etrafında fazla koruma yoktu. Dışarda 4 koruma vardı, İçeride kaç tane koruma olduğunu bilmiyordum.
Onlara gözükmeden ağaçların arkasından ilerleyerek evin arkasına geçtim. Burda 3 koruma vardı ve onların yanına gidene kadar beni öldürürlerdi.
Dikkat çekmem gerekiyordu.
Eşofmanımın cebindeki beyaz siyah bandanayı alıp sadece gözlerimin görüneceği şekilde yüzüme bağladım.
Yere eğilerek herhangi bir taşı alarak en sağdaki korumanın önüne attım.
3ü de buraya baktığında ağacın arkasına iyice sindim.
Sağdaki koruma buraya doğru gelirken yere çöktüm.
Yanıma gelen koruma etrafına bakıp beni göremeyince arkasına döndü, anında ayağa kalkarak boynunu tutup sertçe çevirdim.
Yine aynı ses.
Kırılma sesi.
Diğer iki koruma, adamın yere düştüğünü görünce silahlarını çıkarıp bu tarafa doğru geldi.
Sağımdaki'nin yüzüne tekme atıp silahını aldım, diğerinin silahını ateşlemesine fırsat vermeden tam 12 den ayağımla vurdum. İki büklüm yere düşerken diğeri saçlarımdan tutup beni yere attı , son anda kafamı taşa çarpmaktan kurtarmıştım. Üstüme çıkıp maskemi açmaya çalışırken yerdeki taşı alıp kafasına vurdum, bayılmıştı.
İşimi riske alamazdım, yerde iki büklüm yatan adamın ensesine vurarak bayılttım.
Onlar ayılana kadar işimi bitiricektim
Evin arka kapısına koşarak ilerledim, kapıyı açarak kafamı içeri uzattım.
Kimse yoktu.
İçeri girdiğimde solumda ve sağımda iki merdiven ,karşımda da salona gittiğini düşündüğüm koridor vardı. Bu katta tuttuklarını sanmıyordum. Muhtemelen üst kattaydı.
Sağdaki merdiveni hızlıca çıktığımda beni büyük koridor karşıladı.
4 oda vardı.
Hangisinde küçük kız vardı?
Sessiz adımlarla ilerlediğimde gözüme siyah kapı çarptı.
Diğer kapılar kahverengi iken bu siyahtı, acaba onda olabilir miydi?
Odaya doğru ilerleyip kulağımı kapıya dayadım, ses yoktu.
Bi anda koridora giren 2 korumayla hemen odaya girdim. Kapıyı yavaşça kapatarak beni görmemiş olmaları için dua ettim.
Ayak sesleri iyice yakınlaşıyordu, korumaların konuştuklarını duyabiliyordum.
"Sence kızı öldürücek mi? "
"Umarım öldürmez, ama bu pislik heriften herşeyi beklerim. 3 gündür kıza yemek vermiyo, küçücük kızdan ne istiyor ki. "
"Bilmiyorum, hadi aç da kontrol edelim. "
Alpay mı? Yoksa Adnan mı?
Kim olduğunun bi önemi var mı?
Evet, girmeden önce kafasına sıkıcam.
Ela dan bahsediyorlardı. Demek ki karşı odadaydı.
Bi dk , 3 gündür yemek vermiyor muydu?
Kim bilir 2 haftadır neler yaşamıştır.
Korumaların gitmelerini beklerken odanın kapısını yavaşça kilitleyerek işimi sağlama aldım.
Odanın içini pencereden giren ay ışığı aydınlatıyordu.
Çift kişilik yatak , gardırop ve şifonyerden başka bir şey yoktu.
Fazla sade bi odaydı.
Şifonyere doğru ilerlediğimde üstündeki fotoğraflara baktım.
Karanlıktan fazla göremiyordum, bi tanesini elime alıp daha dikkatli baktım.
2 çocuk vardı.
Telefonumun ışığını açıp fotoğrafa tuttum.
Bu bendim.
Ben ve Alpay.
Bunun onda ne işi vardı.
Çok eski bi fotoğraftı bu.
Demek ki Alpay'ın odasıydı burası.
Diğer fotoğrafı elime aldığımda bunun da ben olduğunu gördüm.
O gün benim doğum günümdü.
23 Aralık.
Alpay'ın kucağında saçlarıyla oynarken
çekmişti annem.
O zamanlar ben 6 Alpay da 13 yaşındaydı.
Bu geçirdiğimiz son günlerden bi tanesiydi.
Fotoğrafı yerine bırakıp gardıropa yürüdüm, kapağını açtığımda içinde sadece siyah gömlekler vardı.
Bir sürü kaliteli kumaştan dikilmiş takımlar ve ayakkabılar....
Gardırop'un diğer tarafında kravat ve saatler vardı.
En altta da kasa.
İçinde ne vardı?
Hayır Rüya kasayla işin yok, kızı al ve çık.
Gardırop'u kapatıp kapıya yöneldim.
Muhtemelen korumalar gitmişti. Kapının kilidini açıp kafamı koridora uzattım, temizdi.
Kapıyı kapatıp karşı odaya yöneldim, birkaç kez açmaya çalışsamda kilitliydi. Diğer odadaki anahtarı alıp denedim.
Ve işte.
Açıldı.
İçeriye girip etrafa baktım.
Oda bomboştu.
Bir tane dolap vardı sadece.
Kızı götürmüş olamazlardı.
Dolaba ilerleyip kapağı açtığımda onu gördüm.
Elleriyle yüzünü kapatmış bacaklarını kendine çekmiş saklanıyordu.
"Ela."
Sesimi duyunca ellerini yüzünden çekip bana baktı, beni görünce sevinçle çığlık attı.
"Ab-"
Elimle ağzını kapatıp susturdum, buraya kadar gelmişken yakalanmak istemiyordum.
Bana dolmuş gözleriyle bakarken ona gülümsedim.
"Abla."
Kollarını boynuma dolayıp sıkıca sarıldığında ne yapıcağımı şaşırdım.
"Sonra sevinirsin, hemen gitmemiz lazım. "
Kollarından tutup ayağa kaldırdım, tam gidicekken, ağzından çıkan acı iniltiyle ona döndüm.
"Noldu.... Bi yerine bişey mi yaptılar? "
Ağlayarak kafasını salladı. Eğilip eliyle bacağını gösterdi.
Bacağına baktığımda bezle sarıldığını gördüm.
"Kim yaptı sana bunu? "
"Yaşlı amca yaptı. Beni sevmediğini söyledi sonra da ittirdi, bende düştüm."
"Tekerlekli sandalyede miydi? "
"Evet, sonra sarışın abi gelip bacağıma baktı krem sürdü. "
Alpay mı?
Amacı neydi bu ikisinin. Biri kırıyordu diğeri yapıştırıyordu .
"Tamam.Kucağıma gelmek ister misin? "
Başını salladığında kucağıma aldım,elini yaramın üstüne koyunca acıdan bağırmamak için zor durdum.
Kapıdan çıkarak merdivenlere ilerledim.
Kimse yoktu.
Hızla aşağı indiğimde 2 korumanın bahçede olduğunu gördüm.
Yanımda Ela varken birşey yapamazdım.
Tekrar merdivenlere çıkıp koridora yöneldim.
Bi çıkış olmalıydı, aşağı kata inemezdim.
Muhtemelen herkes ordaydı.
İnemek zorundaydım.
Hadi Rüya yapabilirsin, buraya kadar boşuna gelmedin.
Takrar merdivenlerden aşağı indim
Salona doğru giden koridordan geçerken gözüme mutfak çarptı.
Genelde böyle evlerde her mutfağın kapısı olurdu.
Ama oradan çıkarsam beni görebilirlerdi.
Off, ne yapıcam ben.
Koridorun ortasında durmuş ne yapıcağımı düşünüyordum resmen .
Ela varken bu yapıcağımdan dolayı kendimden nefret ediyordum ama zorundaydım.
Ela'yı yere indirip gözlerine baktım.
"Ben şimdi dışardaki korumalarla konuşucam sakın burdan kıpırdama tamam mı? . "
"Ya beni bulurlarsa? "
"Seni burda çıkarıcam Ela,korkma.Ben senin ablanım seni kimseye vermem. "
Bana sarılıp yanağımı öptüğünde içimde bir şeyler eridi.
Kabullenmek zordu, ama kabullenmiştim.
O benim kardeşimdi.
Kapıdan çıkarak korumalara doğru ilerledim sırtları bana dönük olduğu için beni göremiyorlardı, koyu sohbete dalmışlardı.
Ayakkabımın arasına sıkıştırdığım bıçağı eğilerek aldığımda koşarak soldaki korumanın boynuna atladım, tam şah damarının üstünden bıçağımı geçirdim. Diğeri ne olduğunu anlamadan bıçağımı tam göğsüne 2 kez sapladım.
Soldaki koruma elleriyle boğazını tutarken her yer kan olmuştu.
Tekrar kapıya döndüğümde Ela'yı gördüm.
Arkasında bana doğrultulmuş silah ile bu tarafa geliyordu.
Bu o'ydu.
Elaya tokat atan pislik.
"Seni gerçekten tebrik ederim, bu kadar korumanın arasında görünmeden eve girmek büyük cesaret ister. "
"Buraya gel Ela. "
"Kız benimle, ve sende benimle kalıcaksın. Adnan bey seni görünce çok mutlu olucak. "
Silahı benden çekip Ela'nın kafasına dayayınca belimdeki silahı ona doğrulttum.
"Sence hangimiz kaybederiz, kurşun bana değene kadar kız ölür. Mantıklı ol."
"Kurşunum kafanı delip geçmeden önce kardeşimi ver. "
"Kardeşin mi? "
Kafasını geriye atarak kahkaha attı.
"Senin mi kardeşin. Kim söyle-... "
Cümlesini tamamlamadan havada silah sesi yankılandı.
Tek kurşun.
"Koş! "
Elindeki silah yere düşerken Ela bana doğru koştu. Onu arkama alarak, yüzüstü yere düşen adama baktım.
Kafasında akan kan heryere yayılmıştı.
Ela'nın görmemesi için yere çöküp yüzünü boynuma gömerek sarıldım.
Ben vurmamıştım.
Kafamı kaldırıp karşıma baktığımda elinde silahla onu gördüm.
Alpay.

