İçimde yaşamaya çalışan bir kız çocuğu vardı, ama artık ölmek için yaşayan bir kadındım...
Belkide sorun bendeydi, belkide sevilmeyi haketmemiştim. Doğru ya, sevilmek istiyosan haketmek zorundasın, insanların seni sevmesini bekleyemezsin.
Peki, aile?...
Onların seni sevmesi için haketmen mi gerekiyor?.... Evet. Eğer istiyorsan çabalamak zorundasın.
Olduğum yerde durdum, zamanı durdurdum.
Düşündüm... Kimsenin beni sevmesine ihtiyacım yoktu.
Her zaman tekdim, her zaman tek kalıcaktım.
Ne annem ne de babam.... Yoktu..
Hayır...Sorun bendeydi. Sevilecek biri değildim.
Belki de babam olsaydı böyle olmazdım dedim kendime.
Sonra sustum.
Babam vardı....ve ben daha beter olmuştum....
....
Aynı yerdeydim.
Tam 13 yıl sonra öldü sandığım babamın kapısındaydım. Neden geldin diye sormayın bana, bilmiyorum.
Elimdeki sigarayı yere atıp ayağımla ezdim.
Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım ve derin bie nefes aldım.
Hazırdım.
Bahçeye girip kapıya ilerledim.
Hadi Rüyam.
Elimi kapının tokmağına götürüp sertçe vurdum.
Açmadı.
Daha sert vurduğumda içerde kıpırdanma oldu.
"Kimsin?. "
"Benim... Rüya?. "
Kapıdan kilit açma sesleri geldi, ardından ağzına kadar açıldı. Karşımda yüzünde büyük bir gülümsemeyle babamın karısı duruyordu.
Hala baba diyorsun aptal, Rüya.
"Ba-... Ahmet bey evde mi?. "
Öz babama yabancı gibi davranıyorudum.
Endişeyle suratıma baktı.
"Acil bi işi çıktı, gelir şimdi. Önemli bişey mi oldu?"
"Sevgili kocanın hayatı tehlikede onu haber vericektim. "
Bana anlamayan surat ifadesiyle baktığında gözlerimi devirdim.
"Ara çabuk gelsin, bekleyemem iki saat. "
"Gelir şimdi , geçsene içeriye oturalım. "
Eliyle oturma odasını işaret ettiğinde yüzüne baktım.
Evet.
Hoş geldin. HAYIR.
"Gerek yok. 10 dakikası var, eğer gelmezse basıp giderim. Zaten dışarda ne işi varsa, adamlar onu arıyor o dışarda geziyor."
Derin bir nefes aldığında benden bıktığını düşündüm bi an, çokta umrumdaydı sanki.
Yüzündeki gülümseme hala silinmemişti, ne diye mutluydu acaba.
"Hadi Rüya, içeri gelde konuşalım. Biliyorum benden nefret ediyorsun ama lütfen, sadece 2 dakika. "
2 dakika gitsen nolucak , sanki seni yicek.
Ayakkabılarımı çıkarmadan içeri girdim, bide evini mi düşüncektim.
Salonda geçerken yandaki odada yatağında uyuyan kızı gördüm. Gözlerimdeki nefreti ben bile hissediyordum.
Yapma Rüya, o daha bi çocuk.
Bende çocuktum.
"Bu aralar kudurmaktan yorgun düşüyor, saatlerce uyur. "
"Sormadım."
Ona karşı iyi olucak değildim, bunu hakettiğini düşünmüyordum.
Pardon? Neye dayanarak.
Sen bana bu kadını mı savunuyosun bana mı öyle geldi.
Salondaki tekli koltuğa oturdum. Karşımdaki büyük koltuğa geçtiğinde çekinmeden gözlerine baktım.
"Kahve i-"
"Hayır"
"Peki."
Aramızda derin bir sessizlik oldu. Hala gözlerine bakıyordum ve o bundan hiç rahatsız değil gibi yüzünde gülümseme vardı.
Aramızdaki sessizliği bozan o oldu.
"Biz seninle henüz tanışmadık sayılır. Sibel ben. "
Elini uzattığında gözlerimi eline indirdim. Ne bu şimdi? 'Rüya bende memnun oldum' dememi mi bekliyordu.
Elimi uzatmayınca geri çekti. Tekrar aramızdaki sessizliği bozdu.
"Benden nefret ediyorsun. "
"Bunu bilmem ne kadar hoş. "
"Amacım canını yakmak değil Rüya, izin ver anlatayım. "
Lütfen dinle Rüya.
"Sadece 5 dakikan var. "
"Annee!. "
Çok güzel.
İçeriye üstünde ayıcıklı pijamalarıyla ahmet Bey'in kızı girdi.
Bana uykulu ve çekingen gözlerle
bakıyordu.Koşarak annesinin kucağına çıktı.
Anlaşılan en son ki olaydan dolayı korkuyordu benden.
"Bu abla yine mi bağırıcak anne?. "
Annesine sorduğu soruyla başımı öne eğerek gülüşümü sakladım.
Neden gülüyordum.
Fazla mı tatlı konuştu o.
HAYIR RÜYA SUS.
"Hayır tatlım, abla babasını görmeye gelmiş."
"Babası mı?. Benim babam mı?. "
Annesinin lafını keserek susturdum.
"Hayır tatlım, o benim babamdı. "
Söylediğim şeyle gözleri dolmuştu.
Aptal bide kıskançlığın çıktı ilk dakikadan.
Annesi tekrar konuşucakken tekrar susturuldu.
Bu sefer ben değildim.
Demir kapı büyük bir gürültüyle açılarak içeriye eli silahlı 4 adam girdi. Anlık refleks ile Sibel'i ve kızını önüne geçerek arkama aldım. 2'si salona girdiğinde diğerleri odaları aradı.
Bi anda ağlamaya başlayan çocukla sibel ona sıkıca sarıldı.
"Sizi o it mi gönderdi?. "
"Kızı ve kadını ver. "
Arkama dönerek Sibel'in kızına daha çok sarılması için başımla işaret ettim.
Görmesini istemiyordum.
Sağ ayağımı kendime doğru çekip ayakkabımdaki bıçağı çıkardım.
"Alabiliyorsan gel."
Bir şey yapmasına fırsat vermeden elindeki silahı yere itip suratına dirseğimle vurdum. Diğerinin silahını ayağımla tekme atarak düşürdüğüm de küçük kızın çığlığını duydum. 1 saniyeliğine gözlerim ona kaydığında sol tarafıma yumruk indi.
Yüzüme mi vurdu o.
Bir kaç adım sendeleyerek arkamdaki masaya çarptım, masanın üstündeki Vazoyu düşücekken tuttum ve bana yumruk atan aptalın tam kulağına denk gelicek şekilde vurdum.
Bi dk ne, hiç bişey olmadı. Sendelemedi bile.
Biri arkamdan kollarımı birleştirirken diğeri karnıma vuruyordu.
İçerdeki adamlardan 2si de girip Sibel'i ve kızını almaya çalıştı. Sibel kızını vermemek için direnirken kızı ağlıyordu. Uzun boylu olan Sibel'i ittirdiğinde yere düşüp kafasını sehpaya çarptı.
Karnımdaki acıyı umursamadan seslenmeye çalıştım.
"Sibel!."
"Anne!. "
Hayır. Bayılmıştı.
Kızın bağırmasıyla yanındaki adam ona tokat
atmıştı. Korkudan susmuş, ağlamayı bırakmıştı.
Sürükleyerek dışarı götürürken, ona tokat atan adamın yüzünü iyice hafızama kazıdım.
Sibel'e baktığımda kan beynime sıçramıştı.
Artık karnımı hissetmiyordum, bana vurmayı bırakıp eğilerek yerdeki silahına uzandı, bunu fırsat bilip arkamdaki adamdan güç alarak iki ayağımla bana dönen adamın tam suratına vurdum.
Gene aynı ses.
Kırılma sesi.
Bunu umursamadan öne eğilerek beni tutan adamı yere düşürdüm , suratına vurduğum adamın silahını aldığımda diğeri anında elindeki silahı bana doğrulttu.
5 kurşun sesi yankılandı.
Biri kalbinde diğeri başında 2 delik açıldı
Yerde yüzünü tutarak acı içinde kıvrılan adama döndüm.
"Hayır... Lütfen yapma.... Lütfen. "
Acımadım. 2 kurşun;kalbine ve beynine.
Ölmüştü.
Dışardan çığlık sesi geldiğinde acımı görmezden gelerek bahçeye koştum.
Çok geçti.
Arabaya bindirilen küçük kız arkasını döndüğünde ela gözleriyle bana bakarak bağırdı.
"Abla!. "
Yetişemedim.
Ayaklarım olduğu yerde takılı kaldı. Aşağı eğildiğimde göğsümün sağ tarafımdan bacaklarıma doğru akan kanı gördüm.
Vurulmuştum.
Yer ayaklarımın altından kayarken duyduğum tek şey arabanın lastik sesiydi.
Onu gördüm bana koşarak geliyordu.
"Kızım!. "
Sonrası derin karanlık. Kafamı yere çarptığımda artık acı hissetmiyordum.
