İçeriğe geç

Yıkım

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Yıkım

Bölüm 5

Acı

4 gün sonra

"Daha ne kadar uyuyacak? "

"Merak etmeyin düşük doz verdim, birazdan uyanıcakdır. "

Duyduğum seslerle gözlerimi açmak istedim. hissettiğim derin acı buna engel oldu.

Bir el saçlarımı okşarken bedenimi uyku sardı, aklımda sadece duyduğum sözler vardı.

"Özür dilerim kızım, yetişemedim. Kurtaramadım seni. Affet beni Rüyam, affet babanı güzel kızım. "

......

"Oğlum ben acıktım ya, hadi yemek alalım. "

"Çüş Murat, az önce 12 lahmacunu yiyen sen değil miydin. "

"O benim her gün yediğim ara öğünlerden bi tanesiydi. Şimdi asıl yemeğimi yemem lazım."

"Yok yemek filan otur oturduğun yerde. "

"Hadi hadi, ben ısmarlıcam korkma. "

"Hey allahım yarabbim sen bana sabır ver. Otur şuraya delirtme adamı. "

"Hadi! Bekleyemem seni."

"Geliyorum allahın cezası geliyorum. "

Gözlerimi araladığımda beyaz tavanla bakıştım.

Aniden kendimi yataktan kaldırırken, göğsümdeki keskin acıyı hissettiğimde tekrar yatağa düştüm.

Yıldırım'ın yanına gelip bağırmasını duydum.

"Çağan! Doktoru çağır hemen. "

Hepsi etrafıma toğlandığında yüzlerini gördüm

Perişan haldelerdi.

Başak markete bile süslenerek çıkarken şuan bakımsızdı. Diğerlerinin gözleri kıpkırmızı saçları dağınık haldelerdi. Resmen kendilerinden geçmişler.

Az sonra doktor odaya girdiğinde arkasından diğerleri de geldi.

"Ben dedim dimi sana fazla alalım diye, bak uyanmış işte kız. "

"Allah rızası için sus. "

Doktor yanıma gelip beni muayene ederken ağrılarım yavaş yavaş geçiyordu.

"Şuanlık bir sorun yok, yaptığımız testler temiz, biliyosunuz ki ameliyat kolay değildi, bir süre daha yatması gerek. Hemşire birazdan gelip tekrar ağrı kesici vericek. 2 - 3 güne taburcu olabilir ama bu ayağa kalkabilir anlamına gelmiyor, iyice dinlenmesi ve sağlıklı beslenmesi gerek. Geçmiş olsun."

"Teşekkürler doktor bey."

Başak kafamın altındaki yastığı düzelttiğinde onları daha net görüyordum.

Yıldırım elimi tutarken Başak saçlarımı okşuyordu.

İçime kaçan sesimi bularak konuşmaya çalıştım.

"Su"

Çağan hemen yanımdaki bardaktan su verdi. İlk yudumda boğazımın yırtıldığını sandım.

Tekrar arkama yaslandığımda biraz daha iyi hissediyordum.

"İyi misin? " diye sordu Adem

Kafamı sallayarak onayladım. Boğazım o kadar çok ağrıyordu ki hala konuşamıyordum.

Yıldırım bana gülerek baktı.

Gülümsemek istedim ama fazla halsizdim,

bunu anlamış olucak ki beni uyardı.

"Kendini yorma, 4 gündür uyuyorsun. Ara sıra uyandın ama tekrar uyutmak zorunda kaldılar."

4 gündür. Koskoca 4 gün boyunca hastanedeydim, ve hala yaşıyordum.

Bi dk. Eğer ben 4 gündür burdaysam küçük kız hala onun elinde miydi?

Ya sibel, o nerdeydi.

Kapının açılmasıyla içeri o girdi.

Ahmet.

Herkes ona öldürücü bakışlar atarken ben boş gözlerle bakıyordum.

O ise bana gülümsüyordu.

"Uyandığını duyunca bakmak istedim. İyi misin.?

"İyiyim. "

Sesim o kadar kısık çıktı ki ben bile zor duydum.

Başak bi anda Ahmet'e dönerek bağırmaya başladı.

"Sen ne yüzle geliyorsun hala buraya. Özür mü diliceksin, yetmedi mi yaptıkların. Benim kardeşim senin karını kızını korumak için az kalsın ölüyordu. "

"Onun suçu yok. "

"Yapma Rüya bide bunu mu savunacaksın. Şu haline bakar mısın, az kalsın ölüyordun. "

"Kimseyi savunmuyorum oraya onunla konuşmak için ben gitmiştim. Onun bi suçu yok.Şimdi çıkarsanız konuşucam. "

Başak tekrar konuşacakken Adem susturdu.

"Bırakalım konuşsun. Hadi çıkalım beyler. "

Hepsini dışarı çıkarırken son kez bana bakıp gülümsedikten sonra kapıyı kapatıp çıktı.

Artık o ve ben kalmıştık.

Babam ve ben.

Gözlerine baktığımda beni izlediğini gördüm.

Uzatma rüya , hadi.

Gözlerimi kapatıp kendime geldikten sonra tekrar ona döndüm.

"Özür dilerim,benim suçum. Koruyamadım. "

"Hayır Rüya, senin suçun değil. Sen direndin, bırakıp gidebilirdin ama sen kalıp direnmeyi seçtin. "

Gözlerine bi kaç saniyeliğine baktım.

"Bir kadını ve kız çocuğunu bırakıp gitmek bana göre değil, ama yine de kızını koruabilirdim.başına kötü bişey gelebilir, Alpay'ın ne yapıcağını bilmiyorum. Onu tanımıyorum. "

"Hiçbir şey yapmaz merak etme. "

"Nerden biliyorsun? "

Bir kaç saniye durduğunda cevap verdi.

"Unuttun mu o benim bir zamanlar en yakın arkadaşımın oğluydu, o bir çocuğa zarar vermez. "

Nasıl bu kadar emin konuşuyordu.

Alpay ile eskiden çok yakındık ama artık büyümüştük ve onu görmeyeli 12 sene olmuştu , nasıl biri olduğunu bilmiyordum.

"Korktum."

"Ne? "

"Seni bi an kaybedicem diye çok korktum. "

"Sen beni yıllar önce kaybettin zaten. O yüzden korkma."

"Özür dilerim. "

"Özür dilemek hiçbir şeyi düzeltmez Ahmet bey, boşuna kendinizi yormayın. Bensiz nasıl yaşadıysanız öyle yaşamaya devam et...karınla ve kızınla."

Derin bir iç çektikten sonra tekrar konuştu.

"O nasıl... Annen? "

Cevap vermedim. Oda bi daha sormadı, bunu bilmeye hakkı yoktu. Yıllar sonra gelip de annemi soramazdı.

Başımı diğer tarafa çevirip gözlerimi kapattım, uyku bedenimi sararken beni izleyen bir çift siyah gözü görmezden geldim.

Onun karşısında eski küçük kız çocuğu yoktu, ben artık bir kadındım. Kendi ayaklarının üstünde duran bir kadındım.

Kimseye ihtiyacım yoktu, buralara tek geldim ve tek devam edicektim.

Her zaman yalnızdım, her zaman yalnız kalıcaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.