İçeriğe geç

Yıkım

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Yıkım

Bölüm 2

Ölüm

Çok bişey istemedim şu hayattan.Biraz sevgi, biraz merhamet istedim. Ama çok gördüler, mutlu olmak istedim, yüzüme bakmadılar. Ne zaman bir şey sevsem elimden aldılar. Bana nefes alan hiçbir şeyi sevme hakkı vermediler.

İncir Reçeli misali.

Zaten bende hiçbir şeyi sevmedim, sevemedim.

Babam vardı. Sevsin istedim, saçlarımı okşasın dizinde yatırıp saatlerce masal anlatsın istedim.

Bazı şeyler isteyince olmuyomuş, büyüdükçe öğrendim. Ben büyüdükçe çok şey öğrendim.

Büyüdükçe canım yandı. Küçük kalmak istedim, ama imkansızdı.

Küçükken pembe masallarla hayallerimizi süslerlerdi oysaki, hepsi yalan. Kimse pembe hayallerle yaşamıyodu. O pembe hayaller hiç var olmamış bi yalandı.

Evet.

Kandırıldık.

Herşey koskoca bi yalan.

4 gün sonra

Elimde yaktığım 13.sigara, kırık dökük gecekondu'nun öndünde motoruma yaslanmış duruyodum öylece.

Babamı bulmuştum.

Onu bulmam 4 günümü almıştı. Kendi yöntemlerimle bulmuştum. Kimseyi bu işe bulaştıramazdım.

Birazdan gözlerimle görücektim, ama hala inanmıyordum. O ölmüştü. Annem onun mezarında saatlerce ağlamıştı.Annem onun yüzünden beni unutmuştu. Ben onun yüzünden hayallerimden vazgeçmiştim.

O yaşıyordu. 22 yıldır ölen bendim.

Son bi duman alıp sigarayı yere attım.

Botumdan çıkardığım bıcağı koluma gizledim. İçerde neyle karşılaşıcağımı bilmiyordum.

Yavaş adımlarla pencereye ilerledim, içerisi karanlıktı. Sadece yere serili yatak ve yastık vardı. Kapıya doğru eğilip dinlemeye çalıştım. Az çok ses geliyordu, birileri vardı.

Bıçağı iyice gizleyip elimi kapının tokmağına uzattım. Son bir kararla sertçe çaldım kapıyı.

İçerideki bütün ses bi anda kesildi. Kapının deliğinden bana bakıldığını anladım.

"Kimsin?. "

Hadi rüya.

"Rüya-"

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.

"Rüya Arslan. "

Sessizlik.

Uzun bir bekleyişin ardından kapı ağzına kadar açıldı. Karşımda 45 'lerinde bi kadın vardı. Saçları beline kadar geliyordu, gözleri ela'ydı. İncecik bedenini siyah uzun bir elbise sarıyordu. Gözlerine baktığımda bana şefkatle gülümsediğini gördüm.

Tam ağzımı açıcakken küçük bir kız çocuğu bağırarak kapıya geldi.

"Anne!. Babam benimle oynamıyo. "

Beni görünce sorar gözlerle baktı. Kadının kızıydı, gözlerinden anladım. İkisininde gözleri ela'ydı. Annesine çok benziyordu.

Yanlış ev.

"Kusura bakmayın, yanlış geldim galiba. Rahatsızlık verdiğim için özür dilerim, iyi geceler. "

Arkamı dönüp gidicekken beni durdurdu.

"Doğru geldin. "

"Efendim?. "

"Doğru geldin, içeri gel hadi. "

Hayır.

Evet.

"Yanlış geldim hanımefendi. Birini arıyodum ama burda değil. "

"İçerde rüya, geç hadi. "

Anlamsız gözlerle bakarken ayaklarım beni içeri sürükledi. Kapının sağındaki oturma odasına doğru ilerlediğimde, içimde fazla kötü bi his vardı. Sanki kalbim sıkışıyordu.

Kapının eşiğinden geçtiğimde tekli koltukta elleri şakaklarında oturan bi adam vardı.Küçük kız koşarak koltukta oturan adamın yanına ilişti.

"Baba,bu abla birini arıyomuş yardım edelim mi?."

Kızının sorduğu soruyla başını kaldırıp benimle göz göze geldi.

Zaman durmuştu.

Baba.

İkimizinde gözleri birbirine kilitlenmişti.

Burdaydı.

Karşımdaydı.

Yaşıyordu.

Babam yaşıyordu. 13 senedir öldü diye bildiğim babam karşımdaydı. Uğruna hayallerimden vazgeçtiğim adam burdaydı. Bana bakıyordu. Yanında kızı vardı.

Yanında kızı vardı.

Gözlerini ayırmadan ayağa kalktı.

Beni tanıyordu. Nasıl unutabilirdi ki, unutamazdı.

"Sen-"

Elimi kaldırıp susturdum. Saçmalıklarını dinlemicektim. Hiçbir şeyi idrâk edemiyordum şuan.

"Ben hiç bişey görmedim. "

Yüzüne bakmadan hızla kapıdan çıktım. Burdan gitmek istiyordum. Annemin yanına gitmek istiyordum.

Arkamdan bağırdığını duydum ama dönüp bakmadım, bakmıyacaktım.

"Rüya!...Kızım!."

Olduğum yerde durdum.

Kızım.

Arkamı dönüp gözlerine baktım. Daha fazla dayanamıcaktım.

"Lütfen gitme... Bekle, konuşalım... "

"Ne konuşucaz?. Nasıl öldüğünü mü anlatıcaksın. Yoksa bize nasıl yalan söyleyip kızınla ve karınla yaşadıklarını mı?. Hangisi?. "

"Hiçbirşey bilmiyosun rüya. "

Kapının eşiğinde bizi izleyen karısına ve kızına baktım. Gözlerini ayırmadan beni izliyolardı.

Ağzımdan küçük bi kahkaha koptu.

"Ben herşeyi biliyorum. Hiçbirşey bilmeyen sensin. Annem ne halde bilmiyorsun, ben ne haldeyim bilmiyorsun. Senin hiç bişey bildiğin yok!. "

Kendimi kontrol edemiyodum sesim fazla çıkıyordu.

" 13 yıl oldu lan! Bunun içinmi gittin,

bunun için mi terk ettin bizi. Bunun içinmi bıraktın beni?. "

"Lütfen içeri gel konuşalım, bak burası tehlikeli olabilir. "

Bana doğru adım atıcakken durdurdum.

"Naptım sana?. 9 yaşındaydım, ne zararım vardı sana... ?.Ne suç işledim de bırakıp gittin beni. Lan ben senin mezarının başında baba diye ağlarken çocuktum lan!. Çocuktum ben.

Annemi teselli ederken 9 yaşındaydım. Annem hastalandığında ona bakarken ben çocuktum. Çocuktum ben!. Naptım sana?."

Artık sadece gözlerime bakıyodu. Diyecek bir şeyi yoktu. Olamazdı zaten. Biraz daha kalırsam birine bişey olucaktı.

Gözlerine bakmadan motoruma bindim, arkamdan koşmasına aldırmadan son gaz uzaklaştım. Nereye gittiğimi ben bile bilmiyordum. Sadece gitmek istiyordum.

Hiçbir şeye anlam veremiyordum. Sanki herşey 10 saniye içinde olup bitti.

Nefretim dinmedi, içimde hala yanıp tutuşan alevler vardı.

Gitmişti. Kendine yeni aile kurmak için gitmişti.

Bende onun kızıydım, beni neden bırakmıştı.

Bizi mahvetmişti.

Gaza daha çok bastım, daha çok hızlandım.

"Hayır rüya. Sakin ol rüya, kendine hakim olmak zorundasın rüya. Yapma rüya, annen için. "

Annem için

Telefonumun çaldığını duyunca yavaşlayıp kenara çektim.

Arayan Adem'di, acil bişey olmalıydı yoksa beni asla aramazdı.

Telefonu açıp kulağıma götürdüm.

"Buraya gelmen gerek. Ortalık fena karıştı. "

Bölüm sonu

10 yorum