İçeriğe geç

Yıkım

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Yıkım

Bölüm 1

Hatırla

"Rüya"

Arkamdan gelen sesle gözlerimi açıp kafamı enver amcaya çevirdim. Evet enver amcaydı burda beni herkez tanırdı ama sorun çıkardığım için kimse konuşmazdı. Enver amcadan başka.

"Çiçekleri verde kimseye görünmeden git hadi. "

"Görselerde bişey değişmez, annemi görmeye geldim onların muşmula suratını değil. "

"Olsun rüya kızım buraya girdiğini doktor bey görürse vallahi canımı okur. "

Elimdeki çiçekleri verirken gözlerimi devirdim. Sevgili doktor bey benden hiç haz etmezdi.

Duygularımız karşılıklı. Ama taş gibi.

Kes sesini iç ses.

Belki görürüm umuduyla Kafamı bahçe kapısına doğru uzattım.

"Boşuna bakma, odasında. Her zamanki gibi huysuzluğu tuttu."

"Evrende ne kadar ilaç varsa verirlerse böyle olur. Güya doktorlar bi cacık bildikleri yok. "

"Hadi git artık, bırazdan odasına çıkıcam veririm ben. "

"Bişey olursa ara beni enver amca. Annem sana emanet. "

Yüzüme büyük bi gülümsemeyle baktı karşılık verip arkamı dönerek kapıdan çıktım. Enver amcayı 8 yıldır tanıyordum ve gerçekten seviyordum. Evlenmişti ama çocuğu olmadığı için karısı terk etmiş, zaten başkasını da sevememiş ondan sonra. Beni öz kızı gibi görüyordu.

Merdivenlerden inerken binanın 2. Katındaki yansıma gözüme çarptı.

Annen.

Annem.

6 ay olmuştu. 6 ay boyunca bana yüzünü göstermediler. Beni görmesi ona iyi gelmiyormuş. Öyle diyorlar.

Haklıydılar. Eğer iyileşicekse beni görmemesi lazımdı. Buna katlanamazdım ama zorundaydım.

Arkamı hastaneye dönerek motoruma ilerledim. Anlık bi kararla durdum.

Hayır.

Evet.

Hay

İç sesime kulak asmadım. Sabırlı bi insandım

Ama şuan sabrımı kontrol edemezdim.

Hızlı adımlarla binaya doğru ilerledim.

Koridordan geçemezdim doktor beni görebilirdi. Sadece doktor değil diğerleri görürse de sıkıntı olurdu.Arka bahçedeki yangın merdivenlerine doğru koştum.

Hızlı olmalıydım 4'de ilaç saatiydi. Ve 4'de 20 dk vardı.

2.kattaki koridorda kimse yoktu.

Mükemmel.

Ettafı iyice kontrol ettikten sonra 7.odaya doğru yavaşça ilerledim. Burdaki hastalar nasıl bişeyse en ufak seste kapıya çıkıyolardı.

Huzur evi değil ki burası mübarek.

Uyuyor olmasını umarak kapıyı yavaşça açarak kafamı içeri uzattım.

Uyuyordu.

Sessiz olmaya özen göstererek baş ucundaki sandalyeye oturdum.

Saçlarına ak düşmüştü.

Gözlerinin altı morarmıştı.

Dudakları kurumuş.

Zayıflamıştı.

"Annem."

"Güzel annem. "

Ellerimi saçlarında gezdirip özlemimi gidermeye çalışıyodum ama olmuyodu.

Yetmiyordu.

Sarılmak istiyordum. Küçük çocuklar gibi yanında uyumak istiyordum. Ama değil yanında uyumak zar zor dokunuyordum.

Eğilip saçlarını kokladım. Gözyaşlarıma hakim olamıyordum.

"Anne... Güzel annem, sana en sevdiğin çiçekleri getirdim anne."

Mor menekşe.

"Babam sana her gün alırdı anne. Hatırlıyosun dimi.? Sahi doğru, sen bi tek beni hatırlamıyosun annem.... Neden.... Ben senin kızınım anne, ama senin hatıralarında ölüyüm.

Lütfen... Lütfen hatırla beni anne. Nolur anne...

Ben kahroluyorum, ben her gün ölüyorum annem. Kızın her gün ölüyo anne... "

10 yıl olmuştu. Annemin hatıralarında öleli tam 10 yıl olmuştu. Alzheimer...

Beni ondan alan hastalık alzheimer'dı. O kadar saçma sapan şeyler varken beni unutmuştu.

Babam varken bizi unutmuştu.

Bitmek bilmeyen gözyaşlarımı silip ayağa kalktım. Artık gitmem gerekiyodu.

Buraya gelmen hataydı.

Haklıydı gelmemeliydim. Bu duygu seline alışık değildim. Ayakta durmak zorundaydım, diğerleri gibi değildim. Bunu bende çok iyi biliyordum. Yorulunca yaslanıcak bi limanım yoktu benim, ağlayınca başımı yaslıcak bi omuz olmamıştı hiçbir zaman. Ben hep tekdim. Tek başına hayatta kalmaya çalışan bi kız çocuğuydum.

Geldiğim yerden çıkarken kafamdaki düşüncelerden kurtulmaya çalışıyordum.Annemi orda bırakmak çok kötü koyuyordu.Elimde olsa yanıma alırdım, daha önce denemiştim zaten ve sonucu 6 ay görememek olmuştu. Bazen duygularım bedenimi kontrol ediyordu. Buna engel olamıyordum.

Motorumun yanına ilerlediğimde kendime anca gelmiştim. Arkamdaki siyah Mercedes'i farketmemenin imkanı yoktu. Görmezden gelerek son gaz restorana sürdüm. Evet bi restoranım vardı.

Rüya Evi

Fakat mesleğimden dolayı fazla ilgilenemiyodum. Lisede gastronomi okumuştum 2 yılda kendimi geliştirip restoran açtım.

Evet başak'ın zoruyla.

Herneyse ne işte sus sen.

7 yaşından beri yakın dövüş eğitimi alıyordum.

Babam eğitmişti

Sırf ona benzemek için bu işi yapıyordum. Küçüklük hayali işte. Elimde olsa bırakırdım ama çok geçti, büyüdükçe işin içine iyice girmiştim.

Evet o kadar içine girdin ki 4 yıl önce kafes dövüşüne başlayıp adını herkeze duyurdun. Afferim.

İç sesim bugün baya modundaydı. Anlaşıldı.

Aslında annemden uzak kalmak işime geliyodu. Yaptığım iş tehlikeliydi, düşmanlarım vardı,ama kimliğimi bilmiyolardı çok şükür. Buna hep özen göstermişimdir.

Bi terslik vardı.

Evet aptal takip ediliyorsun.

Arkamdaki mercedes 20 dakikadır takip ediyodu, eminim.

Kesin o salak cengizdir. İntikam almak için geri döndü dedim sana dövme diye.

Allah kitap aşkına sus.

Cengizi komalık ettikten sonra gururu izin vermezdi karşıma çıkmaya.

Kavşaktan sağa döndüğümde takip edildiğim kesinleşti.Altımda bu motor varken bana yetişmeleri imkansızdı ama kim olduklarını kimseye zarar vermeden öğrenmem lazımdı. Maçlarda hep maske takardım kimse kimliğimi bilmezdi bu beni tanıyan biriydi. Ve kesinlikle konunun kişisel hayatımla ilgisi vardı, Öğrenelim bakalım.

Tekrar sağa dönücekken önümü kırmızı bir kamyon kesti.

Sıçtık.

Hayır sıçmadık bakalım kimmiş.

Arabadan silahlı 3 kişi indi. Birinin elinde siyah bez vardı.

Çok güzel silahını almadın dimi.

Ben silah kullanmıyorum sus.

"Kimsin"

"Bizimle geliceksin. "

"Ama bak emir kipini atalım ordan lütfen. Nerede bu insanlık, nerede bu saygı"

İkisi bana doğru geldiğinde yerimden kıpırdamadım, kendi ayaklarıyla dayak yemeye geliyolardı.

Anlaşıldı ikisi birden saldırıcaktı.

Biri yumruğunu yüzüme sallarken diğeri saçlarıma yapıştı.

Yüzüme kimse dokunamazdı.

Yüzüme gelen yumruktan arkaya giderek kurtuldum. Ayağımla suratına tam 12 den vurdum.

Burnu kırıldı galiba.

Sol ayağımdaki botu elime yaklaştırıp içindeki bıçağımı aldım. Saçlarımı tutan eli tam bileğinden derin bir kesik attım. Bu ona yeterdi.

Arkanda.

Ne.

Enseme inen darbeyle gözlerim karardı tek hatırladığım şey acı dolu çığlıklar ve kandı.

2 saat sonra

Kafamdan aşağı buz hibi suyun dökülmesiyle büyük bi sarsıntı içinde gözlerimi açtım ,

Kafam.

Kafamı sallayıp ayılmaya çalıştım. Etrafa baktığımda buranın depo olduğunu gördüm.

Öldürücekler.

Ölmemişsin iç ses.

Ama öldürücekler.

Biraz daha senle yaşamaya devam edersem ölücem.

Geber iç ses.

"Ooo uykucumuz uyanmış sonunda. "

Karşımdaki adama baktığımda beni izlediğini gördüm. Sandalyede oturmuş dümdüz bana bakıyordu.

Sarı açları yeşil gözleriyle fazla uyumluydu.

Sarışınlardam nefret ederdim.

Kendi adına konuş tatlım.

Boyu nerdeyse 1.90 dı, fazla incelemek istemediğimden boş gözlerle suratına baktım.

"Kimsin?"

"Eski bi dost diyelim rüyacım. "

Tanımıyordum.

"Tekrarlamayı sevmem. Kimsin?. "

"Ama sen tahmin ettiğimden daha sinirlisin. Yabancı değilim ben rüya, babanın eski bi dostuyum. "

Hass...

"Benim babam yok. Öldü. Şimdi ellerimi çöz de seni kara listeme eklemiyim. "

"Anlaşıldı çocuk gibi uğraşıcaz seninle. "

Kafasıyla yanımdaki farketmediğim korumaya emir verdi.

Ellerimi arkadan bağlamıştı aptal.

Ellerimi çözünce hemen ayağa kalktım tam ağzımı açıcaktım ki önümdeki masaya bir kaç fotoğraf fırlattı.

Kafamı eğilip fotoğraflara bakınca dilim tutuldu.

Babam.

Hayır.

Sahteydi bunlar. Gerçek olamazdı benim babam 9 yaşımda öldürüldü.

"Baban yaşıyo ve sen onu bana getiriceksin. Yoksa sevda hanımın başı birazcık ağrır rüyacığım. "

Annemin adını duymamla belindeki silahı tek hamlede alıp kafasına doğrultmam bir oldu.

Korumaların hepsi silah çekicekken eliyle durdurdu onları.

"Annemin adını ağzına alırsan beynini uçururum. Babam olucak şerefsiz 9 yaşımda öldürüldü. Senin ağzından çıkıcak saçma sapan şeylere inanıcak değilim."

"Tarihlerine bak rüya eğer inanmazsan en yakın arkadaşın çağana göster. Hacker dı dimi?. "

Seni çok iyi tanıyo galiba.

Silahı indirmeden fotoğraflara eğildim elime alıp hepsini inceledim.

12 fotoğraf

13Nisan.

8 Mart.

22 Mart.

17 Temmuz.

Hepsi gerçekti.

"Şimdi rüya.Beni iyi dinle, baban çok zeki biri, takip edildiğini anladı ve izini kaybettirdi. Onu bana sen bulucaksın. Sana 3 gün veriyorum. Bana babanı bul. Yoksa sevgili anneciğin çok üzülür."

Hiçbişeyi algılamama izin vermeden korumalardan biri silahla enseme vurdu. Son bi güçle seslenmeye çalıştım.

"Kimsin sen?. "

"Alpay önder. Adımı daha sık duyucaksın Rüya. "

Yarım yamalak duyduğum sözlerle gözlerim karardı. Bilincim kapanırken aklımda tek bişey vardı.

Babam yaşıyordu.

Bölüm sonu

37 yorum