Yine okuldaydım. Aynı şeyler, dersler, falan. Her zamanki gibi kütüphaneye gittim. Sonra arkamda bir el gördüm. Yine Ece. Şu kız benden vazgeçmemiş miydi?
"Selam. Bana kırgın olduğunu biliyorum. Ama şu 2-3 hafta önceki konuyu bir kenara bıraksak?"
"Her zaman yaşadığım durumlar diyelim. Ama sonradan da bana ön yargıyla bakmayacağına nasıl emin olacağım ha?"
"Lütfen o laflarımı unut. Gel bizim gruba katıl. Hem eğlenirsin, hem de bayadır seni yalnız görüyorum. En azından sosyalleşirsin."
Biraz düşündüm. Aslında biraz daha yalnız kalırsam kafayı yiyeceğim. Ama bu dengesiz kızla nasıl anlaşacağım bilmiyorum. Şansımı denemek istedim içten içe.
"Yani, olabilir aslında. İlk kez arkadaşım olacak çünkü."
"Ee, tamam! Israr etme işte. Hadi gel! Seni diğer arkadaşlarımla tanıştırayım."
Biraz zorla ama merakla yanlarına gittim. Grubumuz dediği arkadaşları da 1-2 tane. Az değil, bu gibi tiplerin genellikle baya arkadaşı olur diye biliyordum. Garip.
Uzaktan tanıtmaya başlamıştı bile Ece:
"Bak Elena, şu sarı saçlı Selin. Diğeri de birkaç hafta önce -yani ilk gün- karşılaştığın Melda."
Hepsiyle tanışmak zorunda kaldım. Ama sanki içlerinde gizli saklı bir şey var. Anlayamadığım şeyler.