Okula çoktan varmıştım. Kocaman bahçesi vardı ama binası çok küçüktü.
Bayrak töreninden sonra kendi sınıfımıza çıktık. Önceden hangi şube olduğu haber verilmişti. Benimki "A" şubesiydi. Yani sınıfım 5-A. Önceden C sınıfındaydık.
Sınıfımız güzeldi, yani yurt odaları gibi kötü değildi en azından. Üzerinde kırmızı kalem izi kalmış tahtamız, birkaçı kırık olan ve boyumuzun zor yetiştiği askılıklar, kalp, yıldız, kopya, imzalarla dolu sıralar ve panolardaki bir önceki sınıftan kalan bir kaç fotoğraf.
Melis'in defalarca insanlarla iletişim kur demesine rağmen gidip en arka sıraya oturdum. Ne yapayım? Benim karakterim böyle, asla değiştiremem.
Biraz etrafı incelerken yanıma bir kız geldi. Zengin olmalı, çünkü çantası ve kolyesi pahalı bir marka olduğu kesin. Ayrıca en az 10 kat sıktığı parfümün kokusu herkesi etkilemiş gibi duruyor. Çünkü insanlar hafif hayranlık ve iğrenmeyle bakıyor ona.
"Selam! Tanışsak mı?"
İtici bir sesi var ama bu umrumda değil. Bana mama bekleyen kedi misali bakıyor. Yarı utançla cevap veriyorum:
"Olur. Ben Elena"
"Ne kadar etkileyici bir ismin var. Ben de Ece. Yanına oturuyorum izninle."
Tam o sırada somurtan bir kız geliyor. Kıskanç bir ifadesi var.
"Kanka? Sadece 3 ay görüşmedik, bakıyorum satmışsın hemen."
"Üff... 1 yıl seninle oturdum zaten. Bu sefer de sal beni ya!"
"Neyse, umrumda değil."
"Gidebilirsin tatlım."
Bu neydi şimdi? Ne kadar gereksiz bir konuşma. Ama bahse girerim o kız beni kıskandı. Ya da ben mi öyle düşündüm?
"Eski arkadaşım, kusuruna bakma Elo"
Bu kız Melis'in boyut değiştirmiş hali mi? Şu "Elo" lakabı kimsenin dilinden çıkmıyor.
Boş muhabbetlerden biraz sonra öğretmen sınıfa geldi. Bu kadar rahatladığımı hissetmemiştim!
"Herkes sessiz olsun. Ben Fen Bilimleri öğretmeniniz Ela. Evliyim. Alyansıma bakabilirsiniz! Her neyse, kendinizi tanıtmak zorunda değilsiniz. Bu ders boş bırakıyorum. Zaten 2 dersimiz var."
Hayatımda bu kadar egolu bir öğretmen görmemiştim! Çok garip. Ama eğlenceliye benziyor.
Kitabımı aldığımda yandaki Ece isimli eleman tarafından sorgulanmaya başladım:
"Aa ne okuyorsun? Eğer sıkıntıdan okuyorsak birlikte oynayabiliriz."
"Şey, okumam sıkıntıdan değil. O yüzden kitabımı tercih ediyorum"
"Hımm, iyi öyle olsun." Kitaba beğenmeyerek ve ön yargıyla baktığına yemin edebilirim. Böyle bir kitap düşmanıyla nasıl otururum? En azından arkadaşım oldu ama bu kız da bir acayip.