Bugün okulun ilk günü. Şahsen ben hiç heyecanlı değilim. İtiraf edeyim diğer çocuklar öyle mutlu ve heyecanlı ki kıskanıyorum. Çünkü onlar kardeşleriyle birlikte kalıyordu yurtta. Benim gibi tek çocuk değillerdi!
Çantamı hazırlamaya başlıyorum. Daha yarım saat civarı zamanım var. Eski ve yıpranmış kalem kutumu, defterlerimi koyuyorum. Ayrıca okuma kitabımı da unutmuyorum.
Melis bizi kahvaltıya çağırdığında açlıktan ölen çocuklar resmen oraya ışınlandı. Melis benim sıkkın olduğumu görünce:
"Ne oldu kız, yine arkadaş meselesi mi?" Diye sordu bana.
"Yok ya, sadece diğerleri nasıl bu kadar heyecanlı onu merak ediyorum."
"Boşu boşuna böylesin. Bak, beni dinle. Bana bir söz ver."
Genelde böyle dediğinde sinirim bozuluyor çünkü söz vermekten nefret ediyorum.
"Okula gidince ilk olarak herkesin suratına gülümseyerek bakacaksın. Sonra kendince masum görünen kişiler bulacaksın. Yeterince samimi ve sıcak davran, ve herkes seni sevecek!"
"Cidden mi?"
"Kızım sen bana güven. Şimdi söz ver!"
"Tamam. Söz veriyorum öyle yapacağım."
Son 10 dakika kala herkes okula gitmeye başladı. Melis'i öperek el salladım ve oradan ayrıldım. Melis'in dediklerinden sonra biraz olsun mutlu olmuştum.