İlkokula başladığım zamanlarda herkes benden uzak duruyordu. Çünkü ailesi olmayan çocukların vahşi olabileceklerini düşünüyorlardı -sanırım-. Ben de onlara pek meraklıyım ya!
Şuan da olduğu gibi o zaman da arkadaşım yoktu. 1 ay sonra ortaokula başlayacağım. Belki o zaman arkadaşım olur ama pek emin değilim. Hep böyle kararsızımdır. 1 ay sonra arkadaşlarım olursa bu kararsızlığımın sona ereceğine söz vereceğim.
"Ne düşünüyorsun yine Eloş?"
Melis hep böyle der. Elena yerine Eloş, Elo, Ela gibi bir sürü takma ad uydurur bana. Madem kendim isim koyuyorsun, takma adımı da ben uydurayım!
"Ortaokula başlayacağım ya, acaba bu sefer arkadaşım olacak mı diye düşünüyorum Melis." Diye cevap verdim.
Yanıma gelip oturdu, içini çekti. Acınası bir durumda olduğumu düşünerek yanıt verdi:
"Bak Elena." Genelde Elena dedikten sonra -yani takma ismim ile seslenmeyince- ciddi bir şey demeye koyulur hep. "Arkadaşının olmamasına üzüldüğünü anlıyorum. Ama biraz da sen mi denesen?"
"Neyi deniyim Melis, bana olan düşüncelerini tahmin edebiliyorsun, biliyorum!" Diye bastım cevabı.
"Ya kızım bak, hep yalnız dolaşırsan tabikide senden korkarlar. Ama samimi davranmaya çalışsan mesela, daha iyi olmaz mı? Yani, ne bileyim, hep mutlu olmaya çalış. Bu kadar soğukkanlı olmak zorunda değilsin!"
Bana "soğukkanlı" dediği için biraz da olsa mutlu oldum. Sonra dediklerini uygulamaya söz verdim ve yazmak istediğim kitabı düşündüm. Ama uyuyakalmışım! Konunun bu kadar sıkıcı olduğunu düşünmemiştim. Bir fantastik kitabı mı yazsam, ya da polisiye?
En sonunda kitap okumaya karar verdim. Yazmak yerine okuyayım daha iyidir.