"Şu tatlı surata bak! Adı ne olsa, hımm- Elena? Evet, bu isim sana çok yakışacak küçük Elena!"
"Ona bu kadar ilgi göstermeyi bırak."
"Ama, daha çok küçük. İlgiye ihtiyacı var!"
"İşine dön Melis, boş yapma."
Yetimhaneye ilk geldiğimde Melis bu adı koymuş bana. Aslında adımı seviyorum, ama acaba ailem beni terk etmeseydi adımı ne koyarlardı çok merak ediyorum.
Yine de Melis'i çok seviyorum çünkü hep benimle ilgileniyor ve bana eskiden burada olan olayları anlatıyor.
Yurtta hiç arkadaşım yok. Ya da, ben kimseyle arkadaş olmak istemiyorum. Çünkü hepsi çok şımarık ve durmadan oyuncaklarla oynuyorlar. Çok sıkıcı! Sadece 11 yaşındayım ve oyuncakların zaman kaybı olduğunu anlayabiliyorum.
Melis eskiden -yani yaklaşık 6-7 yaşımdayken- bana okumayı sevdirmeye başlamıştı. Neredeyse her gün bir çocuk kitabı bitiriyordum. Bu yüzden yaşıtlarımdan daha zeki olduğumu söyler hep.
Ona abla dememi istemiyor. Ben gıcıklık olsun diye abla dediğimde hep kendini yaşlı hissettiğini söylüyor. Çok mantıksız! Ona sadece arkadaş gibi davranmamı istiyor. Ama böylesi daha eğlenceli, çünkü ona "Melis Hanım" bile dememi isteyebilirdi!