Bugün hasta olduğum için okula gitmedim. Melis olsaydı bana daha iyi bakardı. Neyse, benimle ilgilenen diğer kadınlara da razıyım. Demir'i düşündüm. Kesin ben olmadığım için yalnız bir şekilde oturuyordur. Ya da kendine çoktan arkadaş bulmuştur.
Okumadığım son 1 kitap kalmıştı. Sıkıntıdan o kitabı da okuyup bitirdim. Çünkü yüz yirmi sayfa civarındaydı. Sıkılmış bir şekilde bekledim. Boş duvara bakıyordum. Sonra dışarı çıktım. Bahçede oturuyordum. Oyun oynayan çocuklara baktım. Bahçe doluydu çünkü okul çıkış saatinden sadece biraz zaman geçmişti.
Beklenmedik bir anda Demir'i gördüm. Yorgun bir şekilde eve gidiyordu. Yurdun giriş kapısına geldim.
"Demir! Baksana!"
Beni gördü. Kapıya geldi.
"Elena! Okula neden gelmedin? Bir şey oldu zannettim!"
Ne? İlk kez biri benim için endişelenmişti. Dünya tersine dönüyor da benim mi haberim yok? Ama çok mutlu olmuştum. Çünkü buranın yerini öğrenmişti ve artık görüşebilirdik. Yalnız değilim. Bir arkadaşa sahibim.
"Keşke önce bir "Merhaba" deseydin!"
"Pardon. Bu arada hasta mısın? Sanki yorgun gibisin ve uykulu."
"Evet. Zaten hasta olduğum için gelmedim okula. Sabahtan beri kitap okuyorum, sıkıntıdan. Artık buraya gelirsin öyleyse, değil mi? Çünkü çok sıkıcı oluyor ve şu ana kadar kimseyle konuşmadım."
"Tabii ki de gelirim. Ben de sıkılmamış olurum. Yarın okula gelecek misin?"
"Gelirim. Normalde olsa gitmem ama sen olduğun için geleceğim."
"Teşekkürler, benim gitmem gerekiyor. Çünkü babam gelmediğimi görürse... Neyse. Yarın görüşürüz!"
"Tamam, bay bay."
Umarım Demir de Eceler gibi değildir. Çünkü bir şekilde beni güldürmeyi başarabiliyor ve anlayabiliyor.