İçeriğe geç

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 9

Beden eğitimi

Alia birkaç gün içinde fark etti ki, bazı şeyler yüksek sesle değişmiyordu. Kimse gelip “Bugünden sonra kendini daha kötü hissedeceksin” demiyordu. Bu iş daha sinsi ilerliyordu. Sabah aynaya bakış süresi uzuyordu, yemekler daha sık “istemiyorum”a dönüşüyordu, okulda gülen insanların sesi biraz daha uzaktan geliyordu. Sanki herkes aynı dünyada yaşıyordu ama Alia biraz camın arkasına alınmış gibiydi; dokunamıyor, karışamıyor, sadece izliyordu.

O sabah beden eğitimi dersi vardı. Alia formayı giyerken eteğinin belini biraz daha yukarı çekti, sonra hemen bıraktı. Neden yaptığını bile anlamadı. Sadece “doğru görünmüyor” hissi vardı. Bu his artık mantık gerektirmiyordu. Sorgulanmıyordu da. Direkt karar veriyordu.

Okul bahçesinde öğretmen düdüğü çaldığında herkes sıraya dizildi. Isınma koşusu başlıyordu. Alia en arkada kalmayı artık bilinçli bir tercih gibi yapıyordu. Eskiden fark etmezdi. Şimdi her şeyin bir “konumu” vardı. Kim önde, kim arkada, kim hızlı, kim yavaş… Sanki hayat beden dersinden ibaretti ve herkes sürekli puanlanıyordu.

Koşu başladığında nefesinin çabuk yorulduğunu fark etti. Aslında çok da yorulmamıştı. Ama zihni zaten yorulmaya hazırdı. Birkaç öğrenci yanından geçerken biri yüksek sesle güldü.

"Bugün daha da yavaş sanki."

Diğeri cevap verdi.

"Alış artık."

Alia duymamış gibi yaptı. Çünkü duymamak, duymaktan daha az acı veriyordu. Ama bedenin öyle çalışmıyordu. Kalp hızlanıyor, nefes daralıyor, adımlar ağırlaşıyordu. Sanki vücudu bile onunla tartışmaya başlamıştı.

Ders bitince soyunma odasına gitti. Aynanın karşısında kalabalık vardı. Herkes kendi halindeydi ama Alia kendini sanki herkesin görüş alanının merkezindeymiş gibi hissediyordu. Bir kız saçını toplarken diğerine döndü.

"Senin kolların çok ince ya."

Sonra bakışları kaydı.

"Alia…"

Sanki isim sadece çağırmak için değil, incelemek için de söylenmişti.

"Sen biraz kilo vermeye mi başladın yoksa tam tersi mi?"

Kızlar güldü.

Alia cevap vermedi. Çünkü cevap verirsen gerçek oluyordu. Ve o an tek istediği şey gerçek olmamaktı.

Eve döndüğünde hava griydi. Yağmur yoktu ama olacak gibiydi. Kapıdan girer girmez annesinin sesi yine hazırdı.

"Neredesin bu saatte?"

"Okuldaydım."

"Telefonuna bakmıyor musun?"

"Baktım."

"Bakmış gibi yapıyorsun."

Alia montunu çıkarıp askıya astı.

Babası salondaydı. Televizyon açıktı ama izlemiyordu.

Gözleri Alia’ya kaydı.

"Bugün okulda ne yaptınız?"

"Beden vardı."

"Hmm."

Sessizlik.

Sonra o klasik cümle geldi.

"Biraz spor iyi olur sana zaten."

Alia durdu.

Bir şey demedi.

Çünkü evde cevap vermek, tartışmayı büyütmek değil, sadece daha fazla yorulmak demekti.

Akşam yemek masasında herkes aynı sahnedeydi. Aynı çatal sesleri, aynı yarım cümleler, aynı dolaylı iğneler.

Annesi tabağına bakmadan konuştu.

"Bugün marketten cips aldım. Ama zaten sen yemezsin."

Alia başını kaldırmadı.

"Yiyorum."

Babası hafifçe güldü.

"Yiyorsun ama görünmüyor."

Bu cümle bir şaka gibi söylendi.

Ama Alia’nın içinde bir yere oturdu.

O gece odasında aynanın karşısına geçtiğinde kendine bakmadı. Bu kez bakmak istemedi. Ama zihni zaten görüntüyü tamamlıyordu. Eksik parçaları o dolduruyordu. Daha uzun bacaklar, daha ince bir yüz, daha “normal” bir görünüm… ve her eksik parça, onun gözünde bir hata gibi büyüyordu.

Defterini açtı.

Yazdı:

"Bazen insanlar bir şey söylemiyor bile olsa, sen yine de duyuyorsun."

Kalemi durdu.

Sonra ekledi:

"Belki de sorun gerçekten bendedir."

Bir süre sayfaya baktı. Sonra defteri kapattı.

Ama asıl değişen şey defter değil, Alia’nın kendiyle konuşma şekliydi. Artık iç sesi ona arkadaşlık etmiyordu. Tartışıyordu. Yargılıyordu. Hata buluyordu. Ve en kötüsü, hiç susmuyordu.

Gece yatağa yattığında gözlerini kapattı ama uyku gelmedi. Çünkü uyku, zihni susturmayı gerektiriyordu. Alia’nın zihni ise o gece özellikle gürültülüydü.

"Daha dikkatli olmalısın."

"Daha iyi görünmelisin."

"Daha az yer, daha çok çalışırsan belki…"

Cümle yarıda kaldı.

Çünkü artık hedef bile net değildi. Sadece “daha az” ve “daha iyi” vardı. Ne kadarının yeterli olduğu bilinmiyordu. Belki de hiç.

Ve Alia o gece ilk kez şunu fark etti:

Sorun bedeninde değilse bile, artık zihninde başlamıştı. Ve zihinden kaçmak, odadan çıkmak kadar kolay değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.