İçeriğe geç

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 10

Yalan söylüyor

Alia o gece uyumadı.

Uyumamak bir tercih gibi başlamıştı ama bir süre sonra kontrol ondan çıktı. Gözleri kapandığında bile zihni çalışmaya devam ediyordu. Sanki gün boyunca bastırdığı her düşünce gece vardiyasına kalmış gibiydi. Sessizlik artınca sesler azalmazdı, sadece daha net duyulurdu.

Tavanı izledi.

Sonra karanlığı.

Sonra hiçbir şeyi.

Ama hiçbir şey izlemek bile düşünmekten daha kolay değildi.

"Bugün yine yeterince iyi değildin."

"Yarın bunu telafi etmelisin."

"Daha az yemelisin."

"Daha dikkatli yürümelisin."

"Daha düzgün görünmelisin."

Cümleler tek tek gelmiyordu artık.

Aynı anda üstüne çöküyordu.

Alia yataktan kalktı.

Su içmek için mutfağa gitti.

Evin içi karanlıktı.

Musluğu açtı, su içti, bardağı tezgâha bıraktı.

Sonra orada öylece durdu.

Buzdolabının sessiz uğultusu dışında hiçbir ses yoktu.

Bir an kendine şunu sordu:

"Ben ne zaman bu kadar yoruldum?"

Cevap gelmedi.

Çünkü cevap yoktu.

Sadece birikim vardı.

Sabah olduğunda aynaya baktığında yüzü daha solgun görünüyordu. Ama bu kez “görünüm” onu daha az ilgilendirdi. Asıl değişen şey yüzü değil, bakışıydı. Kendine bakarken artık nötr değildi. Sabırsızdı. Sertti. Hatta düşmanca.

Sanki karşısında bir insan değil de sürekli hata yapan biri vardı.

Okula giderken telefonunu açtı.

Bir an mesajlara baktı.

Sonra kapattı.

Kimseyle konuşmak istemediğini fark etti. Ama bu “istememek” bile bir tercih gibi değildi. Daha çok kapasite yokluğu gibiydi. İçinde insanlara ayrılmış alan küçülmüştü.

Okulda ilk ders başlamadan önce bir kız yanına oturdu.

"Bugün iyi görünüyorsun."

Alia bir an durdu.

Böyle bir cümleye hazırlıklı değildi.

"Teşekkür ederim."

Ama sonra içinden başka bir ses yükseldi.

"Yalan söylüyor."

"Sadece nezaket."

"Gerçek değil."

Ve o an, iyi bir şey duymanın bile güvenli olmadığı bir yere dönüşmüştü zihni.

Ders boyunca defterine hiçbir şey yazmadı. Çünkü yazarsa kontrol kaybedecekti. Kontrol yoksa, hata vardı. Hata varsa, yine yetersizlik vardı.

Öğle arasında kantine gitti.

Sırada bekledi.

Önündeki insanlar sipariş veriyordu.

Bir an kendi sırasının gelmesini istemediğini fark etti.

Çünkü karar vermek bile yorucuydu.

Sonra sadece su aldı.

Otobüs durağında beklerken yağmur başladı.

İnsanlar koşarak sığındı.

Alia hareket etmedi.

Islanmayı fark etti ama umursamadı.

Çünkü bedeninin ıslanması, zihnindeki ağırlığın yanında küçük bir detaydı.

Eve vardığında annesi yine kapıdaydı.

"Üstün başın niye böyle?"

"Yağmur."

"Şemsiye yok muydu?"

"Unuttum."

"Sen zaten her şeyi unutuyorsun."

Alia cevap vermedi.

Babası televizyonun sesini kısarak konuştu.

"Bu çocuk hiç dikkatli değil."

Annesi başını salladı.

"İnsan biraz kendine bakar."

Alia montunu astı.

Sonra durdu.

Bir şey söylemek istedi ama söyleyemedi.

Çünkü söyleyecek cümle yoktu.

Oda.

Kapı.

Sessizlik.

Aynı rutin.

Ama içeride artık başka bir şey vardı.

Alia yatağın kenarına oturdu.

Defterini açmadı.

Bu kez açamadı.

Sanki sayfalar bile ona ağır geliyordu.

Ellerini dizlerine koydu.

Uzun süre öyle kaldı.

Sonra gözleri doldu.

Bu kez sebep bile net değildi.

Yorgunluk muydu?

Baskı mıydı?

Kendisi mi?

Bilmiyordu.

Sadece ağladı.

Sessiz.

Kırılmadan.

Ama içten içe.

Ve ilk kez ağlarken kendine bağıran sesi bile duymadı.

Çünkü o ses de yorulmuştu.

Alia ise ilk kez fark etti:

En tehlikeli şey, insanın kendini artık savunmamasıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.