Ertesi sabah okulun koridoru her zamanki gibi kalabalıktı.
Alia sınıfa doğru yürürken arkasından kahkahalar duydu.
"Biraz çekil."
Omzuna hafifçe çarpan kız, arkadaşlarına dönüp güldü.
"Pardon ya, görmedim."
Alia bir şey demedi.
Sınıfa girdiğinde en arka sıraya oturdu.
Montunu çıkarmaya hazırlanırken ön sıradaki iki kızın fısıldaştığını duydu.
"Baksana..."
"Ne?"
"Yüzü ne kadar şiş duruyor."
"Biraz kilo almış sanki."
İkisi de gülüştü.
Belki gerçekten ondan bahsetmiyorlardı.
Ama Alia'nın zihni çoktan kararını vermişti.
Benden bahsediyorlar.
Ders boyunca defterine tek satır yazamadı.
Zil çaldığında herkes kantine yöneldi.
Arkadaşlarından biri seslendi.
"Geliyor musun?"
"Yok."
"Niye?"
"Aç değilim."
Aslında açtı.
Sabah kahvaltısını da neredeyse hiç yememişti.
Sınıfta tek başına kalınca çantasındaki suyu içti.
Karnı guruldadı.
Elini karnına bastırdı.
"Dayan."
---
Akşam eve döndüğünde mutfaktan bağrışmalar geliyordu.
Annesi ve babası yine tartışıyordu.
"Her şeyi ben mi düşüneceğim?"
"Biraz da sen ilgilen!"
"Ben zaten çalışıyorum!"
Alia kapının önünde kaldı.
İçeri girip girmemek arasında kararsızdı.
Tam o sırada annesi onu fark etti.
"Neye bakıyorsun?"
"Ben..."
"Çantanı ortada bırakma!"
Alia sessizce çantasını aldı.
Babası sinirle sandalyesini itti.
"Şuna bak."
Alia başını kaldırdı.
"Senin yaşındaki insanlar sorumluluk sahibi oluyor."
"Ben..."
"Bir cevap verme!"
Ev yeniden sessizleşti.
Annesi mutfağı toplarken göz ucuyla Alia'ya baktı.
"Bugün okulda spor vardı galiba."
"Evet."
"Koşuyor musunuz gerçekten?"
"Evet."
"Hissetmiyoruz ama."
Bu cümle odanın içine ağır bir taş gibi düştü.
Alia donup kaldı.
Annesi devam etti.
"Biraz hareket etsen belki yüzün de incelir."
Babası da başını salladı.
"Sağlığın için söylüyor annen."
Alia tabağına baktı.
Az önce koyduğu makarnayı iştahsızca karıştırdı.
Bir çatal aldı.
Sonra bıraktı.
Annesi bunu fark etti.
"Şimdi de trip mi atıyorsun?"
"Hayır."
"Yemeyeceksen kaldır."
Alia tabağı mutfağa götürdü.
Karnı açtı.
Ama boğazından hiçbir şey geçmiyordu.
---
O gece odasına geçtiğinde aynanın karşısına geçti.
İlk kez kendine bu kadar uzun baktı.
Yüzüne.
Kollarına.
Bacaklarına.
Bir adım geri çekildi.
Sonra bir adım daha.
Aynadaki görüntü değişmiyordu.
Ama zihnindeki ses giderek yükseliyordu.
"Belki haklılar."
"Belki gerçekten çok kiloluyum."
"Belki insanlar bana baktığında ilk bunu görüyor."
Çekmecesinden siyah defterini çıkardı.
Yeni bir sayfa açtı.
Uzun süre hiçbir şey yazamadı.
Sonunda yalnızca tek cümle döküldü kaleminden.
"Bugün ilk kez aynaya baktığımda kendimi değil, insanların söylediklerini gördüm."
Sayfayı kapattı.
O gece Alia'nın uykusunu kaçıran şey ailesinin bağırışları değildi.
Koridorda duyduğu iki cümleydi.
Çünkü bazen yabancıların söylediği birkaç kelime, insanın yıllardır içinde büyüyen şüpheyi gerçeğe dönüştürmeye yetiyordu.