"Alia sen kilo almışsın" Dedi Arkadaşımdan gelen ses. Gerçekten kilo mu almıştım? Bu hayatımda duyacağım en büyük korkumdu.
"Cidden mi ya şaka falan yapmıyosun değil mi!" Dedim stresten titreyen sesimle. Kilo almamam lazımdı aksi takdirde çevreden gelen baskı,zorbalık başlayacaktı. Ben bunu istemiyorum.
...Ben bunu istemiyorum.
Arkadaşım, yüzündeki o umursamaz ifadeyle omuz silkti. "Bilmem, sanki yanakların biraz daha yuvarlaklaşmış gibi geldi bana," dedi, kurduğu bu cümlenin içimde nasıl bir çığ başlattığından tamamen habersizmiş gibi.
O an boğazıma kocaman bir düğüm oturdu. Etrafımdaki tüm sesler aniden boğuklaştı ve sanki koridordaki herkesin gözleri bir anda üzerimde toplanmış gibi hissettim. Sırf bu basit, düşüncesizce söylenmiş yorum bile kalbimin hızla çarpmasına yetmişti. Hemen en yakın lavaboya gidip aynaya bakmak, kendimi kontrol etmek istiyordum; ama bir yandan da o aynada göreceğim şeyden ölesiye korkuyordum. Kazazağımın kollarını ellerimin üzerine doğru çekiştirerek kendimi gizlemeye çalıştım. Kulaklarımda sadece o aynı, yıkıcı soru yankılanıyordu: "Gerçekten dışarıdan bakınca o kadar fark ediliyor mu?"
Hemen tuvaletin içine girdim. Kilo vermek için kendimi kusturacaktım evet bunu yapacaktım. Açık olan siyah saçlarımı topladım. Parmağımı küçük dilime değdirmeye çalışıyordum. Midem bulanmaya başlamıştı. Değecekti çok az kalmıştı bunu yapmam lazımdı.
...Bunu yapmam lazımdı.
Gözlerimi sıkıca kapattım, tuvalet kabininin o dar ve kasvetli havası üzerime üzerime geliyordu. Midemdeki o amansız bulantı dalgası boğazıma kadar tırmandı. Kendimi daha fazla tutamadım; hıçkırıkla karışık acı verici bir refleksle sarsıldım ve midemdekileri dışarı bıraktım.
O an boğazımı yakan o ekşi asit tadıyla birlikte gözlerimden yaşlar boşaldı. Göğüs kafesim kasılıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Kendimi o kadar bitkin ve zavallı hissettim ki, dizlerimin bağı çözüldü ve fayansların üzerine çöktüm. Başımı dizlerime yaslayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Sadece birkaç saniye sürgülü kapının arkasındaki dünyadan, o insanların acımasız fısıltılarından kaçmak istemiştim; ama şimdi bu daracık kabinde, kendi canımı yakarak ödediğim bedelle tamamen yapayalnız kalmıştım. Aynadaki aksimden kaçarken, arkamda bıraktığım bu enkazın içinde asıl kendimi kaybettiğimi o an çok daha derinden anladım.
Kendimi zayıflamış hissediyordum. Ama bir o kadar da bitkin ve yorgundum. Sınıfa doğru ilerledim arkamdan bir ses geldi
"Ne güzel yerler titremiyordu Alia geldi titremeye başladı depreme hazırlıklı olun.
O günden sonra hayatım asla normal gitmedi...