İçeriğe geç

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Yeterince İyi Değilsin

Bölüm 14

Kaçacak yer yok

Alia o geceden sonra sabahları daha zor uyanmaya başladı.

Alarm çaldığında ilk tepki kalkmak değil, gözlerini kapatıp “biraz daha yok olayım” düşüncesiydi. Ama yok olmak bile mümkün değildi; sadece ertelenebiliyordu. Yorganın altında birkaç dakika daha kalıyor, sonra istemeye istemeye kalkıyordu.

Aynaya bakmak artık bir alışkanlık değildi.

Bir zorunluluktu.

Ama bu zorunluluk bile değişmişti. Eskiden aynada “ne yanlış” arardı. Şimdi aynaya bakmadan bile kendine hüküm veriyordu.

"Zaten kötü görünüyorsun."

"Bakmana gerek yok."

O sabah kahvaltı masasında annesi yine konuştu.

"Biraz yüzün düzelmiş gibi."

Alia durdu.

Bu cümle normalde iyi bir şeydi.

Ama Alia için iyi cümleler bile şüpheliydi.

"Nasıl yani?"

"Geçen gün daha kötüydün."

Babası gazeteyi çevirerek araya girdi.

"Demek ki evde kalınca toparlıyor."

Alia ekmeğe dokunmadı.

Annesi devam etti.

"Biraz daha dikkat edersen tamamen düzelirsin."

Alia başını kaldırdı.

"Ben hasta mıyım?"

Sessizlik oldu.

Bu soru evde yankılandı.

Annesi hemen toparladı.

"Yok öyle bir şey, abartma."

Babası da ekledi.

"Sadece biraz dağınıksın."

Ama “dağınık” kelimesi Alia’nın zihninde farklı anlamlandı.

Dağınık = yanlış.

Yanlış = düzeltilmesi gereken.

Düzeltilmesi gereken = yeterli olmayan.

Okula giderken yürüyüşü bile değişmişti. Kendini fark ederek yürüyordu artık. Adımlarını kontrol ediyordu. Çok hızlı mı? Çok yavaş mı? Çok mu dikkat çekiyor? Hiç fark edilmeden yürümek mümkün müydü?

Sınıfa girdiğinde iki kızın fısıldaştığını gördü.

Biri ona baktı.

Sonra diğerine döndü.

Gülüştüler.

Alia oturdu.

Kalemi elinde sıkılıydı.

Ders başlamadan önce öğretmen bir proje anlattı.

Gruplar oluşturulacaktı.

Sınıf hareketlendi.

Herkes birilerini seçmeye başladı.

"Sen bizimle misin?"

"Gel bizim gruba."

Alia bekledi.

Kimse ona seslenmedi.

Bir süre sonra öğretmen baktı.

"Alia, sen hangi gruptasın?"

Alia yutkundu.

"Yok."

Öğretmen kaşlarını kaldırdı.

"Nasıl yok?"

"Sadece… yok."

Bir grup en sonunda onu çağırdı.

"Tamam gel istersen."

Sesleri çok net değildi.

Sanki mecburiyetten çıkmış gibiydi.

Alia oturdu.

Konuşmalar başladı.

Planlar yapıldı.

Alia sadece dinledi.

Ve içinden şu geçti:

"Ben burada fazlalığım."

O gün okul çıkışı kantinde yine aynı sesler vardı.

"Şu kız yine çok sessiz."

"Garip değil mi ya?"

"Bir şey mi var acaba?"

Alia su şişesini aldı.

Kapağını açtı.

Ama içmedi.

Eve geldiğinde kapıyı kapatmadı bile.

Direkt odasına gitti.

Yatağa oturdu.

Bir süre hiçbir şey yapmadı.

Sonra defterini açtı.

Bu kez yazı düzgün değildi.

El yazısı titrekti.

"Bugün kimse bana kötü bir şey söylemedi."

Kalem durdu.

Sonra devam etti.

"Ama ben yine de kendimi kötü hissettim."

Sayfaya baktı.

Bu cümle onu rahatsız etti.

Çünkü artık sorun dışarıda değildi.

Ve bu, en korkutucu aşamaydı.

Alia defteri kapattı.

Gözlerini kapattı.

Ve ilk kez şunu düşündü:

"Belki de kaçacak bir yer yok."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.