❤️��
Benimle bir ömür geçer mi ki dedim?Seninle geçirmeye ömür mü yeter dediİşte bu bana bir ömür yetti~Özdemir Asaf~Selamın Hellooooooooğğğğğ.Bölüme geçmeden önce lütfen vote atmayı bol bol yorum yapmayı ihmal etmeyinnnn💞💞💞💞Poyraz'a veda etmeyi istemiyordum aslında ama hikayemizin akışı için bu zorunluydu ilerleyen bölümlerde tekrar görürüz belki. Bir ufak spoiler vermiş oldum ama neyse 🤭🤭🤭Bölüm sonunda tekrar görüşürüzzzzz."Sözünde duracak mısın?" Diye sordum oturduğum banka sırtımı yaslarken.Bakışlarım ise ayaklarımın altına serilmiş gibi duran İstanbuldaydı."Sen gerçekleri söylersen... Evet"diyen sesi doldu kulaklarıma."Ne gerçeği Poyraz?"diye sordum bıkkınlıkla artık harbi sabrımı bir hayli zorluyordu."Beni seviyor musun? Ama gerçiği söyleyeceksin beni başından savuşturmak için hayır diye geçiştirmeyeceksin yoksa..."Yoksa...Cümlenin sonuna eklediği dört harflik o tek kelime beynimdeki öyle bir noktaya dokunmuştu ki içimde tarifsiz bir öfke kabardı.Gelecek olan belliydi zira. Beni Aylinden vurmaya çalışacaktı.Barış iti gibi.Hadi o Barış pezevenk,şeref, haysiyet yoksunu sike sürülecek aklı olmayan tek hücreli bir yaratıktı.Peki Poyraz o öyle miydi? Hayır asla öyle değildi. Biliyordum.Ama bu yaptığı yıllardır içimde dolmuş ve taşmak üzere olan bardaklarda birini taşırmıştı:Poyraz Yılmaz'ın kayıtlardan sildirmek için yıllarını verdiği dramatik geçmişi.Kabul etmek gerekirdi ki acıklı bir geçmişi vardı.Aslında başımdan göndermek istememin en önemli sebebi de buydu. Aşk değildi çünkü hissetikleri sadece geçmişteki pişmanlıklarını böyle telafi etmeye çalışıyordu. Geride kalmış, sevilmemiş,mutsuz kızları mutlu etmeye çalışıyordu. Analayabiliyor muydum yaptıklarını?Kısmen ama benim de çok sivri olduğum yerler vardı öfkem gibi mesela.Öfkem başıma vurduğu an ilerisini gerisini düşünmezdim. Öfkemin ateşi her yeri yakıp kül eder, karşımdakinin en zayıf karnına acımadan saldırabilirdim."Sevmedim!" Diye yükseldim tüm öfkemle."Ben seni tek bir an bile sevmedim. Denedim yemin ederim denedim. Semih'i unutayım dedim hayatıma devam edeyim dedim.Ama olmadı Poyraz yapamadım.Ben Semih'i tek bir an bile unutamadım. Benim kalbimde hep o vardı başkası yanına bile yanaşamadı"Bir şey diyecek gibi dudakları hafifçe aralanmış ama gerisingeri kapanmıştı.Zaten ben de duracak gibi değildim. Yılmıştım artık."Ama kabum et sen de beni sevmedin""Sevdim"derken sesi ilk kez bu kadar kısıktı."Gerçekleri mi istiyorsun sen? Al sana gerçekler!"Derken oturduğumuz banktan ayaklanıp telefonumdan yıllardır silemediğim bir kaç fotoğrafa tıkladım. Malum söz uçar Ss kalırdı."Poyraz Yılmaz, akademi birincisi Poyraz yılmaz, atıcılık nişanesi alan Poyraz yılmaz, sevgi evlerinden çıkmayan Başkomiser Poyraz Yılmaz, Toplumsal farkındalık ödülünün sahibi Poyraz yılmaz bla bla bla. Bu mu Poyraz Yılmaz? Bu musun sen? Değilsin. Ben hatırlatayım sana Poyraz'ın kim olduğunu. Poyraz Yılmaz; Yalova doğumlu. Aynı okulda öğretmenlik yapan matematik öğretmeni Sevilay hanımla, Tarih öğretmeni Mustafa beyin aşk dolu yuvalarının ilk meyvesi."Bakışlarımı telefon ekranından kaldırmadım zira simsiyah gözlerinde hep kendinden emin bir duruş görürdüm çoğu zaman deli ederdi beni bu halleri eminimdim ki şimdi öyle değildi ama en büyük acılarıyla yüzleşirken bakışlarına çökecek çaresizliği görmeyi içim kaldıramayabilirdi."Aradan 5 sene geçtiğinde eve minik bir ufaklık daha dahil olmuş Yıldız Yılmaz. Ancak kücük Yıldız aile sadetini çok tadamamış daha iki yaşına yeni bastığı sıralarda mutlu aile dağılıvermiş. Çünkü Sevilay hanım iki öğretmen maaşıyla kıt kanaat geçinmekten bıkmış olacak ki kundaktaki bebeğine aldırmadan yeni ve oldukça varlık sevgilisi uğruna çokta uzun düşünmeden evi terk etmiş. Mustafa bey de durur mu? İki çocuğum var onlara kol kanat gereyim diyeceğine kendini alkole vurmuş.""Sus anlatma"diyen sesi hiç duymadığım kadar cılızdı."Gerçekleri istemiyor muydun? İşte gerçekler bunlar daha devam edeceğiz dinle. Eee alkol bütün günahların anasıdır diye boşuna dememişler. Mustafa beyin alkolle başlayan serüvenine zamanla mahalle yanarken saç taran malum hanımlarla kumar da dahil olunca Yılmaz ailesi için işler iyice rayından çıkmış. Mustafa bey önce okuldan atılmış, ev kirasını ,faturalarını ödeyemez bir hale gelmiş. Küçük Poyraz ne yapsın minicik kardeşi açlıktan ölmesin diye ona yemek için bir şeyler almak için evden çıkmış. Ama alışveriş için çok önemli bir şeyi eksikmiş:parası.Şimdilerde İstanbul'un serserilerini kovalayan Poyraz o gün kardeşi açlıktan ölmesin diye yolda yürüyen adamın birinin cüzdanını çalmaya kalkmış ama şansına adamın kendisi polis memuru olduğu için bu çabası boşa çıkmış tabi. Ancak adam Poyraz'a sorduğu hiç bir soruya cevap alamayınca mecbur karakola götürüp ailesini arattırmış. Karşılaştığı tabloyu görünce öylece bırakamamış Poyraz'ı elinden tuttuğu gibi evine götürmüş babasıyla konuşup en azından durumu biraz daha toparlamasına yardım etmek için ama eve gittiklerinde ev de kimsecikler yokmuş. Kumar alacaklılarından korkan Mustafa bey tası tarağı toplayıp kaçmış yanına Yıldızı da alarak tabi.Aradan yıllar yıllar geçmiş Poyraz'ı o gün tanıştığı polis memuru bakmış büyütmüş. Poyraz da kendisine yeni bir hayatın kapılarını aralayan bu adamın izinden giderek Polislik üniformasını sırtına geçirmiş.Polis olduktan sonra arayıp tarayıp kardeşini bulmuş Poyraz. Poyraz onu terk edip gittiğinde kunadakta bebek olan o kız büyüyüp serpilmiş ama okul okuyup meslek sahibi olacağına pavyonda çalışıyormuş..."
�� ��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️��️ 7 yıl önce Yorgun bakışları dakikalardır önünde durdukları pavyonun ışıklı tabelasında geziniyordu. "Abi biz n'apıyoruz tam olarak burda?" Diye soran Eymen'e bakmadan cevap verdi "Sus Eymen" Eymen'in bir şeyler söylendiğini duyuyor ama asla cevap verme gereksinimi duymuyordu Poyraz. Gerçi söylediklerini pek seçemiyordu da zira zihni son bir haftadır oldukça doluydu. Kardeşini bulmuştu. Ama yanına varmaya cesareti yoktu. Burdaydı kardeşi bir pavyon köşesinde çalışıyordu. Nedenini, niçini tahmin etmek güç değildi ama kardeşinden duymayı yedirebilir miydi kendine emin değildi. Ne kadar inkar etmek istesede ilk nedenin kendisi olduğunu düşünüyor bir haftadır bastıramadığı bu düşünce gram uyku uyutmuyordu. O gün gitmese belki de bunların hiç biri olmazdı... Kardeşinin yanında kalsa baba demeye dilinin varmadığı o haysiyetsiz onu da alırdı yanına. O varken bir şey olmazdı belki kardeşine o korurdu, o çalışır, kardeşine bakar,okuturdu. Belki şimdi kaldığı evde kardeşiyle birlikte kalıyor olurlardı. Belki,belki,belki... Binlerce belki geçiyordu zihninden. Düşünceler o kadar çoktu ki cebinden bir sigara paketi çıkarıp içinden bir dal aldı ve yaktı belki sigaranın dumanı bir kaçını bastırırdı yoksa delirecek gibiydi. Nefes almak istedi ama aldığı nefes bile battı ciğerlerine. Ne biçim bir abiydi o? Kardeşini koruyamayan kol kanat geremeyen abi mi olurdu hiç? Peki o niye koruyamamıştı o zaman? Sonunda dayanamayıp arabadan indiğinde elindeki sigarayı bir kenara atıp seri adımlarla pavyona ilerlerken dikkatini biri çekti. Sokak lambası altında ipince parmakları arasına bir dal sigara tutuşturmuş karşısındaki çam yarması gibi herifle sohbet ederken bir yandan da sigarasından derin bir nefes çeken bir kız. Üstünde salaş beyaz bir tişört altında ise mavi bir kot pantolon giymiş,simsiyah saçlarını ise tepesinde dağınık bir topuz yapmıştı. Karşısındaki adamın dediği şeye gülerek karşılık verirken sigarasının sonuna geliyordu. Poyraz'ın bakışlarını üzerinde hissettiğinden bakışları Poyraz'a kaydı. Siyah gözleri Poyraz'ın üstünde gezinirken kim olduğunu çıkarmaya çalıştı ama çıkaramayınca tekrar önüne döndü. Poyraz ise geçen hafta eline geçen fotoğraflardan dolayı bu kızın kardeşi olduğundan emindi. Yüreğine kocaman bir sütaş ineği oturmuş gibiydi. Ne nefes alabildi ne adım atabildi öylece olduğu yerde durup kardeşini izlemeye devam etti. Kız elindeki sigarayı bitirdiğinde izmariti yere atıp söndürürken içine çektiği derin nefesi geriye seberts bırakmış ve solgun bir ifadeyle adama dönmüştü. İşaret ve orta parmağını birleştirip kaşının üstüne koyarak adama kısa bir veda işareti yaparak "Ben kaçayım Haydar abi mesai başlar" deyip girşe hareketlendiğinde arkasından gelen dikak et,bir durum olursa haber uçurmaya bak gibi onun için sıradanlaşan sözlere ufak bir Okey işaretiyle karşılık verip geniş kapıdan içeriye girmişti. Onun koruyamadığı kardeşine laf olsun diye bile olsa abilik yapan başka bir adamın olması ise yüreğine oturan yükü iyice arttırmıştı. Yavaş adımlara az önce kardeşinin gittiği yolu takip ederek içeri girmişti. Çok büyük bir yer değildi ama ortam oldukça loş olduğu için seçemedi kardeşini. Sonunda az ilerdeki bar kısmında gördüğünde adımları o yöne yöneldi. Kardeşi elindeki viski bardağın dibinde kalan sıvıyı bitirip bar tezgahına vururken. İçindeki sızının giderek artttığını hissediyordu. Kardeşinin hemen yanındaki tabureye kendi bırakmamış adete yığılmıştı. "Ne bakıyorsun Birkan doldursana yenisini"diyen kız kardeşine bakışlarını çevirmeye çekinirken ortama hafif darbuka sesi giriş yapmıştı. Birkan denen herif"Gece daha uzun be güzelim şimdiden bu kadar dağıtma masalardan topluyoruz sonra" dediğinde yüzündeki piç gülüşünü sağlam bir yumrukla dağıtmamak için zor durmuştu Poyraz. "Boş yapama Birkan doldur dediysem doldur"dedi Yıldız sert bir ifadeyle Birkan yüzündeki piç gülüşü bozmadan önce Poyraz'a döndü "ne alırsınız?" Ana bacı dümdüz sövmek istedi Poyraz ama dilinin ucuna kadar gelen küfürleri boğazını yaka yaka geri yutup "Viski ver" dedi. Adam Poyraz'ın önüne kadehi bırakıp tekrar Yıldız'a döndü. Viski dolu kadehi Yıldız'ın önüne bırakırken dirseklerini önündeki sert mermer zemine,çenesini de avuç işlerine dayayıp kelimenin tam manasıyla piç bir gülüşle "Mesai bitiminde diyorum bana mı geçsek? Benim evde daha güzelleri var" Yıldız önünde duran kadehteki viskiden derin bir yudum alarak karşısında hala sırıtarak bakan adamın tişörtünün yakasından kavradığı gibi kendisene çekerek yüzleri arasındaki mesafeyi azaltıp "Mesai bitiminde seni atıcaklar eve niye biliyor musun? Çünkü ben birazdan Kenan'a assolistine yürdüğünü söylemeye gideceğim. Artık viskilerini Kenan'ın adamlarına ikram edersin" deyip adamın yakasını bırakmış ve önünde duran kadehin dibindeki sıvıyı teklemişti. "Yıldız sakın. Bak tamam özür dilerim valla bak ne istersen yaparım Yıldız sakın. Kenan abi yaşatmaz beni" "Lan mal neyine güvenip bana asılıyorsun o zaman" "Özür dilerim Yıldız. Valla bak kusura bakma ben eşşeklik ettim" "Heh bunları aynen Kenan'a da anlatırsın o zaman." Deyip bar taburesinden uzaklaşırken Poyraz'ın bakışları bir kaç saniye onun üzerinde gezinmişti. Birkan denen itin katili olmamak için bar kısmından kalkıp masalardan birine geçti. Bu dakikalarda iyice kalabalıklaşmaya başlayan pavyon sahneye çıkan dansözle iyice coşmuştu. Sahnedeki dansöz gösterisinin sonuna geldiğinde sahneden inmiş hemen sonrasında ise takım elbiseli bir adam alkışlar eşliğinde sahneye çıkmıştı. "Ve huzurlarınızda gazinomuzun parıl parıl parlayan assolisti Yıldız"dediğinde ortamdan yüksek sesli alkış seslerine ıslık sesleri karışmıştı. Yıldız üzerindeki kırmızı bir sahne elbisesiyle usul usul mikrofon standına ilerlerken iyice artan ıslık seslerine şimdiden sarhoş olan adamların sesi karşıyordu. Orta yaşlarda kel ve göbekli bir adam oturduğu sandalyeden sendeleyerek ayaklanırken "Ulan şu Yıldız gibi karım olsun 10 milyon borcum olsun" diyerek kadehini Yıldız'a doğru kaldırmıştı. Başka bir masa da oturan ve yer yer aklar düşmüş turuncu saçlı bir adam ise oturduğu yerden kadehini Yıldız'a doğru kaldırdı"Bir yerin acıdı mı Yıldızım? Hayır yani senin için cenetten düştü diyorlarda o bağlamda" derken üstüne birde pis pis gülmüştü. Yıldız bu pezevenklere aldırmadan mikrofonun başına geçtiğinde Poyraz yumruk yapmaktan uyuşan elini iyice sıkmıştı. Bu gidişle bu mekandan katil olmadan çıkmayacak gibi duruyordu. "Sakin ol oğlum, sakin ol hepsinin gelmişini geçmişini sikeceğiz ama şimdi sakin ol olay çıkartma" diye sakin kalmaya uğraşmakla meşkuldü. Sonunda kulaklarına dolan ilk ses kanun sesi olurken zaman ağır çekime girmiş gibi milim milim akıyordu. Poyraz'ın bakışları Yıldız'ı bulduğunda dimdik omuzlarla mikrofonun başında şarkıyı girmek için beklerken buldu. Yıldız çenesini biraz daha dikerken eş zamanlı olarak gözlerini de hafifçe yummuştu. Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak İkimizin de saçları ak Öyle durup bakışacağız Diye şarkıya girdiğinde ise Poyraz'ın gözlerinden hayatında ilk kez bir damla yaş usul usul yuvarlanmıştı. Yıldız'ın sesi öyle güzeldiki annesini andırıyordu. Onları terk edip giden annesini... Yıldız gözlerini açıp sahnenin seyircilere doğru uzanan bölümüne usul usul ilerlerken şarkısına devam ediyordu. Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak Poyraz nemli gözlerle kendisine doğru adımlayan kardeşini izlerken içinde tarifi imkansız duygular peyda olmuştu. Yıldız'ın adımları Poyraz'ın oturduğu masanın yanına geldiğinde duraksamış bakışları Poyraz'ın üstünde gezinirken şarkısının sonuna kadar burdan ayrılamamıştı. Son nakarata girerken bakışları dakikalardır birbirinin üzerinde gidip geliyordu. Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Islık sesleri az öncekini bile geçerken. Yıldız ufak bir selam verip kulise dönmek için sahneden ayrılmıştı. Poyraz daha fazla dayanamayarak oturduğu masadan ayaklandı ve kısa sürede kulisi buldu. Tam kapının önüne geldiğinde hafifçe duraksasa da daha fazla bekleyemedi zira beklerse yapamayacaktı. Hışımla odananın kapısını açıp içeri girdi. Kapının açılmasıyla eş değer olarak makyaj masasında makyajı yapılan Yıldız'ın ve makyözlerin bakışı Poyraz'a dönmüştü. "Kimsin sen? Kendini ne sanıyorsun da benim odama böyle dalma cesaretini bulabiliyorsun?" "ÇIKIN DIŞARI!" diye yükseldi makyözlere Poyraz. Kızların bakışı Yıldız'ı bulurken onay bekleyen bir halleri vardı. "Çıkın anlayalım bakalım derdi neymiş?" Kızlar hızlı adımlarla dışarı çıkarken Yıldız en umursamaz halleriyle makyajına devam ediyordu. "Dinliyorum Allah'ın magandası hadi söyle. Sen ne vereceksin ev,araba ya da benim için karını falan mı boşamayı teklif edeceksin?sen hangi klişeyle geldin? Söyle sonrada defol git zira Kenan bacaklarını kırdırken feryatlarını duymak istemiyorum"dedi eline aldığı allık fırçasındaki allığın fazlalığını üfürürken. "Yıldız" dedi Poyraz sesi hayatında ilk kez böyle titreyerek çıkarken. Derince yutkunup "Ben..." Dedi Yutkundu. "Ben... Şey" Tekrar yutkundu. "Ben senin..." Yıldız'ın kaşları çatılırken kızgın bakışları kendisini buldu. Sonunda dilinden kelimeleri dökmeyi başarırken Yıldız'ın oturduğu sandalyeyle aynı hizaya gelebilmek için dizlerinin üstüne eğildiğilip tek nefeste söyle. "Yıldız ben senin abinim. Ben geldim kardeşim. Bul..." Dum seni sonunda diyecekti lakin Yıldız şiddetle ayağa kalkınca kelimeleri gerisin geri yuvarlanıp kalmıştı. "Ne abisi be ne saçmalıyorsun sen!" Diye yükseldi Yıldız. Poyraz telaşla cebinden cüzdanını çıkarıp,içinden kimlik kartını tutuşturdu Yıldızın eline. "Bak benim Yıldız. Benim abicim. Sonunda buldum se..." Sözlerini bölen elindeki nüfus cüzdanını yere çarpan Yıldız oldu. "Ne abisi lan! Ne abisi? Öldü benim abim öldü!!!" "Ölmedim Yıldız bak burdayım abicim senin için geldim" "Benim için?" Dedi Yıldız dudaklarından histerik bir gülüş dökülürken öfke dolu bakışları Poyrazı baştan aşağı süzdü. Poyraz bir şey söylemek ister gibi ağzını açacağı sırada Yıldız masanın üzerinde duran su bardağını arkasında duran duvara fırlatınca sustu. "Sen taşşak mı geçiyorsun benimle be!"diye bağırdı Yıldız. Poyraz sessizliğini korurken Yıldız öfkesini kusmaya devam etti. "Öldü benim abim. Adın Poyrazmış bana ne. Soyadın Yılmazmış kim sikine takar. Annen Sevilaymış,baban Mustafa bana ne lan BANA NE! SEN BENİM ABİM DEĞİLSİN ÇÜNKÜ BENİM ABİM ÖLDÜ." Dediğinde Poyraz'ın karşısına dikilmişti. Öfke dolu bakışları yerini kocaman bir kırgınlığa bırakırken titreyen sesine rağmen bağırıyordu. "BEŞ YAŞINDAYDIM LAN BEN KENDİ KENDİME BAKMAYI ÖĞRENDİĞİMDE SEN NERDEYDİN? İLKOKUL BİTTİĞİNDE ALDI OKULDAN O İT BENİ SEN NERDEYDİN? ON BEŞ YAŞINDAYDIM LAN ON BEEŞ. YANINDAKİ SİKTİĞİMİN KAPISINDAN GİRDİĞİMDE ON BEŞ YAŞINDAYDIM BEN. AYAKLARINA KAPANDIM O İTİN YAPMA DEDİM BABA YAPMA BIRAKMA BENİ BABA, ÇALIŞIRIM YEMİN EDERİM BAŞKA İŞTE ÇALIŞIRIM OKUL DİYE BAŞININ ETİNİ YEMEM BİR DAHA,SÖZ YEMEKLERİN TUZUNU BİR DAHA AZ KOYMAM NOLUR BABA NOLUR BIRAKMA BENİ BURDA DİYE YALVARIŞLARIM HALA ŞU KODUĞUMUN DUVARLARINDA YANKILANIYOR. MADEM ABİMSİN NERDEYDİN LAN O ZAMAN?" Derken yumruklarını üst üste indirdi Poyraz'ın göğsüne. "ÇOCUKTUM LAN BEN DAHA ÇOCUK. O AMINAKOYDUĞUMUN PEZEVENKLERİ AĞZININ SUYUNU AKITA AKITA BENİ İZLERKEN BEN KORKUDAN TİTRİYORDUM HABERİN VAR MI SENİN BUNDAN?"

