İçeriğe geç

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 5 · 9 dk okuma

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 5

🖤5.Bölüm🖤

💔

Seni bulmaktan önce aramak isterim

Seni sevmekten önce anlamak isterim

Seni bir yaşam boyu bitirmek değilde

Sana hep hep yeniden başlamak isterim

~Özdemir Asaf~

Locadan çıkıp güvenlik kameralarının olduğu odaya doğru gidiyordum.

Koridorun sonuna geldiğimde döndüm vee işte tam karşımdaydı oda. Kapıyı yavaşça açıp içerisinin boş olduğundan emin olmak için yavaşça girdim içeri. Şükür ki kimse yoktu. Kapıyı arkamdan kapatırken Aylini aradım.

Kulaklıklarımı takıp laptopu çantasından çıkardım ve güvenlik kamarelarına bağlandım.

Bu sırada Aylin telefonu açmıştı.

"Bir sorun yok dimi"diye soran sesi telaşlıydı.

"Hayır her şey ayarladığımız gibi sakin ol Gafimm"dedim oldukça sakin bir sesle.

"Nerdesin şuan?"diye sorarken onu göremesemde stresten parmak uçlarını kemirdiğini tahmin edebiliyordum.

"Güvenlik odasındayım görüntüleri hallediyorum"

Bir ay önceki iki saatlik kısmı bu günle değiştirecektik ki kameralar dikkat çekmesin.

"Hattaaaa hallettim bileee." Dedim gayet sakin bir sesle ve laptopu tekrar çantasına katmaya başladım.

"Tamamdır bende elektriği halledeceğim. Otoparkataki kapı hariç tüm kapılar kapalı olacak unutma. Haa bu arada jenaratör 5 dakika içinde devreye girecektir o zamana kadar çıkmış olman lazım.Son olarak Barış stadın iki sokak üstünde bekliyor olacak acele et geç kalma"dedi cümlelerin arasına bir saniye boşluk bırakamadan.

"Tamamdır merak etme her şey kontrolüm altında"dedim ve telefonu kapatıp odadan çıktım zaten benim odadan çıkmamla elektrikler kesildi.

Adım atmak için ayağımı kaldırmamla ortalık loş bir hale geldi daha sonrada birinin sesi geldi.

"Hey sen!Napıyorsun orda?Kimsin sen?Heey sana diyorum cevap versene"diyem tok bir erkek sesi.

Evet şuan arkamda bir güvenlik görevlisi vardı ve sırtıma doğru ışık tutuyordu.

Mükemmel gerçekten peşime bir güvenlik takılması eksikt harika yani.

Perfect.

Şapkamın önünü biraz daha eğip koşmaya başladım.

Ben koşarken adamda duracak değildi tabiki o da koşmaya başladı.Bir yandanda bağırıyordu.

"Dursana.Dur dedim durrr"

Hadi ya abi sen ne kadar ikna edicisin böyle hemen duruyorum.Te Allahım yarabbim yaa.

Oldum olası şuna asla anlam verememişimdir koşan birine dur diyerek durdurmaya çalışmak ne kadar saçma bir şey.Hadi polisleri falan anlarım onlar uyarı yapmak zorunda da abicim ben polisten kaçan hırsız mıyım?Askerden kaçan terörist mi ne istiyon bendennnn?

Ben burda adalet temin etmeye çalışıyorum. Ben burda iyilerin dostu kötülerin düşmanı Selena gibi didiniyorum.Bir sal beni yaa.

Konudan tamamen bağımsız bir şey soracağım Selena bir tek bana mı itici geliyordu yaa?

Koşmaktan yorulmaya başlamıştım neyseki otoparka az kalmıştı hızla köseyi döndüm ama...

"Hassiktir"

Köşeyi dönmemle bir güvenlik görevlisiyle çarpıştık adam yere düşmüştü neyseki ben hemen toparladım dengemei ve koşmaya devam ettim.

Harika artık arkamda bir değil iki güvenlik görevlisi var gerçekten harika.

Otoparka girdim.Adamlar arkadan kalmıştı bir yandan koşmaya devam ederken bir yandan arkamı döndüm kontrol amaçlı.Ama bunu yapmamla birine daha çarptım.Bu sefer dengemi koruyamamıştım.Düşmek üzereyken bedinimin havada asılı kaldığını hissettim.

Sikicem ama ben niye birilerine toslayıp duruyordum bu gün.

"Yürümeyi mi bilmiyorsun önüne bakmayı mı?"

Siktirler olsundu bu oydu...

SEMİH

Ayaklarım tekrar yerle buluşurken yine donup kalmadım neyseki.

"Kusura bakma acelem vardı da"

"Sürekli benim etrafımda ne işin var senin? Ya da şöyle sorayım kimsin sen?"

"Ben..." Asyayım diye haykırmak istedim. Nasıl tanımazsın diye sormak istedim ama yapamadım.

Gerçekten beni nasıl tanımamıştı?

Düşüncelerimi bölense güvenlikler oldu.

"Otomatik kapıların hepsi kapanmış elektrikler kesildiği için burdan çıkmış olmaz"

Bunu duyar duymaz kaçmak için harketlenecek oldum ama yerimden kıpırdayamadım.Çünkü Semih koluma yapışmıstı.Gözlerim önce kolumu kavradığı eline sonrada gözlerine kaydı.Zaman tam da şuan durmalıydı bir saniye sonra değil tam şuan.

Olmadı tabi.

Benimse kaybedecek vaktim yoktu spor şube polisleri damlamadan kaçmalıydım.

"Napıyorsun?"Diye sordun şaşkınlıkla karışık kısık bir sesle.

"Sorumun cevabını vermedin?Kimsin sen?Niye kaçıyorsun?"

"Bak Kılıçsoy inan bana çok önemli işlerim var o yüzden bırak kolumu gideyim"

"Ki..."

"Sen de duydun mu?"Güvenliklerden biri bize doğru geldiği için Semih'i biraz ilerideki kolonun olduğu yere itip sırtını duvarla birleştirirken elimle ağzını kapattığın için sözü yarım kalmıştı.

Gözlerinde bariz bir şaşkınlık varken elimi ağzından çekmek için elini elimin üstüne attığında tek bir şey yapabilirdim. Konuşmayacağım için her şeyi gözlerimle anlattım.Beni tanıyamamış olabilirdi ama en azından hala gözlerimden ne istediğimi anlıyor olmalıydı.

Lütfen sevgili evren bir kez olsun yardımcı ol be kardeşim.

Teşekkürler teşekkürler teşekkürler (⁠。⁠♡⁠‿⁠♡⁠。⁠)

Semih elini elimin üzerinden indirirken

zümrütlerinin direkt hedefi kahvelerimdi. Gözlerimin içine eeennn içine bakarken şuraya eriyip gidebilirdim. Öyle çok özlemiştim ki onu...

Biz niye böyle olmuştuk? Oysa bir zamanlar benim dünyam ondan ibaretti şimdi böyle... İki yabancı gibiydik...

Yar olmak istediğine yabancı olma hissi içimi ezim ezim ezdi.

Buğulanan gözlerimden bir damla yaşın usul usul yanağıma süzüldüğünü hissettiğimde diğer güvenliğin sesini duydum.

"Duymadım ben ses falan biri yoksa vakit kaybetme otoparkın kapısından çıktıysa uzaklaşmadan yakalayalım"

Adamın bunu demesiyle bizden uzaklaşan ayak seslerini dinledik bir süre sonra elimi Semih'in dudaklarının üzerinden çekip bir iki adım uzaklaştım zira çok yakındık.

İkimizinde sessiz kaldığı bir kaç saniyenin ardından bu sessizliği bölen kendisi oldu.

"Son kez soruyorum sen kimsin ve burda ne işin var?"

"Söyleyemem ama şimdi gitmem gerek"

Arkamı dönüp gitmek için bir adım attığımda yine bileğimden tutup durdurdu beni.

"Burda ne döndüğünü anlatmadan hiç bir yere gidemezsin"

Artık sinirlenmeye başlamıştım. Tanımadığı yetmiyormuş gibi ikide bir kimsin sen?kimsin sen?

YETER BE!!!

Hayır olan operasyona olacak.

Otopark aydınlamaya başlayınca benim cinler tepeme çıktı tabi.

"Allah kahretsin."Dedim sinirle şapkamı elime alırken bir yandan saate baktım geç kalmıştım işte. Barışla buluşma saati çoktan geçmişti. Ve şuan dımdızlak ortada kalmış bulunuyordum.

"Beğendin mi yaptığını"Diye sinirle bir iki adım atıp önüne dikildim.

"Senin inadın yüzünden her şey bok oldu mutlu musun?"

"Ne olduğuna dair hiç bir fikrim yok ama her ne olduysa asıl senin inadın yüzünden oldu"

"Ba..."

Sözümü kesen telefonumun çalması oldu.

Arayan Aylindi.Semihe sinirle bakarken telefonu açtım.

"Nerdesin sen?"Diye sordu Aylin telaşla

"Otoparktayım."

"Ne otoparkı Asya çık hemen ordan spor şubeden polisler stada geliyorlar bir iki dakika ya orda olacaklar."

"Söylemesi kolay Aylin.Kapının önünde iki tane görevli beklerken nasıl çıkabilirim burdan."dedim sinirli bir şekilde. Onun bir suçu yoktu biliyordum ama elimde değildi. Sinirliydim herkese her şeye patlayabilirdim.

"Sen zaten niye geç kaldın ki?"dedi Ayminde bıkkınlıkla.

Ne diyeyim ki Aylin. Rumlar... Bisepsler... Arnavutlar... Baldırlar... Sarı sarı saçlar yine yangın var peşimde tüm günahlar vuruldum ona ben daha da sevesim var... Falan filan işte... Durumlar felaket yani...

Diyemedim tabi bunları onun yerine daha makul bir şey söyledim;

"Bir takım arkadaşlar sağolsun oyaladı"

"Ne arkadaşı be.Amaan her neyse ben çıkabileceğin başka bir yer var mı diye bakacağım kapat"Dedi ama kapatmamı beklemeden o kapattı.

Kararlılıkta Gafimm gibi olmayın arkadaşlar.

Ben sinirli bir nefes verirken.Semih'e tekrar ters bir bakış attım.

"Sayende ömrümün geri kalanını hapiste geçireceğim çok sağol"dedim tip bir gülümsemeyle.

"Hapise girmeyi hakedecek bir şey yaptıysan ben napabilirim ki?"dedi o da benden aşağı kalmayacak ters bir sesle.

"Hapise girmek ki sence benim korkum?"Dedim ama cevap beklemeden devam ettim.

"Mesele ben değilim mesele sen değilsin ya da başka biri değil.Mesele Beşiktaş Semih.Ben girerim hapse sorun yok ama benim burda yakalanmam Beşiktaş'a itibar kaybettirecek, kesilecek cezaları,MHK'nin TFF'nin arşa çıkacak nefretini saymıyorum bile."

Telefonuma gelen mesajla önünde durduğum kolona yaslanarak yavaşça çöktüm.

💕Gafimmmm💕

Polisler stada giriş yaptı... Kendin çıkamayacaksan bir şekilde yok et o laptopu.

"Bittik Allah kahretsin"Dedim başımı dizlerime yaslarken.

Şimdi ne yapacaktım? Asya Korkmaz gözünün her konuda bu kadar kara olmak zorunda değil be kardeşim. Biraz otur ben ne yapıyorum diye düşün be.

Ben kendi kendime saydırırken kulaklarıma dolan sesle sinirle kaldırdım kafamı dizlerimden.

"Eee yakalanmaya çok heveslisin galiba"

"Sen ne..."Sinirle başladığım cümlem dudaklarımın arasından gerisin geriye yuvarlandı.

Semih elini bana doğru uzatmış kalkmam için bekliyordu.

Bir kaç saniye boş boş baktım eline.

Şu an bu cidden oluyor muydu yaa?

"Eee hadi gelmiyor musun?"

Dediğinde bakışlarım doğrudan zümrütlerini buldu yeşilin her tonu olan zümrütlerini. O gözlerin oksijen üretebildiğini kanıtlayamazdım ama nefessiz kaldığım her saniye bana nefes olur gibi bakıyorlardı.Başkası olsa iter elini kendim kalkardım ama onu itmedim elimi yavaşça bana uzattığı eline doğru kaldırdığımda elimi kavradı.

Beni yavaşça yerden kaldırdığında bırakmadım elini. O da bırakmadı. Birlikte yürümeye başladığımızda Nereye diye sormadım.

Elleri hala huzur veriyordu.O bana hep güvendi.O bana hep bir limandı. O benim aldığım nefes gibi bir şeydi. Olmuyordu onsuz hiç bir şey olmuyordu...

Az ilerideki bir arabanın önüne geldiğimizde Semih cebinden anahtar çıkarıp kapıların kilidini açtı ve sürücü tarafına geçmek için elimi bıraktığında ne yalan söyleyeyim bir tık afalladım.

Semih sürücü koltuğuna geçmişti.Arabayı çalıştırırken "Atla" dedi.

Şuan ona sinirliydim aslında ama burdan çıkmak için el mecbur bindim arabaya.

Kemerimi takarken araba harekete geçmişti.

"Umarım şuan doğru bir karar vermişimdir"dedi gözlerini yoldan ayırıp bana çevirirken.

"Sana minnet etmemi falan beklemiyorsundur umarım çünkü her şeyi sen mahvettin zaten"dedim sinir dolu bir sesle. Elini tutmanın büyüsü buraya kadar sakinleştirebiliyordu sanırım. Zira bünyeme aniden tekrar yükelenen bu öfkeye ben başka bir izahat bulamıyorum.

"Birincisi ben hiç bir şey yapmadım sürekli şüpheli hareketleri olan sensin ikincisi hayır minnet falan beklemiyorun tabiki ama en azından burdan ikimizinde yakalanmadan çıkabilmesi için eğilsen iyi edersin çünkü Adem abi şuan durmam için el ediyor"dedi bana kıyasla daha sakin bir sesle.

"Adem abi kim be?"dedim şaşkınlıkla.

Oldukça makul(!) bir cevap aldım bu soruma karşılık"Şu kaçtığın güvenlik"

"NEY!! ULAN BU BÖYLE AĞIR AĞIR MI SÖYLENİR"Diye yükseldim anın heyecanıyla ve kemerimi çıkarıp torpido gözünün önünde kalan alana çöktüm.

"Herifteki rahatlığa bak yaa"Diye söylenmeyi ise asla ihmal etmiyordum.

"Ne yapmamı isterdin basıp gitmemi pardon gidemeden peşimize elli tane polis otomobili takma mı falan mı isterdin mesela"dediğinde bulunduğum konumdan yüzünü tam seçemiyor ama göz devirdiğine kalıbımı basabiliyordum.

"Bana bak..." Cümlemi tamamlayamadan arabanın durmasıyla sinirli bir nefes verip sustum.

Semih kendi tarafındaki camı biraz araladı ve dışardaki adamla konuşmaya başladı.

"Hayırdır abi bir sorun mu var?"

"Sadece bir sorun olsa iyi be abicim birden çok sorun var gibi"Dedi adam düşünceli bir sesle.

"O ne demek abi"

"Senin olanlardan haberin yok mu?"diye saçma bir soru yöneltti adam.

Yani Adem abi sence haberi olsa niye sorsun mesela hee güzel abim? Bana lütfen bu gereksiz sorunu mantıklı kılacak tek bir cümle söyleyebilir misin?

Semih bu saçma soruya haklı olarak şöyle bir karşılık verdi.

"Olsa niye sorayım abi?"

Adem abi sonunda bu saçma soru silsilesine bir son verip bodoslama olaya daldı.

"Devre arasına girilmesi için hakemin düdüğü çalmasını bekliyorduk ama sonra"Sıkkın bir nefes verdiğindr arya bir iki saniyelik bir sessizlik girmişti.

Yaa Adem abicim burda zor durumdayım iki büklüm kaldım uzatma lafı yaa.

Ne bu premium YouTube geçemeyen kullanıcılara ikide bir verilen reklamlar gibi hayır zaten para yok orda da reklama takılıyorum bari gerçek hayatta bir salın yaa.

Normal hayatın premium modu olmasın bari.

"Abi niye araya reklam arası veriyorsun noldu anlatsana"diye oldukça mantıklı bir cümle daha kurdu Semih.

"Sonra skor tabelasında bir video dönmeye başla..."

"Haaaaaappppşuuu" ben az önce evrene teşekkür etmiştim değil mi?

Yok ben teşekkürümü derhal geriye alıyorum. GERİ İADE EDİN BANA TEŞEKKÜRLERİMİ!!!!!!

Gerçekten yani altı üstü paspastan gelen lavanta kokusundan alerjim azmış olamazdı değil mi o kadar uzun boylu olamazdı şanssızlığım. Olmamalıydı.

Ama olmuştu maalesef ve tamda böyle zor bir durumda bu olayın yaşanması ya benim bayaa şanssız oluşumdandı ya da bu evrenin ciddi manada bana bir garezi vardı.

Bence her ikisi de...

"Öhhö öhhö"Diye Semih benim hapşurma sesimi bastırmaya çalıştı.

"Neyse abi benim acil bir işim çıktı. Hadi size kolay gelsin"Dedi ve camı kapatmak için elini düğmeye götürdü.

Ben ikinci kez hapşurmak üzereydim.Hadi artık çalıştır şu zıkkımı be adam!!!

Semih tam camı kapatacakken"Semih"Dedi adam birden.

Hay sikeyim böyle işi ama yaaa. Kalbim heyecandan ağzıma gelmişti.Adam hapşurma sesimi duymasa kalbimin gümbürtüsünü duyardı kesin.

Semih elini düğmeden çekereken "Efendim abi"Dediğunde benim kalpten gitmeme bir iki saniye falan kalmıştı...

Selamın helllooooğğğ :)

Ben 6. Bölüme kaçorottiiii ama siz lütfen vote ve yorum atmadan kaçmayınnnn 💞 💞 💞 💞 💞 💞 💞 💞

💚E🖤N🤘🏻D

Bölüm sonu

4 yorum