İçeriğe geç

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 4 · 9 dk okuma

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 4

💚4.Bölüm💚

💔

Seneler sürer her günüm,

Yalnız gitmekten yorgunum; Zannetme sana dargınım,

Ben gene sana vurgunum.

Başkalarına gülsem de,

Senden uzakta kalsam da, Sevmediğini bilsem de

Ben gene sana vurgunum.

Dağları aşınca başım,

Geri kaldı her yoldaşım,

Gel sevgilim, gel kardaşım,

Ben gene sana vurgunum.

Gönlüm seninkine yardı,

Aynı şeyleri duyardı;

Ayaklarımız uyardı...

Ben gene sana vurgunum.

~Sabahattin ALİ~

Locada yerime geçmiş maçın başlamasını bekliyordum.

Bizimkiler sahaya çıkarken ben de Laptopdaki son ayarlamaları yaptım.

Bileğimdeki akıllı saatten geri sayım sayacını ayarladım ve masadan kalkıp camekana ikerlerken sayacı başlattım.

Uzun zaman olmuştu yuvaya gelmeyeli...

Gözlerim önce taraftara kaydı.

Stadda kulaklarımı sağır edecek cinsten büyük bir uğultu hakimdi.

Timo Werner oyundan çıkış nedeninde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha çok iyi anladım ama keşke maçtan önce

'Beşiktaş, ne Borussia Dortmund ne de Bayern Münih. Onlardan korkmuyoruz' demeseydin be abi zira tarihin en büyük göt oluşlarından birini yaşadın resmen.

O kadar coşkuluyduki taraftar yeri göğü deliyordu sesleri.

Şuan aralarında olmayı onlarla birlikte hoplayıp zıplamayı marşlar söylemeyi çok isterdim ama şimdi olmazdı zira süpeligde yine şikeli maçlar boy göstermeye başlamış hakemler yine takımları kıtır kıtır doğrar olmuştu ama bu düzen bugün sona erecekti öyle bir yer yerinden oynayacaktı ki Tff koltuğundan inatla kalkmayan o başkan kaldığı her güne lanet edecekti.Öyle bir çomak sokacaktımki bu düzene herkes adalet terazisinin ayarını bozmaya kalkarken elli kere daha düşünecekti.

İstiklal marşımız için saygı duruşuna geçilirken içimi yine bir duygu kaplamıştı armasında şanlı Türk bayrağımızı kullanabilen tek kulüp olmamızın gururu elbette.

Santrayı Pendik yapacaktı hakemin düdüğü çalmasıyla birlikte İbrahim Akdağ topu Midstjö'ye yuvarladı ve maç başladı.

Benimse dikkatim anında dağılmıştı zira Beşiktaş'ın çift forvet dizilimli oyun planındaki çift forvetin biri Semihti.

İster istemez ondan başkasına odaklanamıyordum.

Kabul edelim yedi yılda baya iyi gelistirmişti kendini. Taktiksel açıdan zaten hep çok yetenekliydi benim bahsettiğim gelişme vücutsal gelişmelerdi.

Meselea o kollara ne olmuştu ya?

Ben giderken böyle değildi bu kollar.

O bicesps kası Osmanlı'dan ayrılıp kendi bağımsızlığını ilan eden Rumlar gibi ne yapıyordu öyle? Semih'in en ufak hareketinde niye kendini bu kadar belli ediyordu mesela? Amaç neydi tam olarak? Benim şuracıkta dibimin düşmesi falansa şayet gayet uygun adım ilerliyorlardı.

Hele o baldır kaslarının bisepslerden pek kalır yanı yoktu. Bisepsler Rumlarsa baldır kasları Arnavutluklardı yani her ikisi de kendi bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi sanırım.

Bir dakika ya! Ne diyorum ben! Odaklan Asya topla kafayı kızım. Buraya bunun için gelmedik kendine gel.

Gelemiyorum ama... Bak Semih her top istemek için elini kaldırdığında nasıl da biz burdayız der gibi göz kırpıyorlar bana.

Sevgili beynim lütfen bana yardımcı ol ve gözlerimden gelen sinyalleri kıs mıs bir şeyler yap.

Sonunda sapık gibi Semih'i dikizlemeyi bırakıp oyunun genel akışına odaklandım (opsiyonel).

Takım da tıkır tıkır işleyen bir sistem vardı. Herkes birbirini çok iyi tamamlıyordu. Herkes dünya yıldızı değildi fakat o kadar iyi bir bütün olmuşlardı ki hepsi parlıyordu. Takım oyunlarını en çok sevmemin nedeni de tam olarak buydu. Var olmak için başarılı olmak için herkesin bir şeyler vermesi gerekiyordu. Herkes üstüne düşeni yapınca ortaya sanay eseri gibi bir şey çıkıyordu.

Ve futbol öyle bir şeydi ki. Öyle anlar yaşanıyordu ki her şey doğal akışında bir film gibiydi. Hatta bazı anları en iyi senaristler yazamaz en iyi oyuncular oynayamazdı. Futbol doğal akışında çok güzeldi. Futbolu çirkinleştiren dışarıdan giren kirli ellerdi ben de tam olarak o elleri uzaklaştırmak için buradaydım.

Derken Beşiktaş az önce bahsettiğim uyumun karşılığını aldı Pendik kontaraya çıkmıştı.Top Halildeydi.

Halil kendisine koşu atabileceği dar bir koridor bulmuş ordan hızla ilerliyordu.Arkadan ondan daha hızlı gelen Rashica çok klas bir çalılma topu Halilden çaldı ve hızla geri dönüp orta sahadan uzun pasla topu doğruca Rafa'ya gönderdi.

Rafa top ayağına geldiği gibi hızla ceza sahasına ilerledi lakin önü kapanmıştı zira Alparslan, Nuno ve Rassoul tabiri caizse kalenin önüne etten duvar örmüşlerdi ancak her iğneden ipliği geçirebilecek mahir bir terzi vardı ve Beşiktaş'ın o mahir terzisi de Semihti.

Rafa onu karşılamaya gelen Erdemi şık bir çalımla geçip topu doğruca Semihle buluşturdu Semih yay çizgisine indi ve topu soluna çekip öyle bir vurdu ki sanki topa gideceği yerin kordinatlarını vermişti top öyle hızlı ve kavisli gittiki kalede duran Erdemin tam doksandan ağları havalandıran topu izlemekten başka çaresi yoktu çünkü her şey bir kaç saniye içinde gelişmişti.

Semih önce Rafa'ya koştu ve onunla sarılıştılar sonrada orta be yüzük parmağını kapattığı elini gökyüzüne kaldırıp trübünlere koştu.

Takımın geri kalanı tribünün önünde de rahat bırakmamıştı lakin onlarda tribünün önünde etrafını sarıp sarılmışlardı. Hepsi dalğıldıklarında yanında hala Talha vardı onun gülerek bir şeyler konuşurken tekrar orta sahaya yönelmişlerdi.

Talha tam yerine geçeceği sırada Semih'in saçlarını karıştırıp öyle yerine geçerken Semih arkasından isabet etmeyeceği açık bir tekme savurmuştu.

Talhayla iyi anlaştıklarını sürekli spor magazinlerinden duyuyordum zaten ama böyle karşımda kanlı canlı görmek bir garipti.

Alparslan topun başında santrayı yapmak için beklerken hakem elini kulaklığına götürdü ve Alparslana beklemesini söyledi.

Herkes merakla ne olacağını bekliyordu ama ne olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktu.

Gol de ofsayt var mıydı?

Hayır.

Faul var mıydı?

Hayır.

Golün iptali için bir sebep var mıydı?

Hayır.

Yani gol iptal olur muydu?

Mantıken hayır.

Peki takım Beşiktaş mıydı?

Evet.

O zaman gol iptal olur muydu?

Mantıksızdı ama evet.

Nitekim hakem demeye bin şahit gerektirecek pek kıymetli arkadaş eliyle vara gieeceğine dair bir işaret verince benim şartellee attı tabi.

"Yine hangi sikim sonik bahaneyle golü iptal edecekler acaba"Diye sinirle soluyup tekrar içeri girdim ve kulaklıklarımı takıp laptopun başına geçtim.

Biraz uğarştıktan sonra varın ses sistemine sızmayı başarmıştım.

" *** pozisyonu incelemen gerektiğini düşünüyoruz"

Amına koyduklarım birde şöyle nazik nazik konuşmuyorlar mı? Saf bir İstanbul ağzıyla falan hayır sizi bilmesek yiyeceğiz bu konuşmaları da abi sen taa kaç yıl önce Beşiktaş maçında boks müsabakasına çıksa mhtemelen daha az hasar görecek hale gelen Bakhtiyor'a değil onu o hale getiren Opoku'ya faul verdin sen ne anlatıyon be abi gözünü seveyim be abla.

" Tamam izlemek için ekrana gidiyorum. Pozisyonu gösterir misin?"

Bak hala yaa yav tamam. En İstanbul ağzıyla konuşan sizsiniz valla tamam yaa.

"Pozisyonu ekrana verdik.Tam şu pozisyonda 90 numaralı oyuncunun kartlık faul yaptığını düşünüyoruz.Gol geçersiz, Pendikli 33 numaralı oyuncunun serbest vuruş kullanamsı gerek"

"Bu pozisyon yeterli mi emin olamıyorum bir görüntü daha verir misin?"

"Tabiki ama biz dördüncü hakemler olarak net sarı kartlık pozisyon görüyoruz" Dedi vardaki şerefsiz ama bunu söylerken sesinde bariz bir sinir ve gerginlik vardı.

"Tamam ben de sizinle aynı görüşteyim golü iptal edip kart veriyorum" Yaa sen ne izledin de neyi iptal ediyorsun be!

Kulaklarıma hışırtı sesi geldi.

Salaklar kulaklıkları kapatmadan çıkarmışlardı.

"Haber ver halettik sorun çıkacak okursa ikinci kartla hallederiz"

Orospu çocukları yaa halledeceğim ben hepinizi halledicem bekleyin siz. Sinirle kulaklıkları masaya vurdum ve masadan kalkıp tekrar dışarı çıktım.

Hakem eliyle golü iptal ettiğine dair işaret ediyordu.Bizim takımdakiler itiraz için hakemin yanına gittiklerinde önce Semih'e götlerinden uydurdukları pozisyon için sonra da Talha İmmobile ve Muçi'ye şiddetli itirazdan dolayı sarı kart çıkardı.

İtiraz etselerde sonuç değişmeyeceği için bizimkiler hakemin başından dağıldılar.

Topu hakemin işaret ettiği yere bıraktı Alparslan ve serbest vuruşu kullandı.

Maçın ilerleyen dakikalarında Beşiktaş yine şanslar yakalamıştı ancak saçma sapan çalınan düdüklerle maç sürekli duraklamış ve Beşiktaş'ın atakları sürekli bölünmüştü.Dakika kırk beşe girilirken Musrati topu doğrudan Semih'e gönderdi. Semih orta sahada buluştuğu topla hızla kaleye ilerlerken onu karşılamaya gelen İbrahim ve Midstjöden sıyrılıp orta sahayı hızlıca geçti.

Yay çizgisine kadar gelmişti biraz daha sokuldu ceza sahasına lakin tam vuruşunu yapacakken arkasından gelen Rassoul formasından kuvvetli bir şekilde çekince yere düştü.

Rassoul sen napıyorsun aslanım? Bu çocuğun bonservisini kapmak için bekleyen kaç kulüp var biliyor musun sen? Valla bu çocuğun kılına zarar gelsin Les Ferdinarda -ki kendisi kendi topçuları olur-koşmayı öğreten çArşı sana neler yapmaz gel orasını sen düşün.

Bir de ben gibi bir gerçek var tabi. Kaç yıldır bu adamın tek bir bakışını bile unutmayı becerememiş ben var bir de kalbim var onu gördükçe deli gibi çarpan.Asıl biz sana neler yaparız biliyor musun Rassouuuuulllll!!!?

Dua et onun kılına zarar gelmesin Rasoul.

Hayır tamam futbol bu sonuçta illaki sert müdahale de olur ama yani sen de ne isyiyorsun Rassoul? Formasını istiyorsan git maç sonu söyle verir benim çocuğum kıskanç değildir. Yani senin öyle üstündeyken parçalamana falan gerek yok. Bil diye söylüyorum!!!

Semih hala yerdeyken yanına Rashica ve Talha gidip yerden kaldırdılar.Yüzü gözü çimen olmuştu. Sanırım burnuda zarar görmüştü çünkü tam yüz üstü yere kapkalanmıştı.

Rassoul o buruna en ufak bir şey olsun seni Gogol'un burun romanındaki burnunu kaybeden adama çevirmezsem bana da Asya demesinler.

Muçi ve Musrati hakemin yanına gitmiş pozisyonun penaltı olduğunu söylüyorlardı.

Öyleydi de lakin hakem yine elini kulkalığına götürdü ve yine ekrana koştu.

Ben de içeri girip kulaklığımı taktım tekrar.

"Noldu *** niye çağırdınız pozisyonda göremediğim bir şey mi var?"

"Biz pozisyonun kartlık olduğunu düşünüyoruz"

"Bence kartlık bir durum yok penaltı vermek yeterli olur"

"Kartı Rassoul'e değil Semihe çıkartman gerek zaten"

"Ne!?"

"Pozisyonu veriyorum ekrana dikkatli izle 90 numaralı oyuncu yani Semih Rassoul arkadan gelirken zaten ayağına basıyor bir önceki poziyonu veriyorum şimdi.Burda da Semih Rassoul'u itiyor"

"İlk görüntü de temas olup olmadığı net değil diğer pozisyonda da temas çok hafif gibi buna kart vermek olmaz"

"Bizim önümüzde pozisyon kartlık diyorum sen ver kartı"

"Emin misiniz?"

"Evet ver diyorum"

"İyi peki madem"

Orospu çocukları Semihi oyundan attırıcaklar sinirle soludum ama kulaklıkları çıkarmadım.

"Tamamdır bu iş"Dedi orospu çocuğu *** keyifle.

Bekleyin siz sikicem ben sizin yapacağınız işi bekleyin.

Saatime baktığımda üç dakika vardı o yüzden son kez tekrar çıktım dışarı Hakem bu sırada ceza sahasına Semihin olduğu yere gitti ve elini önce sarı karta atıp onu ardından ikinci sarı kartı olduğu için kırmızı kartı gösterdi ve Semih'i oyundan attı.

Semih çok sinirli görünüyordu hakeme şiddetli bir şekilde itiraz etti lakin hakem onu dinlemedi ve sahadan çıkmasını işaret etti.

Semih sinirle saha dışına ilerlerken stadda acayip bir ıslık ve hakeme gelmişi,geçmişi,yedi ceddi bir güzel yaad ediliyordu.

Semih saha dışına çıkınca hocayla hararetli hararetli kendini ifade etmeye çalışıyordu ama o kadar sinirliydi ki sinirden kıpkırmızı kesilen yüzünü bu noktadan bile seçebiliyordum.

Hoca Semih'i sakinlestiremeyeceğini anlamış olacak ki eliyle soyunma odalarına giden tüneli işaret ederken oldukça ciddi görünüyordu. O da biliyordu Semih'in oyundan haksız yere atıldığını ama sen haklısın şöyle böyle deyip Semih'i iyice gazlamanın hatta onu iki saniye daha burda tutmanın bile anlamı yoktu.

Zira bu ligde Caner Erkin'e dudak okumadan 6 maç ceza vermişlerdi. Semih'in de aynı şeyleri yaşamasını istemiyor olmalıydı.

Ancak Semih'i bunu anlayacak daha doğrusu sorgulayacak durumda değildi. Anın gerilimiyle hocaya inanamayan bir bakış atıp sinir yüklü bakışlarla tünele ilerledi.

Semih'in tünelde gözden kaybolmasının hemen ardından maça bir dakika ek süre eklenirken ben de içeri girdim ve laptopu açıp son işlemleri hallettim.

Önümdeki tuşta takılı kaldı gözlerim "Enter" o tuşa basmamla hayatımın geri kalanın alt üst olacağını tahmin bile edemezdim oysa.

Selamın helllooooğğğ

Ben 5. Bölüme kaçorottiiii ama siz lütfen vote ve yorum atmadan kaçmayınnnn 💞 💞 💞 💞 💞 💞 💞

💚E🖤N🤘🏻D

Bölüm sonu

3 yorum