💔
Günlerden sonra bir gün
Şayet sesimi farkedemezsen
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden
Bil ki ölmüşüm
Fakat yine müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
~Cahit Sıtkı Tarancı~
Gözlerinin içinde kaybolup gitmiştim. O anda zaman mekan her şey durmuştu sanki.
Sadece o vardı,sadece ben vardım sadece biz vardık...
Beni daldığım bu dipsiz yeşilliklerden kurtaransa yine o oldu.Kolumdan yavaşça tutup çekti dengemi sağlayabilmem için.
Bir kaç saniyelik bir sessizlik çöktü aramıza.
Ne diyeceğimi bilemedim bir an.
Sonunda "özür dilerim fark etmedim" diyebildim.
"Sen ne arıyorsun ki burda?"dedi sorgular bir sesle.
Beni tanıdı mı tanımadı mı bilemedim çünkü dedim ya çok değişmiştim tanımaması daha olasıydı ben de bu ihtimale tutundum. Tanısa daha garip olurdu.
"Ben yolu karıştırdım locaya gidecektim ama bulamadım yolu"dedim onu tanımıyormuş gibi davranarak.
"Loca alacak kadar fanatiksin ama stada pek hakim değilsin galiba"dedi hala sorgular biçimde çıkan bir sesle.
Tanımamıştı.
İstediğim tam olarak bu değil miydi? O zaman niye içimde tarifsiz bir sızı hakimdi.
"Yurt dışındaydım uzun zamandır stada gelemeyince karıştırdım galiba"dedim kısaca.
"Solda"dedi soğuk bir sesle.
"Ne?"dedim bir an boş bulunarak
"Arakanda kalan sol koridordan ilerle karşına gelen ilk sağdan devam et direkt localara çıkarsın"derken sesi hala soğuktu.
"Teşekkür ederim"dedim hafif bir tebessümle.
Tam arkamı dönüp gidecekken arkadan sesi doldurdu kulaklarımı.
"Bir dakika"
Ne! Ne! Ne olmuştu!? Tanımış mıydı?
Geriye yüzümü ona dönerken sorgulayan bakışlarım yüzünde gezindi.
"Efendim?"
"Tanışıyor muyuz bir yerden? Yüzün çok tanıdık geldi"
Hasssiiikktir!!!
Şimdi değil Asya şimdi değil. Odağımız sadece operasyon bakma zümrütlerine, gamzeleri mamzeleri dağıtmasın dikkatini topla kendini kızım.
"Sanmam. Tanışsaydık unutmazdım emin ol"dedim hafif bir tebessümle arkamı dönerken.
Başka da bir şey demesini beklemeden hızlıca tarif ettiği yönde ilerledim.
Kalbim şimdi böyle çarpmanın cidden sırası değil.
KEDDİNE GEL!
💚🖤
Semih ilerleyen kadının arkasından hayretle bakarken kulaklarına dolan sesle arkasına döndü.
"Semih mal mısın birader sen?"diyen ses Talha'ya aitti.
"Ne var yine?"
"Bana bak sen ne bok yedin?"
"Talha derdin neyse açık açık söyle yorma birader"
Talha sinirle işaret ve başparmağıyla burun kemerini sıkarken bir yandan tip tip Semih'in suratına bakmayı ihmal etmemişti.
"Naptınız abicim Taş bebekle?"
"Taş bebek?" Dedi Semih boş boş Talha'nın suratına bakarken.
"Buseyle?"dedi Talha sinirle solurken.
"Buse?"
"Lan daha üç saat önce yanından kalktığın kız. Ne ara unuttun amına koyayım?"
"Sen o kıza taş bebek mi diyorsun? En önemlisi bu konudan İrem haberdar mı?"
"Birincisi İrem'in haberi var tabiki zaten kendisi öyle deyip durduğu için takılmış dilime ikivisi sen İrem'i kardeşin gibi gördüğünden mi soruyorsun bunu yoksa kıza -Buse'ye- bok gibi davranmana rağmen etkilendin mi?"
"İstediğim sorudan başlayabiliyor muyum bari?"dedi Semih göz devirirken.
"Tabi ki" dedi Talha sevimsiz sahte bir tebessümle.
"O zaman ilk soruyla başlıyorum.Evet İrem'i de en az seni gördüğüm kadar kardeşim gibi görüyorum. O yüzden olmaz ya ama hani olursa diye söylüyorum. Kardeşime yamuk yapanı yamulturum. Kardeşim. Bilmem anlatabiliyor muyum?"derken bir elini Talha'nın omzuna atmıştı.
"Ben İrem'e asla yamuk yapmam. O yüzden sen ikinci soruya geç birader"
Semih sıkkın bir nefes verdi.
"Hoşlanmadım. Yani zannettiğin gibi kıskançlık falan yok ortada kurma kafamda. Ayrıca ortalıkta çin malı Eros gibi de dolanıp durma. Bir kere daha böyle bir emri vaki yaparsan, beni tanımadığım kızla masada bir başıma bırakıp gidersen tüm samimiyetimle söylüyorum harbi belanı büyük sikerim."
Talha 'Hoşlanmadım' kısmından sonrasını dinleme gereksinimi duymadığı için odaklandığı o tek noktadan devam etti.
"Hangi renkti kızın gözleri?"
"Ne?"dedi Semih en boş sesiyle.
"Ne ne? Soru gayet açık kızın gözleri hangi renkti?"
Semih'in cevabı oldukça netti "Ne bileyim ben?"
"O kadar zaman karşı karşıya orurduğun kızın göz rengini hatırlamıyor musun?"
"Niye hatırlayayım. Ayrıca ben kızın gözüne gözüne bakıp durmadım heralde"
"Haberim var ama bu kadar da değildir dedim"dedi Talha büyük bir bıkkınlıkla.
"Talha ne diyorsun bir sik anlamıyorum"
"Kızın elini bile sıkmamışsın amına koyayım"diyen Talha'nın hayret dolu bakışları aldığı cevapla daha da büyüdü.
"Yoo sıktım"dedi Semih geniş geniş.
"Sen tokalaşırken emanet mal tutar gibi insanların parmak ucunu mu sıkıyorsun Semih"
"Evet! Oldu mu evet!? Oğlum bir sal beni ya"
"Salmıyorum abicim salmıyorum. Hoşlonmodom."dedi Talha Semih'i taklit ederek sonra da devam etti "Hoşlanmazsın tabi,kızın yüzüne bakmamışsın be hadi onu geçtim kız ne sorsa ne dese bir iki kelimelik cevaplar verip geçiştirmişsin. Derdin ne oğlum senin her bulduğumuz kıza bir bahane buluyorsun"
"Rahat bırakılmak benim tek derdim bu. Bir huzur verin ya. İstemiyorum ben kimseyi. Beni salın abi. Bak tekrar söylüyorum Be ni bir sa lın"dedi Semih artık harbiden yılmış bir sesle.
"Ben salayım,sen sal, hepimiz salalım sen de böyle ot gibi yaşa!"dedi Talha da aynı yılmışlıkla.
"O ne demek"
"Ne demek ne demek? Gayet açık. Hayatını yaşa artık Semih. Çakılıp kaldın yedi sene öncesinde. Bir çık artık ordan. Hayatın tesisle stad arasında geçemez. Tamam eyvallah yeteneklisin, benim bu güne kadar gördüğüm en yetenkli adamlardan birisin, kariyer yapmak istiyorsun eyvallah hakkındır en iyisini yapacaksın da ama kendi hayatın nolucak? Bir bak kendine"
"Ne var oğlum ben de"
"Hiç bir şey sorunda tam olarak bu. Senin hayatında futboldan başka ne var abi? Yoruldun görmüyor muyum sanıyorsun?Robot değilsin be oğlum yüklenme kendine bu kadar. Özellikle de o fotoğraf. Bırak artık o fotoğrafı bir kenara. Sabah,akşam, maçtan önce, sonra, 7/24 sürekli elinde bir fotoğraf var başka da bir şey yok. Anla artık gelmeyecek. Gitti Semih koskoca yedi sene önce seni hiç bir şey demeden terk etti. Yedi sene be oğlum dile kolay. Belki evlendi, belki çocuğu var lan. Sen salak gibi burda elinde bir fotoğraf geceleri uyurken bile dilinde iki kelime onu bekliyorsun 'Asya neden?' Nedense neden. Nedenler onu haklı kılmaz nedenler senin nasıl dağıldığın gerçeğini değiştirmez. O neden her ne olursa olsun senin iki ay gece gündüz onu aradığın gerçeğini değiştirmez. Beni sal mı diyorsun? Salmıyorum anladın mı salmıyorum. Bunu o kafana soksan iyi edersin. Çünkü ben kardeşimin bu kadar salak olmasını kaldıramıyorum." Sona doğru sesi istemsiz olarak yükselen Talha cümlesini tamamladığında soyunma odasına yönelirken.
"Elimde değil"dedi Semih güçsüzce "Yedi sene diyorsun ya nasıl unutulmaz diyorsun. Ben unutmayı denemedim ki. Unutmak istemiyorum ki."
Talha olduğu yerde çakılıp kalırken yavaş adımlarla ona ilerledi Semih.
"Kalp bu Talha öyle makina değil ki anasını satayım basınca silinip gitsin. Haa ben silinmesini de istemiyorum zaten. Ben yaşanmamış gibi devam etmek istemiyorum. Ben en çok o senin siklemediğin nedeni merak ediyorum. Anlamıyorum çünkü neden yaptı bunu. Bir insan bütün her şeyi nasıl bir gece de bırakır aklım almıyor. Kızgınım,kırgınım ama her şeye rağmen seviyorum hala durdurmak istemiyorum bunu.Başkasını sevmem sevemem zaten demekte istemiyorum. Ben memnunum halimden bir şikayetim yok. Bu oğlum benim hayatım futbol,top,stad,Beşiktaş bir de siz yetiyor bana fazlasında gözüm yok ama illa bir şey bakacaksan bana kız değil ev bak kardeşim. Eve çıkayım. Pes atarız, Fifa atarız, okey mokey oynarız, takılırız lan işte"
"En kralını bulmazsam şerefsizim"diye yükselen Talhayla ister istemez güldü Semih.
"Yürü hadi yürü gidelim de hazırlanalım ısınmaya çıkarız birazdan" dedi Semih kolunu Talha'nın omzuna atarak.
"Son bir sey soracağım."dedi Talha yürümeye başladıklarında.
"Sor hadi sor dinliyorum"
"Şu Buseyle bir kere daha mı konuşsanız hee."
"Yaa Talha ben senin aklını sikeyim yaa."diye yükselirken kolunu Talha'nın omzundan çekip hızlı adımlarla soyunma odasına ilerledi Semih.
"Lan bir dur!Yaa oğlum bir dinle!" Dinle diye bağırdı Talha arkasından ama nafile bir çabaydı.
Semih sinirle soyunma odasına girip kendi yerine oturdu ve maç için hazırlanmaya başladı.
Aradan geçen bir kaç dakikadan sonra dizliklerini düzeltirken yanına birinin oturduğunu hissedince kafasını kaldırdı.
"Naber abi?"dedi Mustafa tatlı tatlı gülümseyerek.
"İdare eder"dedi Semih pekte gülmeyerek.
"Talha abi ne dedi yine?"diye oldukça makul bir çıkarımda bulundu Mustafa.
"Musti maç önü kafanı bunlara yoracağına git hazırlan kardeşim."dedi Semih ciddiyetle.
Mustafa da daha fazla uzatmadan oturduğu yerden ayaklandı zira Semih full kansantrasyon modunu aktive etmişti bu saatten sonra futbol dışında iletişim kuramayacağının farkındaydı.
Aynı saniyelerde içeriye hoca girince herkes onun etrafında toplandı.
"Evet beyler. Bu maç için yeterince hazırlandık. Kendi evimizde taraftarımızın önünde büyük bir avantaja sahibiz. Atak oynamanızı istiyorum.Karşımızda kapanan bir takım var. Buraya bir puan bir puandır kafasında geldiler ama biz buna razı olmayacağız.Rashica Muçi kanatlardan fırsat bulduğunuz her an dikine oynayın. Orta saha;Gedson,Musrati topu döndürün ortasahadan ileri çıkmalarına müsade etmeyin fırsat buldukça topu savunma arkasına oynayın. Semih karşında fiziksel gücü oldukça yüksek defanslar var net gol vuşu imkanın yoksa vurma defansın arasından sızıp İmmobileye oyna. Unutmayın beyler puan kaybetme lüksümüz yok. Size güveniyorum. Sakın rakibi hafife almayın ve şartlar ne olursa olsun mücadadeleyi sakın bırakmayın"
Hocanın dedikleri Tercümanlarında çevirmesinin ardından takım ortada ellerini toplayıp "Oooooo" diye bağırmaya başlayınca takımı susturan kaptan yani Necip oldu. "Şşşşşş"
Ardından takımdan soyunma odasını sarsacak bir ses yükseldi "BİR İKİ ÜÇ BEŞİKTAŞ"
Herkes aynı anda üç alkış bir Beşiktaş, üç alkış bir Beşiktaş sesinin ardından hedefine odaklanmış vahşi birer kartal misali alacakları üç puana full odak bir şekilde yavaş yavaş soyunma odasından çıktılar.
Sahaya çıkarken Semih az önce hazırlanırken eline aldığı kücük vesikalık bir fotoğrafı her maç öncesinde yaptığı gibi tam karşısında tuttu ve resimdeki yüze hayran hayran baktı.
Elindeki fotoğraf Asya'nın bir fotoğrafıydı. Resimde ki tatlı simaya ışıldayan gözlerle baktı. Keskin kahve gözler herkese sert bir ona yumuşak bakardı bu fotoğrafta da aynen öyleydi. Kirpikleri gür ve kıvrıktı yani Semih'i kalbinden vuran birer ok olmaya yetiyorlar kalbini deşiyorlardı. Saçları kıvır kıvır ama kısaydı. Saćlarının arasında ise bir çok farklı renk karışmıştı ama fotoğrafta en çok belli olan tam öndeki kızıl perçemlerdi.
Asya'nın adını hep yanlış koyduklarını düşünürdü. Asi ya olacakmışta birleştirmişler gibi. O yüzden bu kadar asiydi ona göre Asya.
Hep asi hep dik başlıydı.
Konu kendisi değilse.
Haksızlığa uğrayan birini görse iki saniye yerinde durmaz ama kendi hakkı olunca susar bir kenara çekilirdi. Başkasıyla dalga geçenlere bir güzel ağzının payını verir kendine laf edenlere ise asla ses çıkarmazdı.
Buna hiç anlam verememişti Semih ama sormaya cesareti de yoktu. Belliydi Asya'nın büyük yaraları vardı ama Semih'in o yaralara dokunmaya onları yeniden kanatmaya cesareti yoktu.
Asya'nın asiliğinin nişanesi gibi parlatan kızıl perçemlere derin bir öpücük bırakıp varla yok arası bir sesle mırıldandı "Attığım her gol senin için asi keçim benim" ufak bir tebessümle fotoğrafı avuç içine bastırıp yavaş adımlarla sahaya ilerledi.
Daha maçın başlamasına epey olmasına rağmen stad neredeyse dolmuştu.
O çıktığında ise kulaklarını sağır edecek şiddette bir tezahürat kulaklarına doldu.
"OLEY OLEY SEMİH KILIÇSOY BEŞİKTAŞ'IN ÇOCUĞU SEMİH KILIÇSOY"
Yüzüne yayılan geniş bir tebessümle taraftara selam verip ısınmak için hareketlendi.
Selamın helloooooo:)
Talha'nın Semih'i bu kadar çok düşünmesi şaka mıığğ?
Neyse ben 4. Bölüme kaçorotti ama siz lütfen vote ve yorum atmayı unutmayınnnnn💞💞💞💞💞💞
💚E🖤N🤘🏻D
