İçeriğe geç

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 44 · 16 dk okuma

YEŞİLİN AGÜERO TONU

Bölüm 44

🖤9. Bölüm part2🖤

Dediğinde sinirle kafa sallarken "Tamam" dedim sonra da telefonumu aldım çantamdan ve çantayı sinirle arka koltuğa savurup hiddetle indim arabadan.

Telefondan Aylin'i aradığım da neyseki çok bekletmeden ikinci çalışta açtı.

"Efendim"

"Aylin senin dingil bizim evde mi?"diye sordum sinir dolu bir sesle.

"Ayyy yani Asya sana inanamıyorum. Daha yemek bitmeden onu mu kontrol ediyorsun? Yani vallahi de pes billahi pes başka da bir şey demiyorum"diyen isyan sesleri doldu kulağıma.

İçimde kaynayan öfke öyle öyle büyüktü ki"AYLİN LAF KALABALIĞI YAPMA VAR MI YOK MU?" diye yükseldim ve ilk kez evet cevabını duymak istedim.

Lütfen evet de diye geçirdim içimden karşısında başka bir kızla oldukça samimi bir şekilde yemek yiyen o dingil olmasın diye geçirdim içimden ama tüm temennilerim osmanlı tokadı yemişçesine yerle bir oldu.

"Ne bağırıyorsun be gelmeyecek dedim ya mesasi varmış sabah bitecek. Yani rahat olabilirsin yarın geceye kadar uğramaz bize dinlenir sabahtan. Zaten şu mesaileri son zamanlarda çok arttı bir de sen laf sokuyorsun bize gelince sanki doğru düzgün görüştüğümüz var" dedi Aylin o an bir şey oldu şarteller mi atmıştı, ampuller mi patlamıştı,güneş mi patlamıştı ne olmuştu lan?HER YER NİYE KARANLIKTI? Cevap hiç biri değildi gözlerime perde inmişti simsiyah bir perde hemde...

"Aloo Asyaaa orda mıs..." Aylin sözünü tamamlamadan sinirle kapattım telefonu ve hızlı adımlarla ilerledim yolda. İki şeritli yolun tam ortasındaki şeritleri ayıran kaldırımdan geçiyordumki bileğimi birinin kavradığını hissettim.

Öfkeli adımlarım durdu.Bileğimi kavrayan kişiye döndüm. Semih'in bakışları kahvelerimle kesişirken. "Nereye gidiyorsun?"diye sordu.

"Belasını siktirmek isteyen biri varmış ona bir sakıncası mı var?"Dedim sinirle bileğini geri çekip tutuşundan kurtardım.

"Sakince bir anlat n'oluyo?"

"Bak şu pezevenke"Dedim elimle mekanın bize bakan tarafında yemek yiyen Barış'ı ve yanındaki kızı gösterip.

"Bu şerefsiz it Aylin'in sevgilisi"

"Aylin kim?"

"Kardeşim"

"Yine de bir sakin olur musun?"

"Olamam sakin makin. Ya bu şerefsiz daha geçen ay Aylinden on bin lira borç aldı arabamın taksitini yatıracağım diye bir de şuraya bak şerefsiz Aylinden aldığı parayı burda başka karı kôza yediriyor? SEN SÖYLE ŞİMDİ BEN NASIL SAKİN OLAYIM!!?"

"Yahu tamam haksızsın diyen yok bağırıp durma"

Sinirle saçlarını geri savurdum. "Yok ben bunun ağzını burnunu kırıcağım bunun başka yolu yok"

"Saçmalama istersen.Aylin'e ne demeyi planlıyorsun sevgilin seni aldattı ben de dövdüm mü?"

"EVET!"

"Bu Aylin'in canını daha çok yakmaktan başka hiç bir işe yaramaz"

"SEN SÖYLE O ZAMAN N'APİYİM? GİDİP TEBRİK Mİ EDEYİM SEN BENİM ARKADAŞIMI NE GÜZEL ALDATIYORSUN DİYE"

"Hayır tabiki. Git Aylinden onun canını yakmadan ayrılmasını söyle"

"O da hemen tamam der ya zaten"dedim göz devirerek

"Orasını da sen düşün ama inan bana sevdiğinin başkasıyla olduğunu görmek,bilmek kadar insanın canını yakan bir şey yok. O yüzden bırak en azından ayrılırken canını yakmasın"

Sakinleşmek adına derin bir nefes aldım ve daha sakin adımlarla yolun karşısındaki mekana ilerledim.

💚🖤

Talha çalan telefonunun sesiyle yaslandığı araba kaputunda istifini bozmadan elini cebine attı ve telefonu cebinden çıkarttı.

Yanıp sönen ekranda gördüğü isimle telefonu bekletmeden yüzünü kadraja alacak şekilde karşısına doğru kaldırırken aramayı yanıtladı.

Telefonu açmasıyla ekrana oyuncu kulaklıklarıyla Emirhan belirdi.

"Naber lan?"dedi Emirhan her zamanki gibi kendi üslubuyla.

"İdare eder bro"

Emirhan'ın duyduğu son kelimeyle bakışları oyun oynadığı monitörden telefon ekranına kayarken aptallık etme sen Bihter Ziyagilsin derksn Firdevs Hanım'ın attığı bakışı aratmayacak hir bakış attı.

"Bro ne lan?"diye sordu en net sesiyle.

"Brother'ın kısaltması işte kardeşim yani"

"Siktir!"dedi Emirhan ağız dolusu yalandan bir şaşkınlıkla "ciddi misin lan?"

"Emo ne anlatıyorsun abi sen?"

"Ula fışk yinenin uşağı Türkçenin köküne kıran mı girdi ula yarı Türkçe yarı ingilizce konuşuyorsun"

"Ben böyle bir hatayı nasıl yaparım amına koyayım? Nolur affedin saygı değer Doçent Doktor Profösör Ordünaryus Türkçe Koruma Derneği Dünya Kurul Başkanı Ve Sikik Felsefe Uzmanı Emirhan Hazretleri"dedi tek nefeste aynı zamanda göz devirerek.

"Sensin lan sikik. Felsefe bir bilim dalıdır ama sen nerden bileceksin yüce cahil"

"Emo evde durmak sana yaramadı KARINDAŞIM"Dedi Talha yılmış bir bakışla son kelimeyi olabildiğince vurgulayarak. "Sen iyice kafayı yedi kendine saracak yer arıyorsun belli ama şuan çekemeyeceğim kusura bakma"

"Oğlum ben harbi bir garip oldum evde yata yata. Geçen rüyamda taramalı tüfekle Sokrates'in Platon'u vurduğunu gördüm Platon ölmeden önce 'Dünyaya kendi isteğim dışında geldim,hayretle yaşadım,tiksinerek gidiyorum' dedi. Sonra Freud,Nietzsche ve Yunus Emre geldi Platon'u bir tabuta koyup cenaze timi gibi şarkıyla oynaya oynaya giderlerken birden Mevlan'a geldi 'Edep sahibi yediği tokadın sahibini değil nedenini arar' deyip bunları kovalamaya başladı.Tamam olarak böyle dememişte olabilir orayı tama hatırlamıyorum uydurmuş olabilirim. Ama ben galiba gerçekten deliriyorum lan. İMDATTT!"

Talha duyduklarından sonra sağlam bir kahkaha bastı "Emo sen cidden delisin birader ben artık bundan eminim. Oğlum her şeyi geçtim Yunus Emre ve Freud birlikte cenaze timine katıldı ne lan? Bu nasıl bir bilinç altı Emirhan. Senin Psikoloji biliminin çağ atlamasını sağlayacak bir bilinç altın var acil bir psikoloğa git bari bilime bir faydan dokunsun amına koyayım."

"Talha ben delirmeden gelin beni dışarı çıkarın gezelim tozalım bir şeyler yapalım yoksa valla benim mental sağlık nanay"

"Emo sıkı dur kardeşim biz yanındayız. Bizim için dayanmak zorundasın Emirhaann"dedi Talha acayip kötü bir flaş tv oyunculuğu ile.

"Lan siktir git!Taşak geçiyorsun birde"

"Tamam lan demedin bir şey sen de iyice alıngan bir şey oldun haa."

Emirhan kulaklığını çıkarıp

"Bırak beni şimdi sen ne yapıyorsun?"diye sordu yatağına doğru ilerlerken.

"İrem'i bekliyorum"

"Nasıl yani? Oğlum bir saat önce mesajlaştığımızda da İrem'i bekliyorum dememişmiydin sen?"

"Bizimle onların zaman algısı bir olmuyor kardeşim. Mesela ben hep İrem'i evden çıkarken arayıp Aşkım ben kapının önünde seni bekliyorum diyorum o da bana her seferinde 5 dakikaya iniyorum diyor ama her seferinde ben evimden kalkıp buraya geliyorim ki bu nerden baksan bir saat sürüyor ama ben hiç bir geldiğimde İrem'i kapının önünde bulamıyorum her seferinde en az 10 dakika bekliyorum kapının önünde. Karışık mevzular yani manitan olmadan anlayamazsın"

"Ben böyle iyiyim kardeşim hiç gerek yok"

Talha tam bir şey diyecekken kelimeler boğazına düğümlenip kaldı. Bakışları usul usul telefon ekranından ayrılırken ne diyeceğini bilemiyordu. Zaman yavaşladı sanki,esen rüzgar bile durdu bu anın büyüsünü bozmamak için. Talha'nın içinde milyonlarca duygu harmanlanırken tüm o duyguları ifadecek bir cümle kuramadı. Hayranlıkla aralanan dudaklarının arasından sadece tek bir kelime döküldü.

Mırıltı şeklinden çıkan ufak bir küfür "Hassiktir"

Emirhan an itibariyle aklı başından uçup giden arkadaşına saf saf baktı.

Ne olmuştu bu çocuğa Allah aşkına.

Gökten futbol topu yağmaya falan mı başlamıştı?

Ne oluyordu yani tam olarak? Bu bakışların mantığı neydi?

"Talha neden öyle elli birinci bölgede uzaylı görmüş masum köylü gibi bakıyorsun kardeşim?"

"Emo kapat ben seni yemekten sonra arayacağım"dedi Talha bakışlarını telefon ekranına geri çevirmeden.

"Ara ama bak canım ço..." Emirhan sözlerini tamamlayamadan yüzüne kapanan telefonla donup kaldı.

Boş boş bir kaç kez göz kırpıştırdıktan sonra kendince makul bir soru sordu "yüzüme mi kapattı lam o?"

Sinirle telefonu sağa savururken yatağa kuruldu "İnşallah geçerli bir sebebin vardır Talha yoksa dalağını si..."

Kendi kendine söylenmeleri birden açılan oda kapısıyla yarım kaldı.

"Abi bu kahve fincanı senin mi!?" Diye hiddetle öne uzattığı kahve fincanıyla odasına dalan tabiki kardeşi Leyladan başkası değildi.

Emirhan tip bir şekilde göz devirdikten sonra tepesine dikilen canı ciğeri kız kardeşine döndü "Tanıştırayım Leylacığım bak o arkanda gördüğün şey bir kapı insanlar yüz binlerce yıl önce mahremiyet alanı yaratmak için icat ettiler şunu çalmadan girme odama"derken işaret parmağını kapıya doğru savurmuştu.

"Bak ben de seni kiminle tanıştıracağım"dedi Leyla zerre samimi olmayan gıcık bir tebessümle "Bak fincan kardeş bu benim andaval abim, bak abiciğim bu da fincan ama içinden kahve içilmiş bir fincan ve bunun yeri tezgahın üstü değil bulaşık makinesinin içi!"

"Nasıl konuşuyorsun kız sen benimle?Andaval mandaval"

"Abii çok ciddiyim bir kere daha sağa sola bulaşığını bırakırsan sonraki görüşün bulaşık makinesinin değil çöp kovasının içinde olur! Delirtme beni yaa! Kahve içtiğin bardağı makineye yerleştirebilirsin bence yaoabilirsin bunu"

"Leyla benim sinirlerimi tepeme çıkartma canım kardeşim.Ne yapayım doluydu?"

"Hadi ya Vallahi mi? Bak yaa. E bize bunu satan adam bu kendi kendini boşaltıyor dedi boşaltmıyormuymuş?" dedi Leyla yalandan bir şaşkınlıkla "ÜÇ TABAK İKİ BARDAK VAR ZATEN İÇİNDE ONLARI DA ALIP DOLABA YERLEŞTİREBİLİRSİN ABİ"

Diye birden yükselen Leylayla bir anlık afalladı.

Kardeşi tipik bir karadeniz kadınıydı bu detayı asla atlamaması gerektiğini bir kez daha iyice kavradı Emirhan.

"Tamam be ne bağırıyorsun. İyi bırakmam bir daha"

"Allah razı olsun. Madalyanızı nerenize takalım Emirhan Bey?"derksn tersliğini sürdürdü Leyla.

Yılmış bir nefes verdi Emirhan "Tamam Leylacığım kahrolsun ata erkil toplum yaşasın feminizm. Şimdi bana bir bardak su getirir misin?"

"Abi senin bacaklarına noldu"dedi Leyla usta bir oyunculukla telaşlı çıkan bir sesle.

"NOLMUŞ LAN BACAKLARIMA"

"Heh bir şeyi yoksa kalk kendin al o zaman"

"Aklımı çıkardın manyak!"dedi Emirhan arkasında duran yastıklardan birini Leyla'nın kafasına çakarak.

"Lan sakatık ya zaten. Uzatma da bir su getir"

"Yemezler cicim.Bir şeycik kalmadı senin bacağında altı üstü doktor top peşinde koşturup zorlamasın bir süre daha dedi.Kalkıp bir su almanda bir sorun yok yani"

"Tamam lan suyumu da kendim alırım bulaşığımı da kendim hallederim ben Allah'ıma şükürler olsun. Defol şimdi odamdan bir dahada sakın kapı çalmadan gelme"

"Aman yemedik odanı"dedi Leyla tip bir bakışla çıkışa ilerlerken.

"Hatta direkt hiç gelme. DUYDUN MU LEYLA?"

Emirhan sinirle kafasını geriye atmasıyla yatak başlığı olmadığı için kafasını duvara çakması bir oldu.

Elini acıyla kafasının arkasına atarken "Hay ebenin amı"dedi acıyla.

Bu günde her şey yolunda gidiyordu maşallah.

Emirhan için degilse bile dn azından Talha için epey yolunda gittiği aşikardı.

İrem'e kendini affettirmeyi başarmış onu evinden almaya gelmişti. Şuanda karşısından ona doğru aheste aheste gelen kadına bakarken bir seyden emindi hayatında her şeyin yolunda gittiği bundan daha güzel bir gün olacaksa bu kesinlikle İrem'i kırmızılar değil beyazlar içinde göreceği gün olacak bu günü listenin ikinci sırasına itecekti. Ama şuanlık o mübarek gün bu gündü.

Yaslandığı kaputtan ayrılıp bir kaç adım attığında İremle aralarında sadece bir adımlık bir mesafe kalmıştı.

Tekrardan HASSİKTİR diye haykırmak istedi zira İrem yakından daha da güzeldi. İçinde sevgi kaynarken,binlerce duygu birbine karışmışken söyleyecek bir şey bulamıyordu. Ne yapabilirdi ki?

O sessizliğini korurken olduğu yerde süzüldü İrem "Eee nasıl olmuşum?"

Dakikalardır onu görmeden hemen önce aldığı o bir nefesi idareli olarak kullanan Talha son nefes kırıntısını içli bir şekilde verirken oldukça gerçekçiydi "Nefes kesici"dedi bakışları İrem'in yeşillerinin üzerinde gezinirken.

İrem ayağındaki topkulular sayesinde rahat bir hareketle Talha'ya biraz daha yaklaştı ve omzunun üzerinden toz silkeler gibi elinin tersini usul usul omzunun üzerinde sürterken bir birine bir hayli yaklaşan yüzleri arasında minicik bir masafe kalmışken "Aynı şekilde göründüğünü belirtmem gerekiyor"dedi mırıldanır gibi.

Bakışları birbirlerinin yüzünün her zerresinde dolanırken zamanı tekrar normal akışına döndüren kulaklarına dolan bir ökürme sesi oldu.

İrem bir iki adımda Talha'nın önünden yanına geçerken karşılarında duran kişi İrem'in kardeşi Yağızdı.

"İremciğim hayırdır birtanem nereye?" Dedi elleri ceplerinde gevşek bir tavırla.

"Sana ne Yağız?"

"Babamların haberi varmı?"

"Sana ne?"

"İrem sabrımı mı sınıyorsun?"

"Yağız mal mal konuşmayı kes. Sana bir milyon kere dedim al bak birmilyon birinci kez tekrar söylüyorum benden sadece 20 dakika önce doğman seni benim abim yapmıyor. Gideceğim yer hakkında da sana hiç bir şey söylemek zorunda değilim. Şimdi kaybol şu gözümün önünden vallahi elimde kalacaksın"dedi İrem sinirle.

"İyi bakalım öyle olsun ama geç kalma. Haa bu arada"derken bakışları Talha'ya kaydı "Bu saatten sonra gezip tozacağına daha çok çalışsan iyi edersin"

Talha hiç bir tepki vermeden Yağız'ın suratına bakmaya devam edince Yağız kendi kendine açıklama getirdi. "Bursa Sporun seneye süperlige çıkacağı garatilendi"dediğinde Talha'nın dudaklarından histerik bir gülüş döküldü "Doğru çünkü Mücahit Türk Futbol tarihinin en yetenekli adamı dimi"dedi alaylı bir sesle.

"Öyle seneye bizzat muhattap olursun"

"Yine de sen fazla ümitlenme be Yağız Süperlig sizi biraz aşıyor"

"Lan bana bak..." Diye ileri atılmaya meyleden Yağız'ı İrem durdurdu.

"Başlayacağım size de holiganlığınıza da. Alen Markaryenle Teksaslı İbomusunuz siz be kendinize gelin!Çocuk çocuk hareketler yapıyorsunuz ya!Bana bak Yağız keyfimin içine şıçtın zaten daha fazla uzatmadan defol eve. Talha uyma sen de şuna yürü arabaya!"

"Aman be bir şey demedik sevgiline"dedi Yağız tip bir bakışla.

"Yağız defolup gidiyor musun annemin kaybolan bileziğini ne yaptığını anneme anlatayım mı?"

"Aman iyi be ne haliniz varsa görün. Zaten benimde gidip hazırlanmam lazım şu maçıda bir alırsak kışın ortasında şampiyonluk kutlayacağız inşallah"deyip eve giderken İremde sert adımlarla Talha'nın arabasına ilerledi ve ön koltuğa geçip kapıyı kapattı.

Talha da şoför kısmına geçip kapıyı kapattıktan sonra arabayı çalıştırdı.

💚🖤

Girişten girdiğimde bir kadın durdurdu "Buyrun rezervasyonunuz var mıydı?"

"Ben Barış beylere katılıcağım Barış Tekin"dedim olabildiğince samimi bir tebessümle.

"Barış bey iki kişilik yer ayırtmıştı ama bir karışıklık olmasın"

"Öyledir ben şimdi geçerken gördüm kendilerini de o yüzden şimdi dahil olacağım"dedim zoraki bir tebessümle

"Peki o zaman iyi eğlenceler size"dedi kadında hafif bir tebessümle

"Sağolun" dedim ve Barışların oturduğu masaya ilerledim.

Beni görünce Barışın içtiği şarap boğazında kaldı ve öksürmeye başladı. O öksürürken ben oldukça sakin adımlarla onun yanındaki boş sandalyeye oturdum. Karşımdaki kız şaşkın gözlerle bana bakarken masada duran su şişelerinden birini açtım ve suyu Barış'a uzattım.

"İç şunu iç ölüp kalacaksın başıma"

Barış kendisine uzatılan suyu içtikten sonra nefesini biraz daha toparladı.

Geberip gitsen daha iyiydi ya neyse.

Nalet olsun içimdeki insan sevgisine.

"Senin ne işin var burda?"dedi hala şaşkın şaşkın suratıma bakarken.

"Aylin'in selamını getirdim. Bu aralar mesain çok oluyormuş diye duydum bi kolay gelsin diyeyim dedim nasıl güzel demiş miyim?"Dedim sinirle ima karışımı bir sesle

"Bu arada Hanımefendiyle tanışmadık. Ben Asya Barışın sevgilisinin kardeşi sayılırım"dedim elimi uzatarak.

Kız Barışa döndü "Aylin'in şu manyak arkadaşı bu mu?"

KİM LAN MANYAK!?

"Şimdi şurdan bir vuracağım elimin tersiyle görüceksin manyağı. Ayrıca sen Aylin'i yani bu şerefsizin bir sevgilisi olduğunu biliyor musun?"dedim şaşkınlıkla.

"Ayrılıcaklar"

Şaşkınlığım giderek artarken karşımdaki ikiliye boka bakar gibi bakıp oldukça net bir dua ettim"ALLAH İKİNİZİNDE BELASINI VERSİN LAN" sonra kıza döndüm"Kalk git şu gözümün önünden yoksa harbi saç baş dalacağım şimdi birde hemcins olacağız be Allah'ın cezası"

"Ben Aylin değilim Barışın benden gizlisi olmaz"dedi kız kendinden emin bir şekilde.

Dudaklarımdan histerik bir gülüş döküldüğünde"Öyle mi dersin? Siz haftada kaç gün buluşuyorsunuz"diye sorarken ben de kendimden emindim.

"Üç falan niye soruyorsun bunlarla onun ne alakası var?"dedi saf saf.

"Bu pezevenk iki haftadır çalışmıyor bize full akşamları damladığını da düşünürsek geri kalan dört gün evde oturuyordur heralde yoksa oturmuyor mudur?"

"Sinem yalan söylüyor"dedi Barış bir çare ama...

Kız önünde duran kadehi Barış'ın yüzüne boca etti "Allah senin belanı versin sakın arama bir daha beni"dedi ve sinirle masadan uzaklaşırken ben

devasa bir kahkaha attım.

"Napıyorsun sen be kafayı mı yedin?"

"Bir şey sorucam ama bir kere doğruyu söyle harbi başka bir kız daha var mıydı?"

Barış sessiz kalırken iğrenen bakışlarım büyüdü "Ulan Allah senin harbi büyük belanı versin şerefsiz"

"Asya kalk git şurdan yoksa elimden bir kaza çıkacak"Dedi Barış sinirle önünde duran peçetelikten peçete alıp yüzünü sildi.

"Ulan ateş olsan cürmün kadar yer yakamazsın sen boş atıp tutma. Bu sana ilk ve son uyarım."Dedim sesimde bariz bir tehtid varken." Yarın sabah Aylinden ayrılıcaksın"

"Yapma ya niyeymiş? Yoksa onu aldattığımı söyler misin? Ama yapamazsın dimi çünkü ikimiz de biliyoruz ki Aylin çok kırılgan eğer bunu söylersen dağılır o yüzden ağzını bile açamazsın"Dedi kendinden emin bir şekilde.

"Sen nasıl bir şerefsizsin ya! Ayrılıcaksın dedim eğer insan gibi kızı kırmadan ayrılmazsan gider polise her şeyi anlatırım"

"Yapamazsın sizde yanarsınız hem işi asıl orgenize eden sensin"

"Öylemi dersin?"Dedim ve keyifle Barışın önünde duran kadehe uzanıp yavaş bir yudum aldım"Delilin var mı ki? Ne bileyim şahitin falan var mı?"

Barış boş boş baktı suratıma.

Ufak bir zeka pırıltısı gösterse şaşardım zaten.

"Eğer yarın sabah dokuza kadar bu işi Aylin'i kırıp dökmeden halletmezsen bu işin hepsini senin üstüne yıkarım. Barış organize etti işin yazılım boyutunu halletmemiz için de bizi zorladı tehdit etti derim"

"Yapamazsın kimseyi inandıramazsın"

Emin misin şeklinde bir bakış atarken kadehi Barış'ın önüne bıraktı tekrar "Öyle bir yaparım ki.Benim için sahte bir kaç delil ayarlamak zor mu sanıyorsun?Sen kimsin lan? Sen kimsin de beni Aylin üzerinden tehdit ediyorsun gerizekalı." Dedim masadan kakarken.

Bir kaç adım atıp tekrar Barış malına döndüm " Sabah dokuz unutma beş dakika gecikirse gerisinden ben mesul değilim. Git konuşmanı hazırla zaman geçiyor Barış tik tak tik tak"Dedim cümlenin sonuna doğru işaret parmağımı havada sağa sola oynatırken.Ve mekandan çıktım arabaya doğru başım dik kendimden emin adımlarla yürüdüm ve tekrar arabaya bindim.

Yol boyu arabada derin bir sessizlik olurken sonunda mekanın önüne gelmiştik.

Semih arabayı durdu ve birlikte indik arabadan. Mekan girişine ilerlerken Semih'in koluna girdim.

Semih böyle bir hale beklemediğinden olsa gerek şaşkın bakışlarını bana çevirdi şaşkınca. Bakışlarını üzerimde hissedince ben de bakışlarımı ona çevirdim bunu yapmamla kısa bir an zümrütleriyle şereflendim ve "ilerde gazeteciler var" dedim biraz daha yaklaşıp.

Ben ilerlemek için ufak bir adım atmışken Semihten bir kıpırdanma gelmeyince"Semih dikilio duracak mıyız burda? Dikkat çekiyoruz yürüsene!" Diye yükseldim ufaktan.

Semih şükürler olsun ki sonunda kendine geldiğinde birlikte röportaj verilen alana ilerledik ve tam fotoğraf çekimi için kurulan standın önünde durduk.

Önümüze onlarca mikrofon uzatılırken sorular art arda geldi.

Önce bir adam sordu " Sevgili olduğunuzu söylemiştiniz nasıl tanıştınız?" Bu konu üzerine konuşmamıştık bu yüzden soruyu savcıya anlattığım gibi yanıtladım "Havaalanında karşılaştık o şekilde tanıştık yani gerisi doğal akışında gerçekleşti"Dedim kısaca.

Bakışlarım saniyelik olarak şuan da birbirine kenetli duran ellerimize kaydığında kulaklarıma dolan sesle önüme döndüm tekrar.

"Karokol çıkışında verdiğiniz röportajda yazılım mühendisi olduğunuzu söylemiştiniz acaba üniversiteyi nerde okudunuz?"Diye sordu bir kadın

"Aslına bakarsanız benim hayalim hep Boğaziçinde okumaktı ama hayat sürprizlerle dolu bazı nedenlerden dolayı Amerika'ya gitmek durumunda kaldım üniversiteyi de orda Massachusetts Institute of Technology üniversitesinde okudum"

"Etkileyici bir akedemik geçmişiniz var. Peki neden geri döndünüz?"

"Dediğim gibi ben Amerika'ya da zaten çok isteyerek gitmemiştim.Ordaki işlerimi halledip biraz kafa dinlemeye geldim"

"İşlerimi halledip dediniz Amerikada mı çalışıyorsunuz?"

"Evet orda bir bankanın siber güvenlik departmanında departman yöneticisi olarak çalışıyorum"

"Peki geri dönecekmisiniz yani Semih burda çok iyi bir kariyer yakaladı şuan Beşiktaş şampiyonlar Ligi'nde de çok iyi ilerliyor burda Beşiktaşta kalmak isterse veya şuan kontratı sona ermek üzere dünyaca ünlü kulüplerin teklif yapmaya hazırlandığı haberleri dünya medyasında dönüyor öyle bir şey olursa mesela Barcelona ya da Real Madrid gibi büyük kulüplerden birine transfer olursa uzak ilişki zor olmaz mı?"

"Bunları konuşmak için çok erken ama ordaki işimden ayarlayabilirim yeni başlangıçlar her zaman iyidir öyle dimi"Dedim gülümseyerek.

Biz Semihle sevgili olsak uzak ikişki nasıl yürütülür diye mi düşünürüm ben be! Yemişim Amerikasını zümrüt gözlüm nerdeyse orda iş bulurum ben hiç problem değil.

Ben bu saçma düşlerimden sıyıran Semih'in sesi oldu.

"Ben ondan asla böyle bir fedakarlık istemem evet tabiki her zaman yanımda olsun isterim ama ordaki hayatnı işini bırakta demem hem şairin de dediği gibi

Ve bazen hayattır sevmek

Birini çok uzaktayken bile

Yüreğinde taşıyabilmek

Yüreğimde taşırım ben onu.

Her yere taşırım ömrüm boyunca"Dedi bakışları kahvelerimle kesişirken.

Yalandı.Bu konuştuklarımız,anlattıklarımız,birlikteyken dudaklarımızdan dökülen çoğu şey yalandan bir oyundan ibaretti bu sözleri gibi. Ama öyle güzel bir yalandı ki inandım. Sevdiği henmişim gibi,beni gerçekten bekler,gerçekten severmiş gibi inandım.Dudağımın bir kenarı usulca kıvrıldığında Semih'in bakışları tekrar karşımızdaki kameralara döndü.

"Neyse biz gidelim artık kolay gelsin size"

"Önce bir kaç fotoğraf alsak"Dedi bir kadın.

Olumlu anlamda başını salladığında yan yana duruyorduk.

"Aaa ama böyle askerlik arkadaşı gibi olmaz ki biraz daha yaklaşır mısınız lütfen?"Dedi bir adam.

Adamın sesiyle ortamdan hafif kıkırtılar yükselirken yanaklarıma allık sürmemiş olmam hiç bir şeyi değiştirmemişti zira benim yanaklar yine al al olmuştu.

Yalandan sevgililiğinizde de utanmazsın be Asya. Bunu da yapmazsın be bana!

Samih bana doğru biraz daha yaklaştığında ben de elim birini omzuna attım. Kameramanlar bir kaç poz daha aldıktan sonra mekana ilerledik

Selamın Helllooooğğğ.

Efenim ben alev dehşet çiftlerimizi de ekleyip 10.Bölüme kaçorottiiii ama siz lütfen Vote atmadan ve yorum yapmadan kaçmayınnnnn💞💞💞 💞 💞 💞

Bölüm sonu

3 yorum