💔
Sen benim için
O aptal tartının
Üzerinde yazan
Aptal sayılardan
Daha değerlisin
~Zümrüt Yeşili/Semih Kılıçsoy~
🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️
^7 yıl önce^
Semih hızlı adımlarla kantine girdi ve kantincinin yanına gitti.
"Abi Asyayı gördün mü?"
"Yok görmedim"
"Emin misin abi? Bir daha dikkatlice bir düşün birazdan çıkış zili çalacak ama hiç bir yerde bulamıyorum."
"Adam görmedim diyor işee Semih.Hem Asya değil girmek kapı dursa farkedilir"Dedi Aslı gülerek onunla birlikte tiki kankikeri Selin ve Melekte gülmüştü.
"Aslı bir daka sussana bir"
Aslı Semihin ne dediğini anlamadığı için sorgular gözlerle bakıyordu ona.
"Bak işte şimdi daha zeki görünüyorsun. Bence sen hiç konuşma Aslı sus sen sus"Dedi son kekimeyi vurgulayarak ve Aslının yanından geçip gitti.
Spor tesislerine bakmaya karar verdi ve söylene söylene tesislere gitmeye başladı.
"Off Asya offf.İki dakika yaa sadece iki dakika gözümün önünden kayboldun nereye gitmiş olabirsin ki?"
Söylense de Asyayı çok merak ediyordu çünkü Asya'nın yanında Semih yokken başını sürekli belaya dokmak gibi Semihin hiç sevmediği bir özelliği vardı.
Semih spor salonuna girerken bir yandan da Asyayı armaya devam etti ama telefon açılmıyordu. Artık iyice meraklanmaya başlamıştı salona girince "Asya"diye bağırdı "Asya burda mısın?" Karşıdan ses gelmeyince umutsuzca çıkışa yönelmişken kısısık utangaç bir ses duydu.
"Semih burdayım.
Semih duyduğu sesle içi neşeyle doldu.
"Asya"Dedi sevinçle "Nerdesin?"
"Soyunma odasındayım"
"Napıyorsun orda gelsene"
"Semih sinir etme beni gelebilsem gelicem heralde. Sen gelir misin?"
Semih ne olduğunu anlmadı ama çok sorgulamadan soyunma odasına ilerledi.
Kapı çok az aralıktı ve Asya kapı aralığından başını uzatmıştı üstünde ise bir havlu sarılıydı.
"Semih"Dedi ağlamaklı bir sesle
Semih anında başını diğer tarfa(Asyanın olmadığı tarafa yani) çevirdi. Şaşkınlıkla "Asya üstün niye böyle"Dedi ona dönmeden
"Yeni stil yaptım Semih bundan sonra böyle efil efil takılıcam nasıl beğendiysen sana da tavsiye ederim" diye ağlamakla sinir karışımı bir sesle cevap verdi. "Yok kıyafetlerim.Beden dersinden sonra duşa girmiştim kaybolmuş."
"İki dakika yaa sadece iki dakika ayrıldın yanımdan nasıl başını bu kadar kısa sürede belaya sokabiliyorsun hayret doğrusu"
"Semih sinir etme beni ben ne yapmış olabilirim yaa.Biri almış işte ne yapabilirim.Off ben ne giyicem şimdi yaa"sinirli başladığı cümlesi titreyen bir sesle sonlanmıştı.
Semih sakin bir sesle "tamam"dedi "dur ağlama benim dolapta vardı yedek tişört şort falan onlardan getireyim.Bekle burda ve lütfen ben dönene kadar başına başka bir iş açma olur mu Asya?"
Asya ağlama modundan söylenme moduna geçince Semih hızla erkek soyunma odalarının olduğu yere gitti ve kendi tişörtlerinden birini ve bir eşofman alıp tekrar geri döndüğünde kapı kapalıydı. Kapı tıklattı Asyanın açmasını bekledi.Kapı yavaşça açılırken yanaşık kapıdan içeri kolunu uzatıp tişört ve eşofmanı Asya'ya uzattı bunu yaparken başını diğer tarafa çevirmişti.Asya uzatılann tişörtü ve eşofmanı kapının diğer tarafından alınca Semih kolunu çekti Asya da yavaşça kapattı kapıyı.
Semih kapının önünde ileri geri gitmeye başladı kim yapmıştı bunu?Oysa sorunun cevabını biliyordu emindi ki bunu yapan Koraydan başkası değildi. Sinirle çene kemikleri gerilirken bir yandan yumruğunu sıktı ama şuan sakin kalmalıydı çünkü şuan Asyanın yanında olmalı ve ona destek vermeliydi.
Biraz sonra kapı aralandı ve içerden Asya çıktı.Yanakları pembe pembeydi ve başı yerde Semih'in suratına bakmıyordu.
Yavaş adımlarla Semih'in yanına geldi.
Asyanın bu utangaç halini görmek Semihte Korayı eşek sudan gelinceye kadar dövme isteği uyandırdı.Tüm öfkesinin aksine eliyle yavaşça Asyanın çenesinin altından tutup yüzünü kaldırdı. "İnatçı keçilere boyun bükmek hele ki göz yaşı akıtmak hiç yakışmıyor" Dedi Asyanın yanağına dökelen bir damla göz yaşını silerken.
Bu sözleri duymak Asyanın yüzünde tebessüm oluşmasına sebep olmuştu.
"Voavv voavv voavvv ne kadar romantik bir sahne bravoo"Diye alaycı bir ses ve alkış sesleri duyuldu.
Semihle Asya sesin geldiği yere baktıklarında karşılarında Aslı,Selin ve Melek duruyordu.Melek'in elinde bir telefon vardı ve onların videosunu çekiyordu.
Semih daha fazla sakin kalamadı.
"Napıyorsunuz lan siz"Diye öfkeyle bağırdı.
"Sakin ol Semih.Biz sadece Asya'yı daha fazla insan tanısın daha çok arkadaşı olsun istiyoruz dimi kızlar"
"Evet aşkiletom tamamen yardım maksatlı yaağnii"Dedi Selin ağzını yaya yaya.
Semih sinile elini saçlarının arasına daldırdı ve"Şunu hemen kapat"Diye tekrar bağırdı.
"Aaaa Semihcim böyle olmaz ki ama sen bağırıp duruyorsun hayır yani kötü bir şey yapsak tamam dicem ama biz gerçekten sadece cips paketimizin başka arkadaşları da olsun istiyoruz.Ne bu böyle sürekli sülük gibi sana yapışıp duruyor. Hayır sen şimdi yarın öbür gün sevgili yapsan şununla takılmayı bıraksan ne yapsın kızcağız yapayalnız mı kalsın?"
"Ayy deme öyle aşkiletom yaa aman birde depresyona falan girer şimdi kendini iyice yemeğe vurur falan Allah muhafaza kapılardan sokamayız"Dedi Melek
Asya'nın yanağından yaşlar süzülmeye başlamıştı.Tekrar soyunma odasına yöneldi ve içeri girip kapıyı kitledi.
"Aaa ne kadar ayıp Melek bak küstürdün kızı. Hayır adın da Melek insan biraz adına çeker canım"Dedi Aslı alaycî bir sesle.
"Öyle deme aşkiletom sonuçta şeytan da bir melek dimi ama"Dedi Selin gülerek.
Melekte gülerek kamerayı Aslı ve Semih'i kadraja aldı "yalnız bir şey söylemeden duramicam siz baya yakıştı..." Melek sözünü tamamlayamadan Semih elindeki telefonu aldı ve yanında duran duvara çarptı.Telefon parçalanıp yere düşerken kızlardan bir çığlık koptu.
"Semih napıyorsun delirdin mi sen?"Diye korkuyla sordu Aslı.
"Sen daha deli görmemişsin Aslı"Dedi Semih sinirle ve ateş saçan gözlerle Aslïya ilerleyip bileğinden kavradı. "Hemen şimdi Asyadan özür dileyeceksiniz hepiniz"Dedi öfke dolu bir sesle.
"Asla yapmam öyle bir şey"
"Hemen dedim Aslı benim sabrımı zorlama"Diye Semih öfkeyle konuşmaya devam etti.
"Hayır dedim Semih.Hem niye özürdileyeyim ki yerken bana mı sordu?"
Semihin yüzüne sinirle alay karışık bir gülümseme konuştu "üçünüz toplansanız onun bir tırnağı bile etmezsiniz"
"Hacimsel olaraksa evet haklısın"Dedi Aslı kinayeli bir şekilde
"Aslı ciddi manada sabrımı çok zorluyorsun yapma!!!"Dedi Semih kelimeleri bastıra bastıra
"Niye Semih napabilirsin ki sen bana"
"Baban..."Dedi Semih kendin emin bir sesle "Biliyor mu?biricik prensesi her gün kendine yeni yeni ciciler alsın sonra gelsin burda ezik arkadaşlarıyle cicilerini yarıştırsınlar diye limitsiz verdiği o kartla ne haltlar karıştırdığını"
"Sen nasıll"Dedi Aslı kekeleyerek
"Tam da tahmin ettiğim gibi bilmiyor eee bikmez tabi çünkü..."
"Sus"Dedi Aslı sinirle
"Niye?tiki arkadaşların küçük sırrını bilmiyor mu yoksa?"
Bu noktada Aslının kulağına iyice yaklaştı ve kısık bir sesle "kendi kurduğun küçük dünyanın yıkarım Aslı. Hem de öyle bir yılarım ki Altında kalırsın." Aslının kulağından uzaklaşıp devam etti konuşmaya
"Şimdi Asyadan özür dileyeceksiniz HEPİNİZZ"Dedi bastıra bastıra.
Aslı yavaş adımlarla soyunma odasına ilerlerken Melek ve Selin şaşkınlıkla izlediler onu.
"Aslı napıyorsun?"
"Kapayın çenenizi"Dedi Aslı sinirle ve soyunma odasının kapısını tıklattı "Asya ben.... Ben... Şey ... Ben ... Senden..."Derin bir nefes aldı ve hızla "Asya ben senden özür dilerim"deyiverdi birden.
Semih başıyla Selin ve Meleke işaret yapınca onlarda gittiler ve onlarda özürdilediler ama Asyadan ses gelmiyordu.
Semihte yaklaştı kapıya ve kapıyı tıklattı "Asya..." Dedi ama karşıdan ses gelemdi
"Asya bir şey söyle"
Asya yine cevap vermeyince telaşlndı ve kapıya omuz attı.İlk denemesinde başarılı olmasada ikinci defasında kapıyı kırmayı başarmıştı başarmasına ama Asya o yerde yatıyordu...
🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️🎞️
Günümüz
Başkanın şuan bir görüşmesi varmış o yüzden Semih tesislerde antrenman bitimlerinde oturdukları geniş bir salon varmış orda bekleyelim diye bir teklifte bulunduğu için şuan o salondan içeriye girmiştik.
Az ileride ki oturma alanlarına ilerlerken kısaca etrafta göz gezdirdim.
Açık planda tasrlanmış iki katlı bir alandı. Nasıl tarif edebilirim? Alış veriş merkezleri gibi.
Biz ilk kattaydık. Etraf oldukça ferahtı. Etrafımızda yer yer Beşiktaş amblemleri ve Süleyman Seba,Hakkı Yeten gibi Beşiktaş için önemli isimlerin grafik tasarımları işlenmişti. Onun dışında şuana kadar seçebildiğim kadarıyla langırt,masa tenisi, boks makinesi,play satiton takımları gibi pek çok aktivite seçeneği vardı.
Ben etrafı tararken Semihte normal şartlarda yürüdüğünden çok daha yavaş yürüyordu. Düşünceli kekim.
Ama aynı saniyelerde kulaklarımıza dolan sesle ikimizde olduğumuz yerde durduk.
"Semih abiii!!! Abi buraya gelsenizee"diye bağıran ses Mustafa'ya aitti.
Mustafa son röportajında Semih'in stiliyle ilgili yaptığım yorumlardan sonra emin misin Semihle aynı ortamda bulunmak istediğinden? Bence bir kez daha düşün.Şahsen ben şuan sarktığın o balkon korkuluklarından Semih'in seni aşağı atmasını istemem. Beşiktaş iki yıldız forvetini birden kaybetmesin be Musti -zira ben bu sarışın hamsiyi daha yeni nezarethaneden çıkardım ama cinayet büro beni aşar-gerek yok böyle bir şeye.
Aynı saniyelerde "Lan Musti sarkma şurdan düşeceksin!"diye çıkışırken aynı anda Mustafa'yı ensesinden tutup korkuluklardan uzaklaştıran kişiyle yani yürüyen Beşiktaş amblemiyle göz göze gelmiştik.
Necip Uysal sadece Necip Alemdar değildi zira onun bir yanında tipik bir Türk annesi yatıyordu.
Necip abi sen bilirsin tabi ama Duru'yu pazarda kaybedersen buluncaya kadar ağlayıp,telaşlanıp bukunca da dövme olur mu? Çünkü bu Türk anneleri tarafından olağan karşılansa da inan bana öyle değil.En azından pedagoglar öyle diyor.
Tabi sen en doğrusunu bilirsin kaptan.
Semih"Çıkalım mı bizimkilerle tanıştırırım seni"dediğinde oldukça sakin bir şekilde cevap verdim "Olur farketmez"
Birlikte ikinci kata çıkmak için merdivenlere yönelmiştik.
Koşma Asya.
Sakin ol.
Derin derin nefes al.
Necip Uysalla ilk kez tanışmatacaksın zaten daha sakin ol.
Sakın merdivenlerden koşarak çıkma yıllar sonra ilk karışlaşmada düşüp rezil olmayalım.
Coolluğu elden bırakmamıştık ama ARKADAŞLAR BEN YEDİ YIL SONRA NECİP UYSALLA TEKRAR OTURUP KONUŞACAKTIM NASIL SAKİN OLABİLİRDİM Kİ.
Kazasız belasız merdivenlerden çıkmayı başardığımızda. Karışımızda kalabalık bir grup oturuyordu.
Tam karşımızda Necip Uysal,Cenk Tosun,Salih Uçan ve Mustafa Erhan Hekimoğlu dörtlüsü kurulmuşken onların sağında kalan koltuğa Ece Tosun,Nur Uysal ve Alin Tosun üçlüsü oturmuştu.
Bizim solumuzda kalan koltuğa ise Yakup Arda Kılıç,Emir Yaşar,Tayyip Talha Sanuç ve bir kız daha oturuyordu.
Ekipte tanımadığım tek kişi Talha'nın yanında oturan kızdı. Talha'nın kolu kızın omzundan sarktığına göre ya kardeşi ya da sevgilisi falan olmalıydı. Kardeşi yok diye biliyordum. Yani yüksek ihtimal sevgilisiydi ama çokta emin olamıyordum arkadaşı falan da olabilirdi.
Beni düşüncelerimden sıyıran Semih'in yanımda sarkık duran elimi kavraması oldu.
Benim bakışlarım ellerime kayarken Semih ortamdakilere döndü.
"Abilerim,yengelerim tanıştırayım sevgilim Asya"
"Biliyoruz abi siz gelmeden haberiniz geldi"dedi Mustafa baş parmağıyla arkasında kalan televizyonu işaret ederek.
Bir an ne diyeceğimizi bilemedik.
Neyseki Semih bu saçma sessizliği sonunda bölerek"Yine de adettendir ben şöyle bir herkesi baştan tanıtayım sevgilim."dediğinde yediğim ikinci kurşundu bu ve kalpten gitmediğim için bence bir tebriği haketmiştim.
Nerde benim alkışlarım?
"Gerçi sen de zaten herkesi tanıyorsundur ama dedim ya adettendir. Necip abi, Cenk abi,Salih abi,Musti,Nur yenge,Ece yenge,Alin prenses,Emir,Arda,Talha ve İrem"dedi herkesi tek tek eliyle göstererek.
Ama ben daha kendime gelememiştim ki.
Seçebildiğim tek şey kendi adımdı. "Sevgilim Asya"demişti beni göstererek.
Yüzümde hafif bir tebessümle ortamı süzdüm.
Neyseki Talha'nın sevgilisi hariç herkesi tanıyordum. Artık onunda adını ortamda dönen muhabbetlerden seçecektim yapacak başka bir şey yoktu.
Semih Kılıçsoy sen benim kalbime ve aklıma harbi acayip zarar bir beyfendisin. Daha ilk saatlerden aklımı başımdan aldın.Az yavaş gel be adam.
Biraz sivri mivri ama bizimki de akıl uçup gidiyor arada.
Bu kadar tehlikeli bir oyunun içindeyken, canım beynime en ihtiyacım olduğum zamanlardan geçerken yaptığın şey hoş muydu yani?
Ne yapacaktım ben bu kalple?Ne yapacaktım ben Semih'in en ufak hareketinde uçup giden bu akılla?
"Tanıştığımıza memnun olduk bebeğim"dedi Nur abla geniş bir gülümsemeyle ayaklanarak.
Yüzündaki tebessümü hiç bozmadan bir kaç seri adımda yanımıza gelip ellerini omzuma attığında.
Ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim.
"Abi yengenin elini iki dakika bırabilirsin kapmazlar sevgilini"diyen Mustafanan muzip sesi kulaklarıma dolduğunda yerin dibine tam olarak nerden girildiğini aramaya koyulmuştum.
Erkekler.
Erkek topçular.
Aklı on beş karış yukarda gezen erkek topçular. Yoruyorsunuz be kardeşim.
Semih elimi bırakırken Mustafa'ya en ters bakışını yollamayı ihmal etmeden bakışlarından daha sert bir sesle konuştu "Musti o çeneni tek parça halinde seviyorsan kapalı tut. Tut ki ben kırmayayım"
Mustafa dahil herkes Semih'in bu yükselişine gülerken ben Nur ablanın kollarını boynuma dolamasının şokunu atlatmaya çalışmakla meşkuldüm.
Ben daha bu şoku atlatamadan aynı saniyelerde Ece abla ve Talha'nın sevgilisi de yanıma gelip sırayla sarıldıklarında inanır mısınız hala şaşkındım.
Arkadaşlar benim şu hayatta sarıldığım çok nadir insan vardı alışık değildim ben böyle şeylere.
Talha'nın sevgilisi de kollarını boynumdan çözdüğünde Nur abla gibi kocaman bir gülümsemeyle "Aramıza hoş geldin" dediğinde kendimi oldukça mahçup hissediyordum.
Kız bana bu kadar sıcak davranıyordu ama ben daha adını bile bilmiyordum.
Kalbim sen de çok yoruyorsun.
Yüzüme samimi olmasını umduğum bir tebessüm kondurduğumda "Ben de"dedim "Ben de hepinizle tanıştığıma çok çok memnun oldum"
Ayak üstü kısa bir memnun olma konuşmasından sonra ben Nur ablaların yanına Semihse Necip abilerin yanına sıkışmıştık.
"Ayyy hoş geldin beş gittin kısmını sonunda bitirebildiysek ben asıl konuya geliyorum"diyen Talha'nın sevgilisinin sesindeki heyecan fark edilmeyecek gibi değildi.
Lakin neydi bu asıl mesele o konu hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
"İremim her zaman olduğu gibi yine haklı."dedi Talha lakin ışıldayan gözleri beni bulduğunda boş boş baktım suratına.
Talha,yerli Ramosumuz seni hayal kırıklığına uğratmak istemem ama ben güç yüzüğü değilim. Burdan bakınca senin de Gollum'a benzer bir halin yok. Yani bana niye öyle bakıyorsun inan zerre anlamıyorum.
Haa bu arada İrem güzel isimmiş.
Huh bu sorunu da laf arasında halletiğimiz iyi olmuştu.
Semih yanımdayken bu atraksiyonlara daha çok girecek gibiydik ya hadi hayırlısı.
"Siz,ikiniz" dedi İrem işaret parmağını öne doğru savurup Semih beni işaret ederek.
Evet biz ikimiz çok fena naneler yemiştik acaba sen hangisini soracaktın İremciğim?Buyur dinliyoruz.
"Yani bu şey ne zamandır var?"derken gözlerindeki ışıltı Talha'nınkini aratmıyordu.
Bu şey olarak bahsettiğin şey yalandan (kalbim çıt göz yaşım pıt) olan sevgililiğimiz ise daha iki saatlik bir şey yani çok bir şey kaçırmadınız.
Boylu boyunca salağa yattım. Çünkü neden olmasın. Belliki uzun süre yalan söyleyecektik biraz geciktirsek fena olmazdı.
Zira batacaktık bir günah batağına bari bir kaç damla çamur eksik kalsın.
"Ne?" Dedim boş boş.
"Sevgiliğiniz işte"dedi İrem hiç beklemeden.
Ama yani İremciğim ayıp ediyorsun ben geciktirmeye çalışıyorum ama maşallah sen 6-0 öndeyken hala pres yapan Beşiktaş gibi full atak oynuyorsun.
Geciktirememiştik.
Ama yine de iyi ilerledim.
"Yeni sayılır" dedim İrem'in beklenti dolu bakışlarına dayanamayarak.
"Ne kadar tam olarak?"
"Nerde tanıştınız?"
"Nasıl tanıştınız?"
"İlk görüşte aşk gibi bir şey miydi?"
Bakışlarım soruları art arda sıralayan Talha ve İrem ikilisi arasında gidip geldi.
Hani çizgi fimlerde başı dönen karakterlerin başının üzerinde yıldızlar döner ya eğer öyle bir şey gerçek hayatta yaşanabilecek olsa şuan kesinlik onu yaşıyor olurdum.
O biçim başımı döndürmüşlerdi.
Ay ben bu kadar detay düşünmemiştim ki daha.
Ayrıca arkadaşlar dedikoducu teyzeler gibi ilişkimize dair çok fazla bilgi istemiyor musunuz sizcede?
"Ay bir cevap versenize!"diye yükselen İremle şaşkın bakışlarım sonunda onun üzerinde durabilmişti.
Verelim verelim de ben soruları çoktan unuttum ki.
"Kız bana bak dişi Eros,kızı ilk günden korkutacaksın serin gel"diye Necip abi yaptı krallığını.
"Korkmam canım niye korkayım ama sorular o kadar hızlı geldi ki hangisine cevap vereceğimi şaşırdım vallahi"
Dediğimde hepsi ufaktan kıkırdamıştı.
"Alışırsın alışırsın. İrem biraz tezcanlıdır"dedi Nur abla.
"Aaa normalde bu kadar sık boğaz etmez şimdi hakkını yemeyelim ama mesele gönül kitap işi olduğunda Talhayla İremden kaç güzelim. Çünkü bu arkadaşlar boş vakitlerinde hobi olarak çöpçatanlığın kitabını yazıyorlar o kadar diyeyim" diyen Ece ablayla gülmeden edememiştim.
"Ayy aman siz merak etmiyorsunuz sanki"diye tripli bir hareketle omzuma dökülen saçlarını geri savurdu İrem.
"Hayatım merak ediyoruz da sizin gibi yangından mal kaçırır gibi soru yağmuruna da tutmuyoruz insanları. Ayrıca kendi özelleri ne kadarını bilmemizi istiyorlarsa o kadarını kendileri anlatırlar zaten bir sakin olun" Nur Uysal ama Alemdar olan. Canımsın.
Nur ablacığım zaten en sevdiğim yengeler sıralamsında Necip Uysal kontenjanından birinci sıradasın zaten bunun bir üstü yok.Yani ben seni bu listenin daha tepesine çıkartmamki kurban olduğum.
"Off aman iyi tamam sustum."dedi İrem tripli tripli "Semih biz o kaadr kız bulduğumuzda niye direkt sevgilim var demedi onun cevabını da alamayalım sonra da hepimiz meraktan çatlayalım"
"Bahisleri açıyorum o zaman. Kimseye bir şey olmaz da önce Talha abim patlar diyenler"Diyen Mustafa'nın sesiyle kimse sen anlatıyon be abi gözünü seveyim be abla demiyordu garipti.
Hatta üstüne birde el kaldıranlar olmuştu. İşte bu daha da garipti.
Eeeyy Beşiktaş'ın cefakar taraftarı Necip Uysal boş vakitlerinde 2017 Lyon maçına kederlenmiyor Jr.Sergen Mustafa'nın açtığı bahislere giriyor.
Necip Uysal ama ünlü futbolcu Hakan Ünal olan!?
SHİT!!!
YOOKKK ARTIK ASYA SAÇMALAMA.
Hem Lyon intikamı alındı ondan şey etmiyordur Necip abim.
"Yine yalnızsın be kaptan"dedi Mustafa efkarlı bir sesle ama bu efkardan çok efkarcıktı hatta ef falandı çünkü aradan hir bir saniye geçmeden iknci seçeneği sundu "Yok Talha abimden önce İrem yengem çatlar diyenler" dediğinde ise Emir,Arda,Cenk abi,Ece ve Nur abla ve hatta Alin. Evet evet Alin. Cenk abinin yaklaşık 9 yaşındaki kızı da resmen bahis oynuyordu.
Cenk abi de sonunda duruma uyandığında Alin'e döndü.
"Babacığım napıyorsun sen?"diye sorduğunda Alin çok makul bir cevap verdi."Oyun oynuyorum sizinle"
"Kızım bu oyun pek sana uygun değil koş sen Duruyla oyna"diye daha makul bir seçenek sundu Cenk abi.
Bence de mantıklı bir seçenek sunmuştu çünkü bu kupon,kumar işleri kesinlikle bir bağımlılık türüydü. Vallahi insana kendi oynayacağı maça kupon yaptırırdı.
Kaynak:Sergen Hoca'nın güneş gözlüklü ikonik fotoğrafı.
Sergen Hoca da gençken baya yakışıklıymış hani bir golü nasıl iki kıza birden hediye ettiği belli oluyor.
Birde hiç çekinmeden söylemesi yok mu? Ali Rıza Sergen Yalçın ama dilinin kemiği olmayan.
"Olmaz!"dedi Alin kesin bir sesle.
"Kızlar yine tartışmış anlaşılan"dedi hafif bir tebessümle Arda.
"Ya valla benim bir suçum yok Arda."
"Anneciğim kaç kere dedim sana abilerine ismiyle hitap etme diye"
Ece ablacığım kızın burda alttan altta bahise alışıyor sence tek sorun Arda'ya Arda abi dememesi mi?
"Ya bana ne bana ne ben Arda demek istiyorum. Hem Arda bir şey demiyor demi Arda"derken birden ayaklanıp Arda'ya koşması ve kucağına atlaması bir olmuştu.
Arda Alin'in saçlarına bir kaç küçük öpücük bıraktıktan sonra "Ben prensesime hiç kızar mıyım?"demişti ama bu bir soru değildi. Sesindeki tebessüm zaten asla kızmayacağını belli ediyordu.
Alin annesine bak gördün mü temalı bakışlarını yollarken Ece abla gülerek göz devirdi sonra da "Bak bu çocukları hep siz şımartıyorsunuz vallahi külahları değişeceğiz haa. Özellikle de siz üçünüzle"dedi işaret parmağını Arda Talha ve Semih'in üzerinde gezdirerek.
"Kusura bakma yenge bizde Alin Hanım'ın kredisi sonsuz dimi kız çitlembik"dedi Semih Aline öpücük atarak.
Semihciğim,sarı kartalım yani ne diyeyim göz hakkı falan yok mu? İnasın canı çekiyor hani de.
Alin Semih'in attığı öpücükten sonra hafifçe kıkırdayıp o da küçük bir öpücük atarak cevap verdi.
Ama ben sizi ballı ekmek tatlısı gibi yerdim.
Necip abi"O değilde siz niye kavga ettiniz benim cadıyla bakayım?"dediğinde bakışlarım onu buldu.
Necip abinin kızına olan güveni gözlerimi yaşarttı arkadaşlar sizin de öyle mi?
"Niye olacak Necip amca sattı beni gene"dedi Alin huysuzca.
Necip abinin hafiften gözü mü seğeriyordu yoksa bana mı öyle geliyordu emin değildim.
"Ben bir Duru'ya bakayım en iyisi"dedi Necip abi ve hızla oturduğu yerden ayaklanıp merdivenlerden inmeye başladığında arkasından bağırdı Cenk abi "KOŞ ANASINI SATAYIM KOŞ MAZALLAH OĞLUM KIZININ KOLUNU YER FALAN GEÇ KALMA SAKIN"
"CENGO SUS ABİCİM SUSSS!!!"Diye aşağıya inen Necip abi hem bağırıyor hem son sürat çıkışa ilerliyordu.
Niye yine ben hariç şaşıran yoktu?
Baktım ki kimseden bir tepki gelmeyecek ben sordum.
"N'oluyor burda tam olarak"
Mustafa"Amaan boş ver sen onları yenge biz konumuza dönelim" dediğinde şaşkınlığım katlanıyordu.
Mustafa hadi itiraf et Sergen hocayla at yarışı da oynuyor musunuz?
"Ben başka hir şeçeneğe oynuyorum."diyen Salih abinin sesi kulaklarıma dolduğunda artık şaşırmayı bırakmıştım.
Şükür ki sonunda insanlarla ortak bir tepki verebilmiştim. Evet artık herkes merakla Salih abiye bakıyordu.
"Bence İrem meraktan çatlar, Talha da İrem'in ardından kahrından ölür. Bizim takımın AQ ortalaması da böylelikle yükselmiş olur"devasa bir kahkahayla kurduğu cümleden sonra Talha ve İrem hariç herkes kahkaha atıyordu.
Talha bozulmuş bir bakışla Salih abiye bakıp "Aşk olsun abi" dedi.
Salih abi hiç oralı olmadan "Alınma lan şaka yapıyorum"dedi.
"Yani Salih abiciğim şakanın bir dozu olur ama hep benim sevgilime salak deyip duruyorsunuz sonra da şaka lan şaka gül diye deyip geçiştiriyorsunuz" dedi İrem bir Talha'nın kafasını kollarıyla sarmıştı.
Yemin ediyorum ben Necip abiyle Nur abladan daha çok yakıştıracağım bir çift olmaz diyordum ama şunların tatlışlığına bakar mısınız resmen bir birleri için yaratılmışlar.
"Ama ne demişler her şakanın altında da bir gerçeklik payı yatarmış yenge sen yine benden duymuş olma"dedi Arda Alin'i kucaklayıp ayaklanırken.
"Dedi son maça Semih'in şortuyla çıkan dünyanın en zeki sol kanatı"
Oooo İrem vurdu top tam doksan ağları havalandırdı.
Goooollll!
Evet sayın seyirciler an itibariyle Arda'nın bakışlarında rövaşata golü atan Recep Çetin bakışlarını bulabilirsiniz.
RECEP ABİ YANLIŞ KALEE!!!
Arda'nın bozulan yüzüne hunharca kahlaha atan Semihle Salih abi koalisyonu Arda'nın ters bakışlarından nasiplerini alırken zerre oralı değillerdi.
İkisi de birbirlerinin omzunu çıkarmak ister gibi pata küte birbirlerinin omzuna vurarak gülmeye devam ederken Arda'nın tam bir şey diyecekken bakışları kucağındaki Alin'e kayınca dilinin ucuna kadar gelen şeylerin hepsini yuttu. Ki bunlar bence acayip kreatif küfürlerdi.
Arda'nın sinir yüklü ifadesi aynı saniyelerde Alin yanağına minik bir öpücük bırakınca anında sakinledi. Alin bir de üstüne tatlı tatlı "Sen onlara bakma Arda hadi gidelim biz" deyince Arda tatlı tatlı başını sallayarak onayladı bu teklifi.
Son kez göz ucuyla Semih'e ters bir bakış atıp "Kardeşim akşam bir konuşalım senle"
Semih buram buram taşak geçtiği belli olan bir sesle"Tabi hayatım sabırsızlıkla bekleyeceğim"dediğinde Arda en tipinden göz devirip merdivenlerden inmeye koyulmuştu.
Ama yani Arda sende hak ettin sanki biraz. İnsan şortunu nasıl karıştırır yaa üzerinde nal kadar numaranız yazıyor birde. Zaten şu ülkede bunu yapabilecek potansiyelde iki kişi vardı biri sen biri de Samet.
💚🖤
Bakışlarım Semih'e kaydı.Gözleri kısılmış bir şekilde hunharca gülmekle muşguldü kendisi.
Onu böyle görmek içimi bir hoş ediyordu ama bu olmamalıydı.
Ne yapmaya çalışıyorsun sen.Derdin ne?Hadi bir söyle bana.
Bir şey diyeyim mi? En çok sen yoruyorsun ufaklık.
YAPMA ARTIK ŞUNU KENDİNE,YAPAMA BUNU BİZE.ANLA ARTIK KABULLEN OLMUYOR.OLMAYACAK.BİZİ SEVEN BİRİ OLMAYACAK.ONUN GÖZLERİ ÖLÜM BİZE SAÇLARI İDAM URGANI SEVMEZ BİZİ SEVMEZ SENİ BUNU ANLAMAN İÇİN DAHA KAÇ KERE DÜŞMEMİZ DAHA KAÇ YARA ALMAMIZ LAZIM.NOLUR DUR ARRIK ASYA DUR!!!
Duymak istemedim bu sesleri ama imkansızdı duymamak o zaten senelerdir susmuyordu.
Elimden geldiğince her zaman yaptığımı yaptım asla unutamadığım ama unutmak için elimden geleni yaptığın nefret dolu cümlelerin arasına iteledim bu cümleleri de.
Zihnimin en karanlık yerindeki sandıklardan birini açtım ve duymak istemediğim o cümlelerin hepsine yaptığımı yapıp kitledim.Bunu yapmak için açtığım sandıktan kaçan bir iki cümleyi ise tutamadım kaçtılar.
-Güldürme beni Asya makyaj yapsan nolucak.Sen önce biraz yediklerine dikkat et.
-Vaovvv bizim cips paketini çok sinirlendirdik galiba
-Biz gerçekten sadece cips paketimizin başka arkadaşları da olsun istiyoruz.Ne bu böyle sürekli sülük gibi sana yapışıp duruyor. Hayır sen şimdi yarın öbür gün sevgili yapsan şununla takılmayı bıraksan ne yapsın kızcağız yapayalnız mı kalsın?
Derin bir nefes verirken sandıklardan kaçan o cümleleri yine yerlerine tıkıştırdım.Lakin benim yerim azalmıştı daha ne kadar cümle saklayabilirdim işte bunu bende bilmiyordum.En büyük korkum ise o sandıkların bir gün kırlıması ve içinden çıkacak olan o cümlelere o zehirli oklara hakim olmayacak olmamın farkında olmamdı.
Düşüncelerimi bölense bacaklarıma sarılan çok tatlı bir kız çocuğu oldu.Bu ufaklığa bakarken gülmemek için zor duruyordum. Dolu dolu olan gözleriyle tüm gülme isteğim yok olmuştu sanki.
Bu kadarda tatlı olunmazdı ama be Duru.Ağlamak üzere olan miniği kucağıma aldım.topuz olan saçlarının kenarından fışkıran bir iki tutam saçı kulaklarının arkasına sıkıştırdım.
Yavaşça kulağına yaklaştım.Zira ortamda büyük bir kaos vardı sesimi duyurmak için bağırmak ise pek tercihim değildi."Baban sana kızmadı üzülmene gerek yok"Dedim fısıldayarak.
Duru ise dudaklarını büzdükçe büzdü hatta alt dudağını sarkıttı gözlerini ise iyice doldurdu.Verdiği cevap ise bambaşka bir alemdendi"Biliyorum ben zaten asıl Arden'e küstüm"
Evet Necip abinin göz bebeği bir tanecik Durusu Cenk abinin oğlu Arden'e yardıra yardıra koşuyordu.Ortamdaki kaos ise tam olarak bu yüzdendi.Daha doğrusu Duru'nun sürekli Ardenle birlikte olması ve itina ile Ardene yürümesi Necip abiyi bir tık delirtiyordu.
Ee biz adama Necip Alemdar diyorduk kızı koşuyordu Arden,yürüyordu Arden,oturuyordu Arden,yemek yiyordu Arden... yani 3 lafından 5'i Ardendi ve budurum Necip Alemdara bayağı tersti anlaşılan.
Aldığım bu cevapla Necip abiye baktım.Adam sinirden kıpkırmızı olmuştu resmen.Neyseki şuan Cenk abiyle alevli bir tartışmanın içindeydi de bunu duymamıştı zira şuan hık diye kalpten gidebilirdi ve bunun yaşanmasını istemezdik.
Ben ise aldığım bu cevap karşısında gülmeden edememiştim.
"gülmeseneeğğ"dedi Duru alttan alttan yüzüme bakarken.Şuan yanaklarını ısıra ısıra sevme fikri çık lütfen aklımdan.There is the door.
"Tamam"dedim bu bakışlara dayanamayarak "gülmüyorum."bu noktada sesimi biraz daha kıstım"seni götüreyim mi yanına?"
Gözlerindeki yaşlar anında buhar oldu sanki ve anında hevesle salladı başını ana sonra yine sarkıttı alt dudağını"Ama bilmiyom ki nerde olduğunu küstü bana gitti bulamadığmmm"diye yine doldurdu gözlerini.Duruu böyle yapmaya devam edersen o yanklarını bir güzel ısırıcam o olucak haberin yok.
Kulağına yaklaştım yine "sana bir sır vereyim mi?"diye sordum.
"Ne sırrıymış oooo"Dedi oda bana ayak uydurup sessizce.
"Ben küçükken çok iyi saklambaç oynardım biliyor musun?Eminim Arden'i bulmamız da çok zor olmaz."
"O zaman gidelimm hadi hadi"Dedi yine sessiz ama heyecanlı bir şekilde.
Ben Duru'yu yere indirip elini sıkıca tuttum.Herkes Necip abinin yükselişlerine gülerken biz Duruyla sessizce çıktık ordan.
Biz çıkarken arkadan sesler yükseliyordu.
"Amma abartın be Neco bir senin kızın var sanki anasını satayım"
"Valla bir bende mi var bilmem ama benim kızım kıymetli abicim"
"Allah Allah sendeki kıymetli de bendeki değil mi o ne biçim laf öyle"
"Ben öyle mi dedim Cengo çarpıtma lafımı Alini ne kadar sevdiğimi bilmeyen mi var?" Tabi birde bu seslere karışan kahkaha sesleri vardı.
Duruyla bahçeye çıktığımızda.Duru'nun hizasına gelebilmek için kırdım dizlerimi ve üzerline çöküp Duruya baktım."En son nerde gördün Arden'i?Niye küstü sana Durucuğum?"
"Kitabını sakladım"dedi hiç düşünmeden
"Kitabını mı sakladın?"dedim şok içinde.
Cevap olarak sadece başını salladı.
"Neden yaptın böyle bir şeyi?"
"Oynamadı benimle.Hadi gel oynayalım dedim.Git başımdan Duru ben kitap okuyorum dediğğ"Ardenin söylediği kısımları onu taklit ederek söylemişti ve aciyip tatlıydı bunu yaparken.
"Sen de çözümü kitabını saklamakta mı buldun?"Dedim şaşkınlıkla.
"Eveeet.Ama kızdı banaa.Hep böyle yapıyormuşum ödevini yaparken rahat bırakmıyormuşum öyle dedi"Bu nokta gözleri yine dolu doluydu.
Yanağına süzülen bir damla göz yaşını avucumun içine sildim.Sonra da yanağına sulu kocaman bir öpücük bıraktım.
"Şimdi seninle çok eğlenceli bir oyun oynayacağız hazır mısın?"
"Ben oyun istemiyom Ardeni istiyooommm"Diye bir tık huysuzlandı.
Yavrum bu ne Arden sevgisiymiş yaa tamam bulacağız Ardeni sakin ol.
"Tamam canımın içi zaten oyunumuzun adı Ben Arden olsaydım"
Boş boş baktı suratıma "Öyle bir oyun yok ki.Babam bana bütün oyunları öğretti hiç böyle bir şey öğretmedi olsaydı öğretirdi."
Böyle bir oyun olsaydı da Necip abinin öğreteceğini pek sanmıyorum Durucum ama neyse.Bunları söylemedim tabi güldüm hafiften sadece.
"O da bilmiyordur belki.Eee oynamak istiyor musun bakalım?"
"Bu oyun nasıl bir oyun ki?"
Bu noktada ayağa kalktım.
"Sen Ardeni çok iyi tanıyorsun dimi"
Cevap olarak sadece eee haralde bakışı attı bu bakışta bana yetti.Güldüm bu tepkisine.
"Ozamann şimdi en eğlenceli kısma geçiyoruuuzzz.Artık sen Ardensin tamam mı onun gibi düşün bakalım"
"Hmm anladımmm"dedi bir anlık aydınlanma yaşamış gibi ama galiba elektrikleri kesildi ya da lamba falan patladı çünkü hemen peşi sıra yine boş boş baktı suratıma."Nasıl yani?"Yine güldüm bu tepkisine.Gülmek ömür uzatıyorsa şayet yaşlı buruşuk bir neneyken ilk senin bu minnoş yüzün gelicek gözümün önüne Duru.
"Yani eğer sen Arden olsaydın ve Duru gelip kitabını saklasaydı ne yapardın?Nereye giderdin?"
Bunu dememle düşündü kısa bir an "Hmmm ben Arden olsaydım eğeeerr önce sahaya giderdim top oynardım çünkü Arden sinirliyken hep daha çok çalışır"
"Bravo Duru bak çözdün oyunu" güldü bunu dememle.
"Hadi hadi sahaya gidelim o zaman hala ordadır belki"
Birlikte Necip abilerin antrenman için kullandıkları sahaya gittik ama Arden paşamız burada değildi.Duru bunu görünce hemen sarkıttı dudağını.
"Aaaa öyle moral bozmak yok ama hadi bulacağız Arden'i.Daha iyi düşünelim sen Arden olsan çalışmaktan sıkılınca ne yapardın?"
"Arden çalışmaktan sıkılmaz ki"Dedi bilmiş bilmiş
"Eee nerde o zaman?"
Düşündü kısa bir an.
"Çalışmaktan sıkılmaz amaa gıcıkta olsa o da bir insan evladı susamış olabiliiirr"
İlk başta güldüm bu çıkarımına.
"Peki sen Arden olsan su içmeye nereye giderdin arabaya falan mı yoksa aklına başka bir yer geliyor muuu?"
"Ben Arden olsaydımm kesin sinirliyken canım pudingde çekerdi.Aaa buldum buldum"dedi heyecanla "kesin Suat amcanın yanında bu gün öğle yemeğinde puding varmış kesin ondan puding istemeye gitmiştir hem su da içebilir ordaaa.Hadi gidelim gidelim kesin orda"
Elimi çekiştire çekiştire takımın yemek yediği yemekhaneye götürdü beni.
Veee bingoo kapıdan girer girmez Arden Paşa tam karşımızda oturuyordu. Duru anında sattı beni ve elimi bırakıp neşeyle koştu Ardene.
Bir yandan neşeyle bağırdı "Sobe sobe sobeee buldum seniii"
Ardense baya huysuzdu "oyun oynamıyduk ki Duru"deri ters ters.
"Yaağğ Arden niye gıcıklık yapıyorsun yaaağğ.Canım sıkıldı benim hadi oyun oynayalım"
"Git Alinle oyna o zaman"
"Yaa bana ne bana ne ben senle oynayacağım hadi yaaa oyun oynayalımm"
"Oynamam ben senle. Küsüm ben sana"
"Yaa ama niyeeee?"
"Niye mi?Acaba kitabımı sakladığın için olabilir mi?"derken hala tersti sesi.
"Yaa ama sen de ya ders çalışıyorsun ya antrenman yapıyorsun hiç oynamıyorsun benimle"derken Duru da terslenmişti.
"Yalancı daha dün akşam Nur yengemle biz de değilmiydiniz siz?seninle oynamaktan ödevlerimi yapamadım"
"Yaaa ama özlüyom ben seni daha çok oynamak istiyoomm"
Bu noktada Arden'in Duru'ya çaktırmadan gülümsediğini görmemle onlara bakarken yüzüme kocaman bir gülümseme yayıldı.
Arden nazlanma koçum belli ki sende de var bir şeyler.
"Yaa Arden hadiiii bak babama şikayet ederim"
"Sakın Duru zaten senin yüzünden Necip amca bana öldürücek gibi bakıyo sakın!!!"
Arden'in bu can havli Duru'ya baya komik gelmişti galiba zira şuan yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
"Hadi ozaman Paşaaa oyun oynayalım"
Bunu duyunca Arden yine güldü belli belirsiz ama hemen topladı yüzünü.
"İyi iyi ama sadece bir saat oynayacağız sonra kitabımı vereceksin ve beni ödevim bitene kadar rahat bırakacaksın"
"Tamam" dedi Duru oysa neye tamam dediğini dinlememişti bile.Onlar birlikte el ele çıkışa giderken benim yanımdan geçecekken durdular.
"Sen kimsin?" dedi Arden.
"Seni bulmama yardım ettiii"Dedi Duru neşeyle
"Kim yani?"
Duru ise bilmem manasında omuzlarını çekti.
Aşk olsun Duru kendimi kullanılmış hissediyorum.Yine de bozuntuya vermedim ve dizlerimi biraz kırarak hafifçe eğildim sadece ve elimi uzattım.
"Asya ben.Sende minik Paşasın anlaşılan"
Başını salladı hafifçe "İsmim var benim Arden. Tanımadığım insanların ismim dışında hitap etmesinden hoşlanmam" dedi elimi sıkarken.
Ardenciğim üzgünüm ama şuan gözümde katil civciv kadar tatlısın. Hatta şuan yanaklarını sıka sıka sevmek istiyorum ama neyse Duru'nun yanında çizmeyelim karizmanı.
Bu kıyağımı da unutma.
Arden'in bu ters ifadesinin tam zıttı olarak Duru oldukça mutluydu"Aaaa Semih'in sevgilisi sen misin?"Dedi neşeyle.
"Eveet"Dedim saçlarını okşarken "Hadi gidin oynayın artık ama dikkatli olun Necip abi görmesin"Dedim gülerek.
Ardenle Duru giderken gülümseyerek baktım arkalarından.
"Kaptanı kalpten göndermeye niyeylisin galiba"Diye gülen bir ses geldi kulağıma.
Sesin sahibi ise Semihten başkası değildi. Yanıma döndüğümde gülerek bana bakıyordu.
"Arden'i biraz daha bulamasaydık kaptanı bilmem de Duru kesin kalpten gidecekti"Dedim bende gülerek.
"Ee Jr.Paşa Duru'yu bulup beni anında sattığına göre bunlar bize kaldı o zaman"Dedi elinde tuttuğu puding kaselerini göstererek.
Ne diyeceğimi bilemedim ilk başta.
Bir de şey Semiciğim acaba diyorum şu kaseleri havaya kaldırmasan mı çünkü o kol kasları biraz dikkatimi dağıtıyorda bu yaptığın hiç etik değil.
"Çikolatalı hem seversin... Mi?yani sever misin"
"Bayılırım" dedim kocaman bir tebessümle.
"Güzel o zaman şöyle geçelim mi?"dedi başıyla arkasında kalan bir masayı isaret ederek.
Olumlu anlamda başımı salladığmda işaret ettiği masaya ilerledik ve oturduk.
Kaselerden ve kaşıklardan birini benim önüme bırakırken diğerini kendi önüne koydu.
Dün geceden beri hiç bir şey yemediğim için çok açtım o yüzden elime aldığım kaşığı art arda kaseye daldırırken sonunda kasenin dibini görmüştüm.
Kaşığı bırakırken bakışlarım ona kaydı. Biz Duruyla çıkarken Semih içerde Necip abilere gülüyordu ne ara çıkmıştı da Ardeni bulmuştu ki?
"Sen ne ara buldun Ardeni?"dedim masanın kenarında duran peçetelikten birini çekip dudaklarımın üzerini sildim.
Yok muydu şöyle bir dudağının kenarın puding kaldı deyip kendi baş parmağıyla silerken yeşillerine olabildiğince yaklaşmam.
YOKTU. Ayy o kadar klişeye de gelemeyecektim. Açar telefon ekranından bakardım nerde puding kalmış onun silmesine gerek yoktu.
Haa zümrütlerine daha da yakınlaşmak işime gelirdi ama bu kadar salakça bir şekilde olmasındı lütfen.
Kendi içimdeki klişe aşk senaryolarıma son vermemi sağlayan sesi oldu.
"Su içmeye gelmiştim geldiğimde masada oturuyordu.Konuştuk biraz. Sonra puding yemek istediğini söyledi. Ben almaya gittiğimde siz gelmişsiniz sonuç olarak görüyorum ki ikimizde anında satılmışız"
"Kendimi kullanılmış gibi hissediyorum sende de aynı his var mı?"Diye sordum gülerek
"Merak etme bu olay o kadar sık yaşanıyor ki alışıyorsun belli bir süre sonra koymuyor"Dedi o da gülerek.
"Onların bu durum ne zamandır böyle"
Güldü hafiften
"Duru gözlerini açtığından beri sanırım"
"Necip Alemdar'ın bu kadar zamandır kalpten gitmemesi bir mucize falan galiba"
"Aa haklarını yiyemem ama Duru daha bir iki yıldır bu kadar yürüyor ilk başlarda daha ziyade Ardenin saçlarını falan yoluyordu"Bu dediğine kücük bir kahkaha attı.O gülerde ben durabilir miydim?Tabi ki hayır el mecbur ben de güldüm.
Kısa bir an sessizlik çöktü ortama. Bu sırada Semih eline telefonunu aldı ve bir şeyler yapmaya başladı ne yaptığını merak ediyordum ki burnumun dibine bir telefon dayanması ile şaşırdım.
"Ne?" Dedim boş boş telefona bakarken
"İstek at kendi hesabına unutacağız sonra sular iyice bulanacak"
Haklıydı zira benim aklımdan tamamen çıkmıştı -sebepler malum- ertesi günü magazin sayfalarında Semih Kılıçsoy neden sevgilisini takip etmiyor manşetlerini görmek istemezdik.
Telefonu aldım elime ve kendi hesabımı bulup istek attım.
"Hallettim" dedim telefonu geri uzatırken.
Telefonu aldı eline ve Pundigimizi yemeye devam ettik.Daha doğrusu o yedi ben de kasemin dibini sıyırdım.
Bu sırada ilerden gelen Talhayla İrem'e kaydı bakışlarım. Kendi aralarında gülerek geliyorlardı yanımıza.
"Çok yakışıyorlar" dedim yüzümde hafif bir tebessümle,başımla Talhaları işaret ederek.
"Öyle"dedi Talhalara bakarak "Biraz fazla kafa açıyorlar yaa neyse o kadar kusur kadı kızında da bulunur diye teselli ediyorum kendimi yoksa valla katil çıkacağım"diye söylenmeyi ise asla ihmal etmiyordu.
Semih Agresif Kılıçsoy mod on.
"Niye öyle dedin?"
"Geldiler şimdi sonra konuşuruz"dedi göz kırparak.
Yıllar sonra ilk dedikodunun temeli de atıldı vatana millete hayırlı olsun.
"Başkanın görüşmesi yarım saate bitecekmiş haberiniz olsun kardeşim"dedi Talha Semih'in yanındaki sandalyeye otururken.
İremde ufak bir baş selamıyla benim yanımdaki boşluğa oturmuştu.
"Eyvallah"dedi Semih gülümseyerek.
"Suat usta döktürmüş yine"dedi İrem ışıldayan gözlerle.
Vaayy İrem sen ilişki dedikodusu hariç herhangi bir şeye de böyle bakabiliyor muydun ya?
"Senin istediğin puding olsun İremimm hallederiz"dedi Talha ayaklanırken.
İrem memnun olmuş bir bir tebessüm yollarken bir yada öpücük atmıştı.
Talha çarpık bir şekilde gülerken kenarda masum masum pudingini yiyen sarışınımı rahat bırakmamıştı.
Semih'in elindeği kaşığı tekte kaparken bir yandan da koluna yapışıp kalkması için kolundan asılmıştı."Semih hadi sen de gel kardeşim ben pudingleri taşırken sen de çayları getirirsin"
"Lan bir bıraksana kolumu! Git kendin getir tepside"diye yükseldi Semih bir yandan kolunu geri çekerken.
"Yaa sen gel bir olmaz öyle"dedi Talha Semih'in kolunu çekmeye devam ederken.
"Lan bir siktir git!"dedi Semih kolunu son bir hamleyle çekip Talha'nın tutuşundan kurtulmuştu kurtulmasına lakin kolunu öyle hızlı geri çekmişti ki dengesi bozulunca sandalye yana doğru devrilince kendini yerde bulmazı bir oldu.
Ben telaşla ayaklanıp başına gittim. "Semih iyi misin?"dedim telaşla.
Yüzünü buruşturarak yerden doğruldu yavaşça.Elini ensesine attığında elini attığı yeri ovuşturup öfkeyle Talha'ya döndü "Talha ben senin yapacağın işi sikeyim"
"İyi misin lan?"dedi Talha da Semih'in kafasını ellerinin arasına çevirip sağına soluna bakarakm
Keşke sen de de olsaydı bir kafa Talha!
Bir insan oturduğu yerden öyle mi kaldırılır be adam.
"Ebenin..."küfrünü son anda yutarak Talha'nın ellerini sinirle ittirdi.
"Tamam lan yanlışlıkla oldu özür dilerim"dedi Talha daha makul bir sesle.
"Ya sabır ya selamet"diye söylenmeye devam etti Semih.
"Tamam bir sakin ol gel otur şöyle"dedim.
"İyiyim ben iyiyim sorun yok. Gidelim şu çayı getirelim yoksa bu benim kafamı gözümü yaracak belli"Dedi yine ters ters ve Talha'yı omzundan ileri doğru iteledi "Yürü de gidelim alıp gelelim şu çayı"
Karadenizliler ve çay sevdaları.
💚🖤
Talha eline aldığı buz torbasını Semih'e uzattı "Al koy şunu kafana şişmesin"
Semih ters hir bakışla aldı eline buz torbasını ve düşerken hafif açılan kaşının üzerine bastırdı. Buz torbasını basmasıyla yaranın hafifçe sızlamasına aldırmadı.
"Semih tamam pan bakıp durma şöyle valla çok suçlanıyorum"
"Allah Allah niye ya? Aşk olsun Talhacığım seninle konunun ne alakası var ki"
"Tamam lan uzatma özür diledik ya. Ne yeni gelin gibi nazlanıp duruyorsun"dedi Talha yarım bir tebessümle ve aynı saniyelerde kolunun birini Semih'in sırtına dolayıp kendine çekti ve sıkı sıkı sarıldığında Semihte güldü ister istemez.Talha kollarından birini çözüp, Semih'in yanına geçti ve diğer kolunu Semih'in omzundan sarkıttı.
"Ayarsızsın ya yemin ediyorum ayarsızsın"dedi Semih gülerek.
"Ee barıştık mı o zaman çiçeğim?"dedi Talha da genişçe gülerek.
"Küsmedik ki çiçeğim"dedi Semih eliyle Talha'nın sırtına art arda sert darveler indirirken.
"Kardeşim lazımsa karaciğer söyle böyle sökmene gerek yok hen kendi rızamla da verebilirim"
"Hadi hadi bırak çene çakmayı da doldur çayları gidelim."
Talha hazırladıkları bardaklardan birini eline eline alıp hemen yanındaki çaycıya yöneldi.
İlk bardağı kattıktan sonra Semih'e döndü.
"Semih bir şey soracağım"
"Sor kardeşim"
"Sen Asya'yı seviyor musun harbiden"
Semih aniden gelen bu soru karşısında afallasanda hiç düşünmeden "Evet"dedi.
"Semih hangi Asya olduğunu anladın dimi?"dediğinde sessiz kaldı biran Semih. "Yanlış anlama sen dün dedin ya hani ben onu unutmadım unutmayı hiç denemedim falan diye. Şimdi böyle birden başka biriyle gelince. Adı Asya saçlar kıvırcık falan. Yapma Semih sevdiğin o liseli Asya'yı başka birinde arıyorsan"
"Talha..."
"Ben senin kırılmanı istemiyorum Semih. Bak evet biz seni darladık hatta kabul baya çok darladık falan ama eğer hani biz bu konuyu kapatalım diye şey yapıyorsan onu düşünme ben dün seni anladım. Valla bak. O son soruyu maç öncesi biraz sinirlende daha da hırslan diye sordum. Yoksa tamam ben kapattım bu mevzuyu. Sen nasıl istersen öyle olsun sen yeter ki mutlu ol."
Semih sıkkın bir nefes verdi.
"Bakma sen dün dediklerime ya saçmaladım işte. Mal mıyım oğlum ben yedi yıl önce beni bırakıp gitmiş kıza takılı kalayım.Hayır bir açıklama yapmamış elveda bile dememiş. Semihte mal zaten ömrünün sonuna kadar onu beklesin var mı öyle yağma ya. Seviyorum oğlum ben Asya'yı valla bak. Öyle ötekine benziyor diye falan da değil haa harbiden seviyorum. Hem sen haklıydın belki şimdiye kadar çocukları bile olmuştur dimi"Derken neden içinde garip bir kırgınlık peyda olmuştu asla anlam veremedi.
"Bilmiyorum kardeşim inan hiç bir fikrim yok. Ama sen mutlu olmayı hakediyorsun ve eminim olucaksın da"
Semih yüzüne zoraki bir tebessüm kondurduğunda Talha kalan bardakları da doldurdu ve pudingleri de alıp kızların yanına döndüler.
💚🖤
Başkanın odasından çıktıktan sonra aslında ben eve gideriz diye düşünüyordum ama Ece ablalar biraz daha oturalım diyince onların yanına gelmiştik.
Herkes kendi arasında bir şeyler konuşuyordu.
Gözlerim ilk Semih'e kaydı. Talha telefondan yeni çıkmış bir PlayStation gösteriyordu Semih'e. Onu alacakmış.Hatta normalde kendi aralarında turnuva bile yapıyolarmış.
"Artık öyle bozuk kolları bana kaktıramayacaksınız"Dedi Talha gözleri hala telefon ekranındayken. Talha'nın kurduğu bu cümleyle Semih'in bakışları ekrandan ayrıldı ve sonra kocaman bir kahkaha attı. "Hadi lan ordan"Dedi eğlenen bir sesle "Ne zaman bozuk kol verdik eline"
Talhanın bakışlar da ayrıldı ekrandan elini şok olmuş bir ifadeyle ağzına kapattı ve kendince çok net bir cevap verdi "Her zaman"
"Yürü git ordan bee."Derksn Semihte çok netti. "Kendin oynayamıyorsu çamura yatma"
Onlar kendi aralarında bu konuyu tartışmaya başlarken onlarla ilgilenen yoktu zira anladığım kadarıyle bu burda bulunan herkes için sıradanlaşan bir durumdu.
Necip abiyle Cenk abi ise Lyon maçında Olcay abinin o kadar pozisyondan birini tuttursa ne olurdu diye feci güzel hayallere dalmışlardı.
Kaptanın günahını almıştık iyi mi? Kusura bakma Necip abim.
Ah o Lyon maçı ahh ahhh.Sanırım ne kadar zaman geçsede bizim içimizde koca bir yara olmaya devam edecekti.
Nur abla ise İremle Ece ablaya beğendiği bir elbiseyi gösteriyordu.
Yani kısaca herkes kendi alemindeydi ama bu çok güzel bir görseldi.Gözlerim hepsini taradı tekrar ve düşünmeden edemedim biz Semihle hiç ayrılmasaydık aramıza aylar,yıllar girmeseydi ne olurdu? Ne bileyim sevgili olur muyduk mesela?
Zihnimde dönen düşüncelere hakim olamadım Semihle ayrılmasak nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim.
Semihle yemeğe gittiğimiz gece yemekten sonra çıkmışız birlikte.O gece olan bizi ayıran o olay yaşanmamış. Birlikte dolmuş durağına yürüyoruz.Sonra yolda giderken bir dondurmacı görüyoruz. Canım dondurma çekiyor ama yanımızda para az ya dolmuşa binicez ya dondurma yiyeceğiz ama o zaman eve kadar tabana kuvvet.
Hava sıcak tam bir yaz akşamı hafiften bir meltem esiyor o kadar. Biz de çok zeki insan evlatları olduğumuz için cebimizdeki dolmuş parasını dondurmaya basıyoruz.
Evet artık kocam dondurmalarımız ve yürümemiz gereken upuzun yollarımız var.
Yürüyoruz mecbur yolda da bol bol sohbet ediyoruz o beni bir zorbalıyor -ama dediği hić bir şeyin kiloyla en ufak alakası yok başka konular- ben onu iki zorbalıyorum arada kavga ediyoruz arada gülüşüyoruz arada Beşiktaş'ın mucize gibi gelen şampiyonluğuna hala inanamıyoruz ve Sergen hocaya saygımız artıyor arada içimize yara olan maçlardan bahsedip onlara kederleniyoruz.
Yol uzun ama bizim konuşacaklarımızda uzun.
Sonra hafif bir meltem esiyor Semihin saçı dağılıyor o beyefendi duruşu yerini bir serseriye bırakıyor bu haline ayrı bir düşüyorum.
Sonra dayanamıyorum yeter artık diyorum ne olacaksa olsun birden seni seviyorum deyiveriyorum.Oysa hiç korktuğum gibi olmuyor.Anından sarılıyor sıkıca o da seviyormuş itiraf ediyor.O gece o upuzun yol şahit oluyor çıkmaya başladığımız tarihe.
Sonra zaman geçiyor biraz.Semih Beşiktaş alt yapısında da çalışmaya devam ediyor. Maçları oluyor ben de gidiyorum. Önlerde değilim ama tribünün ortalarındayım kapalının hemen altında tabi Beşiktaş as takımına verilen destek kadar çok değil alt yapıya verilen destek ama yine de bir kalabalık var.
En çok bağıran o kadar kişinin içinde en çok sesi çıkanda benim var gücümle bağırıyorum "Oley oley Semih Kılıçsoy Beşiktaş'ın çocuğu Semih Kılıçsoy" Semih'in gözleri beni seçiyor mu biomiyorum ama arada gözleri kayıyor tribüne yüzünde kocaman bir gülümseme var.
Sonra en iyi yaptığı işi yapıyor gol atıyor. Golünün sevincini kameraya koşarak kutluyor. Parmaklarıyla boşluğa hayali bir kalp çiziyor sonra ortasına küçük bir A harfi ekliyor ve sessizce seni seviyorum diyor kameraya ama ben okuyabiliyorum dudaklarını.
Lise bitiyor artık mezuniyete birlikte katılmışız hatta tango bile yapıyoruz. Nerden çıktı bu derseniz biz Semihle lisedeyken benim yoğun ısrarlarım ve bir güzel tehditlerim sayesinde dans kursuna katılmıştık da orda öğrenmiştik. Haa tehdit dedim ama yanlış anlamayın ufak bir şey rövaşata yaptığını Aysel teyzeye şikayet etmek gibi küçük tehditler ama nasıl işe yarıyor anlatamam zira Semih'in rövaşata denemeleri insanlık için kücük Aysel teyze içinse çok büyük bir adım. Semih'e bir şey olacak diye korkuyorda o yüzden röveşata işlerine kendisi acayip karşı ee bu da benim baya işime yarıyor açıkçası.Neyse sonraa... Sonra törenin sonuna geliyoruz kep atma zamanı. Kepleri atıyoruz Neriman sultanla Aysel teyze bizi gülerek izliyor hatta Neriman sultanı ilk kez ağlarken görüyorum ama bunlar mutluluk göz yaşları tabi.Sonra hoplayıp zıpalayıp oynuyoruz.Erik dalı,Ankara'nın bağları derken bir güzel döküyoruz kurtlarımızı hatta yetmiyor Semih bana horon tepmeyi öğretiyor bi güzelde horonumuzu tepiyoruz üstüne birde halayımızı çektik mi tamamdır.
Geriye bir sürü fotoğraf kalıyor o günden kimisinde benim ağzım yüzüm yamuk kimisinde onun hatta bazılarında ikimizde yamuğuz bazılarında ise ikimizde ateş ediyoruz ama hepsinde mutluyuz...
Sonra üniversite zamanı geliyor tabi ben İstanbulda okuyorum Boğaziçi de yazılım mühendisliği zaten lisede hayalim oydu çünkü Semih burdaydı bir yere gidemezdim...
Neyse işte ben üniversite okuyorum gıcık hocalardan Semihe yakınıyorum, o ağır antrenman programından bana, ben ona el açması börek yapıyorum, o bana en sevdiğim dondurmadan alıyor, uykusuz vize haftalarımda o geliyor hiç bir şey yapmıyor sadece oturuyor ve ben çalışırken saatlerce beni bekliyor,beni izliyor,ezberlemek için ona anlatırken bir şeyleri sıkılmadan saatlerce dinliyor beni ciddi ciddi anlamak ister gibi anlamıyor belki çünkü karışık,zor...benim bile anam ağlıyor ezberlerken ama o dinlemekten asla sıkılmıyor arada bir şebeklik yapıyor güldürüyor beni,uykum gelince kahve yapıyor benim canım uykum yine açılmayınca itina ile su döküyor tepemden sonra sinirleniyorum ben de onun tepesinden döküyorum suyu bu seferde ıslanmış sıçana benzeyen halimize bakıyoruz saf saf birbirimize gülüyoruz sonra sarılıyoruz sıkı sıkı...
Sonra o antrenman yapıyor ben de gidiyorum onunla susadığında suyunu veriyorum,terini siliyorum,saatlerce elimi telefona sürmüyorum sadece onu izliyorum bir an bile sıkılmadan.Sonra o bakıyor arada bir bana anında otuz iki diş gülüyor. El sallıyorum nazlı nazlı, gülüşünü daha da büyüterek karşılık veriyor bu hareketime o da yetiyor bana zaten...
Sonra maç kaybediyor bazen canı sıkılıyor ben yanında değilsem eğer deplasman falansa anında görüntülü arıyorum ama bir şey de diyemiyorum çünkü canını sıkma desem sıkacak biliyorum,üzülme desem de üzülecek bununda farkındayım o yüzden kelimeler tükenip kalıyor.Öylece ekrandan saatlerce birbirimizi izliyoruz ikimizde konuşmuyoruz belki deli diyor takımdakiler ama umurumuzda değil biz birbirimizi izlemeye devam ediyoruz,sonra dilimden iki kelime düsüyor sadece SENİ SEVİYORUM.
O mu? bazı denyolar gibi bende deyip geçiştirmiyor hiç erinmiyor dolu dolu BEN DE SENİ SEVİYORUM diyor.
Sonra yine sessizlik çöküyor aramıza ama ikimizde burukça gülüyoruz birbirimize çünkü onun canı sıkkın yani bizim canımız sıkkın.
İkimizde susuyoruz ama gözlerimiz kendi lisanlarında konuşuyor ben; sen elinden geleni yaptın üzülme üzme beni de diyorum o ise yineliyor sözlerini; Seni seviyorum diye...
Yani biz hep birlikteyiz iyi günde de kötü günde de benim sınavlarda çaktığım günlerde de Semih'in maç kaybettiği günlerde de,ben mezun olup işe girdiğim hatta ilk maşımla ona Beşiktaşlı bir bileklik aldığım günde birlikteyiz onun ilk kez Beşiktaş As takımına çıkıp gol attığı ve klasikleşen gol sevinciyle kameraya koşup boşluğa küçük bir kalp çizip içine A harfini eklediği gün de birlikteyiz.Hatta Ece ablalarla çok daha önce tanışmışız Alin ve Ardenle pek çok oyun oynamışız. Durunun bütün o Arden mızmızlanmalarında ben de varım ee tabi haliyle Necip abinin tüm o söylenmelerinde de.Cenk abiyle tavla oynuyoruz,Talhayla kanka olmuşuz hatta İremle sevgili olmadan önce ben tüyo veriyorum...
Güzel bir hayaldi artık gerçekleşmesi imkansız güzel bir hayal...
Bakışlarım hala nerde olduğunu bilmediğim bir noktada sabitken gözümün önünde hareket eden bir şey tüm düşüncelerinden sıyırdı beni.Bu bir eldi ve gözümün önünde hareket ediyordu.
Ben ne olduğunu idrak edemezken birden başımı elin sahibini tanımak için çevirdim.
Cevap sizi şaşırtır mıydı bilmem ama ben zerre şaşırmamıştım bu elin sahibi Talhadan başkası değildi.Hatta durun bir dakika tüm ekil başıma toplanmıştı.
Niye olduğunu anlayamadan boş boş baktım suratlarına. Tedirgince bakışlarımı gezdirdim hepsinde "Ne?"diyebildim en sonunda "Ne oldu?Niye öyle bakıyorsunuz bana?"
"Kuzucum iki saattir daldın gittin boşluğa bir şey oldu sandık"Dedi Ece abla.
"Üstelik deli gibi kendi kendine gülüyordun yenge"Diye ekledi Talha elini hala suratımın önünde salladığı için ittirdim elini hafifçe. "Bir şey düşünüyordum da dalmışım.Kusura bakmayın sizi endişelendirmek istemezdim"Dedim.
"Neyse neyse sen iyiysen sorun yok" dedi Cenk abi kolunu Ece ablanın omzuna atıp "Ee hadi hepimiz ayaklanmışken yavaştan uzayalım bizde artık"Diye devam etti.
Necip abinin kolu zaten sürekli Nur ablanın omzundaydı hatta Nur ablanın saçlarının arasına küçük bir öpücük bıraktı"İyi olur Cengo.Bizim kız sabahtan beri koşturup duruyor zaten hasta olmadan eve gidelim de üstünü değiştirelim" Dedi Nur ablaya aşık aşık bakarken.
Ulan be Necip Alemdar'ı böyle ponçik bir aile babası yapan hayat bize neler yapmazdı.
Onlara hafifçe tebessüm ederken bende ayaklandım ve hep birlikte bahçeye çıktık.
Talha ve İrem herkesle tek tek vedalaşıyolardı.Necip abilerle vedalaştıktan sonra bizim yanımıza geldiler Talha önce Semihle kafa tokuşturup ayak üstü yine birbirleriyle uğraştılar.
O sırada İrem de benim yanıma gelmişti "Tekrar çok memnunnoldum Asyaçığım bu arada sizin şu tanışma hikayesini en kısa zamanda daha detaylı anlatmazsan vallahi çatlayacağım meraktan" dediğinde güldüm hafifçe.
Semihler çay katmaya gittiklerinde kısa bir hikaye uydurmak durumunda kalmıştım İrem'e.
Neyse bir ara halledecektik artık.
"Ben mesajı çok net aldım emin ol" dedim gülerek.
Kısa bir vedalaşmanın ardından Talha ve İrem arbaya binip gittiler.
Necip abinin gözleri her yerde Duru'yu arıyordu.İleride el ele koşan Duru ve Arden'i gördüğünde ise beti benzi attı adeta.
Derin bir nefes verdi. "Cenk şu oğluna söyle kızımın elini bıraksın"Dedi gözleri kapalı bir şekilde.
Cenk abi ise keyifle gülmekle meşguldü.
Necip abi bu kahkahalara müthiş bir göz devirmeyle karşılık verirken ortamı Ece abla yatıştırdı.
"Gel Nur biz getirelim çocukları"Diye çok makul bir teklif attı ortaya.
Onlar birlikte Duru ve Arden'i almaya gittiler.Geride ise tam bir kaos ortamı kalmıştı.Necip abi sakinleşmeye çalışıyor Cenk abi ise kendisini itina ile kışkırtıyordu.Ben gülerek onları izlerken kulağıma birinin nefesi vurdu daha doğrusu Semih'in nefesi vurdu.
"İyi misin?İçerde birden dalıp gittin endişelendim."Dedi fısıldayarak
"İyiyim dediğim gibi dalmışım sadece endişelenecek bir şey yok"
"Emin misin?"
"Evet"
İyi madem tarzında bir baş hareketi yaptı.
Nur ablalar gelmişlerdi.Necip abi ise Arden'e bir tık ürkütücü bakıyordu.
Cenk abi gururlu bir edayla kucakladı oğlunu bu galiba oğlumun kılına dokunamazsın Neco şeklinde bir mesajdı Necip abiye hatta yetmedi ve kocaman bir öpücük bıraktı Arden'in yanağına.Arden'i tekrar yere indirirken "Babacığım hadi arabaya biz de geliyoruz şimdi"Dedi.
Arden ikiletmedi. "Görüşürüz Nur yenge,görüşürüz Semih abi,Görüşürüz Asya abla"Dedi biraz çekingen bir edayla Necip abiye döndü bu sefer "Görüşürüz Necip amca"Dedi ve arabaya yöneldi ben tatlı tatlı arkasından el sallarken "Yaaa bana niye görüşürüz demiyorsunnn Ardeğğğnnn"Diye birden Duru bağırmaya başlayınca giden adımları yavaşladı yavaşladı yavaşladı ve durdu ancak aynı saniyelerde Necip abiden yükselen "Allahım sen sabır ver" şeklindeki istekler yüzünde dönüp dönmemek arasında kararsızdı zannımca fakat bu serzenişlere zerre aldırmayan Cenk abi büyük bir keyifle bir kahkaha daha attı ve "Evet oğlum ayıp değil mi Duru'ya da görüşürüz desene"Dedi.
Ece abla gülmemek için kendini zor tutarken "Cenk!" Dedi uyaran bir sesle.
Cenk abi ise eğlenen bir edayla Ece ablaya sırnaştı bu kez "söyle gülüm"
Ece abla erimeye yakın bir sesle "yapma adamı delirticeksin en sonunda" dedi
Cenk abi ise net bir cevap verdi "o zaten deli"
Necip abi tam ağzını açacakken Arden arkasına döndü ve "Görüşürüz Duru" dedi ve tekrar arkasına dönüp arabaya ilerledi.
Sanırım bu cümle Duru'nun kulağına hadi gel sarılıp vedalaşalım olarak gitmişti çünkü Duru Arden'in peşinden koşacakken Necip abi kucakladı birden.
Duru debelendi biraz "Sakın babacığım" şeklinde net bir cevap alınca durdu uslu uslu Arden'e sarılamayınca ise çözümü Necip abiye sarılmakta bulmuştu galiba zira şuan sıkı sıkı sarılıyordu Necip abinin boynuna.
Necip abinin tüm siniri değnek değmiş gibi yok olsada az önce koşmaya yeltenen Duru'ya gülen Tosun çiftine göz devirdi ve arkasını dönüp arabasına ilerledi.
Giderken "Görüşürüz gençler"dedi benim için okey bir vedalaşmaydı zira az önceki sinirli hali hala gözümün önündeydi anamıza bacımıza sövmediğine de şükürdü.
"Görüşürüz abi"dedik aynı anda.
Cenk abi Nur ablaya döndü "Bak bak" dedi kınayıcı bir şekilde "Görüyor musun kocanı? Bir hoşçakal bile demeden gitti hayırsız"
Nur abla gülerek ve umutsuz bir şekilde kafasını iki yana salladı
"Ne yapacağım ben bu adamın Duru sevgisini bilmiyorum" dedi yarım bir tebessümle.
"Geçen çocuğun biri kreşte çok güzelsin demiş Duru'ya benim akıllı kızımda benden önce babasına söylemiş.Görmen lazım nasıl küplere bindi.Başladı bulucam ben o zibidinin babasını oğluna bir şey desin falan diye evin içinde dört döndü valla nasıl sakinleştirdim ne sen sor ne ben söyliyim"Dedi başını iki yana sallayarak
"Sen bunu farklı mı sanıyorsun?" Dedi Ece abla eliyle Cenk abiyi göstererek.
"Oralara girmesek mi hayatım?"Dedi Cenk abi
Ece abla ise güzel bir kahkaha attı ve "Akşam gruba bakarak ol"dedi Nur ablaya göz kırparak.
Nur abla gülümsedi bu hareketine ve olumlu anlamda başını salladı.
"Neyse yarın akşam çocukları kime bırakacağız Necip yine delirmesin"dedi Nur abla.
"Annemlere bırakırız"dedi Cenk abi
"Necip kabul eder mi bilemedim Cenk"
"Bir şey olmaaz konuşurum ben onunla"Dedi Cenk abi geniş geniş.
Bem bir tık olaya Fransız kalmıştım neyden bahsettiklerini anlamadım.
Sanırım Ece abla durumu anlamıştı.
"Asya sen yarın geliyorsun dimi işin falan yok"
"Aa işin varsada iptal et ilk seferden bizi ekme"Dedi Nur abla tatlı tatlı.
Nur Uysal seviyorum seni be kadın.
"İşim yok gelirim de Nereye geleceğim onu anlamadım"
"Semih sen söylemedin mi kıza?"Diye sordu Ece abla.
"Yoo yenge söylemez olur muyum hatta nezarette Asya'nın kombinini bile yaptık" dedi Semih dalga geçen bir sesle.
"Semiihh salak salak konuşup beni sinir etme"Dedi Ece abla yandan hafifçe kafasına vurarak.
Şey ama Ece ablacığım zaten kaşı açıldı çocuğun bir de sen vurmasan mı acaba?
"Ee sen de biraz daha makul sorular sor o zaman yenge ne ara söylemiş olabilirim.Akıl mı kaldı bende"
"Aman normal zamandaki halini de biliyoruz"diye tersledi Ece abla.
"Yengee ayıp oluyor ama"
"Aman ne var be?"diye söylenmeye devam etti Ece abla.
Ben onalrı gülerek izlerken. "Asyacığım biz de böyle sabahtan akşama kadar hepimiz birbirimize laf sokarız akşamda oturur güle oynaya hep birlikte akşam yemeği yeriz"dedi Nur abla gülerek.
"Arsızız yani"Dedi Cenk abi bu çıkarımına hepimiz gülmüştük.
"Yok canım öyle demeyelim biz yine de içiniz dışınız birmiş diyelim"Dedim yumuşatarak.
"İçiniz dışımız mı bir ,arsız mıyız onu zamanla anlayacaksın artık"dedi Cenk abi.
"Neyse neyse bırakın boş lafı şimdi geliyorsun dimi Asya"dedi Ece abla
"Abla geleyim de nereye gideceğimizi söylemediniz ki daha"
"Yarın akşam bir yemek var futbolcuların ve ailelerinin davet edildiği bir yemek oraya diyoruz"
"Olur gelirim"
"Tamamdır o zaman ben akşam gruba eklerim seni neyse gideyim simdi Necip söylenmeye başlar"Dedi Nur abla ve Ece ablayla bana sarılıp gitti.
"Biz de kaçalım kuzucum çocuklar arabada didişmeye başlamıştır bile"Dedi Ece abla ve onunla da sarılıstıktan sonra onlarda gitti.
Onlar gitdikten sonra Semihle tek kalmıştık.
"Bana nerden taksi çağırabiliriz?"Dedim Semih'e dönüp.
"Ben bırakırım"
"Sen tesislerde kalmıyor musun? Uğraşma boşuna biner bir taksiye giderim"
"Sırtımda taşımayacağım ya bırakır dönerim işte"
Semih Kılıçsoy ve inadı yoruyorsunuz.
"İyi peki madem"dedim kabullenmişlikle.
Semih'e adresi tarif ettikten sonra arkama yaslandım ve bakışlarım yola kaydı.
Garip bir gün olmuştu. İnsan nasıl kendini bir yere bu kadar kolay ait hissedebilirdi ki. Harbiden garipti.
Ben gün boyu olanları kısaca aklımdan geçirirken birden kulağıma dolan müzikle duraksadım.
...
Yılları bir güne nasıl sığdırdın?
Banada söyle, banada söyle bende bileyim
Hasretin acısını nasıl dindirdin?
Banada söyle, banada söyle bende bileyim
Kulaklarıma dolan Ferdi Tayfur'un sesiyle bakışlarım ister istemez Semih'e kaydı.
Sinirlendiğini kasılan çene kaslarından anlayabiliyordum ama neden sinirlendiğini anlamadım.
Bakışları hala yoldayken vitesin üstündeki elini vites topuzundan çekip sinirle radyonun sağına soluna vurdu.
"Hay sikecem senin bulduğun tamirciyi be Arda!"dedi radyoya sağlam bir darbe daha indirerek.
Sakin ol hayatım ne bu şiddet bu celal?
Ferdi Baba bu darbelere aldırmadan devam etti türküsüne.
...
Yüreğin ince ince sızlamadı mı?
Gözlerin gizli gizli ağlamadı mı?
Banada söyle, banada söyle
Banada söyle bende bileyim
Yüreğin ince ince sızlamadı mı?
Gözlerin gizli gizli ağlamadı mı?
Banada söyle, banada söyle
Banada söyle bende bileyim
Semih sinirle yine vurdu radyoya "Hay senin gibi radyoyu bulanın ben"
Neyseki sinirli bir nefes verip radyonun mucidi Popov amcanın yedi sülalesini rahat bırakımıştı.
Adam nerden bilsin insanlık için bulduğu makine yüzünden öldükten sonra ana bacı sövüleceğini.
İşte sen bilim için çalış didin sonra yakışıklının biri sinirlenince sana ana bacı düz sövsün hak mı bu adama be Semih?
Radyoyu parçalamasın diye elimi elinin üzerine attım.
"Bir sakin ol kaza yapacağız"
Arkada Ferdi Baba mırıldanmaya devam ediyordu.
...
Ben şimdi uzakta, hasret içindeyim
Sen yoksun yanımda, hayalindeyim
Anlatmadın ki bana derdini
Söylemedin ki nerden bileyim?
Elini radyonun üzerinden çekerken yüzünün de ufacık bir mimik belirmişti. Canı yanıyormuş gibi hafif çatılmıştı kaşları.
Bakışlarımı zümrütlerinden çekip ellerine odakladığımdan derin bir nefes verdiğini işittim.
Arabanın hızı biraz daha düşmüştü.
Merakla elini incelerken işaret parmağı çekti dikkatimi. Ucunda yanık izi vardı.
"Eline ne oldu?"diye sordun telaşla.
...
Yüreğin ince ince sızlamadı mı?
Gözlerin gizli gizli ağlamadı mı?
Banada söyle, banada söyle
Banada söyle bende bileyim
Yılları bir güne nasıl sığdırdın?
Banada söyle bende bileyim
Hasretin acısını nasıl dindirdin?
Banada söyle bende bileyim
Banada söyle, banada söyle bende bileyim
Bir şey olmadı dedi ters bir hareketle elini geri çekerek.
Hoydaa ben ne yaptım şimdi?
Bakışlarını yoldan ayırmadan gaza biraz daha yüklenip vitesi değiştirdi.
"Radyoyu sal bari kaza yapacağız"dedim ben de ters ters.
Ben 9.bölüme kaçorottiiii ama siz lütfen Vote ve yorum atmadan kaçmayınnnn 💞💞💞💞💞💞💞💞💞
💚E🖤N🤘🏻D
(Talha ve İrem temsili)
