İçeriğe geç

Yeşile Vurgun

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Yeşile Vurgun

Bölüm 3

3. Bölüm

Gökçe derin bir nefes alarak kendini toparladı ve ikizinin kolları arasından çıkarak masasının üstünde ki telefona uzandı. Gerekli tuşlara basarak arama yaptı ve kan alması için hemşirelerden birini çağırdı.

Gökçen ikizinin çabucak kendini toparlamasıyla gurur duydu. Yabancı insanların yanında zayıflığını asla göstermemesi gerektiğini ona kendisi öğretmişti. Birbirlerinden başka kimseye güvenemezlerdi. Özellikle de birden ortaya çıkan bu aileye.

Hemşire geldiğinde ilk olarak adamdan kan aldı. Ardından da Gökçe’nin kanını aldı. Sıra Gökçen’e geldiğinde Gökçe önlerine geçerek yaşlı çiftin görüş açısını engelledi. Gökçen bu hareket karşısında kendini daha rahat hissederken ikizine ufak bir tebessüm gönderdi.

Gökçen’in sol kolunun iç kısmında boydan boya uzun bir dikiş izi ve izin etrafında yanık izleri vardı. Kolunda bu yaraların oluştuğu zamanı iki kadın da çok iyi biliyordu. Asla da unutamıyorlardı. Hayatlarının en zor zamanlarından biriydi ikisininde.

Aklında canlanan sahneleri kenara iteleyip şu ana odaklandı. Gökçen ikizine baktığında ise çoktan gözlerinin dolmuş olduğunu gördü. İkizi bu tarz olaylardan en çok etkilenen kişiydi. Fazla hassas bir ikizi vardı. Bu yüzden genelde yaralarını ona göstermez yaralandığında söylemezdi genellikle.

Gökçe yaşanan bu olaylarda hissettiği kaybetme korkusuyla ikizine daha da düşkün olmuştu.

Kan alma işlemleri tamamlandığında geriye sadece beklemek kalmıştı.

Jülide ve Hayri Erbaş çifti ise içlerinde evlatlarına bunca yıl geç kalmış olmanın acısıyla kıvranıyordu. İkizlerin arasında ki bağ öyle çok hissediliyordu ki hayran kalmışlardı kızlarının arasında ki bu ilişkiye.

İkizlerin onların kızları olduğuna emindi ikiside. Gökçe annesine çok benziyorken Gökçen ise fazlasıyla babasını andırıyordu. Bu ilk bakışta anlaşılıyordu. Ancak Gökçen açık açık sonuçlar çıkmadan onlarla bu konuda konuşmayacağını belirtmişti. Bu yüzden ağızlarını açamıyordu yaşlı çift. Kızlarının kendilerinden uzaklaşmasını istemiyorlardı.

Tek temennileri sonuçların bir an önce çıkması ve kızlarına kavuşmaktı. Ancak kızlar onları isteyecek miydiki? İşte orası muamma.

O sırada Gökçe ifadesiz bir yüzle konuştu.

“Sonuçlar 6 saate çıkar. Burada yapabileceğimiz başka bir şey yok.”

Gökçen ayaklandı.

“Benim iş yerime uğramam gerekiyor. Sonuçlar çıkmaya yakın gelirim. Senin hastan yoksa sende gel benimle güzelim.”

“Yok ikizim benim birkaç hastam daha var. Akşama kadar burdayım”

“Tamam dikkatli ol ararsın”

Jülide’de eşinin elini tutarak ayaklandı.

“Bizde gidelim o zaman kızım. Saat kaç gibi gelelim?”

Gökçe hafif bir tebessüm ederek konuştu.

“Saat 18.00 gibi gelebilirsiniz”

Jülide kızının ona tebessüm etmesiyle kalbinin heyecanla çırpındığını hissetti. Büyükçe gülümsedi mutlulukla. Ardından yaşlı çift odadan çıktı.

Onların odadan çıkmasıyla Gökçen kaşlarını çatarak ikizine döndü ve sert sesiyle konuştu.

“Sakın Gökçe. Sakın yine aynı hataya düşeyim deme bu sefer elimde kalırsın!”

“Sakin ol canımın içi. İstesemde aynı hataya düşemem artık. Düşmem de”

“İyi. Büyük ihtimalle öz ailemiz onlar. Tehlikeli bir şey var mı diye araştıracağım. Ben söyleyene kadar mesleğimi kimseye söyleme”

“Tamam ikizim”

O sırada telefonu çaldı Gökçen’in. Arayan kişiyi görünce omuzları dikleşti. Hızla bekletmeden aramayı cevapladı.

“Zamanı geldi paketi al gel”

Cevap veremeden yüzüne kapandı telefon. Ona merakla bakan ikizine döndü ve konuştu.

“Gitmem lazım. 2-3 saate gelirim.”

“Tamam canım dikkatli ol”

“Sende dikkat et. Bir şey olursa ara”

Gökçe ilerleyerek ikizine sıkıca sarıldı. Ölümün soğuk nefesinin her an yanı başlarında olduğunun bilincindeydi iki kadında. Bu yüzden her anlarının kıymetini bilmeye çalışıyorlardı. Gökçen bir adım geri çekilerek ikizinin şakağına derin bir öpücük kondurdu ve ardından odadan çıktı.

&&&

Mir arkadaşı Serkan’ın gereksiz imalarıyla uğraşırken ofladı.

“Serkan! Yeter kardeşim yeter”

“Oğlum hem diyorsun bizden olmaz hem de gidiyorsun geceyi kadınla geçiriyorsun”

“Tek seferlik bir şeydi. Hem kadında böyle olmasını istediğini söyledi. Bizden olmazmış işte oğlum. Yapma işte zaten ciğerim yanıyor”

“Belki olur be kardeşim hemen böyle karalar bağlamak yakışıyor mu sana?”

“Durumumu biliyorsun kardeşim hiçbir kadın bunu bile bile benimle olmak istemez”

“Saçmalıyorsun kardeşim”

Mir tam cevap verecekti ki kopan gürültüyle ikisi de arkasına döndü anında.

Mir gördüğü kadınla şaşkınca ayaklandı.

Gökçen ifadesizce karşısında burnundan kan gelen adama bakıyordu. Ağzı yüzü kan içinde kalan adam sinirlenerek düştüğü yerden kalktı. Elini Gökçen’e vurmak için kaldırdı. Bunu gören Mir ve Serkan sinirle ve endişeyle ayaklandı. Hızlı adımlarla yanlarına gidiyorlardı ki onlara gerek kalmadan Gökçen kendisine kalkan eli bileğinden tutarak büktü ve diziyle vurarak kırdı. Canının acısıyla bileğini tutarak yere düşen adam yanlarına gelen Mir ve Serkan’a doğru süründü acıyla bağırarak.

“Abi! Abi alın beni bu karının elinden. Kurbanınız olam abi!”

Gökçen sert sesiyle konuştu.

“Kes lan sesini!”

Mir kaşlarını sorgularcasına şaşkınca kaldırarak Gökçen’e baktı. Gökçen tereddüt etmeden ceketinin cebinden cüzdanını çıkarıp açtı ve Mir’e uzattı.

“Kıdemli Üsteğmen Gökçen Kurt. Üstlerimden gelen emirle adamı almak zorundayım zorluk çıkartmayın”

Serkan kendini tutamayarak şaşkınca konuştu.

“Oha!”

Serkan yanında şoka girmiş arkadaşını dirseğiyle dürtükledi. Mir sonunda şaşkınca konuştu.

“T-tabi komutanım. Buyrun işinizi yapın siz”

Gökçen hala yerde sürüklenen adamın ensesinden tutarak kaldırdı. O sırada kapıdan üniformalı iki asker girdi ve hızlı adımlarla Gökçen’in yanına gelerek esas duruşa geçti.

“Rahat. Alın koçum bu şerefsizi”

“Emredersiniz komutanım!”

“Emredersiniz komutanım!”

Askerler adamın kollarından tutarak zorlayarak götürdü. Serkan hayranlıkla konuştu.

“Vay be! Sen neymişsin böyle”

Gökçen ‘eyvallah’ dercesine başını eğdi ve gözlerinde ki parıltılarla ona bakan Mir’e baktı. Serkan onları baş başa bırakmak için sessizce uzaklaştı.

“Beni git gide daha çok şaşırtıyorsun”

Dudakları kıvrıldı Gökçen’in. Mir’e bir adım yaklaştı.

“Bu daha ne ki”

Mir alt dudağını dişleri arasına alarak ısırdı.

“Köpek gibi etkileniyorum senden yapma bunu bana”

Gökçen imalı bir şekilde mırıldandı.

“Dün gece bunu yeteri kadar belli ettiğini düşünüyorum”

Mir kendini engellemeyerek Gökçen’i belinden tuttu ve kendine çekti. Dudaklarını dudaklarına sürterek konuştu.

“Hımm...daha hiçbir şey görmedin”

Gökçen’de aynı şekilde mırıldandı.

“Hımm...öyle mi?”

“Hıhımm”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.