Elif hanım arabayı sürerken arabada büyük bir sessizlik vardı. Sude camdan dışarıyı seyrediyor Savaş ise Sude'yi izliyordu... Elif hanım arabadaki sessizliği bozmak adına "Size şarkı açmamı istermesiniz çocuklar?" Diye sordu Sude Elif hanımın sorusuyla bakışlarını camdan ayırıp Elif hanıma doğru çevirirken Savaş ise Sudenin onu izlediğini fark etmemesi için bakışlarını kaçırdı. "Ne dinleyeceğiz ki Elif teyze?" diye sordu Sude Elif hanım "Radyodan bir şakı açıp dinleriz kızım" diyip radyoyu açtı Radyoda açılınca Gülşen'in **Bangır Bangır** şarkısı arabayı inletirken Elif hanım "Bu şarkı olurmu?" diye sordu Sude ve Savaş aynı anda "Olur" dediklerinde bakışları birbirini buldu. Ancak bu bakışma Elif hanımın "Hadi o zaman arabayı sesimizle inletelim!" diye bağırmasıyla son buldu. Sude önüne dönüp yaşadıklarını bir nebze bile unutmak için kendini şarkının ritmine bıraktı; **Yavrum kaldır kollarını** **Teslim ol etrafın sarılı** **Sabret af çıksın sana** **Ben öptürcem sana bu evin yollarını** Sude kendini şarkının ritmine kaptırmış şarkıyı söylerken şarkının durması ile şaşırarak Elif hanıma baktığında Elif hanım hafif bir tebessümle "Geldik kızım o yüzden şarkıyı kapattım" diyince Sude evlerini merak edip camdan evlerine doğru baktı Evleri tek katlı ve kocamandı. Bahçesi de evleri kadar büyük ve genişti "Sude,o ev bizim değil kızım. Benim tarafımdaki cama bak,burdan görürsün" Sude hafif utanarak karşıdaki eve baktığında gözleri kocaman olmuştu Bu ev önceki evden çok daha güzeldi. Ev 2 katlıydı ve kesinlikle önceki eve kıyasla çok daha büyüktü. Bahçesi evden daha büyük ve rahat duruyordu. "Siz arabadan inin" dedi Elif hanım Sude evi incelerken "Ben arabayı park edip 2 dakikaya geliyorum" Sude kafasını sallayıp arabadan ineceği sırada Savaş'ın "Arabadan inme" demesiyle duraksadı. Niye inmiyorduki? Savaş arabadan inip Sudenin oturduğu tarafa gitmeden önce saçını başını ve yakalarını düzenlerken Sude ise ona şaşkınlıkla bakıyordu. Niye böyle birşey yapıyordu ve neden arabadan inmesine izin vermiyordu? Elif hanım ise oğlunu hafif bir tebbessünle izliyordu... Savaş kendini düzelttiğinde Sudenin tarafına geçerek arabanın kapısını açtı ve ardından elini karşısındaki eşşsiz gözlü kıza uzatarak "Buyrun efendim" dedi Sude hızla atan kalbine rağmen koca bir tebbessümle elini Savaşın eline uzatarak "Teşekkür ederim" dedi ve arabadan indi. Elif hanım tebessünle onları izlerken oğluna göz kırparak "Ben gidiyorum" dedi ve park alanlarına doğru yol aldı Sude Elif hanımın gitmesiyle bakışlarını o muhteşem eve çevirerek hayranlıkla bakakaldı. Ev harika ötesiydi. Savaş, Sude omuz atarak "Eee nasıl buldun evi?" diye sordu Sude acıyan omzunu tutarak "Bunu sorman için omzuma vurmana gerek yoktu!" dedi sinirle Savaş hafif bir gülümsemeyle "Bu mahallede okuldaki öğrencilerin çoğu yaşıyor. Eğer bu rolün gerçekçi olmasını istiyorsak benim gerçekten senin abin gibi davranmam gerekir" "Şu internette gördüğüm **abi terörü** videolarındaki gibi sonum ölüm olmaz değilmi?" diye sorunca Sude, Savaş kıkırdadı "O kadar ileri gitmem. En fazla kolunu kırarım" Sude şaşkınlık ve korku karışımıyla kolunu tutarken "O kadar abartmasak mı ya?" diye sordu "Kolunu kaybedek olan Sude kardeş taklidi yapmayı çok severdi" Savaş büyük bir kahkaha patlatıp ardından "Rahat ol Sude" dedi "Sana asla zarar vermem" Sude'ye asla bir zarar gelmesini istemezdi. Sude rahatlayıp kolunu indirirken arkadan bir kız sesi duyuldu "Savaş,Sudeyi evinemi getirdin?" Sude ve Savaş bakışlarını aynı anda Ecenaz'a çevirdiklerinde Ecenaz onlara doğru yürüyerek "Sude'nin bu kadar kolay bir şekilde evine geleceğini düşünmemiştim" dedi Sude göz devirmekle yetinirken Savaş ise "Seni ilgilendirmez Ecenaz" dedi ve geri kalalını Sude devam ettirdi "Şimdi beni ve **abimi** rahat bırıkırmısın?" Ecenaz Sude'yi umursamada Savaş'a baktığında "Senin yerinde olsam bu kızdan nefret ederdim" dedi "Sen aylarca aileni ara ama sonucunda ise annen vefat etmiş ve sanada hasta bir kız kardeş bırakarak hayatını boka çevirmesine sebep olsun" Ecenaz Sude'ye acınası gözlerle bakıp iç çekerek "Ne acınası değilmi? Hastalıklı bir kız kar-" Sude bu saçmalığı daha fazla dinlememek adına Ecenaz'ın lafını kesti "Ecenaz yeter!" "Ne yeter?" diye karşılık verdi Ecenaz "Doğruları söylemek ne zamandan beri yanlış oluyor?" Savaş "Sude hasta değil Ecenaz" diyince iki kızında bakışları aynı anda Savaşı buldu. "Ve hiç bir zamanda olmayacakta" Ecenaz kaşlarını havaya kaldırırken "Demek hasta değil ha?" diye sordu alayla ve ardından Sude'yi taklit etmek için ellerini kafasına götürerek "Ben yapmadım! Ben yapmadım! Ben yapmadım" diyerek kafadına birkaç kez vurdu. Ellerini kafasından çektiğinde koyu kahve bakışlarını Sudeye çevirdi "Yapmadığını kendini yırtatak göstermene ne gerek vardı? Normal insanlar gibi **Ben yapmadım** diyebilir-" Ecenaz'ın lafı yanağına atılan tokat ile kesilirken Ecanaz'ın kafası sağ tarafa doğru kaydı Savaş ise büyük bir şaşkınlıkla Sude'ye çevirdi bakışlarını. Bu tokadı beklemiyordu. Sude nefretle Ecenaz'a bakarken Ecenaz yanağının acısıyla "Sana bunu ödeticeğim kızım" diye bağırdı Bu Sude'nin umurunda değildi. Sadece ladı atar,daha ilerisine gitmezdi. "Sen görürsün kızım sana bunun bedelini ödeticeğim! Senin hayatını zehir ediceğim!" "Hadi ödetsene!"Diye bağırdı Sude en sonunda "Hadi ödet bana ne yapıcaksın? Beni burda aşala istediğin kelimeleri kullan ama bana gelince bedel oluyor. Hadi ne duruyorsun ödet bana bedelini!" Ecenaz hiç birşey diyemedi. Sude'nin bu kadar sert çıkaşacağını tahmin etmenişti. Bu kız hep sessiz kalırdı aşalanmalara "Tabi sustun" dedi aradan geçen birkaç saniyenin ardından "Normalde sizin hakaretlerinize sessiz kalan Sude şimdi karşı çıkınca diyicek tek laf bile edemezsin" Ecenaz bu kızın karşısında sessiz kalmaktan nefret ettiği için "Senin götün kalkmış" dedi "Savaşın kardeşi olduğunu öğrenince götün havalara kalkmış" Sude sinirden saçlarını tutup "Evet ya Savaşın kardeşi olduğum için götüm havalara kalktı! Şimdi burdan siktir olup gitmezsen olacaklardan ben sorumlu değilim. Artık o dedikodu grubunada **Sude Savaş'ın kardeşi olduğu için götü havalara kalktı ve beni dövdü** diye ağlayarak yazarsın" Ecenaz diyecek hiçbir şey bulamayıp işaret parmağını Sude'ye doğru sallarken "Sana bunu hesabını sorucağım!" diyerek saçlarını savurarak karşıdaki eve hızlı adımlarla gitti Savaş Ecenaz gittiğinde büyük bir şaşkınlıkla "Su-sude" dedi Sude sanki az önce hiç birşey yaşamamaış gibi büyük bir sakinlikle "Efendim" diyince Savaş'ın şaşkınlığı 2 katına çıktı. Kavga edeli 1 dakika bile geçmemişken bu sakinlik şaşırtıcıydı "Sana inanamıyorum" Omuz silkti Sude"Dersini alması gerekiyordu bende verdim" Sude ve Savalın telefonuna aynı anda mesaj bildirimi gelince Sude "Bak vakit kaybetmeden o saçma gruba yazmış" dedi ve telefonu cebinden çıkardı "Bakalım neler saçmalamış" Sude mesajı büyük bir tebessümle okudu **Ecenaz Buruk**:Arkadaşlar şu Yarım Göz Sude vakit kaybetmeden Savaş'ın evine yerlermiş. Yerleşmiş yerleşmesine ama ona "Savaş'ın evine mi yerleştin?" diye sorduğumda inanamayacaksınız ama bana saldırdı. Saçım başım şuan perişan halde elim ayağım titriyor! "Kurbanı olduğum nasılda yalan söylüyor söylüyor böyle!" dedi Sude Savaş "Oraya doğrusunu yazsana" dedi "İnsanlar yanlış anlayacaklar" Savaşın cümlesi bittiğinde telefonlarına yeniden mesaj bildirimi gelince Sude "Bakalım ilk hangi kurban yazmış" dedi ve mesajı okudu. Mesajı okurken büyük bir şaşkınlıkla okudu **Sarp Emre Yasin Doğrucugiloğulları**: Ecenaz yalan söyleme! Ben akşam koşusu için oradan geçerken oradan geçiyordum ve sizi gördüm. Sude haklıydı. Sude başını telefondan kaldıracağı sırada yeniden gelen bildirim ile kahkaha atmadan edemedi **Ela Ak**:Onu boş verinde şimdi ben birşey fark ettim. Sarp sen sene sonundaki sınavda adını soyadını kodlarken ne yapıcaksın? Sınav bittiğinde sen anca kodlamayı bitirirsin **Sarp Emre Yasin Doğrucugiloğulları**: Orasını sorma be Ela yarama tuz basıyorsun **Ela Ak**: :) Sude büyük bir tebessümle telefonu cebine koyarken "Neyse Allah'tan Sarp o sırada bizi gördüğü için kimse Ecenaz'a inanmayacak" diyecek oldu ama Savaş kafasını telefondan kaldırmadığı için şaşırarak "Savaş?" dedi Savaş Sude'yi duymamıştı. Telefona bakmaya devam ediyordu "Savaş sen beni duymuyormusun Allah aşkın ya?!" Savaş kafadını kaladırıp Sude'ye baktığında "Sarp'a üzüldüm lan ben" dedi "Ne konuda?" "İşte Sarp'ın adı soy adı çok uzun ya ismini kodlamak sınav sonuna kadar sürecek. Çocuğun bütün senesi çöp olucak" Sude Savaş'a anlamsız bir ifadeyle bakarken telefana gelen mesaj bildirimi ile şaşırdı. **Savaş Ateş**: Oğlum Sarp sana çok üzüldüm. Sen birde 12. sınıfların en zekisisin. Kodlarken çok yorulacaksın emeklerin boşa gidecek. Bu mesaj gerçekmiydi ya? Savaş gerçekten böyle bir mesaj mı atmıştı? Sude inanmayan gözlerle Savaşa baktığında Savaş Sudenin bakışlarındaki ifadeyi anlayarak "Evet ciddiyim" dedi "Gayet de çok ciddiyim" O sırada telefona tekrardan mesaj bildirimi daha geldi **Sap Emre Yasin Doğrucugiloğulları**: Lan Savaş yarama tuz basmayın dedim sen ise acımasızca çamaşır suyu döktün! Bir tane daha mesaj bildirimi geldi. Bu mesaj Sudenin kıskanmasına sebep olmuştu **Aslı Öztürk**: Aaa Savaş gruba ilk defa yazıyor! İnanamıyorum ya! Neyse na'ber? "Ona cevap verme" dedi Sude Savaş "Zaten eski sevgilime yazacak değilim" derken gruptan bir mesaj bildirimi daha geldi **Sude Bulut**:Arkadaşlar,lütfen grubun amacını unutmadan yazacağınız şeyleri yazınız. Anlayışınız için teşekkürler. Savaş gelen mesajla gülümserken "Sude sen robot musun?" diye sordu. Yazım şekli Savaşı güldürmüştü "Onlarda grubun amacını unutmasınlar" dedi Sude büyük bir kıskançlıkla Tam o sırada Elif hanımın sesi duyuldu "Çocuklar geç kaldım kusura bakmayın ama geç kalmamın bir sebebi var" Elif hanım bakışlarını Sude'ye çevirdi "Psikolog bir arkadaşım var benim. Onunla karşılaşınca laf arasında senden bahsettim" Sude şaşkınlıkla "Benden mi?" diye sorunca Elif hanım gülümseyerek kafasını salladı "Evet senden bahsettim. Krizlerinden bahsettim saolsun arkadaşımda seninle ilgilenebileceğini söyledi. Hatta haftaya çarşambaya randevu verdi. İlk seansta sana bazı testler yapıcaklarmış ve testlerin sonucunda ilaç yazıcakmış. Eğer krizlerinin geçiceğine yürekten inanırsan bu sıkıntıdan kırtulursun" Sude büyük bir utangaçlıkla boynunu tuttu. Buna gerek yoktuki Elif hanım niye bu kadar uğraşıyordu? "Teşekkür ederim ama o ilaçlar şimdi çok pahalıdır. Zamanında annennem o ilaçları almak için çok çabalamıştı. Sizi de masrafa sokmak istemem" "Kızım sen artık ailemizdensin" dedi Elif hanım "Paranın lafı bile olmaz" Sude bakışlarını kaçırdı. Kimseyi kendisi için masrafa sokmak istemiyordu. Gerek yoktu buna. Elif hanım niye Sude'yi bu kadar düşünüyordu? Daha bugün tanıştığı biri için fazla iyi davranıyordu "Utanmana gerek yok" dedi yeniden Elif hanım "Şu seni yetimhaneye götürmesinler diye uydurduğumuz gibi ben senin manevi annen Savaş'ta abin sayılır. Paraya yada başka birşeye ihtiyacın olursa utanmadan direkt yanımıza gel" Sude utanarak da olsa başını salladığında Elif hanım Savaş'a döndü "Oğlum sen Sude'nin valizini odasına götür. Bizde o sırada Sude'yle bahçeyi gezelim" Savaş başını sallayıp Sudenin valizini alarak eve girerken izlendiğinin farkında değildi. Eşsiz gözlerin sahibi ufak bir gülümsemeyle onu izliyordu. Valiz ağırdı içinde ceset olabilecek kadar ağırdı hemde ama Savaş sanki valizin içinde hiç birşey yokmuş gibi rahatlıkla taşıyabiliyordu. "Hadi kızım biz bahçeyi gezelim" dedi Elif hanım Sude'yi düşüncelerinden ayırarak. Sude düşüncelerinden ayrıldığında Elif hanımla birlikte arka bahçeye doğru yürüyorlardı. "Burası arka bahçe" dedi Elif hanım yürümeyi bıraktığında "Nasıl buldun?" Sude büyülenmiş bit şekilde bahçeyi incelerken yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Kocaman havuzu bile vardı ama bir sorun vardı. Sude yüzme bilmiyordu. O havuzda yüzemezdi. Elif hanım Sudenin havuza olan bakışlarını görünce gülümsedi. Tatlı bakıyordu havuza "İstersen yaz geldiğinde yüzebilirsin" Sude'nin bakışları Elif hanımı buldu. "Ben yüzme bilmiyorum ki ama" "Yaz geldiği zaman Savaş sana öğretir" dedi Elif hanım "Bende ondan öğrenmiştim" Elif hanım iç çekti "Zamanında ona öğreten benken şimdi o bana öğretiyor" Sude Elif hanımın bu haline gülümsedi. Elif hanımın bakışları geçmişe dair bazı izler taşıyordu ama bunu anlamakta zorluk çekti. Geçmişte ne yaşadığını merak etmişti ama bunu soramazdı. Daha bugün tanışmışlardı. Eğer bunu sorarsa belki yanlış analayabilir hatta evine bile almayabilirdi. "Neyse kızım hadi gel ön bahçeye geçelim" Sude ve Elif hanım ön bahçeyi ve yan bahçeyide gezdikten sonra bu kocaman evin kapısının önüne geçtiler. "Bu arada Sude kedilerden korkarmısın?" "Hayır" dedi Sude "Niye sordunuz?" "Evimizde 3 tane kedi varda o yüzden sordum" Tam o sırada kapı açıldığında Sude bakışlarını kapıya çevirdi ama kimseyi göremeyince korkuyla Elif hanımın arkasına saklandı "Elif teyze siz birde cinlerlemi yaşıyorsunuz bu kapı niye kendi kendine açıldı?" Elif hanım Sude'ye gülerken "Yok kızım" dedi eğilirken "Hoplak bu aralar kapı açmayı öğreniyor korkmana gerek yok" Sude şaşırarak "Hoplak kim Elif teyze?" diye sorduğunda Elif hanım Sude'ye dönerek kucağındaki kediyi gösterdi "Hoplak bu işte kızım" Sude bakışlarını Elif hanımın kucağındaki Hoplak denilen kediye çevirdiğinde gülümsedi. Hoplak kedi bembeyaz tüylere sahip olmasına rağmen alnının ortasında yuvarlak siyah tüyler vardı Elif hanım Hoplak kediye doğru eğilip Sude'yi işaret ederek "Anneciğim bak bu Sude ablan" dedi "Bundan sonra bizimle birlikte kalıcak. Yani Savaş abin Kereviz ve Hallis evde erkek tarikatı kurup bize savaş açamayacaklar artık" Hoplak miyavladı Elif hanım Hoplak kedinin başından öperken "Evet anneciğim artık kızlar evi ele geçirecek" dedi. Sude şaşırarak "Ne dediğini anlayabiliyormusunuz?" diye sorduğunda Elif hanım kıkırdadı "3 yıldır bizimle. Aramızda özel bir bağ var artık" Elif hanım yeniden Hoplakın başına kocaman bir öpücük bıraktı "Kereviz'de 3 yaşında. Hallis ise daha yeni doğdu 2 aylık. Hallis,Kerevizle Hoplak'ın çocukları bu arada" Sude gülümseyip "Yaa gerçektenmi?" diye sorarken içerden Savaş'ın sesi duyuldu "Anne Hallis mamasını bitirmiş,maması nerde?" Elif hanım evin kapısını açarak "Oğlum mutfaktaki buz dolabının yanındaki çekmecenin çaprazındaki dolapta" diye bağırdı "Bulamadınmı yoksa?" Savaş isyan edercesine "Yine yerinimi değiştirdin?" diye sordu "Onun yeri en son buz dolabının çaprazındaki dolaptı" "Oğlum ne yapayım Haplak'ın ulaşabileceği yeri seçmişiz oda orayı dağı-" Elif hanımın lafı Hoplak'ın kucağından atlayıp Savaş'ın kucağına doğru atlaması ile kesilirken Savaş kucağına gelen kediyle 1-2 adım geriledi. Savaş erkeksi bir kırkırdamayla gülerken Hoplak'ın tüylerini öpüp kokladı Sude onların bu tatlı hallerine gülümseyerek izlerken Elif hanım "Hoplak bu aralar Kereviz'i Savaş'la aldatıyor" dedi. Sude hafifçe kıkırdarken Savaş Hoplak'ı öpmekle meşguldü "Neyse kızım seni ayakta tuttuk,Savaş sana odanı göstersin bende o sırada bizim kedilere mamalarını vereyim" Elif hanım mutfağa giderken Savaş ise eğilip Hoplak'ı yere indereceği sırada Haplak tatlı tatlı miyavlayıp masum masum bakışlar atınca Savaş kıkırdayıp ayağa kalktı ve ardından başına bir öpücük bıraktı "Sude Hoplak'ta bizimle gelmek istiyormuş" Sude kıkırdadı "Oda gelsin o zaman. Zaten bu ev onun evi" Hoplak Savaş'a daha çok sırnaşırken Savaş "2 gün yoktum hemende özlemiş hanımefendi beni" dedi Hoplak tatlı tatlı miyavlarken Savaş büyük bir kahkaha atıp Hoplak'ın başına yeniden bir öpücük bıraktı ve ardından işaret parmağıyla Sudeyi işaret ederek fısıldadı "Şu karşıda gördüğün sarışın abla varya işte o benim kardeşim oldu" Savaş üst dudağını ısırdı "Kardeşim oldu olmasına ama Hoplak biliyormusun o tam bir cadı. Eğer annem gelmeseydi beni süpürgesiyle kaçırıp bilinmeyen evrenlere kaçıracaktı" Sude Savaş'a şaşırarak bakarken "Aşk olsun ama Savaş ben cadımıyım" diyerek sitemde bulundu ve ardından Hoplaka bakarak Savaşı işaret etti "Sen ona bakma Hoplak, kendisi geldi ve birden bire abim olduğunu ilan etti. Sonra bir baktım okulda 1 numaralı dedikodu konusu olmuşum" "Hoplak" dedi Savaş "Bir tek kendisi hakkında konuşulduğunu zannediyor ama benim hakkımdada konuşuyorlar" "Ama Hoplak bilmiyorki onun hakkında **yakışıklı Savaş** diye bahsederlerken bana gelince **Yarım göz Sude** oluyor. Sırf heterokraminin ne olduğunu bilmeyen aptallar yüzünden **Yarım göz** oldum ama beyefendinin kehribar gözlerine bakan tutuluyor. Ne yapsınlar onlarda haklılar. İnsan sevdiği birine neden sövmek istesinki?" Savaş Sude'ye şaşırarak bakarken "Kehribar gözlerime bakan tutuluyormu?" diye sorduğunda Sude afalladı. Yanlışlıkla ağzından birşey mi kaçırmıştı? Sude ne diyeceğini bilemezken Elif hanım mutfaktan elindeki mama kutuları ile çıkarken "Çocuklar gelir gelmez kavga etmeyin" dedi "Tamam abi kardeş olucağız dediniz ama kendinizi bu kadar da kaptırmayın. Hoplak kızım mamanı şimdi kabına koyuyorum odana git" Hoplak hemen Savaşın kucağından atlayıp odasına Elif hanım Savaş'a bakarak "Kızla kavga etmeden onu odasına götür oğlum" dedi Savaş kafasını sallayıp Sude'ye döndüğünde "Hadi seni odana götüreyim" dedi "Beni takip et" Sude Savaşı takip ederken büyük bir merdivenden çıktılar. Sude çıkarken yorulmuştu. Merdivenin basamakları fazlaydı. Savaş Sudenin odasının önüne gelince durup arkasındaki bedene dönerek "Valizim içerde ve bende odamdayım." dedi "Yardıma ihtiyacın olursa beni çağırırsın" Savaş odasına girerken Sude arkasından Savaşı izledi. Savaşın odası Sude'nin odasıyla karşı karşıyadı! Bu Sudenin hoşuna gitmişti ama bu hoşlantı aklına eşyalarını yerleştirmesi gerektiği ve ardından duş alıp Naz'a yaşadıkları anlatması gerektiği gelince bakışlarını Savaş'ın kapısından çekip kendi odasına girdi. Odaya girdiği anda büyülenen Sude odanın bu kadar büyük olmasını beklemiyordu. Odasında balkon banyo ve lavabo vardı. Banyo ve lavobo ayrıydı. Oda bunlara rağmen çok büyükken Sude incelemeyi bırakıp eşyalarını yerleştirmeye koyuldu ☁️☁️☁️ 1 saatin ardından eşyalarını yerleştirme işi biten Sude kedini banyoya atıp rahat hissettikten sonra banyodan çıkıp saçlarını kurulamadan komidinin üzerinde duran telofuna alıp yatağa oturdu ve ardından Naz'a yazdı; **Sude Bulut**:Naz inanamayacaksın ama bugün Savaş'ın annesi geldi ve ne dedi biliyormusun? Savaş daha reşit değil Sude'yi yetimhaneye götürürler bizim eve gelsin hiçbir güç onu götüremez dedi ve ben şuan Savaş'ın evinde kalıyorum!!!! Sude Naz geri cevap atana kadar dolaptan tarağını alıp saçlarını tararken kapının çalması ile "Gel!" diye seslendi ve kapı açıldı. Gelen Savaştı "Müsaitmiydin Sude?" "Saçımı tarıyordum birşey mi oldu?" Savaş odaya girip kapıyı kapattığında odayı güzel bir koku doldurdu. Sude yeni banyo etmişti ve çok güzel kokuyordu. Savaş Sudenin yatağına oturduğunda bakışlarını Sudenin altın sarısı saçlarına çevirdi. Saçları çok güzel ve uzundu "Saçların bu kadar uzunken taramaya yorulmuyormusun?" "Yani evet..." dedi Sude düşünceli bir edayla "Yoruluyorum ama o kadar aman aman derecede de yorulmuyorum" Savaş bakışları hâlâ Sude'nin saçlarındayken "İstersen ben tarayabilirim" dedi "Biraz duygu sömürüsü gibi gelebilir sana ama ben küçükken bir kız kardeşimin olmasını çok isterdim. Onunla oyunlar oynayıp saçlarını taramayı... Ama babam öldüğü için bu isteğim hiç bir zaman gerçekleşmedi" Sude hafifçe gülümsedi. Savaş'ı anlayabiliyordu. Sude'de kardeşinin olmasını çok istemişti ama kader buna izin vermeyip anne babasını hayattan koparmıştı. Sude Savaş'a tarağını uzatıp "Tarayabilirsin" dediğinde Savaş büyük bir gülümsemeyle Sudenin arkasına geçerek Sude'nin elinden tarağı aldı Savaş Sude'nin canının acımasını istemediği için tarağı hafifçe şaçlarına koyup nazikçe taramaya başladı. Onun saçlarının yumuşak olduğunu tahmin edebiliyordu ama bu kadarınıda beklememişti. Bu altın sarısı saçlarına dokunmak Savaş'a kendini dünyanın en şanslı erkeği gibi hissetmesine neden oluyordu. Bu saçlara dokunmak için herşeyini verebilirdi. Sude Savaş saçlarına ilk dokunduğu andan beri nazik davranması Sude'nin hoşuna gitnişti. Saçlarına bir inci tanesiymiş gibi dokunuyordu. Sude Savaş'ın saçlarını bırakmasını istemiyordu. Hep böyle dokunup taramasını istiyordu. Acaba bu mümkünmüydü? Hep saçlarına dokunsa olmazmıydı? Sude telefonuna bir mesaj bildirimi gelmesi ile gerçek hayata dönerken bu an bozulduğu için sinirlenmişti. Ona kim mesaj atmıştı? Mesajın Naz'dan geldiği görünce gülümseyip yanıt verdi. Savaş hâlâ Sude'nin saçlarını taramaya devam ediyordu. **Naz Işık**: Senin adına sevindim. Umarım hep mutlu olursun. Hiç umurumda değil ama sen söylemeden ben sorayım. Kendini nasıl hissediyorsun? Sude göz ucuyla Savaş'a baktı. Kendini çok şanslı hissediyordu. **Sude Bulut**: Kendimi onun evinde kaldığım için çok şanslı hissediyorum. AŞIRI MUTLUYUM!! "Demek benimle aynı evde kaldığın için kendini çok şanslı hissediyorsun ha?"
Bölüm 7
7. Bölüm:Yeni bir ev ve büyük bir itiraf
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.