Öylece kalakalmıştı Sude. Savaş mesajları okumuşmuydu? Yakalanmışmıydı? Büyük bir şaşkınlık vardı üzerinde. Büyük bir şaşkınlıkla Savaş'a döndüğünde "Sen benim mesajlarımımı okuyorsun?" diye sordu. Kalbi çok hızlı atıyordu. Kalbinin atışları dışardan duyulmaması için umut ediyordu bir yandanda. Kalbi herşeyi ele verebilirdi. "Gözüm kaydı bende okudum" dedi Savaş rahatlıkla. "Ya ben senin bilmemen gereken kızsal meselelerden konuşuyor olsaydım?" Konuyu değiştirmek için elinden geleni yapıyordu Sude "Konuyı değiştirme Sude" dedi Savaş "Hem ben annemden o meseleleri biliyorum ayrıca" Sude'nin telefonuna bir mesaj bildirimi daha geldi Savaş'ın dudağının kenarı kıvrılırken "Bakalım Naz ne yazmış?" diyerek Sude'nin elinden telefonunu alınca Sude şok oldu. Ya Naz'ın attığı mesaj Sude'yi ele verirse? Öyle birşey olursa utancından fare deliğine saklanabilirdi kimsenin onu görmemesi için. "Savaş ne yapıyorsun versene telefonumu?" "Hayır!" diye diretti Savaş Sude Savaş'ın o mesajı okumaması için Savaş'ın eline uzandığında Savaş büyük bir keyifle elini havaya kaldırdı. "Lütfen verirmisin telefonumu?" "Mesajı okursam veririm" Sude büyük bir sinirle dizlerinin önüne çıkıp Savaş'ın elini kaldırdığı elinden telefonunu almak için hızla elini telefonuna temes ettiğinde Savaş telefonu hızla geri çekti Ancak bu geri çekiş Sude'nin boşluğuna geldiği için dengesini kaybedip Savaş'ın üstüne düşünce Savaş bunu beklemediği için büyük bir boşlukla yatağa sırt üstü düştü. İlk birkaç saniye ne olduğunu algılayamayan Sude yavaşça gözlerini araladığında nutku tutuldu **Kehribar gözlerinin sahibinin üstündeydi!** Yüzleri birbirine çok yakındı. Nefes alamadığını hissediyordu. Savaş üstüne düşmüş eşsiz gözlerin sahibine nutku tutulmuş bir şekilde bakıyordu. Kalbi durabilirdi. Bir anlığına bakışları Eşsiz gözlerin sahibinin dudaklarına kayınca telefondan gelen bir bildirim ile eşsiz gözler Savaş'ın elinden telefonu alıp üstünden kalktı. Sude Savaş'a arkasına dönüp mesaja baktığında gözlerini devirmeden edemedi. Az önce yaşanılanların sebebi olan gelen indirim mesajlarıydı "Cidden mi?" diye geçirdi içinden Sude "Bu mesaj yüzündenmi?" Kapının çalması ile birlikte Savaş olduğu yerden doğrulurken Sude ise kendine gelmeye çalışarak "Gel" diye seslendi ve içeri Elif hanım girdi Oğluyla Sude'yi aynı yerde gören Elif hanım küçük bir tebessümle "Çocuklar burdamıydınız?" dedi "Yemek 10 dakikaya hazır" Sude "Size yardım edebilirmiyim?" diye sorunca Elif hanım "Tabi yardım edebilirsin" demesiyle birlikte hızla odadan çıktı. Kaçıyordu ama nereye kadar kaçıcaktı? Aynı evde yaşıyorlardı onunla, kaçamazdı... Savaş, Sude'nin elinde olsa ışınlanarak kaçmasıyla dudakları kıvrıldı. "İstediğin kadar kaç benden Sude, bakalım nereye kadar kaçıcaksın?" ☁️☁️☁️ Ertesi gün olduğunda Elif hanım Sude ve Savaş'ı okullarına bıraktığında Savaş Sude'nin hızla yürümesine yetişip "Sabahki konuştuklarımızı unutma Sude" dedi Sude usulca kafasını salladı. Savaş sabah okulda ona **abi** demesini ve zorunlu olmadığı sürece yanına gelmemesi gerektiğini söylemişti çok fazla dikkat çekmememek için. "Okul çıkışındada belirlediğimiz yerde birbirimizi bekleyeceğiz" Sude tekrardan kafasını usulca salladığında Savaş'tan biran önce ayrılıp sınıfa gitmek istiyordu. Dünkü olanların etkisinden çıkamamıştı... "Sude abla acelen yoksa seninle birşey konuşabilirmiyiz?" Sude ve Savaş aynı anda yürümeyi bırakıp Nuray'a döndüklerinde Nuray büyük bir utangaçlıkla "Şey...özel birşey ama" diyince, Savaş "Tamam o zaman" diyerek Sude'ye döndü "Okul çıkışı görüşürüz" Sude kafasını sallarken Savaş oradan uzaklaşınca Sude, Nuray'a döndü "Ne diyecektin canım?" Nuray gözlerini kaçırdı. Nasıl diyecekti bilmiyordu "Şey...Sude abla...Ben nasıl diyeceğimi bilemedim şimdi" "Utanmana gerek yok" dedi Sude "Ped yada başka birşey istiyorsan çantamda var,veririm sana" Sude çantasını kolundan indirip ped çıkaracapı sırada Nuray "Ped istemiyorum" dedi "Regl olmama daha var" Sude merakla çantasını geri omzuna koyarken "Ne istiyorsun o zaman?" diye sordu. Nuray cesaretini toplayıp "Öğrendin mi?" diye sorunca Sude tek kaşını kaldırdı "Neyi öğrendimmi?" "Şey işte...anlarsın." Anlamamıştı Sude. Neyi öğrenecekti? "Nuray lütfen açık açık söylermisin, benim neyi öğrenmem gerekiyor?" "Dün..." dedi Nuray "Bır kız bakıpta öğrenmeni istemişti....kaç cm olduğunu" Sude duyduğu şey karşısında yüzünü buruştururken midesi bulanmıştı. "Beni yanlış anlama lütfen ben sadece merak et-" Nuray'ın lafını kesti "Nuray bu soru karşısında herkes yanlış anlar!" dedi büyük bir sinirle Sude. "Hepiniz abime aşıksınız diye ben abuk subuk isteklerinizi yerine getirmem, getirememde zaten! Hadi onu geçtim abimin kasığına bakıcağım ve birde üstüne üstlük kaç cm olduğunumu ölçüceğim? Rahat bırakın artık abimi!" Sude büyük bir sinirle Nuray'ı arkasında bırakıp hızla sınıfına gittiğinde kızların hepsi aynı anda Sude'ye büyük bir heyecanla baktılar ama Sude buna göz devirdi "Hiç bana öyle bakmayın kızlar abimle iligili soru sorarsanız cevaplamayacağım" "Vay be!" dedi Zümra. İçinde sanki Savaş'ın yanındaymış gibi büyük bir heyecan vardı "Hemen abi demeye başlamışsın" Sude hiç birşey demeyip kafasını sallamakla yetinirken bir yandan sabır dileniyor diğer yandan da sırasına doğru yürüyordu. "Sude...hiç Savaş'la kardeş olabileceğin aklına gelmişmiydi?" diye sordu Fatma Sude Fatma'ya dönerek "Hayır,hiç gelmemişti" dedi "Böyle birşey asla aklıma gelmezdi zaten" "Neyse" dedi Zümra "Bu kardeş olma olayını bırakında en sevdiği yemek, içecek,şarkı,şarkıcı,futbolcu,aktivite ,renk,araba,marka,dondurma..." Sude bunların bir sonunun olmayacağını düşünerek "Zümra yeter!" diyerek Zümra'nın lafını kesti Bütün sınıf sesi çok fazla çıkan Sude'yle sessizleşirken "Özür dilerim ama yeter" dedi Sude "Daha dün abim olduğunu öğrendim, hangi ara bu kadar soruyu sormamamı bekliyorsunuz? İşte bu yüzden soru sormanızı istemiyorum. Siz sordukça ve ben cevapladıkça bu soruların sonu gelmeyecek. Lütfen biz 10. sınıfların tek eşit ağırlık sınıfıyız, şimdi hepiniz abime değilde, 3 hafta sonra başlayacak olan sınavlara odaklanın." Sınıftaki herkes Sude'nin dediğini yapıp test kitaplarını çıkarırken Sude Zümra'ya dönerek "Sana sert çıkıştığım için özür dilerim Zümra" dedi "Az öce 9. sınıflardan bir kız bacak kadar boyuyla gelmiş yanıma abin hakkında en sorulmayacak soruyu sorduğu için sinirlenip sana patladım,kusura bakma" "Önemli değil" dedi Zümra tebessüm ederek "Birşey merak ettim. O kız sana ne sordu?" Sude nasıl söyleyeceğini bilemedi. Ne diyecekti? O soru hâlâ aklına geldikçe midesi bulanıyordu "Ayıp birşey boşver" Zümra ısrar etti "Ya Sude lütfen söyle çok merak ettim" Sude nefesini vererek etrafa bakındı. Bu herkesin içinde söylenebilecek birşey değildi "Gel o zaman kulağına söyleyeyim" Zümra büyük bir heyecanla kulağını Sude'ye yaklaştırdığında duyduğu şey karşısında yüzünü ekşitti Böyke bir soru mu sormuştu gerçekten de? "Böyle iğrenç soru mu sordu gerçektende?" diye sordu ağzını tutarak.Heran kusabilirdi. Sude **malesef** anlamında kafasını salladığında onları dinleyen Betül "Ne sormuş?" diye sorunca Zümra koşarak sınıftan çıktı. Sude şaşkınca Zümra'nın arkasından bakarken "Ne sormuş?" diye yeniden sorunca Betül, Sude ona dönerek "Emin ol öğrenmek istemezsin" diyerek hızla Zümra'nın arkasından koşarak kızlar tuvaletine girdi. Tuvalete girdiği anda yüzünü ekşitti. Zümra'nın öğürme sesi midesini bulandırmıştı. Ağzını tutarak Zümra'nın kapısını çaldı "Zümra iyimisin?" Zümra'dan ses gelmeyince Sude Zümra'ya birşey olduğunu düşünerek kapıya sertçe ardı ardına vurdu "Zümra beni duyuyormusun? Zümra!" Zümra kapıyı açtığında Sude rahatladı ama Zümra'nın esmer teni bembeyaz kesilmişti. "Çok özür dilerim Zümra" dedi Sude "Senin midenin bulanacağını bilseydim söylemezdim" Zümra elini yüzünü yıkamak için musluğu açıp kendine gelene kadar yüzünü yıkadı. "Zümra iyisin değilmi?" Zümra boynunuda yıkadıktan sonra Sude'ye döndü "İyiyim sakin ol. Bir insan birisini çok hatta onun hakkında herşeyi bilmek ister ama bu kadarda değil. O kız daha 14 yaşında ne yapıcak 17 yaşındaki bir erkeği? Gitsin yaşıtlarınınkine baksın,çok meraklıysa. Tövbe Tövbe ya!" Zümra tekrardan yüzünü yıkadı. Rengi yavaş yavaş eski haline dönüyordu. "Senide endişlendirdim,kusura bakma" "Ne kusuru,asıl sen kusura bakma" "Ne için?" "Senin mideni bulandırdığım için" Zümra Sude'nin omzunu tutarak "Senin bir kusurun yok" dedi "Sana söylemeni ısrar eden bendim ve sonucunda Allah cezamı verdi" "Öyle deme midenin bulanması doğal" Kızlar tuvaletinin kapısının açılmasıyla ikisininde bakışları kapıyı buldu. Gelen Azra'ydı. "Kızlar hoca geldi,sizi çağırıyor" Öğlen arası olduğunda Sude karnını doyurmak için kantine gitti. Tabi yine her zamanki gibi Savaş'ın etrafında kızlar, Savaş'ı rahat bırakmıyorlardı. Sude umursamamaya çalışarak yemek sırasına girdi. Sıra ona geldiğinde Mercimek çorbası alacağını söyleyip parasını uzattı "Para vermene gerek yok" dedi kantinci "Senin paran ödendi" Sıde şaşırarak "Ödendi mi?" diye sordu "Nasıl?" Kim ödemişti parasını? Kantinci "Abin ödedi" diyince Sude'nin bakışları Savaş'ı buldu. Ancak etrafındaki kızlar yüzündem Savaş'ı göremiyordu. "Neden sürekli Savaş'ın etrafındalar" diye fısıldadı "Sanki okuldaki tek erkek Savaş'mış gibi davranıyorlar" "Birşey mi dedin kızım?" "Hığ? Yani şey..."Sude kantinciye döndü "Sana demedim Mustafa abi" Kantinci Mustafa bey Sude'ye tepsiyi uzatarak "Afiyet olsum kızım" dedi "Teşekkür ederim Mustafa abi kolay gelsin" Sude sıradan çıktığında Savaş'ın olduğu masaya doğru yürümeye başladı "Yaa Savaş çok havalısın" dediğini işitti Ekin'in. Ekin bunu söylerken nerdeyse Savaş'ın ağzına giricekti. Elide Savaş'ın omzundaydı. Ekin Savaş'a daha çok yaklaşmak istiyordu. Onu daha yakından tanımak tamamen onun olmasını istiyordu... "Sadece okulun basketbol takımındayım" dedi Savaş büyük bir bıkkınlıkla "Bu kadar abartmaya gerek yok" Savaş Ekin'in elini omzundan indirdi. Ekin hiç bozuntuya vermeden "Nasıl abartmayayım" dedi "O takımın en iyisi sen ola..." Sude'nin boğazını temizlemesi ile Ekin'in lafı kesilirken kaşlarını çattı. Ancak gelenin Sude olduğunu görünce gülümsedi. Eğer Savaş'ın kalbini kazanmak istiyorsa ilk önce Sude ile anlaşmalıydı -ki Savaş ona aşık olabilsin- "Aaa Sude hoş geldin" dedi Ekin kibar olmaya çalışarak "Bizde abinle birlikte senin ne kadar güzel olduğunu konuşuyorduk" Sude umursamaz bir tavırla "Hıhı anladım Ekin saol" dedi. Geçen sene Sude okulum ortasında sinir krizi geçirirken dalga geçenlerinin arasında Ekin vardı. Ne kadarda iticiydi bu davranışları. Sude göz devirip Savaş'a döndü "Abi birisiyle yemek yemiyorsan benimle yermisin?" Ekin kahkaha attı "Ayy Savaş görüyormusun kardeşini, seninle yemek yemek istiyor" Sude göz ucuyla Ekine'e baktı. Sesini niye inceltiyorduki? Sesi zaten inceydi dahada inceltince sesi sinek vızıltısı gibi rahatsız edici oluyordu. "Birde ikiniz birbirinize ne kadarda çok benziyorsunuz böyle, özellikle de gözleriniz" Sude ve Savaş aynı anda "Gözlerimizmi çok benziyor?" diye sorunca Ekin yine kahkaha attı "Ayol Sude'nin kahverengi gözü Savaş'ın göz rengine çok benziyor demek istemiştim" Sude göz devirdi. Sabrının son sınırına gelmek üzereydi "Ekin farkındamısın bilmiyorum ama benim kahverengi gözüm kapalı Savaş'ın ise açık kahverengi" Ekin göz devirmemek için kendini zor tuttu. Bu kızdan sonuna kadar nefret ediyordu "İkinizinde gözleri kaverengi mi kahverengi,benziyor işte!" "Ekin..." dedi Sude, sabrı taşmıştı "Daha fazla kendini rezil etmeden git. Hem bak Savaş sana ilgi bile göstermiyorken sen onun ağzının içine giriyorsun. Bırak da nefes alsın. Bu okulda tek erkek Savaş değil!" Ekin sinirle sandelyesinden kalkıp hızla oradan uzaklaştığında Sude Ekin'in kalktığı sandelyeye oturarak çorbasını içmeye başladı "Kızları yanında istemiyorsan böyle yapabilirsin" "Kovdumda ne oldu?" dedi Savaş sitemle "Kendimi müdür odasında buldum" Sude şaşırarak kasesinden bir kaşık daha alamadan "Nasıl yani?" diye sordu "Yanisi şu; Kız beni müdüre şikayet etmiş. Müdüre yalan söyleyerek anlatmış,bende doğruyu söyleyince ve kamera kayıtlarından bakılınca kız okuldan gitti" "Okuldan mı gitti?" "Müdürün gözünden düştüğünü düşünerek okuldan ayrıldı" Sude kafasını sallayıp çorbasını içmeye devam ederken çorbanın bitmesine 4-5 kaşık kala durup bakışlarını Savaş'a çevirdi "Bu arada sen benim çorba alacağımı nerden bildinde parasını ödedin" Savaş gülümsedi. Eli masada olduğu için kafasını kolunun üstüne yasladı "Çünkü hep çorba aldığını fark ettim. Bu okula geldiğinden beri sadece ya mercimek çorbası yada su. Bunlar dışında başka birşey almadığını fark ederek bu yılın tüm mercimek ve su paralarını ödedim" Sude büyük bir şaşkınlıka gözlerini büyülttüğünde Savaş pes edercesine ellerini kaldırdı "Tamam tamam doğruyu söylüyorum sen mezun olana kadar bütün mercimek ve su paranı ödedim" Sude şaşkınlığı 2 katına çıkarken "Niye böyle birşey yaptın?" diye sordu. "Eğer gerçekten kardeşim olsaydın sana daha neler neler yapardım bil bilsen. Ama onlarada sen izin vermeyeceğin için yapamıyorum" Sude tek kaşınk kaldırdı "Başka ne yapıcaksın,bunlar yeter zaten' Savaş kıkırdadı "Beni tanımamışsın o zaman" Savaş Sude'nin kaldırdığı kaşını indirdi "Öğrenmen gereken çok şey var" Savaş'ın eli hala Sude'nin kaşındaydı. Sude kendini kıpkırmızı olmuş hissediyordu. Eğer Savaş elini indirmezse nefessizlikten öleceğini düşünmeye başlamıştı... "Sude,müsait misin?" Savaş elini Sude'nin kaşından çekti. Kaşlarını çattı anında. Sude ise göz devirdi. Onun yüzüne bakmadan "Cem gördüğün üzere abimle birşey konuşuyoruz." Savaş Cem'e büyük bir nefretle bakıyordu. Cem'le Sude'nin nasıl ayrıldıklarını okulun dedikodu grubundan öğrenmişti. "5 dakika sadece" Cem elindeki test kitabını gösterdi "Ders hakkınd-" Sude Cem'in lafını kesti "Bak orda bizim sınıftan Arda var git ona sor" dedi Sude Arda'yı işaret ederek "Sude anlamıyo-" Savaş Cem'in lafını kesti "Sude seninle konuşmak istemiyor farkındamısın bilader?" diye sordu Savaş "Hadi uza yoksa senin ebeni sikerim!" Cem sakin kalmaya çalışarak "Hocaya bir soru sormuştum" desi "Oda şuan misait değilim Sude'ye sor dedi" "Eminim böyle birşey demiştir" dedi Sude Cem nefesini dışarı verdi "Tamam o zaman bende burda sora-" Cem'in lafı Savaş'ın sinirle ayağa kalkması ile kesilirken "Oğlum anlamıyormusun?" diye bağırdı Savaş. Kantindeki herkesin bakışları onların üzerinde toplanmıştı. Sude sandalyeden kalkıp Savaş'ın yanlış birşey yapmaması için önüne geçti "Boşver" dedi Sude,Savaş'ı sakinleştirmek için "Gider şimdi birşey yapma!" "Sude, ben birşey yapmazsam bu çocuk soru çözdürme bahanesiyle sana asılacak. Sonra ise 2 güzel söz ile seni yeniden tavlayacak. Eski sevgili olaylarını çok iyi bilirim!" Sude şok oldu. Savaş'ın sadece Mücahit'i bildiğini sanıyordu. "Abi benim amacım öyle değil. Hoca şuan müsait değilim git Sude'ye..." Savaş Cem'in lafını tekrardan böldü "Sude'nin adını ağzına alma!" diye kükredi nerdeyse. Sinirliydi. Siniri yüzünden boynundaki damarlar belirgin hale gelmişti. Ne zaman sinirlense boynundaki damarlar yerinden çıkacakmış gibi kendini belli ederdi Savaş "Onun adını bir daha ağzına alırsan sana bunu ödetirim" diyerek Cem'in üstüne yürüdüğünde Sude Savaş'ın önüne geçsede Savaş'ın gözleri karardığı için Sude'yi görmezden gelerek Cem'e sert bir şekilde yumruk attı Cem yumruğun etkisiyle yere düşerken Sude ise elini ağzına götürerek çığlık attı. Kantin Sude'nin çığlığı ile kendi aralarında dedikodu yapanların bile sessizleşmesine sebep olurken Savaş Cem'in üstüne çıkarak defalarca yumruk atıyordu. Birkaç kişi koşup Savaş'ı Cem'in üstünden almaya çalışsada Savaş'ın gözü döndüğü için kimse durduramıyordu onu. Sevdiği kızın eski sevgilisine vurmak Savaş'ı rahatlatıyordu ama asla durmak istemiyordu. Savaş Cem'e bir yumruk daha attı. Cem karşılık vermek istesede Savaş buna izin vermiyordu. Sude ise bu manzaraya endişe ile izliyordu. Savaş Cem'e bir yumruk daha attı ve bir tane daha, bir tane daha... Bu yumrukların sonu gelmeyecek gibiydi... Sude bu manzaraya daha fazla dayanamayıp dizlerinin üstüne çöktü. Ellerini kafasına götürerek "Benim yüzümden!" diyerek kafasına vurmaya başladı "Benim yüzümden! Hepsi benim yüzümden!" Kavgayı arka taraflardan ayırmaya çalışan Yaren, Sude'nin sinir krizi geçirdiğini görünce koşara Sude'nin yanına gidip diz çöktü "Sude iyi misin?" "Kavga ediyor! Benim yüzümden!" Yaren Sude'nin omzunu tuttu "Senin yüzünden değil sakin ol" diyerek kavgaya baktı. Ardından yine Sude'ye bakarak "Lütfen sakinleş Sude" dedi. Sude ağlayarak kafasına vurmaya devam ederken kafasından kan akmaya başlayınca Yaren korkuyla ayağa kalktı. Bakışlarını yeniden kavgayı ayıranlara çevirdi ve ardından Sude'ye... Birkaç kez bakışlarını gezdirirken Sude'nin kanaması yanağına doğru akarken derin bir nefes alıp verdi. Bu kavga sonlandırılmalıydı. Yoksa Sude kendine fena halde zarar vericekti. Sesini herkesin duyması için "Durun,yeter artık!" diye bağırdı.
Bölüm 8
8. Bölüm: Eski defterle sinir krizi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.