Sude mesajları okurken kaşlarını çatmıştı. Mesajların hepsi sinir bozucuydu. Sude mesajları hepsini okumadan telefonunu sinirle cebine koydu. Zaten hepsini okumak saatlerini alabilirdi. "Lan madem Savaşın kasığına vurmadın niye kendine beddua ettiriyorsun be kızım?!" Diye sitemde bulundu Berk Sude bakışlarını kaçırarak boynunu tuttu Birşey söylemeliydi ve aklına ilk gelen şeyi söyledi "Savaş kızar diye söylemek istedim" diye ağzının içinde mırıldandı. "İnananamıyorum!" diye bağırdı Zümra "Sen şimdi Savaşın evinde kalırsın annesinede anne dersin artık!" Sude kaşlarını çatarak Zümraya baktı. Bu nerden çıkmıştı? "Onun annesiyle alaka seviyem yokken niye annesine anne diyeyim!" diye bağırınca Zümra utanarak bakışlarını kaçırdı "Ben...yani şey annem yok ya o yüzden demiştim" "Ya Allah aşkına!" diye bağırdı Sude ağzı çıktığı kadar "Bu durum çok abartmıyormusunuz? Daha DNA sonucları belli bile değilken siz neyin kafasını yaşıyorsunuz! Sonuçlar çıksın o zaman istediğinizi söylerseniz?!"... Sude Savaşa sinirli olduğu için okul çıkışı onu beklemeden eve gitmişti. Salona geçip ne yapıcağını bilmeden koltuğa oturduğunda sadece boşluğa baktı. Sanki birazdan olacaklara hazırlanıyordu. Ve işte Sude'nin beklediği şey gerçekleşti. Kapı sertçe açılıp yavaşça kapandığında onun sesini duydu "Sude evde misin?" Sude dizlerini kırıp ellerini bacaklarına sardığında Savaş ise çoktan salona girmişti. Savaş Sude'nin neden onu beklemediğini merak ediyordu "Beni niye beklemedin?" Sude cevap vermeyip kafasını bacaklarının arasına gömünce Savaş nefesini verip Sude'nin yanına oturdu. Elini Sudenin omzuna koyup "Birşey mi oldu?" diye sordu Sude yavaşça kafasını Savaşa doğru çevirdi "Gruptaki mesajları görmedin mi?" Sude içinden büyük ihtimalle görmediğini geçirdi. Yoksa bu kadar sakin olamazdı "Evet gördüm. Herkes bizim kardeş olmamızı konuşuyor" Sude merakla kafasını kaldırdı. Nasıl bu kadar sakin kalabiliyordu? "Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun o zaman?" "Ne yapayım Sude? Kendimi yırtamam ya!" Sude kafasını tekrardan bacağına yasladı. Hâlâ Savaşa bakmaya devam ediyordu "Tabi sen annene laf atılmadığı için bu kadar rahatsın. O mesajların en az 300 tanesinde anneme laf atmışlar. Anneme iftira atmış gibi hissediyorum" "Annene iftira atmış gibi hissetme" dedi Savaş hemen "Onlar asılsız şeyler yazarak iftira ayırıyorlar. Bırak ne derlerse desinler umursama" Sude'nin gözleri doldu "Birde bana Savaşın annesine artık anne dersin dediler. Benim senin annenle alakam yokk!" Sude'nin göz yaşları artık onu ele geçirmişti "Niye senin üstüne değilde hep benim üstüme geliyorlar! Niye bir türlü anlamıyorum! Benimde senin gibi popüler mı olmam gerekiyor?" Sude sinirle kafasını kaldırdı "Söyle bana Savaş! Benimde senin gibi popülermi olmam gerekiyor?!" Sude ellerini kafasına götürdü "Söyle bana! Söyle bana Ne olur!" Savaş Sude'nin ellerini kafasından çekip Sude'nin omzunu kendi omzuna yasladı. Sude ağlamaya devam ediyordu. "Şşşt sakin ol" dedi Savaş Sudeyi sakin tutmaya çalışarak "Senin illaki popüler olman gerekmiyor. Sen sanırım mesajların hepsini okumamışsın. O mesajlarda banada laf atmışlar. Hatta bazıları **gel kaşınıyorum beni kaşı!** diye bağırıyordu" Sude merakla kafasını kaldırdı "Ne yazmışlar?" Savaş mesajların Sude'nin üzülmesine sebeb olur diye söylemek istemeyip Sudeyi tekrardan omzuna yasladı. "Sana söyleyipte sinirlerini bozmayayım" "Savaş canını yakacak birşey söylemediler değilmi" Savaş derin bir nefes alıp kafasını Sude'nin kafasını üstüne yasladı "Sen beni düşünme. Ama eğer merak ediyorsan söyleyeyim. Senin abin olmakta ne zor birşeymiş be!" Sude hafifçe gülümsedi "Asıl senin kardeşin olmak ne zormuş! Bugün yanıma en az 15 tane kız geldi ve bana senin nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını, en sevdiğin yemeği öğren de bize söyle dediler" Sude hafifçe kıkırdadı "Allah affetsin gülüyorum ama birisi ise senin emanetine bakmamı ve ne kadar uzun olduğunu söylememi istedi" Savaş sinirlenip kaşlarını çattı "Kİm o!" "Şu ikizler var ya hangisini olduğunu bilmiyorum. İkiside birbilerine çok benziyorlar" Savaş sinirle nefesini üflerken nefesi Sude'nin yüzüne vurunca gülümsedi Sude. Gıdıklanmıştı. "En sonunda bende sinir krizi geçiricem artık. Ne saçma sapan şeyler soruyorlar!" "Aman sakın ha!" dedi Sude "Başlarına 2. Bir Sude çıkarma." Sude hafif kıkırdarken Savaş ise bu güzel kıkırdama ile Sude görmesede hafif tebessüm etti. "Ne güzel..." dedi Savaş "Benimle ilgilenmeyi bırakırlar artık. Sen 9. sınıfta Mücahit ile sevgiliyken okuldaki bazı erkekler Mücahite..." Savaş ona **it** demeyi çok istedi ama bu isteğine engel oldu. "...Senin sinir krizlerine nasıl dayandığını sordular o it..." Duraksadı. Fark etmişmiydi Sude? "...Mücahit ise **Evet sinirim bozuluyor. Ondan ayrılmayı düşünüyorum** demişti ve siz sonraki hafta ayrılmıştınız" Sude göz devirmekle yetindi. "Bak sen ona! Kendisi yüzünden sinir krizlerine giriyordum. Beyefendinin dediklerine bak" Savaş nahifçe Sude'nin kafasını öptü. Bu öpücüğü Sude hissetmemişti "İşte bende benimle daha ilgilenmesinler istiyorum. Söylesene bu sende nasıl oluyor?" Sude kaşlarını çatarak Savaşın omzundan doğrularak kehribarlarına baktı "Savaş ben bilerek yapmıyorum farkındamısın?" Savaş dediği şey ile pişmanlık duyup Sudeyi kırdığı için derin bir pişmanlık yaşadı "Ben...öyle demek istememiştim. özür dilerim" Sude kalbini tuttu "Benim bir tanecik kalbimi kırdın ama şimdi affettim seni" Sude sonlara doğru sesini tatlılaştırırken Savaş gülümsedi "Demek affettin beni ha?" Sude masum masum kafasını sallarken Savaş Sude'nin hiç beklemedıği bir anda onu gıdıklamaya başladı. Sude bunu beklemediği için kahkahalara boğulurken diğer yandanda Savaşın ellerini karnından itmeye çalışıyordu "Sa-Savaş...dur!" Ancak Savaş durmadı. Durmak istemiyordu "Hayır durmayacağım" dedi red ederek "Beni affettiğin için seni ödüllendiriyorum" Sude'nin yüzü artık kahkaha atmaktan kıpkırmızı olunca nefessiz kaldığını hissetti "Sa-Savaş...yalvarırım dur!" Sude öksürmeye başlayınca Savaş durdu ve Sude derin derin nefesler alıp verdi. Nefes alabiliyordu artık. "Senin amacın ne?!" Diye bağırdı kesik kesik nefeslerinin ardından "Beni öldürmek mi?" Sude hafif terlediği için ellerini yelpaze niyetinde sallamaya başladı "Ya biraz gülelim istedim" Dedi Savaş "Senin böyle kızaracağını yada nefessiz kalacağını hesaba katmamamıştım" Sude önüne gelen saçlarını geriye doğru savurdu. Rengi eski haline dönüyordu ve artık rahat rahat nefes alabiliyordu "Tamam tamam bir şey demedim. Beni istediğin zaman gıdıklayabilirsin ama lütfen tırnaklarını karnıma geçirmeden gıdıkla" Sude karnını tuttu "Karnımı acıttın" Savaş hafif gülümseyerek Sude'nin karnını tuttuğu elini tutup karnından çekti "Demek karnını acıttım. O zaman geçirelim" Savaş eğilip Sude'nin karnını öpünce Sude nefessiz kaldığını hissetti. Savaş karnını öpüyordu! Savaş doğrulup Sudeyi öyle kıpkırmızı görünce gülümsedi "Karnının acısı geçtimi?" Sude nefes alamadığını hissederken kafasını yavaşça salladı. Eli ayağa birbirine girmişti ne yapıcağını bilmiyordu. Tam o sırada kapının çalmasıyla Sude hemen ayağa kalkıp kapıyı açmak için âdeta ışınlandı. Kaçmaya çalışıyordu kaçabildiği kadarıyla... Sude kapıyı açtığında karşısında bir tane kadın gördü. Kadının gözleri aynı Savaş gibi kehribar ve saçları gibi kapalı kahverengiydi. Savaş'a çok benziyordu "Buyrun?" diye sordu merakla. Kadının neden geldiğini merak ediyordu "Savaş burda mı kızım?" Sude şaşırdı. Bu kadın Savaşı nerden tanıyordu? "Savaş burdada siz kimsiniz?" Tam o sırada Sude'nin arkasından Savaş'ın sesi duyuldu. "O benim annem Sude" Sude şaşkınlık içeresinde "Annen mi?" diye sorunca Savaş kafasını usulca salladı Karşısında Savaşın annesi duruyordu Ona ne kadarda benziyordu "Bu şaşkınlığını şimdilik kenera at" Dedi Savaş "Kadın kapıda kaldı onu içeri alsana" Sude hemen kendine gelmeye çalışırken Savaşın annesine giymesi için terlik uzattı "Buyrun efendim" Savaşın annesi küçük bir tebessümle terliği giyerken "Bana **efendim** deme" dedi "**Teyze** yada **abla** diyebilirsin kızım" Savaşın annesi içeri girdiğinde gülümsemesini derinleştirerek Sude'ye döndü.Savaşın bahsettiği kadar vardı "Benim adım Elif. Tanıştığıma menmun oldum" Sude burukça gülümsedi. Annesinin adı Elif'ti "Bende menmun oldum. Biliyormusunuz benim annemin adıda Elif'ti" "Eminim oda senin gibi temiz kalplidir" dedi Elif hanım "Senin gibi güzeldirde" Sude utanarak bakışlarını kaçırdı "Teşekkür ederim efendim" Elif hanım hafifçe kaşlarını çattı "Efendim yok!" "Teşekkür ederim Elif teyze" Elif hanım memnuniyetle kafasını sallayıp oğluna döndü "Ben buraya birşey demek için gelmiştim oğlum" Savaş merakla tek kaşını kaldırdığında Elif hanım "Ama salona geçsek daha iyi olur" dedi ve ardından tekrardan Sude'ye döndü "Geçebiliriz değilmi kızım?" Sude hemen kafasını sallayarak onayladı "Tabikide geçebilirsiniz Ef... yani Elif teyze. Buyrun başımın üstünde yeriniz var. Buyrun salon şurda" Sude salonu göstermemek salona geçtiklerinde Savaş ve Elif hanım ikili koltukta yan yana otururlarken Sude ise onların çaprazında kalan tekli koltuğa oturdu. Elif hanım söze başlamadan önce boğazını temizledi "Şimdi oğlum, kardeş taklidi yapıp Sude'nin yetimhaneye gitmesine istemiyorsun ama sen daha 17 yaşındasın. Daha reşit olmadığın için Sudeyi alıp yetimhaneye götürebilirler" Elif hanım daha lafını tamamlayamadan Savaş araya girdi "Ama anne ne yapayım şimdi ben? Sudeyi bilmediğimiz yerlere götürmelerine izin verecek değilim!" "Daha sözümü bitirmemiştim" Dedi Elif hanım nezaketle "Ben diyorumki Sude kızım içinde bir sakıncası yoksa eğer bizim eve taşınsın. Ben reşit olduğum için birşey diyemezler" Elif hanım bakışlarını Sude'ye çevirdi "Ne dersin kızım senin için uygunmudur?" Sude şaşkınlıkla elini alnına götürüp ovmaya başladı. Ne cevap vericekti? "Yetimhaneye gitmek istemiyorsan bence kabul et" dedi Savaş Sude elini boynuna götürürken "Bilemiyorum ki" dedi " Bu teklifinizi kabul edersem eğer bu ev ne olucak?" "Bu eve birşey olmaz" dedi Elif hanım hemen "İstersen ya satarsın yada kiraya verirsin" Sude başını öne eğip derin bir nefes alıp verdi ardından kafasını yeniden kaldırıp Elif hanıma geri baktı "Ama benim bu evde bir sürü anılarım var. Satamam evimi" Elif hanım hafifçe gülümsedi. Sudeyi anlayabiliyordu "O zaman ev olduğu gibi kalsın. İstediğin zaman yeniden gelebilirsin" Sude göz ucuyla Savaşa baktığında Savaş başını salladı. Bunun üzerine Sude bakışlarını yeniden Elif hanıma çevirdi"Tamam,kabul ediyorum" ☁️☁️☁️ Sude bütün kıyafetlerini valizine koyup dışarı çıkmıştı. Elif hanım ve Savaş 2 saat önce evlerine gidip **Hazır olunca bizi ararsın** diyip evlerine gitmişlerdi Sude evine son bir kez bakarken gözleri dolmuştu. Bu eve ilk geldiği gün aklına gelmişti... Anneannesi Sudeyi Anne ve babasının ölümün ardından kendi evine getirmişti "Geç kuzum" demişti anneannesi eve girerken "Karnın aç mı sana birşeyler hazırlayımmı?" Küçük Sude omzunu silkmişti. Anne ve babası öleli daha 4 gün olmuştu ve 4 gündür ağzını bıçak açmıyordu. Makbule hanım Sude omzunu silkince Sudenin önüne diz çökerek ellerini tutumuştu ve "Kuzum senide anlıyorum ama birşey yemezsen eğer annenle baban çok üzülür. Onlatın üzülmesini istermisin sen?" Küçük Sude kafadını iki yana sallamıştı "O zaman söyle ne ister benim yeşil gözlü kuzum?" Küçük Sude hiç birşey demedi ama Makbule hanım bozuntuya gelmeden torunun yanağından öptü "Sana şimdi köfte patates ve pilav yaparım. Mmm! Afiyetle yersin"... Sude bu anı düşürken gözünden 1 damla yaş gelmişti. Göz yaşları daha fazla artmadan hemen göz yaşlarını silip Savaşı aradı. Telefon 1. çalışta açıldı "Efendim Sude?" "Şeyy...ben hazırım sizi bekliyorum" "Tamam 15 dakikaya geliyoruz" dedi Savaş ve ardından telefonu kapattı. Sude telefonun kapanmadıyla bakışlarını yeniden evine çevirdi... Küçük Sudenin anne ve babası öleli 2 ay olmuştu ve küçük Sude hala konuşmuyordu. Anneannesi konuşmadığı için çok korkuyor ses telleri kapanıcak diye endişe ediyordu. Sudenin ne kadar konuşmasını istesede onu zorlamak istemediği için Sudenin üzerine gitmiyordu. Bir gün Makbule hanım uyandığında çığlık sesi duyunca gözleri korkuyla açıldı. Bu çığlık Sude'den geliyordu Makbule hanım Sudenın odasına girdiğinde kafasına vurduğunu fark etti. O zaman bilmiyorduki bunun sinir krizi olduğunu.Sudeyi zar zor durduğunda "Ne oldu Kuzum?" diye sordu. Sude göz yaşları içerinde anneannesi baktı "Anne...annemle babamı çok özledim" dedi Sude "Bana asla seni bırakmayacağız demişlerdi ama şimdi yoklar. Söyle gelsinler ben onları özlüyorum" Makbule hanım diyecek birşey bulamayaıp torununa sıkıca sarıldı. Ağlayamazdı Makbule hanım. Eğer ağlarsa kuzusu daha çok ağlardı "Şişşt!" dedi göz yaşlarını akıtmamaya çalışırken "Sen şimdi uyu olurmu?" Sude kafasını kaldırıp anneannesine baktı "Uyanınca annemle babam geri geliceklermi?" Makbule hanımın kanı dondu. Ne söyleyebilirdiki? Gözünden yaş akarken Sudenin bunu görmesini istemediği için torununa yeniden sarıldı "Bak sana söz veriyorum onları görüceksin ama şimdi değil" dedi "Daha zamanı var zamanı gelince yeniden görüceksin onları tamammı?" "Onları ne zaman görücem peki anneanne?" "Onlar Allah'ın yanına gittiler" dedi Makbule hanım "Sende bir gün Allah'ın yanına gittiğinde görürsün"Sude merakla "Allah'ın yanına şimdi gidemezmiyiz?" diye sordu. Anne ve babasını çok özlemişti "Allah'ın yanına istediğin zaman gidemezsin" dedi Makbule hanım "Bunun bir süresi var ve bizde bu süre dolduğunda gidebiliriz" Küçük Sude yine merakla "Bu süre ne zaman biticek?" diye sorunca Maakbule hanım torunun başını hafifçe öptü "Bilmiyorum kuzum" dedi "Bunu Yalnızca Allah-u Teâla bilir"... Sude o anı düşürken aklına anneannasinin anne ve babasının yanında olduğu gelince Burukça gülümsedi. Sude Anneannnesinin bazı geceler ağlamasına şahit olmuştu birkaç kez ama yanına gitmeye korkmuştu... "Sen şimdi anne ve babamın yanında ve mutlusun Makbule Sultan" dedi fısıldayarak "Birgün bende yanınıza gelicem ve mutluluğumuz daha çok artıcak" "Sude kızım biz geldik!" diye bir ses iştti arkasından Bu ses anneansinin sesine ne kadarda benziyordu Gülümseyerek sonunda o vaktin geldiğini düşünerek arkasına dündüğünde gülümsemesi soldu.Gelen annesi değil Savaş ve Elif hanımdı Elif hanım Sudenin dolan gözlerini görünce "Kızım birşey mi oldu?" diye sordu ama Sude cevap vermedi.Sevinci kursağında kalmıştı. Elif hanım Savaşa dönerek "Kızın valizini getir oğlum" diyince Savaş hemen arabadan inip Sudenin yanına koştu. Sudenin yanına gidince gözünden akan yaşları görmesiyle içinde birşeyler koptu Sude ağlamamalıydı "Sude..." demiştiki Savaş lafı Sudenin ona sıkıca sarılması ile kesildi.Savaş Sudenin ona sarılmasını beklemedeiği için şaşkınlıkla annesine baktı. Annesi ona "Kızı sakinleştir öyle gelirisiniz" bakışı atınca kafasını sallayıp Sudenin sarılmasına karşılık vererek ellerini Sudenin beline sardı "Annem.." dedi Sıde titrek sesle "Annemin senine benzettim annenin sesini" Savaşın genzi yandı. Ne derse desin Sudenin acısını geçiremezdi. "Sude..." dedi doğru kelimeleri seçmeye çalışarak "Sana acını unut diyemem. Dememde zaten. Bu acı hiç bir şekilde unutulmaz ama bundan emin olmanı isterimki annem sana bir annenin evladını nasıl severse senide öyle sevecek" "Evet kzım" diye onayladı Elif hanım "Sana bir annenin gösterdiğü şevkati hissettiririm" Sude Elif hanıma bakarak gülümsedi "Ondan hiç şüphem yok zaten" dedi Sude "Ama yinede özlemedem duramıyorum" "Seni anlıyorum tatlım. Benim annemde beni doğururken ölmüştü. O yüzden ne yaşadığını anlayabiliyorum" Sude Savaşa baktı "Valizimi alırmısın arabaya geçelim" Savaşın dudakları hafifçe kıvrıldı "Tamam alırımda bana böyle sarılırken valizini alamam" Sude utanarak sarılmayı bıraktığında Savaş sessizce kıkırdayarak Sudenin valizini aldı. Sudede sanki kaçarcasına arabaya bindi Ama kaçacak yeri yoktu.Savaş'la aynı yere,aynı eve gidiyorlardı Savaşta arabaya binince Elif hanım gergin havayı dağıtmak adına "Evet hazırmısınız?" diye bağırdı "İstikamet yeni ev!"
Bölüm 6
6. Bölüm:Yeni hayata ilk adım
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.