İçeriğe geç

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 5 · 9 dk okuma

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 5

5. Bölüm: Onlar kardeşler

Kıskanmak mı? Sude Savaş'ı kıskanıyormuydu? Hayır kıskanmıyordu! Kaşlarını çatarak "Ben mi seni kıskanıcağım?" dedi "Hiç zannetmiyorum!" Savaş Sude'ye doğru bir adım attı "Bence kıskanıyorsun, yoksa bu kadar sinirlenmezdin" "İşine bak!" diyerek yükseldi Sude "Romantik bir an yakalamak için fırsat kolluyorsun" "Romantik bir anda olduğumuzu mu düşünüyorsun?" Sude gözlerini kaçırdı Savaşa ne diyeceğini bilememişti. Niye böyle bir şey demiştiki? Keşke demeseydi. Kapana sıkışmıştı adeta. "Demek öyle düşü-" Bir anons sesinin koridoru doldurması ile lafı kesildi Savaş'ın. "**Sude Bulut ve Savaş Ateş müdür odasına!"** "**Sude Bulut ve Savaş Ateş müdür odasına"** İkiside şaşırmıştı. Niye çağırıyorlardı? Birşey mi yapmışlardı? Sude Savaş'a bakışlarını çevirerek "Niye bizi çağırıyorlar ki?" diye sordu şaşkınca "Bilmiyorum ama gidip öğrenelim" Sude ve Savaş beraber üst kata çıkmaya başladılar. Müdür odasının önüne gelince Sude Savaş'a fısıldadı "Çok korkuyorum. Ya yanlışlıkla birşey yaptıysak?" "Sude sakin ol" dedi Savaş Sude'ye dönerek "Biz birşey yapmadık,niye bu kadar streslisin?" Savaş cümlesi bitince kapıyı çaldı. İçerden müdürün "Gel" dediğini duydukları zaman kapıyı açıp, içeri girdiler. İçerde sadece müdür yoktu. 2 tane takım elbiseli adam ve saçını resmi bir şekilde topuz yapmış bir kadın vardı. Müdür Nevzat bey boğazını temizleyip söze başladı "Çocuklar bu beyler ve bayan çocuk esirgemeden geliyorlar. Sizlerden tam bir bilgi almak için buraya geldiler" Kadın Nevzat beyin açıklaması bitince söze girdi "Savaş, senin anlattığına göre Sude'nin annesi Elif hanım eşi Burak beyle tanışmadan önce bir ilişkisi varmış ve sonucunda ise sen doğmuşsun. Bunu onaylamıyormusun?" Sude göz ucuyla Savaşa baktı ama Savaşın yüzünde tek bir mimik bile yoktu ne düşündüğünü anlayamıyordu ama yüz ifadesinde kesin bir ifade vardı "Evet onaylıyorum" Kadın Sude'ye baktı "Elif hanımın böyle bir şey yaptığını biliyor muydun Sude?" Sude bu soru üzere ne diyeceğini bilemedi ama aklına ilk gelen şeyi söylemeye karar verdi "Annem öldüğünde 8 yaşındaydım" Kadın onaylayarak kafasını salladı "Tamam anladım. Şimdi siz ikinizden gitmenizi ve saçınızdan bir kaç tel getirmenizi istiyorum. DNA testi yapıcağız" Sude ve Savaş müdür odasından çıkıp kimsenin olmadığını bir alana geçtiklerinde Sude Savaşa korkuyla döndü. "Savaş biz bittik! Bizim kardeş olmadığımızı anlayacaklar" Sude ellerini kafasına götürdü "Ne yapıcağız,korkuyorum!" Savaş, Sude'nin ellerini tutarak aşağıya indirdi "Endişelenmeyi bırak,biz bitmedik" Sude kafasını hafif sağ tarafa çevirip gözlerini sıkıca kapattı "DNA testi istiyorlar ama!" "Sude beni duyuyormusun?" diye sordu Savaş "Biz bitmedik, bitemeyiz de zaten. Şimdi ikimizde saçımızdan bir kaç tel vericeğiz beni anlıyor musun?" Sude gözlerini açıp Savaşa meraklı gözlerle baktı ama endişeliniyordu. Sonuç zaten belliydi. "Ama biz kardeş değiliz sonuç..." Savaş işaret parmağını Sude'nin ağzının önüne getirip onu susturdu "Şiştt! İkimizde saç telimizi vericeğiz ama sadece birimiz ikimiz adına vericek" Sude Savaşın ne demek istediğini anlayamayıp Savaşın suratına boş boş baktı "Sana anlatayım; Şimdi sen kendi saç tellerini hem benim adıma hemde kendi adına kesiceksin. Ben kendi saçımı kesmeyi çok isterdim ama kahverengi saçlarım sarıyı tutmaz. Ama senin altın sarısı saçlarını kahverengiye boyarsak bizim kardeş olduğumuz ortaya çıkmış olucak" Sude Savaşın bu fikrine çok sevinip Savaşın yanağından öptü "Bu gerçekten harika bir fikir!" Savaş gülümseyip yanağını tuttu "Öpeceğini bilseydim fikrimi daha erken söylerdim" Sude utanıp gözlerini kaçırdı "Çok afedersin ben o anki heyecanla....yani şey ne yapıcağımı bilemedim" "Keşke daha erken söyleseydim" Sude sinirle Savaşın koluna vurdu "Aptal olma ya,konumuza odaklan! Makasla kahverengi boyayı nerden bulucağız peki?" Savaş cebinden makas ve kahverengi boya çıkardı "Bulduk bile!" Sude şaşkınlıkla Savaşın eline baktı "Sen yanında hep makas ve kahverengi boya mı taşırsın?" "Hayır tabikide! Bir önceki dersimiz resimdi ders bittiği zaman ben bütün eşyalarımı resim çantama koyduğumu düşünüyordum ama bir baktım ki bunları koymayı unutmuşum. Sonra çantayı açmaya üşenip cebime koydum" Sude gülümsedi "Üşengeçliğin sayesinde hayatımızı kurtardığının farkındamısın?!" "Sude sevincimizi sonraya saklarız heran bizi çağırabilirler,elimizi sıkı tutalım" "Tamam tamam çabuk olalım. Saçımı nasıl kestiğin umrumda değil istediğin kadar kesebilirsin." Savaş Sude'nin saçlarını nazikçe tutup 1 parmak boyu ile Sude nin Saçını kesip Sude'ye uzattı "Bu senin saçın" Sude saçını alıp üzülmeye başladı ama hep üzgün olmaktan daha kötü olmadığı için dert etmemeye çalıştı. En son bu saçlarını annesi kesmişti ve Sude annesi öldükten sonra saçlarına bir daha dokunmamıştı. O saçlarda annesinin eli vardı. Savaş tekrardan Sude'nin saçını nazikçe tutup 1 parmak boyu ile tekrardan Sude'nin saçını kesti."Şimdi bu saçı kahverengiye boyayalımda benim saçım olsun" Savaş Sude'ye göz kırpıp boyamaya başladı. Boyama işi bittikten sonra Sude'ye dönüp gülümsedi "Artık benim saçımda olduğuna göre artık gidebiliriz"... Saç tellerini o kadına verdiklerinde dışarı çıktılar. Çıktıklarında ders zili çaldığı için ayrılıp sınıflarına gittiler. Sude sınıfa gittiğinde sınıftaki herkes ona meraklı gözlerle bakınca Sude neden öyle baktıklarını merak edip sordu "Niye bana öyle bakıyorsunuz?" "Savaş'la seni niye çağırdılar?" Sude hiç birşey demeden yerine oturdu. Savaş belki söylemesini istemez diye söylemek istemedi. Ancak sınıf Sude'ye merakla bakmaya devam edince Sude göz devirerek sınıfa döndü "Az önce Savaş'la kavga ettik. Müdürde bizi kameralardan görüp çağırdı. Hepsi bu! Bana daha fazla öyle bakmayın!" Sude göz devirerek önüne dönerken Selin "Neden kavga ettinizki?" diye sorunca Selin'e baktı "Savaşı bilmiyormusun? Bana havalı popüler çocuk havalarında Benim onu sevdiğimi yada Gözüm ondan başkasını görmediğimi gibi saçma sapan şeyler söyleyip durdu. Bende sinirlenip kasığına vurdum" Sınıftaki herkesten şaşkınlık nidası yükseldi. Erkekler Savaşın acısını kendilerinde hissetmeye başladıklarında sanki Sude kendi kasıklarına vurmuş gibi acı çektiler. "Savaş'ın acısını ben çektim yemin ederimki" dedi Berk "Senin yüzünden çocuğu olmazsa görürsün!" Sude Zümra'ya döndü "O kadar ciddi bir ilşkisi olacağını düşünmüyorum" Berk Sude'den iğrenmeye başlamıştı. "Sen vahşi bir kızsın Sude! Senin yüzünden nasıl acı çekiyordur kim bilir?" "Berk abartma! Müdür odasından çıkarken canı acımıyordu" Berk işaret parmağını kaldırıp Sude'ye beddua etmeye başladı "Ya Kahhar! Ya Rabbim bu vahşi kızın ne yaptığını görüyormusun? Ona yaşattığı acının 10 katını...yok 100 katını...oda yetmez 1000 katını yaşat Ya Rabbim!" Berk kızgın yüz ifadesini Sude'ye çevirdi "Erkeklerin kasıklarını senin gibiler yüzünden koruma derneği açıcağım! Yemin ediyorum vallahide billahide açıcağım! Aha hatta şuraya da yazıyorum" Berk diliyle parmağını yalayıp Zümra'nın sırasına sürdü "Kurucağım!" Bütün sınıf Berk'e gülerken Zümra kaşlarını çattı "Salyanı niye benim sırama sürüyorsun geri zekalı?! Her yeri salyan yaptın!" Berk gözlerini büyülterek Zümra'ya döndü. "Zümra sana inanamıyorum! Sende mi erkeklerin kasıklarının korunmasını istemiyorsun?!" Berk tekrarda havaya baktı ve ellerininse iki yana açarak içtenlikle beddua etti "Ya Rabbim! Bu vahşi kadınlara bizimle aynı acıyı yaşamasını nasip eyle!" Berk sesini yükseltip "Amin!" diye bağırırken Matematik hocası Saffet hocanın sesi duyuldu "Berk oğlum niye bağırıyorsun?" Herkes hemen yerlerine geçerken Saffet hoca ise sınıfa girip çantasını öğretmenler masasına koyarak tekrardan Berk'e döndü. "Evet oğlum neden bağırıyordun?" Berk hemen işaret parmağıyla Sude'yi işaret etti "Sude'nin yüzünden hocam!" Sude'nin gözleri fal taşı gibi açıldı. Söylediği yalan onu nerelere getirmişti böyle? Saffet hoca Sude'y'e baktı "Kızım ne yaptında Berk arkadaşını kızdırdın?" Sude'nin rengi âdeta bembeyaz olmuştu. Ne diyeceğini bilememişti "Ho-hocam ben bir şey yapmadım" Berk anında kaşlarını çattı "Hocam birde Ben birşey yapmadım diyor! Yalan söylüyor! Vallahide billahi de yalan söylüyor! Birisinin kasığına vurmuş bende Allah'a onun çektiği acıyı çekmesi için dua ediyordum" Saffet hocanın tek kaşı havalandı "Sude kimin kasığına vurmuşki?" "Hocam haberiniz yok mu?" Diye sordu Berk "Sude bu yüzden öğlen arasında müdür odasına çağrıldı" Sude ellerini kafasın götürdü. Bu saçmalığa daha fazla katlanmak istemiyordu. Sinir krizi geçirmek üzereydi. Sude'nin arka sırasında oturan Büşra Sude'nin elini kafasına götürdüğünü fark ettiği anda Sude'nin omzunu tuttu. "Sude iyimisin?" Sude Büşraya döndüğünde kafasını iki yana salladı. Elleri hala kafasındaydı. Büşra Sude'nin sinir krizi geçirmesinden korkup hemen Saffet hocaya baktı "Hocam Sude kendini iyi hissetmiyor. Bu konu hakkında daha fazla konuşmayalım en iyisi" Berk Sude'ye iğrenerek baktı "Şuna bak! ilk önce kasıklara istediği gibi gibi vursun sonra sinir krizi geçirsin!" Büşra sinirle Berke bakıp kaşlarını çattı "Berk kes sesini otur yerine!" Berk Büşra'dan çok korktuğu için anında yerine oturdu. Berk'e göre Büşra çok korkutucu biriydi. Heran gözlerinden alev çıkacak diye çok korkuyordu. "Tamam arkadaşlar..." Diye söze başladı Saffet hoca "Bu konu hakkında daha sonra konuşuruz. Sude ellerini kafandan çek ve onları matematik için kullan" ☁️☁️☁️ Sude ders bittiği anda direkt Savaşın sınıf katına gidip Savaş'ın sınıfın kapısının önüne gelince durdu. Ama bir sorun vardı. Savaşların sınıfı daha dersten çıkmamışlardı. Sude Savaş'ın dersinin bitmesini bekledi ama aradan 4 dakika geçmesine rağmen sınıftan kimse çıkmamıştı. Teneffüsün zaten 10 dakika olması Sude'nin canını sıkıyordu. Hoca 45 dakika boyunca ne anlatabilirdiki? Teneffüsün bitmesine 3 dakika kala fizik hocası Filiz hoca sınıfın kapısını açtı ve "...Ve arkadaşlar unutmayın kitaplarınızdan sayfa 128 ile 132 arasını kesinlikle haftaya perşembeye kadar yapın. Yapmayanın gözünün yaşına bakmadan dersten bırakırım!" diyip sınıftan çıkıp gitti. Sınıftan kimse çıkmayınca Sude utanarak sınıfın kapısını çalınca herkesin ona bakması ile utancından dilini yuttu. Oradaki herkes Sude'den 1 yaş büyük olmasına rağmen çok büyük duruyorlardı. "Sa-Savaş müsaitsen seninle konuşabilir miyiz?" Sude'nin bu cümlesi ile sınıftaki herkes "ooo" diye bağırırken Savaşın yanında oturan Hamza ise Savaşın sırtına vurdu "Yeni sevgilin hayırlı olsun Savaş!" Sude elini yumruk yaptı. Bu saçmalıktı "Arkadaşlar..." diye söze başladı Savaş "Size az önce dediğimi unuttunuz sanırım. Sude benim kardeşim. Oda doğal olarak abisini görmeye geldi" Sude'nin gözleri kocaman olmuştu. Sude kendi sınıfına söylemeye çekinirken Savaş söylemişmiydi? "Bundan sonra kardeşime yan gözle bakan bende onun gözünü çıkartırım!" Sınıf Savaşı alkışlar ve ıslıklar eşliğinde tebrik ederken Savaş çoktan sınıftan çıkmış Sude'yle müsait bir alana geçmişlerdi. "Niye söylüyorsun?" Diye sordu Sude "Ne yapayım?" dedi Savaş "İlk başta söylemek istemesemde yalvardıklarında söylemek zorunda kaldım" Sude sinirle önüne gelen saç tutamlarını geriye itti. "Ya ben belki söylersem kızarsın diye sınıftakilere yalan söyledim! Şimdi onlar senin kaşığına vurduğu için bizi müdür odasına çağırdıklarını zannediyorlar!" "Sude..." diye çıkıştı Savaş "onlara git yalan söyle diyen benmiydim? Sende benim gibi doğruları söyleseydin!" "Ben utandığımdan söyle..." Savaş Sude'nin lafını kesti "Ne yani benden utanıyormusun?" diye sorduğunda ders zili çalmıştı. Sude hemen oradan uzaklaşmak için gideceği sırada Savaş buna engel olup Sude'nin elini tuttuğu gibi kendine doğru çekti. Aralarında birkaç nefeslik mesafe vardı. "Sude doğruyu söyle" dedi Savaş az önce duyduklarını doğrulamak için "Benden utanıyormusun?" Sude Savaşla aralarındaki mesafe ile çarpılmış gibi geri çekildi. Yüzü kızarmıştı "Ders zili çaldı duymadıysan" Dedi son çare olarak "Sınıfa gitmem lazım. Malum eşit ağırlıkçı olunca hiçbir dersi kaçırmamak gerekir" Savaş gözlerini devirdi "Kızım bende sayısalcıyım. Asıl benim dersleri kaçırmamam lazım, bana sözelciymişin gibi davranma!" "Beni rahat bırakırmısın?" dedi en sonunda Sude "Sınıfıma gitmek istiyorum ABİ!" Sude ABİ kelimesinin üstüne basa basa söyleyip Savaşın yanında yarışırken Savaş ise bu 'ABİ' kelimesine birkaç dakika sövüp sınıfına geçti... Sude sınıfa girdiği anda kızlar çığlık atmaya erkekler ise alkışlamaya başladı. Sude onlara anlamsız bir yüz ifadesiyle bakarken Sema herkesi susturup söze girdi "Sude bize bunu niye az önce demedin? Savaş'la kardeşmişsiniz!" Sema'nın bu sözüyle afalladı Sude. Nerden öğrenmişlerdi? "Siz bunu nerden öğrendiniz?" diye sorarken sesi anlamsız bir şekilde titriyordu. "Savaşın sınıfındaki Aybike Whatsapp okul dedikodu grubuna yazmış" Dedi Sema "Sen görmedin mi?" Sude hemen cebinden telefonunu çıkartıp Whatsapp'a girdi. Whatsapp'a girdiği anda gözleri kocaman oldu. Okulun dedikodu grubunda tam olarak 3050 tane mesaj vardı ve bu mesajlar arttıkça artıyordu... Aybike Demir:Arkadaşlar size bomba gibi haberlerim var!!! Sude ve Savaş KARDEŞMİŞ!!! Kerimcan Yemez:Ne! Sen ciddi misin Aybike? Aybike Demir:Evet ciddiyim! Az önce Savaş kendi ağzıyla söyledi. Ecenaz Buruk: Lan Savaş'la Yarım Göz Sude'nin kardeş olabileceği kimin aklına gelebilirdiki? Benim gelmezdi. Ece Eğri:Nasıl kardeşlermiş Aybike? Sude'nin anne ve babası ölü Savaşında babası. Bu nasıl olur? Aybike Demir:Sude'nin annesi Sude'nin babasıyla tanışmadan önce bir adamla ilişkiye girmiş. Sonucunda ise Savaş doğmuş. Sude'nin annesi ise ne yapıcağını bilemediği için Savaşı başka bir aileye yani şuanki ailesine vermiş :) Ecenaz Buruk: OHA! Ben şok ben iptal!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.