İçeriğe geç

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 4 · 8 dk okuma

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 4

4 Bölüm:Benimleyken

3 günlük ömür... Sude şok olmuştu Savaş ne dediğinin farkındamıydı? Annenesinin 3 günlük ömrü mü kalmıştı? Büyük bir şokla "Ne?!" diye sordu. Sesi titremişti Sude ellerini kafasına götürdü "Hayır! Bu...bu olamaz!" Sude'nin gözleri doldu kalbine acı dolu bir sancı girmişti. Kendini boşluktaymış gibi hissetmeye başlamıştı... **Bu boşluk büyük bir boşluktu. Nefes alamıyordu** Savaş Sude'nin yine sinir krizi geçirmesinden korkup ellerini tuttu. Sonra ise ellerini dizlerine indirip Sude'ye baktı. Ağlamaktan burnunun ucu kızarmıştı ve dudakları titriyordu "Sa-Savaş sen...bunu nerden biliyorsun?" "Anneannen bana **Sana Sudenin diğer sevgililerinden daha çok güveniyorum** dedi" "Onlar ne alaka?!" "Bilmiyorum ama sonra bana dediki **Lütfen kızımın yanından ayrılma. Hep onun yanında olacağına dair söz ver** dedi bende tereddüt etmeden söz verdim" Sude anneannesini son bir kezde olsa görmek istiyordu. **Onunla doyasıya sarılmak öpüp koklamak istiyordu...** "Be-beni anneannemin yanına götürürmüsün? Onu...onu son kez görmek istiyorum" Bakışlarını kaçırdı Savaş "Ona hangi hastanede kaldığını öğrenmek için çok ısrar etsemde bana nerde olduğunu söylemedi. O ölürken kimsenin yanında ağlamasını istemiyormuş" Sude Anneannesini son kez bile olsa göremeyeceği içindünyası başına yıkılmıştı. **Çocukluğu ölücekti...** Koltuğa bütün sırtı değecek bir şekilde yaslandı ve ayaklarını koltuğa kaldırdı. Elleriyle dizlerini tutup kafasını kollarının arasına gömdü. Dakikalarca göz yaşlarını akıttı. Savaş çaresizce Sude nin ağlamasını seyretti. Bir süre sonra Sude nin elini yumruk yapınca sinir krizi geçireceğinden korkup "Sude sinir krizi geçirmeyeceksin değilmi?" diye sordu Yavaşça kafasını kaldırdı Sude "Her elimi yumruk yaptığımda sinir krizi geçireceğimi düşünme! Bırak da acımı yaşayım" "Ben sadece endişelendim. Eğer sinir krizi geçirirsen seni nasıl sakinleştireceğimi bilmiyorum" Sude kafasını tekrardan kollarının arasına gömdü "Bütün odaların çekmecelerinde hatta lavaboların çekmecelerinde bile sakinleştirici iğneler var" "istersen sana sakinleştirici verebilirim" Sude kafasını sağa ve sola doğru salladı "Olmaz! Yarın Naz Ankaraya gidicek onun yanında olmam gerekiyor" "Tamam sen nasıl istersen öyle olsun. Bu arada anneminde haberi var, artık bundan sonra burda kalıcağım" Sude tekrardan kafasını kaldırdı "Neden?" " O sosyal hizmetler anneannenin öldüğünü duydukları an buraya geleceklerinden eminim. Bende senin abin olarak gözükerek seni hiç bilinmeyen kentlere götürmelerine izin veremem" Sude kafasını tekrardan kollarının arasına gömdü. Hiç birşey demedi. Savaş Sude'nin hiç birşey dememesine şaşırıp kafasını Sude'ye doğru eğdi "Birşey deneyecekmisin?" Sude omuz silkti "Ne dememi istiyorsun ki?" Savaşta omuz silkti "Ne bileyim,**iyiki yanımdasın** yada **yanımda durduğum için teşekkürler** gibi şeyler diyebilirsin" Sude'nin yüzünde küçük bir tebessüm oluştu. İyi ki yanındaydı... Savaş Sude'nin yüzünü göremesede gülümsediğini anlayıp "Ha şöyle!" dedi "Artık gülümse be gülüm,Sana gülümsemek çok yakışıyor" Sude kafasını kaldırdı "Ben **gül** değilim..." dedi zorlukla Ben... " Sol gözünden akan yaşı sildi "Ben anneannemin yeşil gözlü kuzusuyum" "Anneannenin sana öyle seslenmesine sinirlendiğini zannediyordum" Sude nin gözünden bir yaş daha geldi "Evet, sinir oluyordum ama şimdi bana kimse **Yeşil gözlü kuzum** diye seslenmeyecek. Her ne kadar öyle dediğine sinirlensemde kendimi güvende hissediyordum. Ama şimdi...kendimi güvende hissetmiyorum" "Sude ben varım ya! Niye kendini güvensiz hissediyorsun?" "Senin canından çok sevdiğin biri gitse kendini güvensiz hissetmezmisin? Örnek vereyim mesela baban... Baban ölse kendini güvendemi hissedersin sen?" Savaş babasını hiç tanımadığı için nasıl hissederdi bilmiyordu "Ben babamı hiç tanımadım. Ben doğmadan önce ölmüş" Şaşırdı Sude. Onun babası ölmüşmüydü? "Sen gerçekten...yani şey... babanı hiç görmedin mi yani?" "Fotoğraflarda gördüm sadece.Hepsi bu." Sude kafasını Savaşın omzuna yasladı "Bu hayat gerçekten çok acımasız. Keşke kimse ölmeden hayatlarına devam etme, mutlu olsa kimse üzülmese... Gerçekten güzel olurdu" Savaş ve Sude bir süre sessiz kaldılar ancak Sude Savaşın omzunun rahatlığından dolayı mayıştı ve kendini uykunun huzurlu kollarına bıraktı... "Sude uyudunmu?" Sude'den ses gelmeyince Savaş Sudeyi kucağına alıp odasına götürdü. Yatağına yaptırdıktan sonra üşümesin diye üstünü örtüp alnına sıcak bir buse bıraktı "İyi uykular prenses" ☁️☁️☁️ Sude ertesi gün uyandığında burnuna çok güzel kokular geliyordu. Gülümsedi hemen. Anneannesi yine döktürmüştü. Hızla mutfağa giderken kıkırdıyordu. "Anneanne yine neler döktürdün baka..." Sude mutfağa gittiğinde anneannesi yerine Savaşı görünce lafını tamamlayamadı. Dün olanlar aklına geldi. Anneannesi ölmüştü. Moralinin bozulduğunu belli etmeden gülümsedi "Sen yemek yapmayı biliyor muydun be Savaş?" diye sordu dalgaya alarak. Savaş bu güzel sesi duyduğu anda gülümsedi. "Tabikide biliyorum! Sen beni ne sandın küçük hanım?" Sude Savaşın yanına gidip ne yaptığına baktı "Ne yaptın bakalım merak ettim""Severmisin bilmiyorum ama menemen ve sucuklu yumurta yaptım" Savaş menemeni tabaklara koymaya başladı "Sude sana zahmet şurdaki dolapta büyük bir tabak var onu bana verirmisin?" Sude kafasını sallayıp dolabın önüne geçti. Tabağın olduğu yer Sude nin boyunu aşsada Sude o tabağı almakta kararlıydı. İlk denemesinde alamadığı için topuklarını kaldırıp o tabağı almaya çalıştı. İşaret parmağı değdiği zaman tabağı kendine doğru çekerken arkasında bir beden hissetti. O beden Sude'nin elini tutup aşağı indirirken tabağı aldı. Sude arkasına döndüğünde kehribar gözlü bedenin göğüs kafesini gördü. Savaş'ın bede çok yakındı! **Nefes alamayacak derecede yakındı...** Sude o an hiç birşey düşünemedi.Savaş o kehribar gözleriyle Sude'nin aklını alıp gitmişti.Savaş elindeki tabağı arkasındaki tezgaha bırakırken bakışları aklını başından alan eşşiz gözlerin sahibindeydi. O eşşiz gözleri o kadar harikaydıki sonsuza kadar onu izleyebilirdi... Telefonun alarmı çalınca bakışmaları sonra erdi. Savaş içinden alarma küfredip alarmı kapattı ve elini boynuna koydu "Şey...Seni uyandırmak için alarm kurmuştum. Sen uyandıktan sonra kapatmayı unutmuşum" Sude hemen tezgahtaki tabağı alıp Savaşa uzattı "Ta-tabağı istemiştin" Savaş Sude'nin elindeki tabağı alıp sucuklu yumurtayı tabağa koydu. Savaş sofrayı kurduktan sonra Sudeye döndü "Okula 1 saat kaldı. Çabuk olalım da hazırlanıp çıkalım." Sude kafasını sallayıp sandelyeye oturdu. Sude oturduktan sonra Savaşta oturdu ve kahvaltılarını yapmaya başladılar. İkiside az önce olanları düşündükleri için kahvaltı boyunca tek bir kelime etmediler. Arada birbirlerine göz ucuyla bakıp duruyorlardı. Kahvaltı bitince Sude hazırlanmaya gidip hızlıca odasına gitti. Okul formasını giyip her zaman yaptığı gibi altın sarısı saçlarını topuz yapmıştı. Topuz yapmayı severdi. Savaş hazırlanıp Sudeyi beklemeye başladı. Aradan 5 dakika geçtikten sonra Sude gelince gülümsedi "Çıkalımmı?" diye sordu o güzel ses. Savaş belli belirsiz kafasını salladı. "Sude, okul çıkışı beni okul kapısının orda bekliyorsun. Eve tek gelme" "Benimle okula gelmeyecek misin?" "Malesef. Eve gidip çantamı almam lazım. Okul çıkışı beni beklersin" Sude Savaşın böyle demesine üzüldü. Okul saatlerinde konuşmayacaklarmıydı? Savaş Sude'nin omzunu tuttu "İkimizinde farklı arkadaşları var. Beni düşünememeye çalış" "Ama iyide Naz bugün 2. dersin sonunda Ankara'ya gidicek. Ben tüm gün boyunca tek başıma ne yapıcağım?" "Başka arkadaşın yokmu senin?" "Okulun benim hakkındaki düşüncelerini biliyorsun" Savaş gülümsedi ve Sude nin yanağına doğru eğilip küçük bir buse bıraktı . Sude bu öpücüğün etkisiyle nefessiz kaldığını hissediyordu "O zaman yanıma gelirsin **güzelim**" diyerek evden çıktı Savaş. Sude Savaş evden çıktıktan sonra kalbini tuttu "Benim kalbim buna dayanamazki. Cem'de yada Mücahit'te hissettiklerimi sende hissetmiyorum. Onları görünce heyecanlanıyordum ama sende başka! Sen benim ayakta durmamı zorlaştırıyorsun. Buna kalbim gerçekten dayanamaz" Derin bir nefes vererek Savaş'ın ardından Sude'de evden çıktı. ☁️☁️☁️ 2. ders bitiminin ardından Sude direkt dışarı çıktı. En yakın arkadaşını 1 hafta boyunca göremeyecekti bu Sude için üzücü bir durumdu. Dışarı çıktığında Naz'ı arabaya binerken gördü. Hemen yanına gidip onu durdurdu "Daha vedalaşmadan nereye gidiyorsun?" Naz'la sımsıkı sarıldılar. Sarılma bitince Naz Sude'yi her konuda uyararak dikkatli olmasını söyledi. Uyarıları bitmek bilmezken "Bak Sude" dedi Naz "kesinlikle sinir krizi geçirme tamam mı? O Savaş sana iyi bakamazsa ölürsün Allah korusun" Sude gülümsedi "Merak etme ya elimden geleni yaparım" Tekrardan sım sıkı sarıldılar. Özleyecekti Naz'ı. Naz arabaya binip cam kenarına geçtiğinde Sude, Naz'a el sallamaya başladı. Naz'ın bindiği araba okuldan çıkana kadar ikiside birbirine el salladılar... Araba gözden kaybolunca Sude el sallamayı bıraktı ama elini indirmemişti. Elini yumruk yaptı. En yakın arkadaşını 1 hafta boyunca göremeyecek olması onu sinirlendirmişti. Sude'nin yumruk yaptığı elini birisi tutup yumruğunu açtı. Sude elini indirip arkasına baktı "Sana o elini yumruk yapma demiştim" Sude göz devirdi "Off sende abartma! Her elimi yumruk yaptığımda sinir krizi geçirmiyorum!" "Senin iyiliğin için söylüyorum. Yoksa okulun ortasında rezil olmak istemezsin değilmi?" "Ben zaten geçen sene yeteri kadar rezil olmuşum. Şuan sinir krizi geçirsem ne yazar?" Savaş Sude'nin bileğini tuttu. Sude şaşırarak Savaşın bileğine tutmasına baktı "Sude artık benimleyken hiçbir şekilde rezil olmanı istemiyorum anladın mı?!" Sude Savaşa baktı **benimleyken** kelimesi Sude'ye garip gelmişti. Şaşırmıştı **Benimleyken..** "Seninleyken mi?" Savaş elini Sude'nin bileğinden çekip boynuna götürdü "Yani şey...Artık bana emanetsin, sana birşey olmasını istemesem" Sude tekrardan göz devirdi "Off peki tamam! Ben sınıfa gidiyorum" ☁️☁️☁️ Öğlen arası olduğunda Sude çok susadığı için kantine su almaya gitti. Ama kantin katına geldinde Savaşın Birsenle konuştuğunu gördü. Her ne kadar Birseni öldürmek istesede duygularına hakim olup Suyunu almaya gitti. Suyunu aldığında Birsenin Savaşın omzuna dokunduğunu ve kahkahalarla güldüklerini görünce duygularına hakim olamadı ve onların yanına gitti. "Eee naber?" Birsen Sudeyi görünce gülümsedi "Iyi gidiyor Sude" Dedi ve gözlerini kısarak Sudeyi inceledi "Artık o kahverengi göz lensini takmıyorsun galiba. Sonunda yeşil gözüne alıştın demek" Sude Birseni umursamadan Savaşa baktı "Savaş müsaitsen birşey konuşabilir miyiz?" Birsen hemen ayağa kalktı "Eğer özel birşey konuşacaksan gidebilirim" Sude bakışlarını Birsen'e çevirdi "Yok Birsen sen otur..." Sude Savaşa tekrardan baktı. Yüzünde büyük bir öfke vardı "...O kadar acil değildi. Siz eğlencenizin tadını çıkartın!" dedi ve hızlı adımlarla sınıfına gitti. Sınıfına gittiğinde defterini çıkartıp birşeyleri karalamaya başladı "Sude, canın birşeye mı sıkıldı?" Sude göz devirerek Cem'e baktı "Sana ne oluyor be! Benim artık hiçbirşeyimsin bana birşey sormaya hakkın yok!" Cem ellerini bir suçluymuş gibi havaya kaldırdı "Tamam sakin ol şampiyon,bir şey demedik" "Deme za..." Sude nin lafı bölündü "Sude gelirmisin?" Savaşın geldiğini gören diğer kızlar çığlık atıp Savaşın yanına koşuşturmaya başladılar. Okulun popüler ve bir o kadarda yakışıklı çocuğu bu sınıfa gelmesi onları çok heyecanlandırmıştı. Sude ne kadar Savaş'a sinirli olsada bu görüntü kıskanmasına sebep oluyordu. Ayağa kalkıp kızların arkasına geçerek boğazını temizledi. "Kızlar, Savaşı duymadınız sanırım. Benimle konuşmak istiyormuş. Şimdi Savaşın yanından ayrılırmısınız? Benimle konuşmak istediği şeyi konuşsun" Kızlar göz devirerek Savaşın yanından ayrıldılar. Sude Sınıftan çıkıp kimsenin olmadığı bir alana gelince durup Savaşa döndü "Sana ne oluyor Savaş?!" "Bana birşey olduğu yok. Durup dururken trip atan sensin" Sude sinirle gülümsedi "Ben mi trip atıyorum? Saçmalama istersen!" "Az önce kantinde Birsenle birşey konuşuyorduk sen bir anda geldin, trip atıp gittin sonrada!" Sude önüne gelen perçemlerini sinirle geriye itti "Sen biriyle konuştuğun zaman hep sarmaş dolaşmı olursun?" "Birsenle çok yakınım bu doğduğumuzdan beri böyledir. Ayrıca sarmaş dolaş dediğin kız sadece omzunu tuttu" Sude bunu duyunca daha da sinirlendi "Yani bebekliğinizden beri tanışıyorsunuz ha! O zaman ben sizi tutmayayım gidin nikah dairesine basın nikâhı evlenin!" Savaş iç çekti "Sude, Birsen benim kuzenim" Sude duyduğu şey karşısında şoka uğradı. Kuzen? "Kuzenin mi?" "Evet kuzenim" Dudakları kıvrıldı Savaş'ın. kıskanması hoşuna gitmişti "Doğruyu söyle kıskandınmı?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.