İçeriğe geç

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Yeşil ile Kehribar

Bölüm 3

3. Bölüm:Ben onun abisiyim

Makbule hanım, Elif hanımın fotoğrafını çekmeye koyduktan sonra mutfağa gitti. Sude uyandığı zaman karnı aç olursa diye ona yemek yapmak için işe koyuldu... ☁️☁️☁️ Sude o gün boyunca hiç uyanmadı ertesi gün ise öğleden sonra saat dörde gelirken gözlerini araladı. Sude gözlerini açtığında nerde olduğunu algılamaya çalışmıştı. Odasındaydı. Rahat bir nefes alıp ayağa kalktı. "Anneanne!" Ses gelmedi. Makbule hanım evde yoktu. Karnı aç olduğu için mutfağa gitti Sude. Mutfak masasında bir sofra ve bir not vardı. **Kuzum ben yarın akşama kadar yokum. İnşallah yarın görüşürüz. Seni çok sevdiğimi unutma** Sude notu okuduktan sonra kenera koydu ve yemeğini yemeye başladı. Yemeğini yerken kapı çaldı. Sude her ne kadar yemeğinin bölünmesine sinirlensede gidip kapıyı açtı. Gelen kişiyi beklemiyordu. Savaş gelmişti. Sude Savaşı gördüğü anda gülümsedi "Hoşgeldin Savaş." dedi heyecanla "Bende yemek yiyordum karnın açsa içeri gel hadi" Savaş Sude konuşurken aklına Makbule hanımın dediklerini geldi. **Sude ne zaman sinir krizi geçirse uyandığında geçirdiği kri hatırlamaz, hayatına devam eder. Bunu unutma oğlum...** Savaş bu anıyı unutmaya çalışarak gülümsedi "Aç değilim ama içeri davet edersen gelebilirim" Sude önüne gelen perçemini sıkıştırarak "Tabi tabi gelebilirsin" diyerek Savaş'ı evine davet etti. "Anneannen evde yokmu?" "Yarına kadar yok" Savaş Makbule hanımın neden gittiğini biliyordu ama bilmiyormuş gibi davranmak zorunda kalarak kafasını salladı"Sen istersen yemeğine yemeye devam et" "Sen ne yapıcaksın peki?" "Sen yemek yerken birisinin seni izlemesinden hoşlanıyormusun?" Savaş yemek yerken birisinin onu izlemesinden hoşlanmazdı ve hoşlanmadığı şeyleri başkasına yapmamaya çalışırdı. Sude omuz silkti "Yoo! Benim için sakıncası yok" Sude mutfağa doğru giderken Savaşa döndü "Hadi gel" Savaş dudakları kıvrılırken mutfağa gitti. Sude yemeğini yerken su içti ve camdan dışarıyı izlemeye başladı. Park vard ve oyun oynayan çocuklar... Sude yemeğini bitirip camdan dışarı bakan Savaşa baktı. Kollarını arkasına baplamış dışarıyı seyresiyordu. Karnının tok olduğunu bile bile tabağa yemek koyup yanına gitmeye karar verdi. Savaş parktaki oyun oynayan çocukları seyrederken bir boğaz temizleme sesi ile bakışları o güzel sese doğru kaydı Savaş Sude'ye döndüğünde elinde bir tabak ve yüzünde bir tebessüm vardı. Bu gülümseme çok güzeldi. "Tok olduğunu biliyorum ama yemeğin kokusu karnını acıktırmıştır diye düşünerek sanada getirdim" Savaş gülümbağa baktığı anda gülümsemesi soldu "Sude bundan emin olmanı isterimki içinde havuç olmasaydı yerdim" "Havuç sevmiyor musun?" "Alerjim olmasaydı severdim" Dedi Savaş "Havuca alerjim var canım" Afalladı Sude. Çünkü Savaş ona **Canım** demişti. Sude'ye demişti. Canım... Savaş doğru anın bu olduğunu ďüşünermeye başladı. Sude'ye karşı duygularını bilmesini istedi. Dudaklarını aralayıp aşkımk itiraf edeceği sırada Sude'nin elindeki tabağın yere düşmesi ile ikiside şaşkınca yere düşen tabağa baktılar. Yemek döküldüğü için etrafa saçılmıştı tabak ise düşmenin etkisiyle kırılmıştı. Sude becereksiz olduğunu düşünüyordu. Becereksizin tekiydi. Ellerini kafasına götürüp "Ah benim salak kafam!" diye söylendi kendi kendine "Daha tabak tutmayı bile beceremiyorum!" Sude sertçe kafasına vurmaya başlayınca Savaş onun sinir krizi geçirmesinden korkup ellerini tuttu. Sude Savaşın ellerini tutması sonucu durup o kehribarlara baktı "Sen beceriksiz değilsin!" dedi Savaş kesin bir sesle "En ufak bir şeyde kendini suçlama tamam mı?" Sude Savaşı ilk defa bu kadar sinirli görüyordu. Sinirlendiği zaman boynundaki damarları gözüküyordu. Damarları güzeldi. Çok güzel... "Sen şimdi şu sandelyeye otur." dedi Savaş sandalyeyi işaret ederek "bende etrafı temizleyeyim. Ama kesinlikle kendini suçlamanı istemiyorum. Sadece hayatın ne kadar güzel olduğunu falan düşün" Savaş Sude'yi tek hamlede kucağına aldı. Sude renginin bordoya döndüğünü hissederken Savaş Sudeyi sandelyeye oturtturdu. Kalçasını sandalyede hissettiğinde bir çift kehribar gözle göz göze geldi "Sakın kendine zarar verme tamam mı?" Sude yavaşça kafasını sallayınca Savaş gülümsedi "Sana güveniyorum" diyerek ayağa kalktı. Savaş mutfaktan çıkarken Sude nin ilk düşündüğü şey **Savaş, süpürgenin yerini bilmiyorki nasıl bulucak?** oldu. Birkaç dakika sonra Savaş elinde süpürge ile mutfağa gelince süpürgeyi yere bıraktı. Omzundada bir tane temizlik bezi vardı. Temizlik bezi ile ilk başta etrafa saçılan yemeği temizlerken Sude şaşkınca Savaşı izliyordu. Sanki daha önce bu eve defalarca gelmiş de evdeki bütün eşyaların yerini biliyor gibiydi... Savaş yere dökülen yemeği temizledikten sonra süpürgeyle camları temizledi. İşi bittikten sonra süpürgeyle temizlik bezini alıp tekrar içeri girdi. Sude şaşkınlıkla Savaşın geri gelmesini beklerken Savaş 2 dakika sonra mutfağa geri geldi. Sudenin önüne bir sandelye çekip oturdu "Bana anlatmanı istiyorum" dedi "Bu sinir krizleri nasıl başladı?" Sude Savaşın bu sorusuna cevap vermedi,sadece omuz silkti. Anlatmak istemiyordu Savaş Sude'nin omuz silkmesine sinirlensede sinirini belli etmemeye çalışarak"Sude insan durup dururken sinir krizi geçirmez." dedi "Bana ne olduğunu anlatır mısın?" Sude tekrardan omuz silkince Savaş ayağa kalktı "Eğer anlatmayacaksan bende anneanne verdiğim sözü çiğner ve burdan giderim!" Savaş arkasına dönüp gitmeye başlayınca Sude Savaşın anneannesine verdiği sözü merak edip "Anneanneme ne sözü verdin?" diye sordu. Savaş yürümeyi bırakıp omzunun üzerinden Sude'ye döndü. "Eğer sinir krizlerinin nedenini söylemezsen bende verdiğim sözü söylemem" Sude derin bir nefes alıp "Otururmusun?" diye sordu karşısındaki boş sandalyeyi işaret ederek. Savaş Sude'nin dediğini yapıp sandelyeye oturdu "Seni dinliyorum" "8 yaşındaydım." diye başladı Sude Annem ve babam öleli daha 2 hafta olmuştu. Onları çok özlüyordum. Sonra ise anlamadığım sebepten kafama vurmaya başladım. Geri kalanını hatırlamasamda bundan sonra en ufak bir şeyde sinir krizi geçirir oldum. 8 yıldır hep böyle geçip gitti. Bir ara sinir krizi geçirirken kafama çok sert vurmuşum ve elimdede çatal varmış. Çatalda kafamı biraz delmiş ve kanamaya başlamış. Anneannem beni o halde görünce çok korkmuş ve ambulansı çağırmış. Ben kendime zarar verdiğimde anlamıyorum. Bir ara psikoloğa gitmiştim ama psikolog beni dahada kötüleştirdi. Sinir krizlerim arttı. Anneannem ise hemen o psikologla olan bağlantımızı kesti. O psikologtan 2 ay sonra artık 2 günde bir geçirir oldum ama bu son 3 ay önce bozuldu. Artık haftada 12 defa geçiriyorum. Başka bir psikolog stresli yerlerden uzak dur demişti ve bende dediğinı yapıp stresli yerlerden uzak kalmaya çalıştım. Artık haftada 8 defa sinir krizleri geçiriyorum" Savaş Sudeyi dinlerken üzülüyordu. Ona yardım atmek istiyordu. Ama yardım edebilirmiydi bilmiyordu. "Sen sinir krizi geçireceğin zaman anlıyor musun?" "Hayır anlamıyorum bir anda oluyor herşey" Sude cümlesi bitince Savaşın anneannesine verdiği söz aklına geldi. Merak ediyordu. "Eee, söyle bakalım sen anneanneme ne sözü verdin?" Dudakları kıvrıldı Savaş'ın"Öyle merak edilecek birşey değil be canım" dedi harfleri uzatarak ayağa kalkarken,tekrardan camın önüne geçip parkta oynayan çocukları seyretti. Sude ise Savaşa şaşkın şaşkın baktı "Benim söylemem için böyle bir yalan uydurdun değilmi?" Savaş omuz silkti. Sude ayağa kalkıp Savaşın yanına gitti "Sen gerçekten çok fırsatçısın" "Ne fırsatçılığımı gördün ki?" Hayretle dudaklarını araladı Sude "Tabi tabi hiç görürmüyüm!" Savaş Sude'ye dönüp birbirlerine gülümseyerek birbirlerine baktılar. Bu bakışma bir kaç dakika sürdü. İkiside birbirlerinin girdaplarında girmişlerdi. Nerde olduklarını unutmuşlardı. Bu bakışma kapının çalması sonucu bozuldu. Sude gidip kapıyı açtığında gelen kişileri ilk defa görüyordu Sude. Karşısında 3 tane takım elbiseli adamlar ve bir tane kapalı bir kadın vardı. Kadının elinde ise bir tane dosya vardı. "Buyrun?" "Sude Bulut siz misiniz hanımefendi?" diye sordu kapalı kadın. Sude kapalı kadına baktı "E-evet benim" "Anneanneniz evde mi peki?" Kadının sesinde sanki bir ima vardı "Evde yok" Kadın takım elbiseli adamlar döndü "Kızı alın. Makbule hanım yıllar önce onu evde bırakmamasını söylemiştik ve şimdi kız yalnız" Adamlar Sude nin üstüne yürümeye başlayınca Sude geriye doğru yürümeye başladı. Ellerini korkuyla havaya kaldırdı "Bana ne yapıcaksınız?" "Sizi çocuk esirgemeye arďından yetimhaneye götürü..." Kadının lafı arkadan gelen bir erkek sesiyle bölündü. "Yalnız olduğunu kim söyledi?" Kadın duyduğu erkek sesiyle Sude'nin bir kaç adım uzağındaki Savaşa çevirdi bakışlarını "Siz onun nesi oluyorsunuz beyefendi?" Savaş kesin bir şekilde cevapladı "Ben onun abisiyim..." Sude şaşkınca Savaş'a döndü "...Onu götüremezsiniz" Kadın elindeki dosyalardan bir tanesini açıp bir şeyleri kontrol ettikten sonra tekrardan Savaşa baktı "Beyefendi burda Elif hanımın sadece bir çocuğu gözüküyor" Sude Savaşın şimdi ne diyeceğini merak etmişti. "Annem daha Sude'nin babasıyla daha tanışmadan önce bir tane adamla yani babamla birlikte olmuş ve sonucunda ise ben doğmuşum. Annemde o zamanlar daha 17 yaşında ne yapacağını bilememiş ve beni başka aileye vermiş. O aileninse çocuğu yokmuş beni seve seve kabul etmişler. Şuanki ailem bana bunu 2 ay önce söylemişti bende 2 aydır gerçek ailemi ararken..." Savaş Sude'nin omzunu tuttu "...Kız kardeşimi buldum. Onunla hasret giderirken siz geldiniz" Kadın Savaşı dikkatle dinliyordu. Savaşın anlatması bitince hafifçe kafasını salladı "Anladım beyefendi, sizede rahatsızlık vermiş olduk kusura bakmayın" Savaş gülümsedi "Önemli değil size iyi akşamlar" dedi ve kapıyı kapattı. Sude hâlâ şaşkınlıkla Savaşa bakıyordu "Niye böyle birşey yaptın?" "Eğer böyle bir şey uydurmasaydım seni götüreceklerdi Sude!" Sude kaşlarını çattı "Ama böyle dediğın için annemi or... neyse o lafı ağzıma almıyacağım. Senin öyle demen sonucu annem öyle gözüktü!" Savaşta kaşlarını çattı "Neden böyle yaptığımı bilseydin bana hak verirdin Sude!" Savaş cümlesi bitince hızla salona gitti "Neden böyle yaptığını..." Sude salona doğru yürümeye başladı "...Söylede sana hak vereyim. Öylece birilerine abim olduğunu söyleyipte salona geçemezsin!" Sude terlemeye başladı. Tekrardan sinir krizi geçirmekten korktuğu için derin bir nefes alıp vermeye başladı "Eğer söylemezsen sinir krizi geçirme ihtimalim var çünkü yavaş yavaş sinirlenmeye başlıyorum Savaş haberin olsun!" Savaş Sude'ye bakıp "Otur" dedi "Anlatıcağım" Sude Savaşın ne diyeceğini merak edip hemen yanına oturdu. Savaş derin bir nefes alıp Sude'ye baktı "Anneannen bana her şeyi anlattı" Sude tek kaşını kaldırdı. Anneannesi Savaş'a ne anlatmıştı? "Nasıl yani?" "Yanisi şu;Anneannen bana senin doğum saatine kadar herşeyi anlattı" "Neden anlattı ki?" Savaş anlatmak istemede artık iş işten geçtiği için artık çok geçti "Anneannen sana not bırakmıştı değilmi?" "E-evet de not ne alaka...anlamadım" Savaş boynunu ovmaya başladı Sudeyi tekrardan sinir krizine sokmadan nasıl anlatabileceğini bilmiyordu "Not da anneannen "yarın geleceğini" yazmıştı ama daha gelmeyebilir" Sude duyduğu şey karşısında şoka uğradı ve hiddetle ayağa kalktı "Anneanneme birşey mi oldu?!" Savaş anlatmak istemesede artık kabağı patlattığı için geri kalanını getirmek zorundaydı ama ilk önce Sudeyi sakinleştirmesi gerekiyordu "Sakin ol! Otur öyle anlatayım" Sude hiddetle elini kaldırdı "Nasıl sakin olmamı isteyebilirsin?! **Anneannen daha gelmeyebilir** diyorsun ama benden sakin olmamı istiyorsun!" "Sakin olmazsan anlatmam" Sude annesine ne olduğunu merak ederekten oturdu. Anneannesine ne olmuştu? "Anlat ama sakin olmamı kesinlikle bekleme!!" "Tamam ama sakin olmaya çalış yinede" Yoksa seni kendine getiremem... Bunu dile getirmeyi çok istesede getiremedi. Sude'den ses gelmeyince Savaş anlatmaya başladı "Biliyorsun ki biz seninle tam olarak 1 hafta önce tanışmıştık. Bu 1 hafta içerisinde ne zaman bu eve gelsem anneannen **Sinir krizi geçirip uyuduğunu söylüyordu** Bende neden sürekli sinir krizi geçirdiğini merak edip sordum. Oda bana doğum saatine kadar herşeyi anlattı. Neyse işte sen dün tekrar sinir krizi geçirdiğin zaman aneannen beni aradı ve bana dün bir doktora gittiğini ve doktorun ona 3 günlük ömrünün kaldığını söyledi"

Bölüm sonu

1 yorum