İçeriğe geç

Yeniden Doğdum

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Yeniden Doğdum

Bölüm 2

Yeniden...

Ve bunlar önceki hayatıma dair hatırladığım son şeylerdi...

Vücudumun soğuktan titrediğini hissederek uyandım. Görüşüm bulanıktı. Ama etrafımda bir sürü insanın bana bir şey yaptığını görüyordum. Metal bir şey vücuduma sürtüyordu. Ve kolumda bir serum vardı. Acı hissetmiyordum ama yorgundum. Kendimi uykuya teslim ettim.

Tekrar uyandığımda bir kadın yattığım yatağın yanında uyukluyordu. Ve önümdeki tek koltukta yeni çıkmış orta yaştan biraz daha genç olan bir adam oturuyordu. Uyandığı fark etti. Ve hemen doğruldu.

"Eliza?"

Anlamamış gibi başımı yana eğdim.

"Kimsiniz acaba?"

Gözleri dolmuş bir şekilde yanındaki kadını uyandırdı.

"Kızım, Eliza uyandın bebeğim sonunda."

Herkes ağlıyordu ne yapacağımı bilemedim sadece ağzımdan iki kelime çıktı.

"Siz kimsiniz?"

"Kızım hatırlamıyor musun? Annenim kızım, biricik annen. "

"Özür dilerim. Kimsiniz tanımıyorum. Ben neden hastanedeyim?"

Arkadaki adam kadını kenara çekti ve kadına bir şeyler söyledi.Ve bana doktoru çağıracağını söyledi.

Doktor beni kontrol ettikten sonra bir şeyimin olmadığı söyledi ama annem olduğunu söyleyen kadın itiraz etti.

"Ama kızım beni tanımıyor. Nasıl olur da ona iyi diyebilirsiniz?"

"Kızınız tamamen sağlıklı sanırım ameliyat onda bir travma yarattığı için şok geçirmiş. Bu geçici bir süreç kızınız anıları tekrar hatırlayacaktır. Tekrar geçmiş olsun."

Kadın bir iç çekti. Ve oturduğu yerden doğruldu. Ve bana sıkıca sarıldı ama ben ona sarılmadım. Onları hâla tanımıyordum. Onlarara güvenebilir miyim? Hiç bilmiyordum. Ama bir süre daha beklemeye karar verdim.

Kolumdaki serum bitmek üzereydi. Karşımdaki adam hâla beni izliyordu.

"Eliza cidden bizi hatırlamıyor musun ?"

"Kendi ismimi bile daha yeni ögrendim ne bekliyorsun seni hatırlamamı mı?"

Bana ters ters bakmaya başladı. Ona ne bakıyorsun dercesine kafa salladım.

"Kaç yaşımdayım?"

"17"

"Adım ne?"

"Eliza şaka yapmayı kes artık çocuk değilsin!"

"Şaka yaptığı kim söyledi. Ve soruma cevap ver!"

İnanamaz bir bakışla bana baktı.

"Eliza Harrison adın bu."

"O kadın kimdi?"

"Eliza o senin annen. Annemiz..."

Sesi kızgından çok üzüntülü bir şekilde çıkmıştı. O abimmiş. Ama niye böyle bir şey hatırlamıyorum. Anılarımı yokluyordum ama beynimin içi bomboştu. Bu beden çok güçsüz gözüküyordu ama yine de güzeldim.

"Adın ne?"

"Tyler"

"Kaç yaşındasın?"

"20"

"Peki o kadın nerde?"

"Ona 'o kadın' demeyi bırakmalısın o senin annen. Ve soruna gelecek olursam eve gitti senin için ve kendi için kıyafet almaya ama biraz dinlendikten sonra geri dönecek yani onu merak etme."

"Benim neyim var da burda tutuluyorum?"

"Böbrek yetmezliğin vardı ama artık düzeldin merak etme abicin sana bir böbrek buldu.^^)"

"Okula gidiyor muyum?"

"Hayır gitmiyordun. Evde eğitim alıyordun. Pek dışarı çıkmayı sevmezdin. Kendini hep eve kapatırdın. Bazen kendini ev halkına bile göstermiyordun. Annemiz seni bir kırılabilir cam bardak gibi koruyordu sanki. O sana çok düşkün. "

Bunları anlatırken sanki annemin bana düşkün olduğunu değilde onun bana düşkün olduğunu hissetmiştim. Ama bu konuyu boşverdim.

"Onun adı ne?"

"Amanda. Annemizin adı Amanda."

"Ne zaman eve gidebileceğiz?"

"Akşama çıkarız merak etme. Ama eve gidincede dinlenmen lazım yani yatağından çıkma."

"Ben iyiyim benim için endişelenmene gerek yok."

Bana bir telefon uzattı.

"Bu ne?"

"Al bunu bu senin telefonun. Merak etme telefonunu karıştırmadım."

"Telefonun şifresini bile hatırlamıyorum versen neye yarar?"

"Belki hatırlarsın diye vermiştim."

Telefonu elime aldığımda ellerim benim kontrolümde değildi sanki. Birisi onları kontrol ediyor gibi hissetmiştim. Bir şifre girmişti ve telefon açılmıştı.

"Hani hatırlamıyordun?"^^)

"Ben hatırlamadım ki ellerim yazdı."

"Öyledir öyle.**)"

Bu çocuktan hiçbir şey anlamıyordum. Çok garip davranıyordu. Fazla gülüyordu. Sanki gülüncek bir durum vardı.<~>

Odanın kapısı çalındı ve içeri doktor girdi. Beni son bir kez daha kontrol ettikten sonra serumumun bittiğini gördü. Taburcu vaktimin geldiğini söyledi ve odadan çıktı. Sonunda hastaneden çıkabilmiştim.

Eve dönüş yolunda hiçbirimizden ses çıkmıyordu. Ve zaten sesi kaldırabilecek durumda değildim. Başım çatlıyordu. Hayatımda sanki böyle bir acı çekmemiştim. O sırada büyük bir kapıdan içeriye girdiğimizi gördüm. Ve evi gördüm. Ev bir kaleye benziyordu. Surlarla çevriliydi. Sanki orta çağdaki derebeylerin kalesine benziyordu.

"Burası yaşadığım yer mi? Neyim ben derebeyin kızı mı?"

"Birinci soru evet burası yaşadığın yer, ikinci soru bir dereybeyin kızı değilsin ama benim kardeşimsin. Ve bu ev bir derebeyden kalma. Bizim soyumuzdan bir derebeyin evi. Yani soylusun rahatına bakabilirsin."

"Bu devirde soyluların hükmü geçmiyor diye biliyordum. Ve seni bu kadar önemli kılan ne?"

"Evet diğer soyluların geçmiyor ama benimki geçiyor. Ve ben önemli bir şahsiyetim. Yani söylediklerimi iki etme."

"Ben senin bir ego yumağı olduğunu düşünüyorum ama hadi neyse."

"Ne dedin tekrar söyler misin duyamadım??"

"Ah.(!) Ben onu sesli mi söylemişim. Neyse yalan bir şey demedim. Üstüne alınsan iyi edersin."

Bir şey demedi. Sanırım bayağı alındı. Aslında bu adamı çok sevmiştim. Aslında çok alıngan bir kişiliği var. Yüzümde bir gülümseme belirdi. Ve cama kafamı yasladım.

Araba durunca hemen kapıyı açıp aşağı indim. Ve kapının önünde durdum. Neden bu kadar büyük kapılar yapmışlar ki? Tamamen gösteriş için bence. Bir anda koca kapı büyük bir sesle açıldı. Bir kapı açılma sesinin bu kadar korkunç olduğunu bir düşünebilirim sanırım. Ve eve ilk adımımı attım.

Bölüm sonu

1 yorum