Üniversitedeki ilk sabah...
Kampüs, öğrencilerin heyecanlı konuşmalarıyla doluydu. Kimisi yeni arkadaşlar ediniyor, kimisi sınıfını arıyordu.
Emir ve Laren ise kampüsün girişinde buluştu.
"İnanamıyorum." dedi Laren gülerek. "Gerçekten aynı üniversitedeyiz."
Emir omuz silkti.
"Ben de buna alışmaya çalışıyorum."
"Yalancı."
"Neden?"
"Bana haftalarca hiçbir şey söylemedin."
Emir suçlu bir ifadeyle gülümsedi.
"Sürpriz bozulmasın diye."
Laren hafifçe koluna vurdu.
"Bir daha böyle sürpriz yaparsan seninle bir hafta konuşmam."
"Bir hafta dayanamazsın."
Laren cevap vermedi.
Sadece gülümsedi.
Çünkü Emir haklıydı.
İlk dersleri aynı amfideydi.
İçeri girdiklerinde neredeyse bütün sıralar dolmuştu.
En arka tarafta iki boş yer bulup oturdular.
Tam ders başlayacakken yanlarına bir çocuk geldi.
"Burada oturabilir miyim?"
Emir başını salladı.
"Tabii."
Çocuk gülümseyerek yerine geçti.
"Ben Aras."
"Ben Emir."
"Ben de Laren."
Aras oldukça konuşkan biriydi. Daha ilk dakikadan ikisiyle de sohbet etmeye başlamıştı.
Ders boyunca sık sık Laren'le konuşuyor, yaptığı şakalarla onu güldürüyordu.
Emir bunu fark etti.
Ve ilk kez...
İçinde daha önce hiç hissetmediği garip bir duygu oluştu.
Ders bittiğinde Aras gülümseyerek,
"İsterseniz kampüsü birlikte gezelim." dedi.
Laren heyecanla,
"Olur."
diye cevap verdi.
Emir ise kısa bir sessizliğin ardından,
"Benim biraz işim var. Siz gidin."
dedi.
Laren şaşkınlıkla ona baktı.
"Emin misin?"
"Evet."
İkisi uzaklaşırken Emir oldukları yerde kaldı.
Onların gülerek konuşmalarını izledi.
Kendi kendine mırıldandı.
"Bu his de ne şimdi..."
Daha önce Laren'i başka biriyle hiç kıskanmamıştı.
Belki de...
Bu his, sadece çocukluk arkadaşlığından ibaret değildi.