Sabah saat tam dokuzda Emir, kampüsün hemen karşısındaki küçük kafeye geldi.
Şaşırtıcı bir şekilde bu kez geç kalmamıştı.
Laren onu görünce gülümsedi.
"İlk defa benden önce geldin."
Emir omuz silkti.
"Demek ki önemli bir şey konuşacağız."
Laren'in gülümsemesi yavaşça kayboldu.
"Evet... önemli."
Garson siparişlerini aldıktan sonra kısa bir sessizlik oldu.
Emir'in aklına binlerce ihtimal geliyordu.
"Yoksa... biriyle mi tanıştı?"
"Aras'tan mı hoşlanıyor?"
Laren derin bir nefes aldı.
"Emir..."
"Hı?"
"Son zamanlarda çok değiştin."
Emir başını eğdi.
"Farkındayım."
"Eskisi gibi her şeyi anlatmıyorsun."
"Sadece biraz yoğunum."
Laren başını iki yana salladı.
"Hayır. Senden bunu beklemiyordum."
Bu söz Emir'in canını acıttı.
Çünkü haklıydı.
Laren'e sürpriz yapmak isterken onu kırmıştı.
Şimdi ise duygularını da saklıyordu.
"Özür dilerim."
Laren hafifçe gülümsedi.
"Biliyorum. Ama senden tek istediğim şey, bana karşı dürüst olman."
Emir uzun süre sustu.
Tam her şeyi anlatacakken telefonu çaldı.
Ekranda annesinin adı yazıyordu.
"Bir saniye."
Telefonu açtı.
Konuşması sadece birkaç dakika sürdü.
Geri döndüğünde Laren dalgın dalgın pencereden dışarı bakıyordu.
"Ne diyordun?" diye sordu Emir.
Laren hafifçe gülümsedi.
"Boş ver."
"Hayır, söyle."
"Başka zaman."
Konuyu değiştirdi.
Emir, Laren'in aslında söylemek istediği şeyi söyleyemediğini hissetmişti.
Kafeden çıkıp kampüse doğru yürürlerken karşılarına Aras çıktı.
"Tam sizi arıyordum!" dedi gülerek.
"Bu akşam birkaç kişi sahilde buluşacağız. Siz de gelin."
Laren hemen kabul etti.
"Olur."
Aras, Emir'e baktı.
"Sen de geliyorsun, değil mi?"
Emir kısa bir sessizlikten sonra başını salladı.
"Gelirim."
Akşamın nasıl geçeceğini bilmiyordu.
Ama içinde garip bir his vardı.
Sanki bu gece, sadece arkadaşça bir buluşma olmayacaktı.