Akşam saat yediye doğru Emir sahile ulaştı.
Uzaktan kahkahalar duyuluyordu.
Laren, Aras ve sınıftan birkaç kişi çoktan gelmişti. Kumsala büyük bir örtü sermiş, yiyecek ve içecekler hazırlamışlardı.
"Emir!" diye seslendi Laren. "Buraya gel!"
Emir gülümseyerek yanlarına oturdu.
Bir süre sohbet ettiler, oyunlar oynadılar ve gün batımını izlediler. Herkes eğleniyordu.
Aras, gitarını çantasından çıkarıp birkaç melodi çalmaya başladı.
Herkes şarkılara eşlik ederken Emir'in gözü sürekli Laren'deydi.
Laren'in gülüşü hiç değişmemişti.
Çocukken nasılsa, şimdi de öyleydi.
Tam o sırada Laren ayağa kalktı.
"Biraz yürüyüş yapacağım."
Emir de ayağa kalktı.
"Ben de geleyim."
İkisi sessizce deniz kenarında yürümeye başladı.
Dalgalar ayakkabılarına kadar ulaşıyor, serin rüzgâr saçlarını savuruyordu.
Laren sessizliği bozdu.
"Burayı özlemişim."
"Biz zaten sık sık geliyoruz."
"Hayır..."
Laren denize baktı.
"Eskiden hiçbir şeyi düşünmeden gelirdik. Şimdi sürekli geleceği düşünüyorum."
Emir onu dikkatle dinliyordu.
"Her şey çok hızlı değişiyor."
"Değişmeyen şeyler de var."
Laren merakla baktı.
"Mesela?"
Emir hafifçe gülümsedi.
"Ben."
Laren de gülümsedi.
"İyi ki varsın."
Bu üç kelime Emir'in kalbine dokundu.
Tam o anda, söylemek istediği cümle boğazına kadar geldi.
"Ben senden hoşlanıyorum."
Ama söyleyemedi.
Sadece gülümsedi.
Birlikte gün batımını izlediler.
Arkalarında ise Aras onları uzaktan izliyordu.
Yüzünde düşünceli bir ifade vardı.
Sanki Emir'in Laren'e bakışlarını fark etmişti.