İyi Okumalar
Gecenin bir yarısı, Alistair’ın devasa haritalarla dolu loş çalışma odasında sadece tek bir mum yanıyordu. Genevieve’in saraydaki sinsi bakışlarından ve içimdeki o karmaşadan kaçmak için kendimi buraya, onun güvenli limanına atmıştım. Alistair, kapının sesini duyar duymaz başını belgelerden kaldırdı. Üzerindeki o sert askeri ceketi çıkarmış, siyah keten gömleğinin üst düğmelerini gevşetmişti. Beni görür görmez gözlerindeki o buz mavi, yerini anında yakıcı bir kor deryasına bıraktı.
"Melisande..." dedi, sesi her zamankinden daha derin, daha hırçın ve kısık çıkmıştı.
Hiçbir şey söylemedim. Aramızdaki o amansız çekime karşı koyamayacak kadar dolmuştum. Adımlarım benden bağımsız bir şekilde ona doğru ilerledi. Tam önünde durduğumda, o koskoca krallığı demir yumrukla yönetmeye hazırlanan veliaht prensin ellerinin hafifçe titrediğini gördüm.
"Gitmeni söyledim, Melisande," diye fısıldadı, yüzünü yüzüme doğru eğerken. Nefesi, dudaklarımı yakacak kadar sıcaktı. "Eğer şimdi gitmezsen, bir daha seni bu odadan salmam."
"Gitmiyorum, Alistair," dedim, gözlerinin içine meydan okurcasına bakarak. "Beni bu yangının ortasında bırakan sendin. Şimdi o soğuk kulelerinin cezasını ikimiz birlikte çekeceğiz."
Bu cümle, Alistair’ın yıllardır ördüğü tüm mantık duvarlarını tek bir saniyede yerle bir etti. Güçlü elleri aniden belimi kavradı ve beni tek bir hamlede arkamdaki devasa meşe çalışma masasına doğru çekti. Sırtım masanın kenarına yaslandığında, kalbimin göğüs kafesimi delercesine attığını hissedebiliyordum. Alistair, aramızdaki tüm mesafeyi yok ederek bedenini bedenime yasladı. Omuzlarının heybeti ve keten gömleğinin altından yayılan o delirtici sıcaklık, tenime bir dalga gibi çarptı.
"Sen bir zehirsin..." diye fısıldadı, dudakları boynuma kapandığı an.
İlk dokunuşu o kadar possessesif, o kadar aç ve hırçındı ki, istemsizce dudaklarımdan kısık bir inilti döküldü. Alistair, o ince ipek geceliğimin omuzlarımdan aşağı süzülmesine izin verirken parmak uçları çıplak tenimde adeta alevden izler bırakıyordu. Dudakları boynumdan köprücük kemiklerime, oradan da göğsümün üzerindeki o hassas kıvrımlara doğru indi. Her bir öpücüğü, her bir sert dokunuşu beni daha da derin bir girdabın içine çekiyordu.
Ellerimi onun gür saçlarının arasına daldırdım, onu kendime daha da yakınlaştırmak istercesine kendimi yukarı doğru çektim. Alistair, kontrolünü tamamen kaybetmiş bir avcı gibi çıplak kalçalarımı sımsıkı kavrayıp beni masanın üzerine doğru biraz daha kaldırdı. Bacaklarım, onun güçlü belinin iki yanına dolandığında, aramızdaki o cinsel tansiyon artık geri dönülemez bir boyuta ulaşmıştı. Tenlerimizin birbirine her sürtünüşünde odadaki loş hava daha da ağırlaşıyor, nefeslerimiz birbirine karışıyordu.
"Bana ait olacaksın," diye mırıldandı, dudakları bu kez kendi dudaklarımla hoyratça, tüm dünyayı yakacak kadar tutkuyla birleşirken. O sert veliaht gitmiş, yerine beni tamamen sahiplenmek, ruhumu kendi ruhuna mühürlemek isteyen vahşi bir adam gelmişti. Masanın üzerindeki kağıtlar, haritalar umursamazca yere saçılırken, biz o loş ışığın altında, sadece birbirimizin sıcaklığıyla ve delice bir aşkla yanıyorduk...
Alistair, bacaklarımı beline dolamamla birlikte inleyerek dudaklarımı daha da derin ve aç bir hırsla mühürledi. Güçlü elleri, ince geceliğimin kumaşını kalçalarımdan yukarı doğru sertçe sıyırdı; çıplak tenim onun keten gömleğinin sert dokusuyla birleştiğinde vücudum baştan aşağı titredi. Sabırsız parmakları gömleğinin düğmelerini tek bir hamlede koparıp masanın üzerine saçarken, o geniş ve kaslı göğsü tamamen açığa çıktı.
"Daha fazla bekleyemem, Melisande... Beni tamamen delirtiyorsun," diye hırıldadı.
Göğüslerimiz birbirine mühürlenir gibi yapıştı; teninden yükselen o yoğun erkek kokusu ve delirtici sıcaklık odadaki loş havayı tamamen yaktı. Alistair çıplak kalçalarımı masanın kenarında sımsıkı kavrayıp beni kendine doğru daha sert, daha derinden büktü. Bedenlerimizin o en mahrem, en sıcak noktası birbirine her sürtündüğünde, kasıklarımdan yukarı doğru tırmanan o yoğun şehvet dalgasıyla başım arkaya düştü. İki elini birden kalçalarımın altına geçirip beni masanın üzerinde tamamen çıplaklığımla altına alırken, dudakları göğüs uçlarıma kapandı. Dişlerini hafifçe tenime geçirerek orayı sertçe emmesiyle odanın içinde yüksek, keskin bir inilti koyuverdim.
Alistair bu sesle tamamen vahşileşti. Bacaklarımı daha da iki yana ayırarak aramıza yerleşti; sertliği çıplak tenime her dokunduğunda nefesim kesiliyor, tırnaklarımı onun kaslı omuzlarına ve sırtına geçirmekten kendimi alamıyordum. Bizi ayıran son ipek parçaları da masanın altına dökülürken, o loş odada sadece tenlerimizin birbirine çarpan hırçın sesi ve gitgide hızlanan nefeslerimiz yankılanıyordu. Artık dönüşü olmayan o günahkar ve cüretkar zirveye saniyeler kalmıştı...
Alistair, aramızdaki son ipek parçası da masanın altına döküldüğünde çıplak tenimin sıcaklığıyla boğukça inledi. Geniş avuçlarını çıplak kalçalarımın altına yerleştirip beni mermer masanın kenarında yavaşça kendine doğru çekti. Erkekliğinin o sert ve yakıcı sıcaklığı, ıslanan kasıklarıma her sürtündüğünde içimde biriken o delirtici arzu dalgasıyla başım geriye düştü.
"Melisande... Seni tamamen içimde hissetmek istiyorum," diye hırıldadı, nefesi dudaklarımı yakıyordu.
Bacaklarımı onun geniş beline daha da sıkı doladım. Alistair acele etmedi; o buz gibi prensin altındaki her bir kasın gerildiğini hissederken, kalçalarıma uyguladığı o ağır baskıyla yavaşça ve santim santim içime sızmaya başladı. İçimin onun o devasa sertliğiyle tamamen dolup gerildiğini, genişlediğini iliklerime kadar hissettiğim an, odanın loş duvarlarında yankılanan derin ve şehvetli bir inilti koyuverdim.
Alistair bu sesle birlikte gözlerini gözlerime dikti; o buz mavisi bakışlar şimdi tamamen arzuyla kararmıştı. Beni tamamen hissetmek ister gibi duraksadı, ardından kalçalarımı sımsıkı kavrayıp masanın üzerinde yavaş ama son derece derin, hırçın darbelerle beni alt üst etmeye başladı. Tenlerimizin birbirine her sert ve ıslak çarpışında çıkan o şehvetli ses, gitgide hızlanan nefeslerimize karışıyordu. Her git-gelde içimdeki o kıvrandırıcı sıcaklık daha da büyüyordu.
Tırnaklarımı onun çıplak sırtına ve omuzlarına geçirip kendimi ona doğru daha da ittim. Alistair tempoyu yavaşça artırarak daha da derinleşiyor, dudakları boynumu ve göğüs uçlarımı sertçe emip ısırarak beni zevkten delirtiyordu. Kasıklarımdaki o yoğun, elektrikli şehvet zirveye ulaşıp tüm bedenimi zevk krizleriyle titretirken, Alistair da kasılarak boğuk bir çığlıkla içime sıcaklığını tamamen boşalttı. İkimiz de nefes nefese masanın üzerinde birbirimize mühürlenmişken, dışarıdaki koridordan kapıya inen o ilk sert balta darbesi duyuldu
İlk defa +18 tane yazdığım için kötü olduysa kusura bakmayın yorumlarınızı bekliyorum










