İçeriğe geç

Yeminlerin ötesinde

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Yeminlerin ötesinde

Bölüm 14

Fırtınadan Sonraki Sessizlik

Beyaz Güller Bahçesi’ndeki o büyülü anın üzerinde asılı kalan sessizlik, ikimizin arasında görünmez ama aşılmaz bir bağ örmüştü. Alistair’ın gözlerindeki o dingin mavi, sarayın tüm soğukluğunu unutturacak kadar derindi. Bakışları yüzümün her bir çizgisinde, bir ressamın tuvaline son dokunuşlarını yapması gibi özlemle geziyordu.

Alistair yavaşça bana doğru eğildi. Aramızdaki o son birkaç santimlik mesafe, rüzgarın esintisiyle yok oldu. Dudakları dudaklarıma değdiği an, zaman tamamen durdu. Bu, ne hırçın bir tutkunun ne de saray entrikalarının bir parçasıydı; sadece iki yalnız ruhun, fırtınanın ortasında birbirine sığındığı, masum ve sıcacık bir dokunuştu. Tenime yayılan o hafif sıcaklık, içimdeki buz tutmuş tüm mermerleri tek bir saniyede eritmeye yetti.

Gözlerimi kapattığımda, kalbimin göğsümü delercesine attığını hissettim. İçimdeki Elara ve büründüğüm Melisande ilk kez aynı duyguda buluşmuştu.

Dudakları dudaklarımdan yavaşça ayrıldığında, Alistair’ın nefesi hâlâ yüzümü ısıtmaya devam ediyordu. Gözlerimi açtığımda bana öyle derin ve şefkatle bakıyordu ki, yanaklarımın alev alev yandığını hissettim. İçimde aniden beliren o tatlı utanç duygusu, tüm bedenimi ele geçirdi.

Daha fazla orada kalamazdı zihnim. Kalbim bu kadar yoğun bir hissi taşıyamayacak kadar hazırlıksızdı.

"Alistair..." diye fısıldadım, sesim heyecandan titriyordu.

Hızla ayağa kalktım. Bakışlarımı ondan kaçırarak, utançtan kızarmış yüzümü saklamak istercesine başımı öne eğdim. Keman kutumu nasıl tuttuğumu bile fark etmeden alelacele elime aldım.

Alistair arkamdan hafifçe uzanmak istedi. "Melisande, bekle..."

Ama ben cevap veremedim. Arkamı dönüp, bahçenin mermer koridorlarında hızlı adımlarla yürümeye başladım. Kalbimin ritmi adımlarımı hızlandırıyor, yanaklarımdaki o sıcaklık bir türlü geçmiyordu. Sarayın koridorlarından adeta süzülerek geçtim; ne muhafızları ne de etraftaki soyluları görüyordum. Zihnimde sadece o tek bir an yankılanıyordu.

Odamın kapısına vardığımda, hızla içeri girip kapıyı arkamdan kapattım. Sırtımı ahşap kapıya yaslayarak derin derin nefes almaya çalıştım. Göğsüm hızla inip kalkarken, elim istemsizce dudaklarıma gitti. Parmak uçlarımla, hâlâ onun sıcaklığını taşıyan dudaklarıma dokundum.

Ayna kaplı masaya doğru ilerleyip yansımama baktım. Yanaklarım kıpkırmızıydı, gözlerimde ise daha önce hiç görmediğim o masum ışık parıldıyordu. İntikam için kurduğum bu taht oyununda, ilk kez kontrolümü tamamen kaybettiğimi ve bu tatlı utancın beni baştan aşağı sardığını kabullenmek zorundaydım Ne düşüneceğimi bilmiyordum gerçekten az önce öpüşmüş müydük acaba ne hissediyordu pişman mıydı?

Bölüm sonu

18 yorum