Elimdeki kitabı okurken bir taraftan da altını çizmek ve notlar tutmak için kullandığım kalemi dişlerimin arasında eziyordum.
Normalde tarih kitabını elime aldığımdan beş dakikadan fazla okuyamazken bu kitabı nerdeyse yarılamıştım. Kitap mı beni sürüklüyordu mavi gözlü verdiği için mi okuyordum emin değildim.
Aklıma gelen fikirle telefonumu elime aldım mağazadaki kızlarla kurduğumuz mesaj grubuna girip nazlıya mesaj attım.
Mağranın Prensesleri
Umay: Nazlıııu
Umay: Dünkü çocuk bugün gelirse bana haber et
Umay: Adam*
Nazlı: Oki aşk djjdndjd
Feyza: Dünkü adam kim ayol
Nazlı: Dün umaya biri kitap hediye etti
Feyza: Şakaaa
Feyza: Nası biri
Umay: Çok yakışıklı
Umay: Arklar ben bu adamı metrobüste görmüştüm ayağına vurmuştum yanlışlıkla sonra hoop mağazada karşılaştık.
Feyza: Ohaa tesadüfe bakk
Umay: İnş yine gelir
Feyza: İnş kanka
Ben yarı zamanlı çalıştığım için her gün iş yerinde olmuyordum ve ben yokken mağazaya gelirse haberim olsun istemiştim.
Telefonun ekranı karartıp kitabıma geri döndüm. İsmini hala bilmediğim adamı bu kadar düşünmemeliydim belki de. Kafamı iki yana sallayıp kitabı masamın üzerine bıraktım. Onunla tekrar karışlaşmak istiyordum.
Telefona gelen bildirim sesi ile bildirim panelini kontrol ettim.
Mehmet abi: Napıyorsun
Umay: Kitap okuyorum sen?
Mehmet abi: Ders çalış ders bırak kitabı neyi
Umay: Çalışıcaaammm of
Umay: Sen napıyorsun
Mehmet abi: Ofisteyim napiyim
Umay: Çaliş bana para gitir caniim
Mehmet abi: Çaliş kazan canim
Umay: Kırıldım
Mehmet abi: Ağla
Umay: 😡😡
Mesajlaşmaya kapatırken sırıtıyordum alem adamdı cidden. İyi bir arkadaştı benim için.
“Umay, mutfağa gel!” Annemin seslenmesi ile mutfağa geçtim. Ocağın başında tencereden kepçeyle aldığı aşureyi taslara koyuyordu.
“Anniş aşure mi yaptın?” En sevdiğim tatlıydı aşure.
“Komşulara dağıtta gel hadi sonra da sen ye.” Kafamla onu onaylayıp pijamalarıma aldırmadan kapının önüne çıktım arkamdan annem aşurelerin olduğu tepsiyle geldi.
“Dikkat et düşme merdivenden he.” Annemin uyarısıyla kafamı salladım ve dikkatli bir şekilde merdivenlerden indim.
Alt komşumuz olan babamın kuzeninin zilini çaldım. Kızı Büşra açmıştı kapıyı.
“Merhaba Umay abla.”
“Merhaba, annem gönderdi.” Diyerek tepsiyi ona uzattım. Tepsinin içinden bir kase aldığında geri çekmeden bekledim.
“Bir kase daha al sen.”
“Teşekkür ederiz.”
“Rica ederiz.” Umarım sizde gönderirsiniz dememek için kendimi zor tuttum o da zaten kapıyı kapatmıştı.
Aşure puanlaması yapmayı aşırı severdim insanlarım getirdiklerini mutlaka tada işin sonunda da hepsini sıralardım. Gurmeydim.
Üst kata geri çıktım bizi es geçerek bir üst kata daha yani yeni komşularımızın katına geldim ve zili çaldım. Umarım açmazdı, hem ukala komşuyu görmek istemiyordum hem de aşureyi bem yemek istiyordum.
Ben düşünceler içindeyken kapı açılmıştı.
“Merhaba, annem yolladı.” Önce bana sonra tepsiye baktı. Tepsinin içinden bi kase aşureyi aldı.
“Teşekkür ederim komşu.” Samimi tavrına şaşırsam da ayak uydurdum.
“Rica ederim komşu, çaya da beklerim.” Kaşları çatıldı ardından kocaman gülümsedi. Dalga geçtiğimi anlamıştı.
“Mutlaka gelicem komşu.” Kafamı salladım tam arkamı dönücekken aklıma gelenle durdum.
“Bilirsin tabak boş gönderilmez aşureni beklerim.”
“Tabii hayatımda yiyeceğin en güzel aşureyi yollayacağım sana.”
“Ayy gerçekten mi?” Anlık sevincime bende şaşırmıştım. Yollayacak mıydı gerçekten.
“Gerçekten.” İyi diyerek bir üst kata yani son kata çıktım. Burada apartman yöneticisi abi ve eşi oturuyordu onlarında aşuresini verip eve gördüm.
Yapacak hiçbir şeyimin olmadığından bilgisayarımı açtım ve discordda online olan arkadaşlarıma göz gezdirdim. Gruptan bir kaç kişinin oyunda olduğunu görünce bende onlara katıldım.
Cem abi, Ahmet ve Yağmurla çok sık bir araya gelip oyun oynuyorduk. Normalde oyunda bu kadar kafa dengi ve seviyeli arkadaşlar bulmak zordu. Cem abi programcıydı ve bölümle alakalı aklıma takılan şeyleri ona sorabiliyordum. Yağmur bilgisayar mühendisliği son sınıf öğrencisiydi ve benim aksime kendisi bayılarak okuyordu bu bölümü.
Elimdeki fareyi heyecanla döndürürken sesli sohbetteki arkadaşlarım bana info veriyorlardı.
“Umay sağından ses alıyorum.” Ben sağımı solumu karıştırıyordum!
“Ahmet sus kafam karışıyor canım arkadaşım(!)” Fareyi tutan elim sağ. Derin bir nefes sağa dönememle kurşunu kafama yemem bir olmuştu. İrkilerek geri kaçtım. Chate gelen ‘nt’ mesajları ise moralimi toparlayamamıştı.
Kolsuzdum, en azından bunu kabul ediyordum.
Oyunu kaybetmemizin ardından kapatmış ve hepimiz kamera açarak discorddan sohbet etmeye başlamıştık.
“Geçen mağazada bir müşteri bana kitap hediye etti.” Evet bir şey yaşadığım zaman onu seksen bir milyona duyurmam gerekiyordu.
Evet nazar gel beni bul. Ben kaşındım.
“Şaka! Ohaa çok tatlı tamıyor muydun? Nasıl biri?” Yağmurun peş peşe sorduğu sorularla güldüm.
“Kızım bir susta konuşsun. Anlat Umay hadi.” Cenk abinin konuşmasıyla Yağmur susmuş ama göz devirmeyi ihmal etmemişti. Hep didişirlerdi zaten.
“Bir gün önce metrobüste gördüm sonra da mağazada bana bir kitap önerdi sonra da aldı ve hediye etti. Çok tatlıydı off sürekli aklıma geliyor.” Ellerimle yüzümü kapatıp kafamı aşağıya eymiştim.
“Tipi nasıl?” Yağmur yeni bir soru sorduğunda hemen anlatmaya başladım onun hakkında saatlerce konuşabilirdim.
“Etkileyici. Uzun boyu, geniş omuzları yani çok güçlü duruyor. Yürüyüşü hele bir şey anlatırkenki o sesi. Etkilenmemek elde değil.” Yağmur heyecanla beni dinlerken Cem abi sırıtıyordu.
“Ee bir daha görebilecek misin adamı?” Cem abinin sorusu ile aklımda dönüp dolaşan düşünce bir sese dönüşmüştü.
“Bilmiyorum, mağazaya gelirse belki.”
“Sana verdiği kitabın sayfalarına bak belki numara bırakmıştır.” Ahmet bu konu hakkında ilk defa konuştu ama inanılmaz mantıklı konuşmuştu. Hızla masada duran kitabı alıp sayfalarını özenle karıştırdım ama numara falan yoktu.
“Yok numara ya da bir not.”
“Umay üzülmeni istemem ama sadece jest olsun diye almış olabilir mi kitabı.” Tabi ki olabilirdi sonuçta insanlar birbirlerine iyilik yapardı.
“Görünüşe göre öyle. Off keşke öyle olmasaydı. Keşke o da benden etkilenseydi.” Ahmet bu halime kahkaha atmıştı.
“Bir de bayıl Feriha.” Ona dil çıkardım.
“Ee siz neler yapıyorsunuz.”
“Ben terfi aldım.” Cem abi keyifle gülümseyip arkasına yaslandı. Ellerimi çırparak sevincine ortak oldum.
“Tebrik ederiim! Ayy yapacağını biliyorduk zaten.”
“Ee ne ısmarlıyorsun bize?” Ahmet yine bildiğimiz gibiydi. Akşam olduğu zaman bu çocuğa yemek yeme perileri geliyordu. Bu saatlerde yemek yemesine rağmen çok zayıf bir çocuktu.
“Bu arada bir buluşma yapalım ne dersiniz?”
“Çok iyi olur. Piknik yapalım!” Yağmur heyecanla yerinde doğrulmuştu.
“Tamam ben diğerlerine de haber vereyim kalabalık eğlenceli olur.”
Daha önce internetten tanıştığım kimseyle buluşmamıştım benim için farklı bir deneyim olacaktı..
🍓
Hikayenin gidişatı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yorum yapmayı ve bölümü beğenmeyi unutmayıın
Çok öpüyoruum
-sev
🍓
