İçeriğe geç

Yazın sihri

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Yazın sihri

Bölüm 9

Geçmiş

“Ben 7 yaşındayken annem ile evimizde oturuyorduk. Bir anda babam eve geldi ve bizi bir yere götüreceğini söyledi. Annem ile ben heyecanlanmıştık. Annem çocuk ruhlu bir kadındı. Çocukların sevdiği şeyleri severdi o da.” Dediğinde gülümsüyordu. Ben elimi kolundan çekmemiştim hâlâ.

“Annemle güzel güzel hazırlandık ve arabaya binmek için dışarı çıktık. Ama o an birisi annem ile beni tuttu. Sonra gözüm karardı.” Dediğinde Ayaz gözlerini kapatmıştı.

“Ardından gözlerimi açtığımda bir odada sandalyeye bağlanmış bir şekilde oturuyordum. Küçük bir odaydı. Karanlıktı. Etrafıma baktım ama annemi göremedim. Anneme seslendim ama yoktu. Ağlamaya başlamıştım tabi.” Dediğinde baş parmağında tırnağının yanındaki deriyi soymaya başlamıştı.

“Sonra bir anda babam geldi. Korkunç gözüküyordu. İçmişti. Delirmiş gibi bir hali vardı. O gün babamdan delicesine korktuğumu fark ettim.” Dediğinde bende babamdan korktuğumu fark ettim. Bu yönden Atlas ile benziyorduk.

“Babam bana bir şeyler söyledi. ‘benden kurtulacaksın’, ‘istediğini vereceğim’ tarzı şeyler söylemeye başladı. Tabi ben ne olacağını bilmiyordum. Öylece korkuyla babama bakıyordum. Babam gülmeye başlamıştı. Kahkahaları odayı çınlatıyordu resmen. Anlamamıştım ne olduğunu.” Dedi Atlas. Elini saçlarına geçirdi ve karıştırdı. Ardından Ayaz kalktı ve biraz ötede ki kafeye gitti. Su alacaktı sanırım.

“Babam elini 3 kere birbirine vurdu ve annemi sandalyeye bağlı bir şekilde 2 adam getirdi. Annemi benim 30 santim öteme koydular. Anne diye bağırdım ve hıçkırarak ağlamaya başladım.” Dedi. Ayaz suları getirmişti. 2 tanesini aldım ve 1 tanesini açıp Atlas’a verdim. Yavaşça elimden aldı suyu biraz içti. Suyu elinde tutarken anlatmaya devam etti.

“Annem de ağlıyordu. Ben ise çok korkuyordum. Anneme bir şey olacak diye. Babam bir anda silah çıkardı ve annemin etrafında dolanmaya başladı. Annem de bende çığlık atıyorduk. Annemin çığlıkları boğuk boğuk çıkıyordu çünkü ağzı da bağlıydı tabi.” Dediğinde elindeki suyu tekrar içti.

“Babam annemin etrafında dolanmayı bıraktı ve ona sert bir tokat attı. Çığlıklarım artmıştı. Annem de olacakları anlamış gibi hiçbir şey yapmadan oturuyordu. Sadece gözünden yaşlar süzülüyordu. Ben ise çığlık atıyordum ama babam duymuyor gibiydi. Ardından anneme bir tokat daha attı. Bir tokat daha ve bir tokat daha.” Dediğinde elindeki su titriyordu. Suyu Atlas’ın elinden aldım ve anlatmasını bekledim. Düşündüğüm şey olacak diye çok korkuyordum.

“En son babam tokat atmayı bıraktı ve silahı anneme doğrulttu. Hıçkırıklarım artmıştı çünkü delicesine korkuyordum. Babam silahı annemin suratından çekti ve anneme yakınlaşıp çenesini sertçe kavradı. Anneme bir şeyler fısıldadı ve silahı annemin çenesinin altına tuttu. Anneme ‘hoşça kal’ dedi ve vurdu.”

İnanamıyordum. O yaştaki çocuğa yapılacak bir şey miydi bu? Ah Atlas.

“Bir kere vurduğu yetmiyormuş gibi bir kere de annemi şakağından vurdu. Annemin bana son bakışını unutamıyorum Kumsal. Daha sonra babam bana döndü ve ‘hoşça kal Atlas’ deyip kendini de şakağından vurdu. Ben hiçbir şey yapamadım, öylece izledim Kumsal.” Dediğinde sesi titriyordu. Ellerini yumruk yapmıştı. İçim parçalanmıştı. Benimde gözümden 2 damla yaş aktı ve hem onun için hem de kendim için ondan bir şey istedim.

“Sarılmak ister misin?”

Başını yerden kaldırdı ve tam gözünden bir damla yaş akacağı sırada bana sarıldı. Evet, Atlas Dinçer bana sarılmıştı. Kollarını belime sıkıca sardığında bende kollarımı onun boynuna sıkıca sarmıştım. Bir elimi boynundaydı, diğer elimle ise saçlarını okşuyordum. O ise tepkisizce bana sarılmaya devam ediyordu. Benden ayrıldığında başı eğikti. Beren ve Ayaz’a baktığımda onlar da ağlıyordu. Ama sanırım Atlas’ın anlatacakları bitmemişti.

“O gün babamın diğer adamları gelip annem ile babamı götürdüler. Beni almamışlardı. Ben kendim bir şekilde kurtulmuştum. Neyse ki çok ormanlık bir yerde değildik yoksa asla evimizi bulamazdım.”

Neler yaşamıştı öyle. 7 yaşındaki bir çocuğa göre oldukça ağır şeylerdi bunlar. Annesiz ve babasız büyümek çok kötü bir şey. Özellikle anneni babanın öldürmesi…

“Neyse ki teyzemler ile aynı apartman da oturuyorduk. Apartmanımızı bir şekilde buldum ve teyzemlere gittim. O günden sonra teyzemlerde kaldım ama o günün gecesinde de apartmanımızda yangın çıktı. Her şey üst üste geliyordu Kumsal.” Dediğinde Atlas’ın gözünden bir damla yaş aktı. İçim yine parçalandı. Ona sarılmak ve bir daha hiç bırakmamak istiyordum.

“O gün evi de boşaltmak zorunda kaldık. Buraya yani Balıkesir’e taşındık. Ama benim psikolojim çok bozuktu. Ağır ilaçlar kullandım, neredeyse her gün psikoloğa gittim, öfke sorunu oluştu bende, evden kaçtım ama hiçbir şey yapamadım. İntikam alacak kimse yoktu. Ölmeyi bile düşündüm. Ölmenin kurtuluş olacağını düşü-“ dediği sırada işaret parmağımı dudaklarına bastırdım.

“Deme öyle.” Dediğim sırada ağlıyordum. Ya ölseydi? Onun gibi birini tanımayacaktım. Hayatımı yalnız geçirecektim. “Ölümün kurtuluş olacağını nasıl düşünürsün?” dediğim sırada ayağa kalkmıştım. Karşısında dikilmiş ona hesap soruyordum. Belki de buna hakkım yoktu ama hesap sormam gerekiyormuş gibi hissediyordum. O da ayağa kalkmıştı ve beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

“Ya ölmeyi düşünmeseydin de yapsaydın? Ya ölseydin?”

“Beni tanımıyor olacaktın zaten Kumsal.” Dediğinde oldukça sakindi. Sanki çok basit bir şeyden bahsediyordu.

“Ölseydin hayatımı siz olmadan geçirecektim. Arkadaşım olmayacaktı belki, sen olmayacaktın belki! Ben belki yine yanlış kişilerle arkadaş olacaktım ve hayatım boyunca yalnız yaşayacaktım!” dediğimde bir anda beni kendine çekti ve sıkıca belimi sardı. Bir süre öylece kaldık. Bende parmak uçlarıma çıkıp kollarımı onun boynuna sardım. İlk ben onu teselli etmek için sarılmıştım. Şimdi ise o beni teselli etmek için sarılıyordu. Ardından Beren ve Ayaz da gelip bize sarıldı. Ben Atlas'ın boynunda ağlıyordum. O ise sadece sarılıyordu. Ataz ve Beren de kollarını belimize sarmıştı. Bir süre öyke sarıldık. Birbirimizden ayrılınca eski yerlerimize oturduk ve bir süre sessizliği sürdürdük.

Atlas gibi bir insanın yaşamaması gereken bir şeydi bu. Bunları haketmiyordu. Hiçbir jnsan bunları haketmez.

"Ulan duygulandırdınız beni de." Dedi Ayaz. Hepimiz gülmüştük. Ayaz burnunu çekti ve ayağa kalkıp sandalyesini toplamaya koyuldu. Bizde aynısını yaptık. Ayaz sandalyeyi taşımama izin vermediği için taşımamıştım ama dert değildi

Ayaz ve Beren önden gidiyorlardı. Atlas ile ben arkalarından yavaş yavaş yürüyorduk.

"Teşekkür ederim." Dedi Atlas.

"Neden?"

"Bana sarıldığın için. 7 yaşından sonra bana kimse sarılmamıştı. Sen ilksin." Dedi. Tepkisizce önüne bakıyordu.

"Rica ederim. İlk olmak güzel." Dediğimde gülümsedi.

"İnsan neden seninle arkadaş olmak istemez ki?" Dedi. Kendi kendine konuşuyor gibiydi.

"Bende bilmiyorum. İnsanlar bana hep tiksinerek bakıyordu. Nedenini bende bilmiyordum."

"Artık biz varız. 3 yeni arkadaş." Dediğinde gülümsemiştim.

3 yeni arkadaş. Gerçekten balıkesir bana 3 arkadaş vermişti. 3 yeni insan...

"Evet ama 3 yeni arkadaş değil. 3 arkadaş."

Gülümsedi. Gülümsüyordu.

Ve ne yalan söyleyeyim çok güzel gülümsüyordu.

Bölüm sonu

5 yorum

  • Merhaba sevgili yazar kitabına destek oldum sende benim son alev kitabıma bir bakarsan sevinirim. Bölümleri okumana getek yok ama bölümlere bakarsan sevinirim okunmam az. Oy vermek ise sana kalmış.

    1Yanıt
  • YENİ BÖLÜM NE ZAMANNN ACAYİPP BEĞENDİM ÇÜNKÜÜÜ☺️💙

    1Yanıt