İçeriğe geç

Yazın sihri

Bölüm 10 · 5 dk okuma

Yazın sihri

Bölüm 10

2. Kişi

Annesiz ve babasız büyümek zor olmalıydı. Annesiz ve babasız büyümesemde babasız büyümüştüm. Babasız büyümek bile bu kadar zorken anne ve babasız büyümek daha zor olmalıydı.

Birde o gün apartmanlarında yangın çıkması, uzun zamandır yaşadıkları yerin yanması da üzer insanı.

Ve Atlas'ın ölümü düşünmesi... Nasıl ya? Böyle mükemmel bir insan nasıl ölmeyi düşünür? Ölümün kurtuluş olacağını nasıl düşünür?

Neyse ki Atlas öldürmedi kendini. Neyse ki hâlâ burada. Ya ona bir şey olsaydı. Ben onunla asla tanışamazdım. Kötü arkadaşlıklar yapmaya devam ederdim. Düşünemiyorum halimi.

Ben bunları düşündüğüm sırada otele girmiştik. Asansörle çıkacaklardı. Ben merdivenlere yönelmiştim bile.

"Kumsal, nereye?" Diye sordu Ayaz.

"Ben merdivenlerden çıkacağım. Asansörü tercih etmiyorum pek." Dediğim sırada Atlas;

"Bende gelirim seninle." Dedi. Israr etmek istedim fakat beni merdivenlere yönlendirdi.

"Ben yalnız çıkardım Atlas." Dedim.

"Olsun." Dedi. Sesi yorgun geliyordu. Bende daha fazla üstüne gitmedim.

Çıkmaya devam ettik. Yorulmuştum. Nefeslenmem gerekiyordu.

"Atlas, 1 dakika durur musun?" Dedim ve eğilip diz kapaklarımı tutup nefeslendim.

"Yoruldun mu?" Diye sordu Atlas. Ses tonu şefkatli çıkmıştı.

"Biraz. Sen yorulmadın mı?"

"Hayır." Dedi.

Güldüm. Nedense dediği herşeye gülmek istiyordum.

Bugün ki o öfkeli hâli beni korkutmuştu. Bütün duyguları zirve de yaşıyor gibiydi. Fazlası vardı eksiği yoktu.

"Bugün seni 2. kez Defne aramışti ya, ne dedi de o kadar sinirlendirdi seni?" Diye sordum.

"Orası bende kalsın." Dedi.

"Ya, Atlas! Söyle lütfen."

"Olmaz."

"Ya!" Dedim ve yumuşakça omzuna vurdum. Güldü.

"Tamam tamam." Dedi. "Denizdeyken fotoğraf çekmiştim gizlice. Sende vardın. Instagram'da paylaştım. Defne görmüş bunu. Seni sordu. Kim olduğunu falan." Dediğinde Defne tarafından zorbalanacak kişi bendim sanırım.

"E ne olmuş ki?"

"Seni zorbalayacak. Sırf beni seviyor diye. Resmen kız düşmanı." Dedi.

Bir kız başka bir kızı nasıl zorbalar ki? Bir kız nasıl kız düşmanı olabilir? Bir kız her zaman başka bir kızı desteklemez mi? Desteklemeli. Lafa geldi mi ben her zaman kızların yanındayım ama işi yapmaya geldi mi düşmanı gibi.

“Sorun değil. İstediğini söylesin.” Dedim ve tekrardan merdivenlere yöneldim.

“Anladığım kadarıyla onu sevmiyorsun. Söylemiyor musun ona, onu sevmediğini?” diye sordum.

“Çok fazla söyledim. İstemediğimi, onu sevmediğimi, benden uzak durmasını istediğimi o kadar çok söyledim ki… ama gel gör ki beni seven kız gurursuz.” Dedi.

“Allah sabır versin.” Dedim gülümseyerek. O da gülümsedi ve “Amin” dedi. Bir süre daha sessizce yukarı çıkmaya devam ettik. En son yukarı vardığımızda artık yeri öpecektim.

“Oh be sonunda!” dediğim sırada Atlas’a baktım. Direkt karşıya bakıyordu. Kaşları çatıldı. Bende onun baktığı yere korkarak baktım. Odasının kapısının önünde bir kız vardı. Kahverengi saçları ve kahverengi gözleri vardı. Dolgun dudakları onu biraz daha güzel göstermişti. Oldukça güzel bir kızdı. Bakışları beni bir tık korkutmuştu.

“Atlaas!” diye bağırdı ve minik bir çığlık atarak yanımıza geldi. Atlas ofladı. Defne dedikleri kız bu olmalıydı.

“Merhaba.” Dedi Atlas soğuk bir sesle.

Defne Atlas’ın boynuna sarıldı. Atlas ellerini kaldırdı fakat sarılmadı.

“Nasıl gidiyor hayat?” diye sordu Defne. Yüzleri arasında kısa bir mesafe vardı. Ve Defne’nin kolları hala Atlas’ın boynundaydı. Atlas Defne’yi yumuşakça iterken “iyi.” Dedi.

Daha sonra kız başını bana çevirdi. Küçümseyici bakışla attı ve elini sıkmam için uzattı.

“Ben Defne.” Dedi.

“Bende Kumsal.” Dedim uzattığı elini sıkarak.

“Pek güzel bir kız değilsin sen ama neyse.” Dedi küçümseyerek.

“Öyledir.” Dedim sakin bir sesle. Atlas gerilmişti. Ona sakin ol bakışı attım.

“Hadi Atlas odamıza geçelim.” Dedi Defne.

“Odamız mı?” diye sordu Atlas.

“Evet aynı oda da kalacağız.”

“Ne alaka? Kendine oda tutmadın mı?”

“Hayır, seninle kalacağım için tutmadım.”

“Neyse ben odama geçeyim.” Dedim ve ikisinin de yüzüne bakmadan hızlı adımlarla odama ilerledim. Kapıyı açtım ve içeri girdim. Annem uyuyordu. Saat çok mu geç olmuştu? Telefonumu çıkarıp saate baktım. 12’yi geçiyordu. Hemen pijamalarımı üstüme geçirdim. Hiç uykum yoktu. Acaba Atlas ne yapmıştı?

Az önce kızın ne kadar yılışık olduğunu görmüştüm. Fazlasıyla özgüvenliydi. Özgüveni iyiydi ama fazla olması onu aptal durumuna düşürüyordu. Göz kapaklarım yavaş yavaş kapanıyordu. Uyumak en iyisi olacaktı.

Gözlerimi açtığımda tekli koltukta uyuyakaldığımı fark ettim. Anneme baktığımda yatakta yoktu.

“Anne.” Diye seslendim.

“Lavabodayım.” Dedi annem de. Telefonumu elime aldım. Saat 10’du. Acıkmıştım. Hemen üstüme beyaz bir elbise giydim. Diz kapağımı biraz geçiyordu. Annemi bekledim çıkması için. Annem lavabodan çıkınca ben girdim. Elimi yüzümü yıkadım ve saçlarımı taradım. Hava sıcaktı. Bu yüzden saçlarımı topladım. Lavabodan çıkım ve anneme baktım. Yine çok şıktı.

Mavi bir pantolon ile beyaz bir gömlek giymişti. Sarı saçlarını düzleştirmişti.

“Ooo, İpek Hanım. Nereye böyle?”

“Bir grup ile tanıştım, kahvaltıyı onlarla yapacağım.”

“Şimdiden afiyet olsun canım.”

“Sağol hayatım, çıkıyorum ben. Dikkat et kendine.”

“Tamam sende dikkat et. Hoşça kal.”

Annem odadan çıktı. Bende telefonumu aldım ve çıktım. Beren’in odası hangisiydi ya? Numarası da yok bende. Ne güzel! Atlas’ı arayıp istesem mi acaba? Of boşver Kumsal. İn kendin. Tam merdivenlere yürürken Beren bir odadan çıktı. Etrafına biraz bakındı ve beni gördü. Koşarak yanıma geldi.

“Gü-nay-dın!” dedi Beren

“Günaydın.” Dedim. Asansöre ilerledik. Yanımda biri varken inebilirdim sanırım. En son Atlas ile binmiştim ve zor çıkmıştım ama neyse.

“Atlas birkaç gün Ayaz’ın odasında kalacak.”

“Neden ki?” diye sordum.

“Defne geldi ya. Oda tutmamış kendine. Atlas ile kalacağını düşünmüş. Atlas da kendi odasını ona verdi kalması için. Atlas da Ayaz ile kalacak.”

“Atlas ve Ayaz inmiş midir yemekhaneye?”

“İnmemişlerdir sanırım. Ararız aşağı inince.”

Asansörün önüne geldik. Beren tuşuna bastı ve sessizce beklemeye koyulduk. Ne yalan söyleyeyim Atlas’ın Ayaz ile kalması içimi rahatlatmıştı. Ama banane ki bundan. Asansör geldiğinde hızlıca bindik. Beren tuşa bastı ve yanıma geldi.

Daha rahattım nedense. Yanımda Beren vardı ama yine de rahattım. Atlas olsaydı da bu kadar rahat olabilir miydim?

Yemekhaneye geldiğimizde asansörden indik ve bir iki kahvaltılık bir şey alıp yerimize oturduk.

“Benim telefonumun şarjı bitmiş, sen arar mısın Ayaz’ı?”

“Bende numarası yok Ayaz’ın. Eğer ezberindeyse söyle kaydedeyim.”

“Ezberimde değil maalesef. Atlas’ı ara o halde.”

“Tamam.” Dedim ve Atlas’ı tuşladım. Arayıp kulağıma götürdüm. 3 defa çaldıktan sonra telefon açıldı.

“Alo.”

“Alo, günaydın Atlas. Eğer kalktıysanız yemekhaneye gelsenize.”

“Aramanla uyandık madem, kalkalım. Beren yanında mı?”

“Evet.”

“Tamam, biz geliyoruz şimdi. Görüşürüz."

"Görüşürüz."

Telefonu kapattım ve masaya koydum. Beren yemeğine başlamıştı. Bende bir şeyler yemeye başlamıştım. Yaklaşık 5 dakika sonra Atlas ve Ayaz nefes nefese yemekhaneye girdiler. Ayaz kahkaha atıyordu, Atlas ise gülümsüyordu. Onlarda bir kaç kahvaltılık aldılar ve etrafa bakındılar. Bizi arıyorlardı sanırım. En son Ayaz bizi gördü Atlas'ı dürttü. Atlas da bizi görünce masamıza yöneldi.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

3 yorum