° YAZIN SICAK EZGİSİ °
2.BÖLÜM: Otel Sahibi
Bilmem kaç dakikadır Zühre'yi bekliyordum. Önümde gidip gelen çaylar kaç etmişti bilmiyorum. Bir insanı beklemesi neden bu kadar zor geliyordu ki? Gelememekte zordur oysa ki, gelmek isteyip geri gitmek, geri geleyim derken durmak, hep durmak... Biri yakında hep durar, biri hep uzakta. Uzaktaki bakamamaktan kör olur, yakındaki duyamamaktan sağır.
Dön demeye utanır geride kalan. Gelmeyene ne gerek vardır laf etmeye der. Mesafeler unutulmaz. Unutmanın olmadığı yerdir mesafeler.
Hadi bi bomba patlatayım, hayat kalana mı zordur gidene mi?
"Başka birisini bekliyorsan gideyim..."
"Haa?"
'Hayal dünyamızdan çıkamadık da Zühre çok pardon.' Ne ara geldi bu kız ya?
'Az önce de nerede kaldı diye söyleniyordun ama.' Öyle mi yapıyordum?
"Yok otur oturduğun yerde. Ne içersin?"
"Limonlu soda?" diyip göz kırpmıştı. Sevgilisinden ayrılsa bile eski eniştemizden kurtulamamıştık. Sürekli limonlu soda içip durudu. Kendisi gitti, bu başımın belasına alıştırdı.
"Hala unutamadın değil mi?" demiştim bıkkın bıkkın. Aldatılmıştı kendisi de. Bıkkın olmam normaldi.
"Unuttum artık, herkes gibi." bir de sırıtıyordu, alem kız.
"Unutmak öyle kolay mı' der gibi yanın var ama sen bilirsin." en azından kandırsada unuttum diyor.
"Eee yarışma falan diyordun. Ne oldu yarışmaya?" Bunalri demesinin ardından posterin fotoğrafını açıp gösterdim. Şu numaraya mesaj atıp kaydolalım dedik. Önce Zühre ardından bej kayıt oldum. Kuralları falan okuduk.
Kural 1: Yarışma bir üst seviyelerle devam eder her seviyenjn konsepti farklıdır. Seviyeyi geçenler bilgilendirmeleri alacaklardır.
Kural 2: Hile yapmak yasaktır.
Kural 3: Kendi şarkılarınız ile katılabilirsiniz.
Kural 4: Tam zamanında sahnede olmazsanız elenirsiniz.
Kural 5: Eğlenmeyi unutmayın başarılar.
"Eee ne söyleyeceğiz şimdi?" diyerek düşünmeye başlamıştım.
"Ben biliyorum ne söyleyeceğimi." dedi Zühre anında. Sanki önceden bekliyormuş gibi.
"Neymiş o?"
"Unutursun için yana yana vardı ya, o şarkının adı ne?" ben bu kızı boğarım.
"Söz bitti." demiştim uflayarak.
"Tamamdır. Tamamın ben." döverim bunu ben. Ben ne söyleyeceğim. Neyse akşama sürpriz olurdu ne söyleyeceğim. İkimizde kalkıp çay bahçesinden çıkarken birden bire masanın birinde tanıdık iki yüz görmüştüm.
'Mafya ikilisi.' evet iç ses, tam olarak onlar.
'Mafyalar çay mı içermiş be, şarap, viski, votka...' bunlar çakma mafya anlaşılan.
"Çakmalar, bu sefer de çay bahçesinde mi savaş çıkaracaksınız?" dediğimde güneş gözlüklerini indirip ikisiyle de teker teker bakıştık.
"Afedersiniz?" demişti.
'Unutulduk Leyal.' duygularım darmadağın iç ses.
"Affetmeyeceğim." dedim dudaklarımı üzgünce aşağı kıvırarak.
"Bunlar kim? Tanımıyorlar işte gidelim." diye kulağıma fısıldıyordu Zühre. Korkak olanı parmağıyla eğil işareti yapmıştı.
"Manşetlere düşmek istemiyorum. Magazin dünyasının gözdesi olmak istemiyorsan, beni tanıma lütfen." diyip gülümsemişti.
"Bizi." diyerek eklemişti Tarık.
"Mafya magazinleri mi varmış?" diyerek kaşlarım havalanmıştı.
"Ah... aptallaşma. Mafya değiliz biz zaten." yoo mafyasınız bal gibide.
'Çakma mafyalar, korkalar mafyalar. Yiğit mafyalardan değiller.' çakma olamayacak kadar çıkmalar galiba iç ses.
"Nesiniz?" demiştim onlar gibi sessiz sessiz.
"Bize ne Leyal? Hadi gidelim!" diyerek Zühre, çekiştirip duruyordu beni.
"Otel sahibi." demişti Tarık korkak adamı gösterirken.
"Sağ kolum." diyerek Tarık'ı göstermiştı korkak adam da.
"Ney? Yalancılar. Otel sahibiyseniz sokakda dolaşmazsınız o vakitte. Jakuzinizde keyif yapardınız. Beni kandiramazsınız." diyip arkamı dönüp Zühre'nin kolunu tutmuştum. Son bir kez bakıp ağzımla bir daha yalancı diyerek dudaklarımı kıkırdatmıştım.
"Kim bunlar Leyal?"
"Mafya." demiştim sinirli ifade ile.
"Ne isinolur senin mafyalarla?" dediğinde dün geceyi baştan sona anlatmıştım. Eve giderken alı koyulmamı, savaşın ortasında kalmamı. Benim yüzümden yaralanmasını. Sonra da herkesi öldürmelerini.
"Polise neden gitmedin kızım?" canım kıymetli benim Zühre hanım.
"Yaa beni de mi öldürsünler..." diyerek dolmuş gözleri olan emoji gibi surat yapmıştım.
Tüm gün Zühre şarkı söylüyor, ben şarkı söylüyordum. Ne gideceğimize, saçımıza, makyajımıza, her şeyimize bakıyorduk.
Zühre; lacivet etek ve bluz takımı giymişti. Takımındaki pırıltılar gözümü alıyordu. Ben ise; bej renginde askılı kalp şeklinde dekoltesiyle vücuduma yapisan dizimin ustunde elbise giymiştim. İkimizde bizbirimizi görünce:
"Vooaav." demiştik ve elimizden tutup birbirimizi döndürmüştük.
"Olduk biz." deyip etrafı toparlamaya başlamıştık. Daha sonra taksiye binip otele doğru yol almıştık.
Otel çok büyüktü. Sahneyi büyük havuzlu bahçeye kurmuşlardı. Teker teker ses denemeleri yapiliyordu. Her şey, her renk harika görünüyordu. Garsonlardan biri gelip portakal suyu ikram etmişti. Teşekkürlerimizi ettikde sonra diğer müşterilerin, yarışmacıların yanına gitmişti. Kocaman bir alkiş koptuğunda yarışmanın başladığını anlamıştık.
"Evet sevgili seyirciler, yarışmacı arkadaşlar ve juriler. Hepiniz hoşgeldiniz. Ben, kartal otelin müdürü Tekin Semiz. Bu yarışma boyunca da sunucunuz. Birbirinden hırslı yarışmacılarımızın muhteşem seslerini duymak için sizler gibi bende çok heycan duyuyorum. Öncelikle jurileri tanıtmak istiyorum size; Meral Kartal (ardından gelen alkış sesi), Meltem Kartal (tekrar duyulan alkış sesi), Semih Güngören (tekrar aynı ses), Tansu Kartal..." son juri koltuğunda yoktu ama. "Tansu bey kısa süre içinde bizlerle olacaktır." diyerek seyirciye gönül rahatlığı vermişti müdür. Ve ilk yarışmacı sahneye çıkmıştı.
"...Shining bright like a diamond
We're beautiful like diamonds in the sky..."
Doğrusunu söylemek gerekirse güçlü bir sesi var. Tonlamaları da güzel gidiyor... Sıradaki yarışmacıya gelmişti sıra.
"Kaç iskele gördüm
Gemilerle geri döndüm
Bi' sonrakine ömrüm
Yetmez, belki de ölürüm..."
Herkes iyi gidiyordu. Bu yarışmacı da juriden tam puan almıştı. Yarışmacılar birer birer geçerken sıra Zühre deydi.
"Unutursun için yana yana
Unutursun ölüm sana bana
Zaman basıp kanayan yarana
Unutursun... Unutursun..."
"Vooaaav! İşte benim kızım." diye bağırmıştım. Evet biraz deli yüreğim olabilir. Ve tam puana yakın bir puan ile üst seviyeye yükselmişti Zühre de. Aferin kızıma...
"Leyal Batım. Sahne sizin, konuştur sesini." diyerek çağrıldıktan sonra mikrofonumla geçmiştim sahneye. Sahneye geçtiğimde jurielerle bakışıp gülümserken birini görmüştüm, korkak. Ne yani yalan değil doğru muymuş?
'Şarkıya odaklan Leyal.'
"Ten beyaz, saç kızıl güller
Kahkahasında bülbüller
Kirpiği kapkara tüller
Ben o afete vuruldum
...
Seyret perişan halimi
Bende akşam olmakta
Dostlar seyrelmiş
Beyhude lafla vakit dolmakta
Avare oldum serseri oldum
Terki diyarda zalim
Senin allahın yok mu?
...
Yarin gözü yüksekte
Benim bir kuru aşkım var
Düşmanlarım nispette be hey kara vicdanlı yar
Yağdı saçlarıma genç yaşımda
Lapa lapa kar
Zalim."
Son notalamadan sonra gözlerimi kapatıp mikrofonu daha sıkı tuttuğum da alkış sesi yükselmişti. Gülümseyerek gözlerimi açtığımda kalabalık da göz gezdirirken Zühre ile göz göze gelince daha da çok gülümsemiştim. Jüriden 10 artı 9 artı 9 artı 8 puandan sonra diğer üst seviyeye katılmaya hak kazanmıştım. O düşük puanı yalancı olmayan otelin sahibi vermişti.
'Ben olsam yarışmaya almazdım.' Utandırma iç ses.
Zümrenin yanına gittiğimde "Fark etmişsindir. Mafya sandığın adamlar otelin sahibi çıktı."
"Maalesef." demiştim dudaklarım büzgün büzgün düşünürken. Elinde iki bardak içecek ile gelen kişiye baktığımda otelin sahibiydi. Diger taraftan gelende Tarık'dı.
"Merhaba." demiştim şebek şebek.
"Merhaba senarist." demişti. İki kurgu yapmıştık sadece...
"Neydi adınız?" demiştim pişman ses tonuyla.
'Tanımıyormuş numarası mı? Aferin Layal, alkışlıyorum seni.' Utanıyorum iç ses...
Kaşını kaldıran otlein sahibi "Tansu..." demişti sesizce.
"Ha evet, Tansu bey." Zühre ye bir bakiş attığımda dudakları ile utandığını bu kadar belli etme diyordu.
"Yarışma nasıl gidiyor?" demiştim.
"İlk çıkan yarışmacı çok iyiydi. Bir senede kendini çok geliştirmiş.
"Geçen sene de mı katılmıştı?" demiştim.
"Geçen senenin birincisi. Birinci olduğundan bu senenin açılışını yaptı."
"Anladım..." demiştim gayet hanımefendi kılığı ile.
"Mola bitmek üzere ben gideyim." demişti Tansu bey. "Görüşmek üzere." diyip arkasini dönmüştü.
"Görüşürüz, görüşürüz..."
"Bu ara da, sesin hiç fena değil." Allah razı olsun birader ne demek...
"Teşekkürler..." diyip gülümseyen ben ile iç sesim nası aynı kişi olabiliyordu?
"Zühre... Çok kötü rezil oldum ben..." demiştim kaşlarım üzgün surat emoji gibi şekilden şekile girerken.
"Takma kafana be Leyal..." diyen Tarık'dan sonra daha çok rezillik yaşamıştım. Fenalık geçirmeden biri beni şu havuza atsın lütfen.
"Aaa Tarık. Kartal otelin sahibi Tansu Kartal'ın sağ kolu. Sen gitmedin m-"
Acaba başka bir şey istesem gerçek olur muydu? Havuza düşme dileklerim gerçek olmuştu çünkü.
'Mümkünse sen dilek dileme Leyal. Yine rezil oluruz.' Yine haklısın iç ses. Maalesef yine haklısın...
#yazsarkisi
#genckurgu
#romantik
#cizgi23



