Kulaklarımın duyduğu yüksek ses ile ağzımdaki tadın mide bulantısı ile dudaklarım aralandı.. dilimin üzerinden dudaklarım arasından dökülen o sıvı bedenimdeki tüm uvuzları etkisiz hale getiriyordu sanki..
Kapalı gözlerim önüne gelen bir kaç saniyelik görüntüler kalbimin hızlanmasını sağlarken başımın ağrısı git gide şiddetleniyordu.. en son...arkadaki arabanın önümüze geçmesi ile gözlerimi kapattığımı hissediyorum sonrasını duymak ölüme sürüklemişti beni..
Bir kaç dakika olduğum yerde kendime gelmeye çalıştım şakağımdan boynuma akan bir sıvı vardı... Başımı yavaşça kaldırdığımda dudaklarım arasından acıyla inledim..
" Aahhğ" başım dönüyordu sırtımı koltuğa yaslarken elalarım onu buldu..
" Ateş.." korkuyla titrerken gözlerimin acıyla dolduğunu hissettim..
" Ateşş.." yüzü bana dönük değildi ama gömleğine damlayan kanı görebiliyordum..ellerimin titremesini hiçe sayarak yan tarafına düşmüş eline dokundum yavaşça.. lütfen bir şey olmuş olmasın...hareket etmiyordu öylece durmuştu.. bir an aklıma gelen şey ile telefonumu aradım ön tarafa düşmüş halde görünce yavaşça eğilip almak istedim ama karnımdaki acı katlanılmaz bir hal alıyordu .. ona rağmen eğilip parmak uçlarım ile alırken nefes almak zor geldi...
Yüz on ikiyi araraken elalarım karşıyı buldu toz duman içinde ,sanki.. sanki yanan arabayı buldu.. gerçekten yanıyormuydu.. elimin tersi ile yavaşça gözlerimi ovaladığımda tekrar bakındım gerçekten yanıyordu..
" Ateş.." ağlamaklı çıkan sesim ile önce kendi kemerimi sonra onunkini açmaya çalıştım titreyen parmaklarım çenesini bulunca yavaşça kendime doğru döndürdüm yüzünü...o an canım hiç yanmadığı kadar yandı kalbim ağrıyordu.. yüzübe batmış cam kırıkları bakmamı engelliyordu... Benim suçumdu buraya gelmeyi ben istemiştim... Akan yaşlarım yüzümü yakarken kulaklarıma dolan derin bir ses dikkatimi çekmişti.
" Alo beni duyuyormusunuz? Sen verin lütfen.." telefonun diğer ucundaki kadının sesi ile dudaklarımı araladım..
" Biz.. biz kaza yaptık.." konuşacak mecalimin bile kalmadığını hissediyordum..
" Tam olarak nerede yaptınız hanımefendi.." kadının sesi ile derince yutkunurken fısıldayarak konuştum..
" Bi.. bilmiyorum." Ormanlık bir alandaydık sanki.. elalarım hareketsiz şekilde duran sevdiğim adama döndüğünde ona daha yaklaşmak için bedenimi hareketlendirdim ama...bedenimdeki acı buna izin vermiyordu... Benim elimden gelen tek şey onun elini sıkıca tutmaktı onun iyi olacağını umut etmekti..
Kaç saattir buradaydık.. güneşin doğumundan batışına kadardı değilmi... öylece gözleri kapalıydı.. soğuk bedeni canımı acıtıyordu... yıllar önceki gibiydi sanki herşey o burada yatıyordu bende bu canım önünden ona sesizce sevdiğimi söylüyordum... hayatta kalabilmesi için dua ediyordum..evet belki çok şey değişti ama bazı zamanlar hayla ilk günkü gibiydi...derin bir nefes aldığımda sürekli olarak tekrarladığım şeyi fısıldadım..." İyi olacaksın Ateş.." benim için... Hem biz..daha evleneceğiz bizim çocuklarımız olacak. Bana sevdiğini söyleyecek uyanıp.
Kaza anı elimden sıkıca tuttu gitmeyeceğine inandırır gibi o yüzden inanıyordum ona..
Derin bir nefes aldığımda başımdaki ağrı ile arkamdaki sandaliyeye bedenimi yavaşça bıraktım...gecenin böyle sonlanacağini bilemedim..bilseydim evden adımımı bile atmazdım..
" Naz, istersen odana götüreyim seni merak etme doktor iyi olacağını söyledi.." Elif'in sesi ile düşüncelerimden ayrılırken kafamı hayır anlamında salladım gözlerini açmadan gitmek istemiyorum... elalarım az ilerimdeki oturan kadını buldu Nermin teyze'yi Yasin okuyordu...galiba insan kanından olmayana ne kadar severse sevsin hatasında katlanamıyor... kızmıştı bana haklıydıda..ama elimden gelen bir şey yoktu..
" Doktor ne zaman uyanacak dedimi.." yorgun çıkan sesim ile derin bir iç çektip yanıma oturdu.
" Kırk sekiz saat içinde kendine gelmesini söylüyorlar." İyi olacaktı sözü vardı bana...daha yeni kavuşmuşken kapamazdı gözlerini... kafamı yavaşça geriye yaslayıp gözlerimi kapadığımda bekledim onu gözlerini ilk açısında odaya aldıklarında yanı başında bekledim..ve şimdide yanındayım...sol orta parmağı çıkmıştı protez olan koluda ufak tefek sorun vardı ama gerçerdi güçlüydü o.. parmaklarım yavaşça saçlarını okşarken boğazımdaki yumruğu yuttum..
" İyiyim dedim ya çek şunu." Elif'in elindeki kemik suyu çorbasına itiraz ederken huysuzluğuna göz devirmemek için zor tuttum kendimi..
" Abi burnunu kapat iç işte. "
" Elif kızım çek diyorum anlamıyormusun ." Tamam kokusu kötü ama tadı berbat değildi..
" Ben sonra içiririm Elif koy şöyle." Geri çekilip saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdığımda omzumdaki ağrı ile yüzüm buruşmuştu.. başımda küçük bir yara vardı birde omzum incinmişti onun dışında ufak tefek yaralar vardı ama Ateş benden çok daha vahimdi.. yüzü cam kırıklarının izleri ile doluydu kaşının yarısı gitmişti resmen ama huysuzluğundan ödün vermiyordu...
" Sana uzan dedim Naz söz dinlesen ne olur." Sinirli şekilde söylenmesi ile derin bir nefes aldım.
" Bizde sana çorba iç dedik sen söz dinlesen ne olur." Dediğimde pes etmiş gibi çapkın bir gülümseme serildi dudaklarına.
" Senin sözünü dinlememek elde değil."
" Ben sizin romantizinize mani olmayayım annemin yanına aşşağıya iniyorum bir şey istermisiniz." Kafamı hayır anlamında salladığımda odadan dışarı çıkmıştı..
Elalarım avuç içimdeki küçük yarayı bulurken onun sesini duymuştum.
" Yanıma gelmeyecekmisin." Bu halde bile çok karizmatikti dudaklarıma yayılan gülümseme ile kafamı hayır anlamında salladım..
" Olmaz yaralısın hem annen birazdan gelir." Dediğimde gözleri bedenimde dolaştı kafasını geriye yasladığınca derince yutkundum..
" Bari çorba ver ölmeyeyim.." şaşkınlıkla ona bakarken kararını değiştirmesin diye ayaklandım.. az önce o kadar laf yaptı istemiyorum diye.. tabağı ve kaşığı alıp yatağın kenarına oturduğumda parmakları belimi kavramıştı.." Sana bir şey olacak diye öldüm neyseki son anda kemerini taktın." Kızar gibi söylediğinde sıcak çorbayı üfleyip dudaklarına götürdüm..
Son dakika kemerimi takmamı söylemişti normaldede takarım ama yolda çıkarmıştım..
" Uykuya dalıp uyanmayacaksın diye korktum." Çorbayı yavaşça ona yedirirken belimdeki parmakları olduğu yeri okşuyordu yavaşça..sanki o dokundukça iyileşiyor gibiydim baktıkça unutuyordum acımı.
" Uyanamayıpta seninle evlenmeyeceğimden mi korktun.." alayla söylediğine inanamadım..
" Ne alaka Ateş ben seni çok seviyorum ve sana benim yüzümden bir şey olsun istemiyorum.." bitmiş tabağı yan taraftaki cekmecenin üzerine yerleştirip ağırlığımı vermeden sarıldım ona..
Saçlarım arasında hissettiğim dudakları ile omzuna dudaklarımı bastırdım..
" Senden gelen her şeye razıyımda seni daha doya doya sevmeden gitmeye razı değilim.." kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda gülümsedim ben bu adamı çok seviyorum..dayanamayıp dudaklarına dudaklarımı bastırıp geri çekildim kalbim ruhum her şeyim onundu. " Yaklaş yaklaş." Dediğine kıkırdarken bu sefer dudaklarım özlemin ve aşkın heyecanı ile dudaklarını kavradı.. saniyeler sonra kapının tıktıklanma sesi ile hızlıca geriye çekilirken kendimi koltuğa atmıştım.. yüzümün domatese döndüğünü hissediyorum ama buna sebep olanın keyfi yerindeydi..
" Abim bir şey yemedi anne bak tabağı dolu." Eliyle masadaki boş tabağı gösterdiğinde kaşları çatılmıştı.
" Abim benim elimden yemiyormuş anne yemiş baksana." Koltuğa geçip oturması ile bende derin bir nefes alıp yavaşça dudaklarım arasından nefesimi verdim..
" İyi iyi ." Nermin teyze bana olan kızgınlığını oğlunada yansıtıyordu belli etmiyordu ama içi rahatlamıştı odaya aldıklarında..
" Doktor ne zaman çıkacağız dedimi." Serumu bitmişti toparlamıştıda en azından düne nazaran daha iyiydi.
" Ay unuttum çıkış işlemlerini hâl edecektim." Elif'in sesi ile elalarım onu buldu.
" Birlikte gidip hâlledelim." Ayağa kalkmam ile oda çantasını alıp kalkmıştı.
" Tamam." Birlikte odadan çıktığımızda çıkış işlemlerini halledip birer kahve içmiştik..tabi bu sırada Elifin aşk hayatı hakkındada konuştuk dün hastanedeki bir hemşire numarasını istemiş Elif'te sevgilim var diyip geçiştirmiş..e kız güzel olunca erkeklerin gözü başkasını görmez bazen aşkı hayatına bu kadar erken almasa diyorum ama bazende diyemiyorum..
" Neyse gel bizimkilerin yanına çıkalım." Elimdeki bardağı çöpe açıp yavaşça yukarı çıkarken kapının önünde bekleyen Nermin teyze'yi fark etmiştim.
" Anne abim çıkmadımı." Tabi Elif Ateşin kendi giyinebileceğini düşündü ama kolundaki protezi çıkarmışlardı.
" Ben içeri geçip bakayım ona." Dediğimde kapıyı çalıp odaya girdim onu hayla oturmuş bir vaziyette gördüğümde yavaşça gülümsedim.
" Yardım etmemi istermisin." Kapıyı kapatıp dolaba ilerlediğimde çantayı çıkarıp içinden kıyafetlerini çıkardığımda alaylı sesini duymuştum.
" Sana zahmet olmazsa olur zaten yabancı değilsin." Hayla nasıl bu kadar işleri alaya vurduğuna inanamıyorum..baksırını ve tişörtünü aldığımda yanına geçip üzerindeki hastane kıyafetini çıkardım yavaşça.. gözlerimi fazla aşşağıya indirmemeye çalışarak üzerini giydirmeye yardım ederken dudaklarını karnımda hissetmiştim.. şu an bu halde olmasaydı beni sevmesini öyle isterdim ki...ama yaralıydı.. kıyamam çok masumdu.. tişörtünü kolundan geçirip kafasındanda geçirdiğimde parmaklarımın soğukluğunu hissetmesin diye yavaşça tişörtün etek kısmını bıraktım..
Elalarım bir an hiç görmeyecek bir şey görmüştü hızlıca bakışlarımı ondan alıp kıyafetlere verdiğimde kalbimin hızlanması elimi ayağımı dolaştıryordu oha mı demeliyim maşallah mı bilmiyorum açıkçası böyle şeyleri düşünmenin sırası değildi ama elimden gelen bir şey yoktu.. elalarım tekrar onu bulduğunda kulaklarının kızardığını fark etmiştim utanmışmıydı o..kıkırdadığımda parmaklarım saçlarını buldu.
" Seni ilk kez utandığını gördüm," gülerken söylediğime homurdanmıştı bende kendimi dizginliyip baxırını ve pijemasını giydirdiğimde derince yutkundum..
Dağılan saçlarını düzeltirken kolu belimi sarmıştı.. kafasını göğsüme yaslayıp usulca nefesini verildiğinde sesini duymuştum...
" Seni seviyorum Naz'ım.." bazende sesi öylesine ciddiydiki birşey olacak korkusu sarıyordu kalbimi.. parmaklarım yavaşça sırtına oradansa omuzalını bulduğunda burukça gülümsedim..
" Bende seni seviyorum Ateş..o gün yaşananlar benim suçumdu ben sana gitmeyelim demeseydim gitmezdik bunlarda başımıza gelmezdi." Şimdi iyiyiz ama ya sonra başka bir şey olursa..Ali'nin vazgeçeceği yoktu o öz kardeşinin ölümünü isteyen bir adam onun yanındakileri düşünmek bile istemiyorum..
" Düşünme artık biz önümüzdeki maçlara bakalım.." geri çekilip çantayı aldığımda çantamı boynumdan çapraz şekilde bağlamıştım..
Koluna girmek istesemde izin vermemişti.
" Omzun ağrıyor gözümden kaçmadı değil." Ayağa kalkıp elimden tuttuğunda parmağına dikkat ettim bakamıyorum bile... hastaneden Nermin teyzelerin evine geçtiğimizde Resul dayı aramıştı hastaneye gelmişti ama Adelin beni bu halde görmesini istemediğimden gelmesinide istemedim.. evdede zaten cümbür cemaatti Ateşi eski odasına yatırdığımızda yüzündeki pansumanı yeniledim en son ilaçlarını içirip uymasını beklediğimde ondan başka kimsenin olmadığını hissettim aslında bu his hastanede kapımı hemşirelerden başka kimsenin açmadığını fark ettiğimde başladı.. yanlızlığımı kimsesizliğimi bilmek ayrı hissetmek apayrıydı
Ama herşeye rağmen Ateş vardı beni seven gözümün içine bakan adam vardı üstelik onunlayken yanlızlığımı ne hissediyorum ne biliyorum her şey bambaşka oluyor.. içerdeki seslerden hiç çıkmak istemiyorum herkes ayrı bir sorguya çekiyor gitmek zorunda değilim onlarda istediğini konuşabilirdi... parmaklarımı saçlarından alıp saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdığımda geri çekilip dolabın yanındaki ikili koltuğa geçtim.. kafamı yastığa yaslayıp gözlerimi kapadığımda üzerimdeki yorgunlukla düşüncelerim arasından kaybolmuştum..
*
Selam herkese
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım 😻