İçeriğe geç

Yaz Çiçeğim

Bölüm 25 · 9 dk okuma

Yaz Çiçeğim

Bölüm 25

Herşeye rağmen iyiyiz

İki ay sonra..

Uzun zaman sonra ait olduğum topraklara adım atacaktım.. doğup büyüdüğüm yere kaç aydır uzağım bilmiyorum..anne ve babamın toprağından kaç aydır uzağım bilmiyorum.... Bugün her ikisininde ölüm yıl dönümüydü..o acı gün üzerinden geçen yıllar çok şey götürdü ama ne o yanan ev ne içimdeki yangın dinmedi.. şimdi onların yanına gitmek hem içimi ferahlatırken hemde derin bir hissizliğe bırakıyor..

İki ay geçti ben iki aydır İtalya'da abimden uzağım ona nasıl hâlâ abi dediğimi bile bilmiyorum... içimden bir ses bugün geleceğimi biliyor gibiydi çünkü benim her yıl aynı gün aynı saatte o soğuk mezar taşının üzerinde olduğumu biliyordu..ben bir kere bile olsun onun af dileğine şahit olmadım bir kere olsun onu büyüten ailenin toprağında pişmanlıkla yanıp kavrulduğunu görmedim..hayla inanamıyorum o gün nasıl olurda anne ve babamı ateşin içinde yakıp yok eder.. nasıl vicdani el verdi yüreği nasıl yapabildi.. içim acıyor paramparça oluyorum...bazen keşke okuldan erken çıksaydımda onların yanında orada can verseydim diyorum.. ama anne ve babamın rüyalarıma gelip bizim için yaşa kızım demeleri hayattaki tek umudum oluyor...

Elalarım akıp giden İstanbul yolunu izlerken yüzümü ıslatan yaşlarımı silmeye çalıştım...anneme en sevdiği çiçeği aldım..babamada annemin en sevdiği çiçeği aldım.. çünkü onlar birdi herşeyi ile onlardı.. Gözlerindeki aşktı onlar...birbirlerinin en sevdiğiydi...babam çiçeklerden hiç hoşlanmazdı isimlerini bile bilmezdi...ama annem için sevmese bile her gün sulardı..bakardı çünkü onları annem seviyordu ve babam annem seviyor diye severdi onları...

Boğazıma oturan yumruyu hiçe sayıp derin bir nefes aldım.. yanlarına gidip sarılmayı bekledim.. topraklarını sulamayı...eskiden her haftasonu yada her gün ziyaret ederdim..ama sonra bu durum elimden kayıp gitti aklım sanki uçup gitmişti kendimi tanıyamıyordum..ondan sonra da ara ara gitmeye karar verdim kabullenmeyi yoluma devam etmeyi zor olsada seçtim..

Parmaklarım üzerinde hissettim parmaklar ile elalarım onu buldu.. gücünü sevgini hissetmem adına elimi sıkıca tutarken gülümsemeye zorladım kendimi...

" Burada kalmak istediğine eminmisin.." az önce konuştuğumuz konu...ben bir kaç gün burada hatta elimden geldse bir ömür bu topraklarda kalmak istiyordum ama Ateşin buna ikna olacağı yoktu..

" Sadece bir kaç gün.." kafasını olumlu anlamda salladığında derin bir iç çektim bugün aynı zamanda Adeli'de görecektim..Resul dayı bugün İstanbul'a gelecekmiş Bartu işi olduğundan gelmeyecek ama Adel gelecekti.. onlarında bitmek bilmeyen sorunları can sıkan durumdaydı Sera ve Bartu Resul dayıdan uzaklaştılar bir anda bir uçurum aralarına girdi her ne kadar yardım etmek istesemde onların aile sorunlarıydı benim elimden gelen bir şey yoktu..

Dakikalar sonra araba durduğunda kucağımdaki çiçekler ile yavaşca indim.. elalarım tanıdık yolu görünce doldu daha ilk dakikadan annemin kokusu burnuma dolmuştu... Derin bir nefes aldığımda uyuşan ayaklarımı hareketlendirip toprak yola adımladım...bazen bazı şeyler sözlerden bakışlardan daha derindi.. acı öyle bir şeyki zamanla insanın ruhunuda hayat enerjisinde yutup sömürürdü.."geçen yıllara nazaran bugün tek gelmedim buraya..saatlerce ağladıktan sonra göz yaşlarımı silen bir adamla geldim anne...sana anlattığım adamla geldim.. biliyorum ikinizde kızacaksınız onunla birlikte olduğuma ama inanın o beni mutlu ediyor o çok değişti biliyor musunuz eskisi gibi değil..seninle tanışmış baba biliyormusun.." fısıltı hâlinde dökülen cümleleri Ateşin duymasını istemedim.. çünkü bunlar annem ,babam ve benim aramadaydı onlara yaşadıklarımı hüzünümü mutluluğumu anlattım iyi geliyordu topraklarına dokunup çiçeklerini ektiğimde elalarım ona kaydı.. sanki her an bir şey olacakmış gibi gözleri etraftaydı... Bu durum beni korkutuyordu ama onları yanlız bırakmayada gönlüm el vermiyordu..derin bir iç çektiğimde annemin mezar taşına bağlı eşarbına bakındım...annemin en sevdiği eşarp babamın anneme aldığı eşarptı ona çok yakışıyordu... elalarımı kapatıp koklarken burnumun direği sızlamıştı biliyorum onun kokusu yoktu ama her an burnumda tütüyordu.. annemin toprağından sonra babamınkine geçtim onun gibi bir babam olduğu için şanslıydım.. sıkıca sarıldım toprağına kalbimdeki acıyı silip sıkıca sarıldım..." Seni çok seviyorum baba.." bir kaç çiçek toprağına ettikten sonra ayağa kalktım...her ayrılış acıydı...ama mezardan başka yeri olmayan insanlar için katlanılmazdı.. ellerimi açıp onlar için dua ettiğimde yanı başımda onlar için dua eden sevdiğim adamı görmek iyi gelmişti.. yanlızlığımı kapatıyordu

Birlikte arabaya doğru ilerlediğimizde kapımı açmıştı içeri geçip kemerimi taktığımda oda dolanıp yerini almıştı yanımda...

" Akıtma artık yaşlarını...sen anne ve babanın kızsın yakışmıyor ağlamak.." saçlarıma bastırdığı dudakları ile yola koyulmuştuk evet ben onların kızıyım ağlamak yakışmazdı ama dayanamıyorum...

Biraz daha sakinleştiğimde Nermin teyzelerin evine gelmiştik oda annemi dün görmeye gitmiş.. birlikte yemek yerken Elifle aramızıda düzeltmiştik..tekrar onlarla birlikte olmak iyi gelmişti bu sefer onlarda en az benim kadar Ateşin değişimine şaşırıyorlardı hatta Elif nazar duaları bile okumuştu.. çünkü bu durum sanki en çok ona yaramış gibiydi..

Saçlarımı tepemde topuz yaptığımda bulaşıkları makineye yerleştirdik.. bu sıradada ben yokken Elif'in aşk hayatı hakkında konuştuk neler olmuş neler tam iki sevgili yapmış birde ben sevgili işine girmem demişti..

" Onu bırakta Naz sen asıl abimden söz et kaymak gibi olmuş adam senin yanında ne teklif etsem hayırı olmaz." Kıkırdadığımda gözlerimi kaçırdım..

" Aşk değiştiriyor diyelim."

" Allah bozmasın diyorum sadece." Kahveyi karıştırıp fincanlara dökerken kulaklarıma varan ağzımı toparladım bulaşık makinesinin kapağını ayağım ile kapatıp fincanları yanına su ve çikolata yerleştirdiğimde odaya geçmiştik birlikte.. kahveyi önce Nermin teyzeye sonra Ateş'e onun bu delice dolaşan bakışları altında heycanlanmamak elde değildi mi..

Zaman Nermin teyze'nin evlenme imaları ve annem hakkında konuşmalarımız olmuştu.. aslında konu değindirmeselerde abimdi..her ne kadar sessiz kalsamda içimde fırtınalar kopuyordu...ilk kez şu an burdan gitmek istedim..derince yutkunduğumda elimdeki suyu masanın üzerine bırakmıştım.. sırtımı koltuğa yaslarken elalarım ona çevrildi.. dudaklarım kıvrılırken onun bakışları altında kızarmam hoşuna gidiyormuş gibi hissettiriyordu parmakları kolumdan omzuma doğru çıkınca salonda tek olmamız içimi rahatlatıyordu ama bu öküzün her an her şey yapabilirmiş gibi bir hali olduğundan itiraz etmiştim..

" Biraz kayarmısın." Hafifçe yan tarafa kaydığımda belimden tutup bedenine doğru yakınlaştırdı...galiba kalp krizi falan geçiriyorum yoksa nefessiz kalmam normal değil..

" Ne olur burada dursan yavrum." Eğilip omzuma dudaklarını bastırdığında karnımın üzerindeki elinde baş parmağımı hafifçe dolaştırdım..

" Annem gelirse çok ayıp olur Ateş hem biz burada mı kalacağız.." karnımı yavaşça okşarken sesini duymuştum .

" İstersen evimize gidelim.." evimize mi..o ev hayla varmıydı.." şu biz evliyken yaşadığımız ev mi." Diye şaşkınca sorduğuma hafifçe olumlu anlamda kafasını sallamıştı..yani bilemedim ki burasıda güzel ama yatacak yer olarak bir koltuk birde Ateşin eski odası var ki birlikte uyumaya bu kadar alışmışken ondan uzak uyumak istemiyorum...

" Tamam oraya gidelim.." dediğimde dudaklarıma saniyelik sert bir öpücük bırakmıştı deprem falan olmuyordu değilmi başım dönüyorda...saniyeler sonra Elif'in "Ben bakarım" demesi ile kapının çaldığını duymuştum...galiba Adel'im gelmişti... Yavaşça ayağa kalktığımda koridora ilerledim.. elalarım utangaç gözler ile babasının elini tutan Adeli gördüğümde içim gitmişti çok güzeldi bu kız erimek elde değil.. gözleri beni bulurken şaşkınlıkla şakımıştı..

" Naz.." aramızdaki mesafeyi kapatıp kollarıma atılırken sıkıca minik bedenini kavradım.. saçlarından yayılan kokusu küçük kollarını ile boynumu sıkıca tutuşu özlediğimi hissettim tamam normaldede özlüyordum ama gözlerimin doğacağı kadar düşünmemiştim..

" Hoş geldin güzelim.." parmaklarım yumuşak uzun saçlarında dolaşırken yavaşça ayrılıp yanaklarına dudaklarımı bastırdım..

" Gittiğini sandım.." buruk sesi ile onu kucağıma alırken mis kokusunu içime çektim.

" Geri geldim ama.." elleri saçlarımda dolaşırken elalarım Resul dayı'yı buldu.

" Hoş geldin.." dediğimde şevkatle gülümsemişti..." Hoş buldum kızım.." Birlikte salona doğru gerçerken Elif Adel ile tanışmıştı..Adel'in utangaç zamanları azdı şu anda onlardan bir zamandaydık..

" Kaç yaşındasın sen." Elif'in sorusu ile beş parmağını göstermesi bir oldu açıkçası şaşırmıştım bu haline ama çocuktu normaldi yani..

" Sen nasılsın Naz.." Resul dayı'nın sesi normalden daha imalıydı yani olayların içinde nasılsın anlamını taşıyordu..

" İyi diyelim iyi olsun.." burukça söylerken aklına bir şey gelmiş gibiydi gözlerini kaçırmıştı... ailemin kaybettiğim gündü bugün...

" Ben susadım." Kulağıma fısıldaması ile Elif'in " ben getiririm" demesi bir olmuştu. O mutfağa giderken bende Ateş ve Resul dayı arasında olan konuşmaya kulak misafir oldum ama garip olan şey odadaki gerilimi hissetmemdi..Nermin teyze çok garipti bana bakışı Resul dayıya hatta Adele bile çok garip bakıyordu. Annem ona söyledimi biliyorum gerçi kuzeni olduğunu söylese işler böyle olmazdı ama neyse sanırım haberi yoktu benide böyle görünce şaşırmıştı..

" Başka bir şey istermisin." Elif'in getirildiği suyu ona verdiğimde kafasını hayır anlamda sallamıştı.. geride bıraktığım insanların değişmiş miydi.. bilmiyorum ama sanki gelecek geçmiş gibi olmayacakmış gibi hissediyorum..

" Ben çay koyayım." Nermin teyze'nin sesi ile dudaklarımı araladım." İsterseniz ben koyayım.."

" Yok kızım sen otur." Çatılmış kaşları ile mutfağa giderken Elif'in bakışlarındaki ne oldu sorusuna omuz silktim anlamadığıma dair..

Saatler böyle gerçerken anlamdıramadığım duygular peş peşe düştü Resul dayımın bakışları sözleri hareketi aynı zamanda Nermin teyze'nin garip davranışları tuaftı fazlasıyla hemde..

Yavaştan havanın kararması ile önce Resul dayı'ları yolcu ettik daha sonra biz kalmak için ayaklanmıştık..

" Bu gece burada kalsanız olmaz böyle." Nermin teyze'nin ısrarları beni ikna edebilirdi ama Ateş yer olmadığını söylüyodu..

" Oğlum evli değilsiniz yani ne olur sen odada yatsan Naz'da Elifle yatar..." Gülümserken Elif'in sesini duymuştum.

" Aslında benim odamda pek geniş değil ama genede sizi bilirsiniz." Elif'in destek yorumu ile Ateşin." Elif haklı" cümlesi ardına gelmişti.. bir yandan'da Ayşe teyze'yi kırmak istemiyorum aylar sonra oğlu eve gelmiş ilk günden yabancıymış gibi başka eve gidiyor gibi ama zaten bir kaç gün buradayız illaki bu evde kalırız.. onlara iyi geceler dedikten sonra bir aşşağıya arabaya geçmiştik.. İstanbul'un gecesini bile özlediğimi hissettim...

" Bir gün çocuğumuz olursa Elif'e benzememesini diliyorum.." alaylı sesi ile gülümsedim." Ne var Elifte."

" Elif'in benim sözümü katılması için büyük bir şey istemesi gerekiyor bakalım ne gelecek.." Ateş kardeşini yakından tanıyordu Elif bu gece Ateşin sözüne katılarak bir şey isteyeceğini belli etmişti aslında aklımda bir şey var ama olmayabilirde..arabaya geçip yola koyulurken kafamı koltuğa yasladım... .

" Kız babası olmayımı istersin yoksa erkekmi." Aklıma gelen soruyu dile getirdiğimde bir yandan kendime sordum... Bana ikiside fark etmezdi olsunda ha kız ha erkek.

" Erkek olmasını isterdim tamam kızım benim prensesim ama oğlum olsa piyasada çok iş yapardık." Gözlerimi devirirken şaşırmadım değil yani . " Nasıl yani sen çocuğunu iş yapmak için mi yapıyorsun." Dediğimde erkeksi gülüşünü duymuştum.

" Takılıyorum kız oğlan fark etmez senden olsunda.." dedi sanki başka seçeneği varmış gibi.. kollarımı göğsümde birliştirdiğimde klimayı açtığını fark ettim..demek benden bir bebeği olsun istiyordu bu düşünce bile içimi kıpır kıpır ettiriyor gerçeğini düşünemiyorum bile... Elalarım yola kayarken neden hala gelmediğimizi anlamadım.

" Ev bu kadar uzakmıydı.." diye sorduğumda parmakları parmaklarımı bulmuştu.

" İstanbul turu yapıyoruz diyelim." İstanbul turu ne zamandan beri ara sokaklarda oluyor anlamadım. Cebinden telefonunu çıkarıp mesaj yazarken ciddi yüz ifadesi ile tedirgin olmuştum..

" Ateş.."

" Arkana yaslan güzelim gözlerinide kapat uyumaya çalış." Dedikleri ile daha tedirgin oldum yavaşça arkamı dönüp arka taraftan yola bakarken derince yutkundum.. dörtlüleri yanık şekilde bir araba geliyordu.. onu yaklaşması ilede Ateş gaza basıyordu aklımdaki şey beni daha çok korkuturken yavaşça önüme dönüp aralık penceremi kapadım...

" Korkuyorum.." bunu sesli dile getirmemem gerekiyor evet ama korkuyorum kendim için değil ona benim yüzümden bir şey olmasına korkuyorum...

" Benim yanımdayken mi korkuyorsun.." sakin ses tonu bir şey olmadığını söylesede bir şey vardı..hemde büyük.

" Senin yanında kendim için korkmuyorum senin için korkuyorum.."

" Hım...madem benim için korkacak kadar seviyorsun evlenmelisin bence.." ana yola çıkınca gözlerim önüne düşen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım biz ne yaşıyoruz o ne düşünüyor... Ama hakkında yani iki ay oldu iyisi ile kötüsüyle ki şu an onu ne kadar çok sevdiğimi hatırlamış oluyorum bencede uzatmaya gerek yoktu hayatta ne olacağı belli değil ölüm her an hani başımızdaydı..tabi bu düşüncelerini sağlayan şey bu durumumuzun katkısıydı.

" Bencede seninle evlenmeliyim sonuçta o kadar yaşanmışlık var.." gözleri bir kaç saniye parıltısı ile beni bulduğunda dudaklarının kıvrıldığını gördüm...daha önce söyledim hatırlamıyorum ama Ateş gülünce fena yakışıklı oluryordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.