İçeriğe geç

Yaz Çiçeğim

Bölüm 22 · 11 dk okuma

Yaz Çiçeğim

Bölüm 22

İtalya

Güneş tüm sıcaklığı ile ışığını odaya yansıtırken dün akşamdan kalan ağrılarımın azaldığını hissetmiştim en azından baş ağrım durmuştu burun akıntıma rağmen.. kolları ile sımsıkı bedenimi kavrayan adama döndüğümde gülümsemeden edemedim elalarım boynundaki çıkık ile koyulaşırken üzerimdeki pikeyi koltuğun koluna atıp yavaşça ayağa kalktım. Ama maalesefki her ne kadar yavaş olsamda Ateş uyanmıştı..

" Günaydın." Diye şakıdığımda sesimden belli olan iyileşme perilerin tekrar benimleydi..

" Günaydın.." dudaklarını anlıma bastırırken.

" Ateşin düşmüş." Demesi ile günde otuz kere neden beni öptüğünü anlamıştım meğersem ateşimi ölçüyormuş.. Ve tabi bu günü hatırlatan bir diğer şey ise İtalya'ya gitmemizdi hastalandığım ilk saat bana ertelemeliyiz demişti ben istememiştim ama , ya hayatımda ilk kez yurt dışına çıkıyorum üstelik yanımda sevindiğim adamla hastada olsam ölsemde gideceğim..onu bugün çok iyi olacağıma dair bir söz vermiştim zaten günlerdir yataktan çıkmama sebebim çok iyi dinlenmiş olmamdı..

" Birlikte kahvaltıya gidelimmi." Yatağımı toparlarken akan burnumu tekrar sildim peçete ile. Teklifi ben yaptığım için saşırmıştı ama ona lütfen diyen elalarıma karşı çıkmamıştı şükür ki.

" Gidelim ama sıkı giyin Naz incecik giyinip delirtiyorsun insanı." Odadan çıkarken söylediğine kıkırdarken hızlıca etrafı toparlayıp üzerimi giyindim bu sıcak havaya karşı mevsimlik mavi bir kazak giydim altınada bej rengi keten pantolon giydiğimda saçlarımı topuz yaptım şimdi sprey ve makine ile uğraşmak çok zordu.. son olarak parfüm şişemin dibinide sıktığımda hazırdım.

Çantama bolca peçete tıkıştırıp birlikte evden çıkarken.. soluduğum hava ile boğazımdaki yanma hissi tazelenmişti..çaktırmamaya çalışarak ilerlerken kısa sürede bir restorandın önünde durmuştuk hızlıca içeri girip su içmek istiyorum..

" Rahatsızsan geri dönebiliriz güzelim." Kemerimi çıkarırken söylediği cümle ile hızlıca kafamı hayır anlamında sallayıp elalarımı kahverengi gözlerine çevirdim.

" Eve geri dönersek kahvaltıyı ben hazırlamam sen bu işlerde iyiyim diyorsan gidelim." Adım gibi onun yemek konusunu beceremediğimi bildiğimden rahat konuşuyor dum.

" Yok yok benzine hayıf." Alaylı sesi ile kıkırdadığımda el ele birlikte restoranda girmiştik..sandaliyemi çektiği sırada boynumda dudaklarını hissetmiştim..

" Parfümünü değiştirmişsin." O benim parfüm kokumu biliyormuydu..

" Beğenmedin mi." Dediğimde çapkın bir gülümseme sergileyip karşıma oturmuştu..

" Önceki çok tatlıydı bu teninde olduğundan çekici duruyor..seni temsil ediyor gibi." Gülümserken ağzımdan çıkana daha sonra fark etmiştim.

" Ya teşekkür ederim seninki de çok fena biliyormusun." Derince yutkunduğumda boğazımı temizleyip yanımdaki sürahi den bardağıma su doldurdum dudaklarım arasına götürürken yüzündeki ifade içimi gıdıklıyordu..

" Nasıl çok fena ." Yani ne desem ki kokun beni kalbimden vuruyormu... sürekli solumak istediğim için yanından bir saniye ayrılmama sebebimbi yoksa aklıma çok terbiyesiz şeyler getiriyormu desem anlamadım..

" Yani iyi işte karizmatik öyle neyse sipariş verelim açım ben." Dediğimde önceden düşündüklerini bir kenara bırakıp dakikalar sonra önümüze yerlestirilen serpme kahvaltı ile dakikalarımız olduğundan güzel geçmişti taki arkamda şaşkınlığı sesine yansıyan kişi olana kadar.

" Naz!." Yasemin yengenin sert sesi ile yavaşça ona dönerken gözlerindeki nefreti iliklerime kadar hissetmiştim.. ben sakin kalmaya çalışarak ne söyleyeceğimi düşünürken o çoktan yanıma gelip söyleniyordu.

" Alper'den ayrılıp sonra bu adamlamı oluyorsun sen! " Kulağa gerçektende iğrenç geliyor heleki bir yabancı olsa beni çoktan kötü kadın yapmıştı ama gerçek öyle değil o kadar başka ki anlatmak yaşamaktan daha yorucu..

" Yanlış anladın biz sadece-."

" Ya seni evime aldım yuvama soktum sen ne şeytanmışsın kâbus gibi çıktın ailemin üzerine sen gelindiğinden beri herkes birbirinden çok uzak şimdide arkadaşlarımızın ailesinemi göz diktin." Öyle bir konuşuyorduki sanki ailesini darma dağın etmişim gibi..

" Yasemin hanım Naz benim eski karım şimdiki sevgilim siz isterseniz ne arkadaşlarınızın hayatında nede bizim hayatımıza karışmayın." Ateşin sert sesi ile bir kaç adım geriye giderken gözlerime iğrenerek bakıyordu...

" Önce oğlum ve babasının arasını bozdun sonra ben ve kocamın yetmedi sıra Tijen ve Alperdemi onlar sana naptın siz.. siz ne biçim insanlarsınız amacınız ne neden iki kardeşin hayatını mahfediyorsunuz!."

Söyledikleri kulağımda çınlarken derince yutkundum. Biz ne birinin canını nede ailseni canını yakmak istemedik sadece hayatımıza devam etmek istedik.. günler sonra gerçekler yüzüme vururken göğsüme bir ağrı sağlanmıştı Ateş yanıma gelip kolumu sırtıma sardığında karşımdaki kadının gözleri dahada iri açılmıştı..

" Kocanızın pisliğini onun üzerine atamazsın! Arkadaşın benle olduğunu söylediği zaman bir barda başka biri ile olduğunu söyledimi sana hamile kalıp o çocuğu benim olduğumu söyledi merak ediyorum doğrusu ama belliki söylememiş o yüzden kapı orada sırf kadın olduğunuz için kendimi zaptedebiliyorum ona göre." Yasemine yenge yanımızdan giderken ayakta kalacak güç bulamamıştım tüm insanlar bize bakıyordu ve bu çok kötüydü sanki çok kötü bir şey yapıyormuşum gibi.. Sandaliye oturduğumda önümdeki bardaktan bir kaç yudum su aldım buradan gitmek istiyorum sadece odamda kimseye görükmeden kafamı yastığa gömüp saatlerce göz yaşı dökmek istiyorum en azından orada temizlendiğimi hissediyorum... Dakikalar sonra Ateşin yardımı ile restorandan çıkarken hızlıca arabaya attım kendimi..

" Naz." Korkarcasına söylemişti içten içe pişman olmamdan korkuyordu.. bilmiyorum yani aslında her şey çok açık ama ben bir şeyleri geride bırakamıyorum ve bu şey beni tüketiyor bu Tijen ve Alper ile ilgili bir şey değil başka bir şey ama ne?

Yüzümü yavaşça ona dönerken yanaklarıma parmaklarını hissettim..

" Üzülme Naz'ım akıtma inci tanelerini.." yavaşça yaşlarımı silerken kalbim göz yaşlarıma İnci taneleri dediği kelime ile gülümsemişti.. onun tarafından sevilmek herşeyinle en iyisimisin demek miydi en güzeli miydi.. kollarımı boynuna sardığımda kokusunu soludum annem ve babam hayatta olsalardı hiç bir şey böyle olmazdı ama ben yine Ateşe karşı böyle olurdum severdim onu çünkü bizim birbirimize aşık oluşumuz kaderdi ben uzun zamandır kaderimde Ateşin olduğuna inanıyorum... Babam beni ondan daha çok seven bir adam olduğundan gurur duyardı bir yandan ise kızardı..annem ise.. benim mutluluğumdan başka bir şey düşünmezdi sadece okulumu aksattıgım için kızardı ama ben azda olsa babamın zincir restorandlarını kurabilirsem kızgınlığıda uçup giderdi..

Derin bir nefes aldığımda gözlerim kapanmıştı..

" İnsanların söylediklerinin seni dağıtmasına izin verme...ben çok döktüm İnci tanelerini ama başkaları da dökmesin dayanamam buna." Saçlarıma kondurduğu öpücüğü ile kokumu içine çekerken gülümsemeye çalıştım..

" Yokluğunda çok ağladım biliyormusun..seni sevdiğime çok pişmandım.." aklım o akşamlara gitti gülümsedim çünkü ağladığım akşamların mükafatı Allah tarafından verilmişti o kuluna istediğini verendi.. ben dilimden dökülene hakim olmazken o daha çok sardı beni..

" Sana ne kadar söz versem inanmazsın belki yada havada asılı kaldığını düşüneceksin ama yaşadıkça yanında olacağımı göreceksin gördükçe geçmiş ikimizde bırakmış olacak."yavaşça geriye çekilirken anlımı anlına yasladım parmaklarım çenesini kavrarken gözlerim kapanmıştı. Sadece bu anda kaybolmak istiyorum... Parmakları saçlarımdan boynuma doğru ilerlerken çenemde hissetmiştim.. gözleri öylesine derindiki kalp atışlarımı duyar diye korkmuştum...

Parmakları yavaşça alt dudağımda gezinirken sesli yutkunuşu kulaklarımı doldurmuştu.. uzun bir süre sayamadığım saniyeler dakikalar karışırken parmakları altındaki dudağımın uyuştuğunu hissediyordum aslında dokunduğu her yer önce alev olup yakıyordu sonra uyuşup kalıyordu..hareket etmek zor geliyordu...

Eve geldiğimizde üzerimdeki hastalığı atmak amaçlı sıcak suyun altına attım kendimi bir süre bedenim gevşerken aklıma valizimi toparlamadığım geldi.. o yüzden saçlarımdaki köpüğü yıkayıp bornozumu üzerime geçirdiğimde odama doğru ilerledim...

Komidinin üzerindeki çiçek ile elalarım irileşirken dudaklarımda bir gülümseme yayıldı..

Rengarenk birbirinden güzel çiçekler.. Otele uğrayıp öyle yanıma gelecekti gelmişmiydi..evdeki sessizlik olmadığını belirtirken ellerim arasına aldığım çiçekleri kokladım. Eve gelmemişse nasıl çiçekler burada olabilir ki.. üzerindeki notu okuduğumda karnımda kelebeklerin uçuştuğunu hissediyordum tam anlamı ile.

" İş bahane aslında sadece seni alıp gitmek istiyorum sevgilim.." ex öküzüme bak ya.. şu an benim sadece serseri sevgilim.. çiçekleri hızlıca salona bıraktıktan sonra valizimi ve üzerimi giyindim.. altıma giydiğim kahverengi pantolonumum duruşu yüzünden baya rahattı üzerimede yeşil bir atlet giydiğimde saçlarımı hızlıca kurutup buklelerini belirginleştirdim son olarak parfümle hazırdım. Aralık çekmeceden gözüme çarpan kutu ile ona ilerleyip parmaklarım arasına aldım..daha önce takmamak için nedenlerim vardı ama şimdi yok şimdi takmak için nedenim vardı hemde çok güzel bir neden.. parmaklarım arasına alıp boynuma geçirdiğimde varlığı ile gülümsedim..derin bir nefes alıp salondan şarj aletimi alırken masaya koyduğum çiçekleri televizyon masasına yerleştirdim ben gelene kadar kururlardı böylece Ateşe romantik akşam yemeği hazırlarsam bana lazım olurlardı..

Kapının sesi ile düşüncelerimden ayrılıp ilerlerken bir çift kahverengi gözleri görmek bana mutluluk vermişti. " Hazır mısın güzelim."

" Hazırım valizimi alıp çıkalım." Bir kaç güne döneceğimizden fazla bir şey almadım belki oradada alırım. Küçük valizinide aldığımda birlikte aşşağıya inmiştik arka koltuğun kapısını açtığında içeri geçip onun yanına gelmesini izledim. Havaalanına gideceğimizden arabayı başka bir adam kullanıyordu bu adam Alperin doğum gününde arabayı süren adamla aynı kişiydi.

Yanıma geçip kolunu belime sardığında kafamı göğsüne yasladım şu kokusu beni deli ederken saçlarım arasında hissettiğim dudakları ile gülümsedim yavaşça.

Ve evet galiba kader bu sefer bizi sonsuza dek bir araya getirmişti yani öyle umuyorum.. bu yolda ne yaşayacağım bilmiyorum ne hissedeceğim bilmiyorum sadece üzülsemde gülsemde Ateşten gelmeyecek yara beni parçalamazdı..o yüzden her şey gelip geçici o yüzden onunlayken bir şey düşünmek gelmiyor içimden... kahverengi hareleri boynuma taktığım kolyeyi gördüğünde parladığını görmüştüm.. anlıma dudaklarını bastırırken kulağıma" seni seviyorum" diye fısıldamıştı.. dıştan dile getirmedim ama bende onu çok seviyorum hemde çok.. dakikalar sonra

havaalanına girerken geçmişteki trawmam tetiklenmişti.. ah Ateşin öküz olduğu günler kâbus gibiydi yüzümdeki geçmişten gelen sırıtma ile elalarım onu bulduğunda sesini duymuştum.

" Heyecandan gülmüyorsun sanki." Dediği anda bedenimi ona çevirip dudaklarımı araladım.

" Hatırlıyormusun İstanbul'dayken havaalanındaydık..sen beni hava alanına bırakıyordun ve bana başın sıkışırsa beni ara sana doğru yolu gösteririm demiştin sanki hiç yanlış yapmıyormuş gibi." İma ile söylerken dediği ile afalladım.

" Öyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum güzelim sadece beni sevdiğini hatırlıyorum."

" Aynen aynen külahıma anlat bal gibi hatırlıyorsun." Dudakları kıvrılırken elini yanağıma yerleştirip şakağıma dudaklarını bastırmıştı eriyip gitme Naz ..

" Uçağın kaçırmayalım bence.." Elimden tutup arabadan indirdiğinde arkadan valizimi alıp içeri geçmiştik..bu adamın neden geçmişle alakalı bir şeyler ile yüzleşemediğini anlamadım her seferinde kaçıyordu..bu düşüncelerimi sonraya saklayıp uçağa doğru ilerlemiştik binişimiz inişimiz gibi olmasını dilerken saatler geçmişti zamanımı uyuyarak geçirmeye çalıştım çünkü yanımda oturan sevgilim tüm uçak boyunca işlere göz atmakla uğraştı..fazla sık boğaz etmek istemediğimden kendi halimde uçağın inmesini bekledim.. her ne kadar oturduğum yerden bile yorulsamda inip ülkenin manzarasını izlemek efsaneydi.. herşey masal gibiydi huzur veriyordu..

Elalarım gökdelenlerden alıp parklardaki insanlara çevirdiğimde kırmızı ışıkta durmuştuk... Şöyle bir şey varki ben İtalyanca bilmiyorum İngilizce tamam ama bu dil bende yok o yüzden internetimin yarısı dil çeviri uygulamalarına gideceğine eminim..

Ateş taksici ile konuşurken olaya fransiz kalışım bir yana bu kadar uzun konuşmaları bir yanaydı.. yarım saattin ardından lüks bir otelin önünde dururken biraz gerildiğimi itiraf edebilirim.. bu gerilmem yabancı bir ülkede olmamdan geliyordu sanırım üstüne dil bilmeyince kötü olmadım değil yani..

" Önce bir şeyler yiyelim güzelim sonra odaya çıkalım olurmu." Ateşin sesi ile ona dönerken taksiden inip valizimi almıştı.. yani yemek çok güzel olabilir ama gidip gürültünün içinde yemek yiyecek enerjiyi kendimde bulamıyorum..

" Odada yesek olmazmı.." düşen çanta sapımı omzuma aterken buranın sıcaklığının beni yanıp kavurduğunu söyleyebilirim daha ne kadar oldu ineli yandım. .

" Sen ne dersen o ." Kolunu belime sararken gülümsedim..metalin soğuk kısmı belime yerleşmesi beni garip hissettirmişti ama çaktırmamaya çalışarak ilerlemiştik...

Otelin dışı kadar içinde lükstü Ateş gerçektende sürekli otellerdemiydi nasıl rahat edebiliyor anlamıyorum...

Yukarı kata çıkarken Ateşin burada bir çevresi olduğunu fark etmiştim dört insandan biri selam veriyordu çünkü... Öte yanda burası çok hoştu burayı nasıl bırakabilir ki...

" Sen iyimisin." Saçlarımda gezdirdiği parmakları ile yavaşça gülümsedim ona..

" İyiyim sadece şekerim falan düştü." Odanın önüne gelirken kapıyı açıp içeri geçmiştik onun sesi kulaklarımı doldururduğunda çantamı çıkarıp kapının yanındaki dolaba yerleştirdim..

" Yemekleri sipariş edeceğim sen geç." Boynuma bıraktığı küçük buse ile onu onaylayıp salona doğru ilerlemiştim.. burası İzmir'deki otelden büyüktü büyük salonu balkonu jakuzisi evden farksızdı.. İzmir'e ayrı bir aşığım ama burasıda bir ömür yaşanmalık yerdi.. Ateşle tabi.. elalarım koltuğun üzerindeki kağıtları masadaki bardağa dönerken sanki bir anda herşeyi bırakıp İzmir'e dönmüş gibiydi..ama sonra burada onun yaşanmışlığının olduğunu fark etmek yüzümdeki huzuru silmişti.. benden önce başka bir kadın vardı belki birlikte oturup yemek yediler burada yada arkadaşlarını ağırladılar ne bileyim belki..belki.. yakınlaştılar bile.. gerçi Ateş böyle bir şeyin olmadığını söyledi ona inanıyorum tabiki ama buraya baktığında geçmişi hatırlamayacakmı...

" Sana almıştım bunları..getirecektim ama cesaretim olmadı.. " açtığı çekmece ile ayaklanıp yanına ilerledim bence şu an kafamın içindeki düşünceleri susturmalıyım..

Çekmecenin içine bakarken dudaklarım kıvrıldı...

" İnanmam kesin ağırlık yapmasın diye getirmemişsindir." Alayla söylediğime gülerken parmaklarım kırmızı fuları buldu.. işlemeli çok güzel bir şeydi..

" Kolyeyi bile günler sonra boynunda gördüm onları takman bir ömür falan gerekiyordu.."

" Ben herşeyi zamanında yaparım sen acele ediyorsun küçük çocuk gibi." Tek kaşımı kaldırırken kollarını bedenimde hissetmiştim.. kafasını boynuma gömerken sırtım göğsünü bulmuştu..

" Sustum bir şey demiyorum diyemiyorum sana karşı.." bir anlık ayaklarım yerden kesildiğinde korkuyla çığlık attım.... Sol kolumu kalçamının altına yerleştirirken sesini duymuştum.

" Kolunu kalçamın altına koyarsan beni alabilirsin demiştin hatırladın mı." Kıkırdarken geldiğimiz yerin yatak odası olduğunu fark etmiştim yoksa bir ev mi demeliydim... yatağın üzerine bırakırken beni bir kaç adım sendeledim...neyseki düştüğüm yer yumuşaktı... Sırtımı soğuk nevresimle buluşturup derin bir iç çekerken elalarım kararan kahverengi harelerinde takılmıştı.. daha önce görmediğim hissetmediğim bir duyguydu gözlerinde..ne olduğunu bilmiyorum o yüzden kendimi toparlayıp konu açmıştım.

" Yemek yemeyecekmiyiz . " Gözlerim önüne gelen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdığımda bileğimdeki toka ile toparladım gerçektende burası fena yanıyordu...

" Beş dakikaya hazır." Verdiği cevap ile odadan çıkarken arkasından baka kaldım.. kalçamı kaydırıp uzanırken yan taraftaki yastığı kollarım arasına alıp derin nefes çektim içime... Bu soğuk yatak gözlerimin kapanma sebebiydi...bir yandan aklımda olan şey ateşin az önceki tuhaf bakışlarıydı yanlış bir şey yapmamıştım değilmi...

*

Selam herkese

Şu an on beşinci bölüm yayında sanırım yani bölümler uzayıp gidiyor ama okumalar tıkanmış bazen yazdığım şeyleri sadece kendim okuyacağımı fark ediyorum... Galiba burasıda diğer yerler gibi elimden kayıp gidecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.