Geceyi sevdiğim adamın kollarında uyumak çok güzel.. onun huzurlu uyuyuşu kendimi iyi hissetmeme neden oluyordu.. koca bedeni ile bana sarılmıştı ve dışarıda kalan tek şey burnumdu oda nefes alabilmem içindi.. ensemdeki sıcak nefesi uyumama izin verse kapalı gözlerimi hayallere daldıracağım ama yok aklım gidiyor...
Elalarımı araladığımda komidinin üzerindeki taç çarpmıştı gözüme her ne kadar papatyalar solmuş olsada çok iyi görünüyordu.. dakikalar sonra yavaş yavaş uyanan sevgilime döndüğümde.. ona karşı sevgilim deyişimi rüya olduğunu düşündürüyordum.. bir zamanlar o çok uzaktaydı benden ama şimdi çok yakınımdaydı.. ve bu her an bir şey olma ihtimalini düşündürüyordu huzurumum bozulmasını istemiyorum.. derin bir nefes aldığımda.. yavaşça uyanması ile yatakta bir kaç dakika çıkmakla uğraşmıştım kendisi uykusunun halen alamadığını ve uyumak istediğini söylesede onu bırakıp yataktan kalkmıştım. Dün akşam hemen hemen odayı çözmüştüm.. banyoya ilerleyip elimi yüzümü yıkadığımda dağılan saçlarımı toparlayıp topuz yapmıştım tepemde.. odaya geri döndüğümde ise onu çoktan kalmış bir şekilde görmek gülümsetmişti... O oda servisi ile konuşurken bende yatağı toparayıp camı açmıştım.. burası baya güzeldi özellikle manzarası valla evini bırak gel deseler gelip yaşarım..
" Üşütüp hasta olacaksın üzerine bir şeyler al." Banyoya geçmeden önce söyledikleri ile omuz silkerken bir kaç dakika boyunca buradan minicik görünen binaları izlemek eylenceliydi insanlar kum tanesi gibiydi ve bayada kalabalık..bu kalabalıkta herkesin kendine göre hayatı vardı.. herkes ayrıydı hikayesi ayrıydı bu çok garip ya milyonlarca kişi herkesin ayrı mutluluğu ayrı üzüldüğü şeyler vardı... Bazı insanlar kalabalıkta yanlız olurlar bazıları ise yanlızlıkta kalabalık olur.. ve ben hangisi olduğumu bilmiyorum en azından geçmişe baktığım kalabalığın arasında yanlız olduğunu görüyordum.. saniyeler sonra çalan kapı ile ilerleyip açarken önümdeki servis masası ile gözlerimin parladığını hissediyordum ve tabi karnımında guruldadığını.
"Masaya servis yapmamı istermisiniz" çalışan adamın dediği ile kafamı olumlu anlamda salladığımda kapıyı açmıştım.. içeri geçip masayı kuraraken komidinin üzerindeki telefonuma gelen mesaja bakındım..
" Günaydın bugün pastaneye gelecekmisiniz." Ezginin mesajını okurken yanak içimi şişirip yavaşça havayı dudaklarım arasından bıraktım.
En sonda gideceğim kararına varıp geleceğime dair bir mesaj attığımda Ateşin sesini duymuştum.
" Naz'ım.." banyodan çıkıp yanıma geldiğinde boynuma bastırdığı dudakları ile gülümsedim elindeki havluyu koltuğun üzerine yerleştirdiğindede kolunu belime sarmıştı..
Birlikte masaya geçerken kahvaltımız son derecede güzel geçiyordu.. sanki küçük çocukmuşum gibi davranması iyimi bilmiyorum ama gözlerindeki aşk bunu sevgisinden yaptığını gösteriyordu..
Ona bugün pastaneye gideceğini söylediğimde istememişti ama işimin başında olmalıyım oda zaten birlikte İtalya'ya gideceğiz bir kaç gün daha pastanede kal bari homurdanır şekilde söylediğinde dudaklarıma bir gülümseme yayılmıştı..
Aslında kafaya takacağım o kadar çok şey vardı ki düşünmememi sağlayacak tek kişi Ateşti ,en iyi tarafı onunlayken kafamı bir şeylere yorma zamanımı bulamamdı.. beni restoranda bırakacağını söylerken kafa sallayıp kahvaltıma devam etmiştim.. hayatımın en uzun kahvaltısıydı diyebilirim.
" Evden giderken yokluğunu ilk geldiğim an fark etmiştim... Sonra boşandığımız günde o eve dönmemek için hızlıca İstanbul'dan gitmiştim." Duyduğum sözler ile elalarım harelerini bulunca gözlerindeki ifadeyi çözmeye çalıştım..sanki kendine birşeyi itiraf ediyor gibiydi ve banada bunu söylemek istiyordu.. yüzümdeki buruk ifade ile bir anlığına geçmişede gitsem kendimi toparlayıp derin bir nefes aldım..
" Neden dini nikahın bozulmasını sonraya bıraktın seni çok bekledim ben." Dediğimde gözlerini benden kaçırmıştı Ateş Akar ilk kez gözlerini kaçırmıştı.
" Beni mi bekledin boşanmamız için,neyse kalkalımmı." Ayağa kalktığında şaşkınca bakındım ona kaçmışmıydı o.. neyse ben bu soruyu tekrar sorarım ona.. birlikte otelden el ele çıktığımızda içimde tarifi edilmeyen duygular vardı.. araba kapısını bana açtığında içeri geçip kemerimi bağladım oda dıştan dolanıp yerine yerleşirken pastaneye doğru sürmüştü..
Dakikalar sonra araba durduğunda ona dönüp yanağına dudaklarımı bastırdım bu bana küçükte olsa bir kalp krizi geçirsede ona dokunmak güzeldi.. afallamış hali bu durumdan keyif aldığını gösteriyordu tabi dudaklarındaki o çapkın gülümseme beni dahada keyiflendiriyordu..
" Görüşürüz sonra." Dediğimde arabadan inmeden önce sesini duymuştum.
" Kendine dikkat et güzelim bir şey olduğunda ara beni. " Kafamı olumlu anlamda salladığımda kapıyı kapayıp dükkana ilerlemiştim.. bugün diğer günlere nazaran daha doluydu.. hızlıca işimin başın geçip müşterileri en iyi şekilde ağırlamak ile uğraşırken kapıdan giren suret gülen yüzümü soldurmuştu..
Gelen tabiki Alper'di neden geldiği hakkın hiç bir bilgim yokken derin bir nefes alıp yanına ilerlediğimde sıradan bir insanmış gibi ilgilendim.
" Hoş geldiniz."
" Bakıyorumda siz biz olmuşuz.." alaylı sesi ile yüzüme onun gibi alaylı bir ifade yerleştirdim.
" İçeride boş masamız yok dışarıya alabiliriz sizi. " Dediğimde söylediğim cümledeki ima ile tek kaşı havalandı.
" Arkanızdaki hanfendiler kalkıyor boş masa var yani." Umursamaz şekilde kalkan müşterilerin yerine geçtiğinde iç çektim yavaşça belkide normal iki insan olmuştuk gelme nedeni sadece bir şeyler içmekti belki..
Siparişini aldığımda bir kahve ve bir dilim çikolatalı pasta götürdüm.. gözüme çarpan şey dolapta portakal suyunun bitmiş olması idi normalde bir rutinim vardı her sabah kahvaltıda yada kahvaltıdan sonra portakal suyu içerdim ama son bir ay içinde hiç yapmamıştım direncimin düştüğünü hissediyordum.. tepsiye yerleştiridiğim siparişi masaya koyarken yüzüne bakmamaya çalıştım ama o ne yapıp edip konuşuyordu.. kısa ve net cevaplar verirken sorularına hayla Ateş ve beni bilmediğini öğrendim tepkisi umrumda değildi ama ya bir şey yaparsa.. Tijen abla kardeşine söylememiş hiç bir şeyi..
Günler diğer günlere nazaran daha sakin geçmişti Tijen abla sanki derin bir sessizliğe bürünmüş gibiydi yoksa bu fırtınadan önceki sesszilikmiydi.. bu günler icerisinde hayat yeni yeni şeyler yaratmayı ihmal etmiyordu..bir yandan Yasemin yenge ile Resul dayının tatilden sonra boşanma haberlerini almak beni üzmüştü öte yandan Bartu ve Resul dayımın arasındaki kavga çok garipti.. Alper ise en son pastaneye gelmişti sonrasında ise onun doğum günü akşamında öpüştüğü kız ile el ele görmüştüm...ama hayla Tijen abla ona bir şey anlatmamıştı . Ateş ise benim Alpere karşı olmayan duygularımı tartıyordu.. onları el ele gördüğümde şaşırdım evet ama sinirlenip öfkelenmedim oda şaşırmamı hissiyat olarak anlamıştı.. neyseki aramızdaki buzalar erimişti hayla el ele ve gözlerimin içine bakıyordu..
Ateş demişken ondaki değişim her geçen gün beni hem sevindiriyor hemde afallatıyordu İtalya için yarın akşama bilet almıştı içten içe oraya gitmek için seviniyorum bu onunla ilk tatilimiz gibi bir şeydi. Tabi bugünlerin koşturmasından hasta olup yatağa düşmüştüm sırtım belim başım her uvuzum ayrı ayrı can çekişiyordu burnum tıkalı kulaklarımı duymuyor ah hastalık ne zor ya..
Burnumu çekerken Bartu'nun yanıma getirdiği sıcak çorbadan bir kaç yudum aldım. Yani hastanın yanındaki refakatçi hastadan daha çok hastadır lafını kendi gözlerim ile görüyordum. Ateş bana ilaç almaya giderken Bartu'ya yanımda kalmasını istemişti şaşırdım ama Bartu ile kardeş gibi olmamızı anlamıştı neyseki ve Bartu'nun geldiğinden beri benden daha hasta olması delirtiyordu beni.
" İç hadi hastalığını bana bulaştıracaksın zaten geberiyorum."
" İçiyorum ya hem sen gidebilirsin ben iyiyim." Dediğimde saatine baktı.
" Geldi zaten eski aşkın ben gidiyorum." Yasemin yenge ve Resul dayidan sonra agresifleşmesi gayet normaldı zaten bana söylediklerinin altına kötü bir niyet olmadığı halinden belliydi.. odadan çıkması ile saniyeler sonra kahverengi gözleri gözlerime deymişti.. yanıma yaklaşıp anlıma dudaklarını bastırırken sesini duymuştum.
" Ateşin düşmüş ilaçlarınıda yersen daha iyi olacaksın." Şefkatle saçlarımı okşarken gülümsedim zorlukla eğilip dudaklarıma dudaklarını bastırırken içimin titrediğini hissediyorum harelerindeki o aşk kendimi tamamlanmış hissettiriyordu..
" Hasta olursun yaklaşmasanmı." Sesimin içime kaçtığı kesin ama gerçekten biraz daha dokunursa bana benden daha kötü olur.
" Senden gelene ölünür be kızım." Sesindeki hayranlıkla yanaklarım kızarırken elalarımı kaçırdım uzun süre bakamam ben bu adama..zorla tabağımdaki çorbayı bitirtirip üzerine ilaçları içtiğimde saatler sonra kendimi daha iyi hissediyordum ama bu sefer bel ağrım başlamıştı.. Ateş'te bel ağrımın nasıl geçmesi gerektiği için annesini aramıştı sanki sıradan bir şeymiş gibi anlatması bizim birlikte olduğumuzu bildiklerini kanıtlıyordu.
Ayşe teyzede tabi bir şal beline bağlayın iyi gelir demesinmi annemin taktiğinden iyi geldiğini bildiğimden kabul ettim ama evde şal yoktu canım sevgilimde bana şal almaya gitmişti..
Burnumu çektiğimde komidindeki sudan bir kaç yudum aldım telefonum çaldığında ekrandaki yazı ile dudaklarım kıvrılmıştı..
" Efendim."
" İhtiyacın bir şey varmı yavrum ne getireyim sana." Kulaklarım duyduğu beşinci kelime ile açılırken dudaklarımda aptal bir gülümseme yayıldı..
Ne demişti o öyle ayyy.. içim gitti..daha fazla onu bekletmeyip kendimi toparlayıp dudaklarımı araladım.
" Şey..bir şey yok ama portakal suyu getirimisin." Sesimin nereye gittiğini bilmiyorum aklım zaten havada asılı kaldı..
" Tamam güzelim." Telefonu üzerine kapattığımda ellerim kalbime gitti sanki ilk sevgilimiş gibiydi heyecandan öleceğim..tabi ben bir sırıtış ile tavana bakarken hastalığımı unutup gittim...
Dakikalar sonra ayaklanıp tuvalete girdiğimde işimi halledip çıktım yavaşça.. elalarımın gördüğü manzara ile derince yutkundum..
Sol kolundaki kas yığını ahh Allah'ım sen neler yaratıyorsun.. geniş omuzları ağzımın salyalarını silip komidinin üzerindeki poşete baktığımda yatağın üzerine oturdum..
Boynumda hissettiğim dudaklar ile irkilirken saçlarımı avucuna dolamıştı..
" Seni seviyorum.." tutkudan uzak aşk öpücükleri ile gözlerim kapandı..ne çok ihtiyacım varmış böyle sevilmeye..kalbim sanki diğer yarısını bulmuş gibi tamdı..
Parmaklarımı yeni çıkan sakallarında gezdirdiğimde dudaklarım aralandı...
" Beni bırakma Ateş olurmu.." istemsizce dökülen sözler ile gözlerimden bir damla yaş akmıştı yanağımdan çok dolmuştum..her ne kadar iyiyim desemde ruhumun kalbimin yaralı olduğunu biliyordum.. içimde biriktiğim acılarımın göz yaşlarıydı akanlar..
" Seni asla bırakmam, bunca yıl diğer tarafım olmadan yaşamışım bunu seni sevince anladım..nefesim olduğunu seninle yaşayacağımı sevince anladım..İnan bundan sonra seninle her günümüz geçmişte yaptığım hataları unutturacak sana unutturmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım.." Kalbim kanatlanıp uçmuştu sanki.. önüme geçip poşette ki şalı çıkardığında etiketini sökmüştü belime dolanması ile aklıma Ayşe teyze ve Elif gelmişti ne zamandan beri biliyorlardıki..
" Ateş.." dediğimde gözleri beni bulmuştu bel boşluğumda hafifçe şalı düğüm yaparken sesini duymuştum. " Ağrın mı var hastaneye gidelim istermisin yada-"
" Hayır onu söylemeyeceğim sadece sen annene bizi ne zaman söyledin." Yüzündeki gevşeme ile dizleri üzerinden kalkarken şakağıma dudaklarını bastırmıştı.
" Buraya ilk geldiğim gün falan sanırım annem gelinimi almadan gelme dedi ." Keyifli sesi ile sırtımı yatak ile buluşturduğumda aklımdaki bir diğer soruyu sormuştum.
" Peki Elif ne dedi."
" Bilmem onu ona sorarsın belki ayrıca biraz uyu iyi gelir." Cevapsız bıraktığı sorum ile iç çektiğimde sırtımı ona dönmüştüm..belim ağrıyordu hayla elimden gelen bir şey yoktu malesefki ... üzerime çektiği yorgan ile gözlerimi kapadım..belki uyumak iyi gelirdi..
Yavaşça kendime gelirken fark ettiğim şeyle dudaklarım kıvrıldı.. bel ağrım yoktu boğazımda acı bir tat'da yoktu ama başım ve burnum aynıydı.. yavaşça doğruluğumda komidinin üzerindeki sudan bir kaç yudum aldım.. tam o sırada akmaya dünden razı olan burnumu hızlıca çekip sildiğimde elalarım etrafta gezindi.
Yanı başımda koltukta uyuyan adama bakındığımda yavaşça ayaklandım.. rahatsız olduğu yüz ifadesinden belliydi bana göre büyük ama ona göre küçük olan koltuk işkenceydi her açıdan bence..
Dolaptan çıkardığım pikeyi üzerine örttüğümde elalarım karizmatik yüzünde gezindi öpsem uyanırmıydı.. öpmesem içimde kalırdı ama.. eğilip yanağına dudaklarımı bastırdığımda hızlıca geri çekilip arkamı dönmüştüm.. sıcak parmaklarımda hissettiğim soğukluk ile irkilirken sesini duydum,uyumamışmıydı o !
" Tek bir öpücüklemi bitireceksin geceyi." Alev almış bedenimle ona dönerken söylediği ile kafam allak bullak olmuştu. Hayır yani akan burnum ile nasıl güzel görünebilirim berbat bir şey bu. Bedenimi kendine doğru çekerken hastalığın verdiği etki ile o nereye çeksin oraya gidiyordum.. yavaşça dizine oturduğumda dudaklarını anlıma bastırmıştı.. beni göğsüne yaslarken az önce üzerine örttüğüm pike şu an ikimizin üzerindeydi.. elalarım tekli boş yatağı görünce şunu anlamıştım.. yattığın yerin yumuşaklığı değil sana verdiği huzur önemliydi.. yatağım yumuşak olabilir ama bu Ateşin göğsünde rahatsızca uyumaktan daha huzurlu değildi..
Kollarımı olabildiğince ona sararken gülümsedim. Kulağımın altındaki kalbi en az benim kalbim kadar hızlı atıyordu heycanla aşkla...