“Yastıkaltı Krallığı IV – Kanlı Oyuncaklar” Bir gölge vardı odada. Çocuk ona bakınca, Sanki tanıdık biriymiş gibi davrandı. “En iyi arkadaşım” dedi içinden. Ama gölge cevap vermedi. Sadece kıpırdadı. Sadece sustu. Ve çocuk o anda fark etti: > “Bu gölge… benmişim.” Ama benliğimin karanlık kısmı. Bir dolap vardı önünde. Kırık aynalı, menteşesi paslı, Ama içi sırlarla dolu. Her açışında başka bir ses çıkardı: Anne sesi, baba bağırışı, kendi çığlığı... > “İlaç verin bana!” dedi çocuk sessizce. Ama sesi o kadar cılızdı ki, sadece gölge duydu onu. O da cevap vermedi. > “Hem de bir tane içsem... gelir mi o yine?” diye fısıldadı. O kimdi? Belki kaybolan bir dost. Belki içinden geçen, bir daha dönmeyecek bir “kendilik”. Kanlı oyuncaklar kullanmıyordu çocuk. Çünkü artık oyun oynamıyordu. Hayal bile kurmuyordu. Oyuncaklar tozlanmış, gözleri delinmiş, ve içlerinden sanki... kan sızıyordu. Küçük çakmakları vardı. Anlamı olmayan eşyalar. Ama ellerine yakışıyordu. Sanki dünya yanarken, tek ısınabildiği şey o çakmaklardı. Sonra bir cümle çaktı zihnine: > “Saklanma, çocuk. Bu karanlık senin, Bu gölge sensin, Ve bu oda da artık kaçamayacağın evin.”
Bölüm 4
lV - Kanlı Oyuncaklar
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.