“Yastıkaltı Krallığı III – Tek Kalpten Tek Sen” Belki de hastaydı çocuk. Belki de sadece uykusuzdu. Belki de gözleri değil, kalbi görmüyordu artık. Ama biliyordu. Bir şeyler hâlâ vardı. Kırık ama yerinde duran, Sessiz ama bağıran bir şey... Aylardı annesiyle aynı evde ama Hiç tanımamış gibi geçiyordu yanından. Babası? Daha da yabancıydı… Ama asıl garip olan, Kendine bile yabancıydı çocuk. Ve ben, ve ben, ve ben. Sanki üç kişi gibiydi. Aynı bedende, aynı gözde ama ayrı ayrı susan üç kişi. Bir “ben” ağlıyordu. Bir “ben” güçlü görünmeye çalışıyordu. Bir “ben”... hiçbir şey hissetmiyordu. Tek kalpten tek sen. Yani o bir kişi vardı işte. Her şey karanlıkken bir anda ışık gibi gelen. Ama şimdi o da yoktu. Sadece “sen” kelimesi kalmıştı geride. Bir kelimenin arkasına saklanmış eski bir hayat gibi. Sonra bir ses yankılandı odada. Kapı açılmadı, pencere de değil. Sadece bir his geldi usulca: > “Tamam çocuk, gelmiş üstünden geçen bir gülümsemem.” Çocuk irkildi. Kimin gülümsemesi geçmişti üzerinden? Birinin mutluluğu mu ezmişti onu? Yoksa biri ona bakıp gülüp geçmiş miydi sadece? Pencereden dışarı baktı. Çimen vardı. Sadece çimen. Ama bir iz görünüyordu orada. Sanki biri yatmış, Oraya düşüp susmuştu bir zamanlar. Ve çocuk anladı: > O çimenin üstünde bir zamanlar “kendisi” vardı. Ama şimdi yalnızca gölgesi kalmıştı.
Bölüm 3
lll - Tek Kalpten Tek Sen
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.