İçeriğe geç

Yaşanamamış Bir Aşk Hikayesi

Bölüm 11 · 8 dk okuma

Yaşanamamış Bir Aşk Hikayesi

Bölüm 11

Sigara Dumanına Karışan Acılar- (part 1)

2024

‘’Böyle içimiz hiç rahat etmeyecek ama kızım.’’

Cenaze evine taziyeye gelen şehir dışındaki akraba ve yakınlardan dolayı evde tam anlamıyla yer kalmamıştı. Bahar da bizim için otelde bir yer ayarlatmıştı şimdilik; birkaç günlüğüne. Henüz ne zaman döneceğimize karar vermemiştik çünkü.

Mahcup bir şekilde, ağlamaktan ve acı kaybının ağırlığından dolayı bitap düşmüş gözlerle bana bakan Pelin teyzenin elini tuttum.

‘’İçiniz rahat etsin.’’ dedim buruk gülümsememle içini rahatlatmaya çalışarak. ‘’Ben alışkınım zaten otelde kalmaya. Siz bizi merak etmeyin.’’

Bahar arabayı getirince herkesle hızlıca vedalaşıp arabaya bindim.

‘’İyi misin?’’ sorusunu günde yüz defa tekrarladığı gibi yine tekrarlarken Bahar, emniyet kemerimi takıp kafa sallamakla yetindim. Sonra sessizce otelin yolunu tuttuk.

Günlerdir süregelen uykusuzluk yüzünden başım feci halde ağrıyordu ama morarmış göz altlarım ve solmuş yüzümden dolayı zaten endişeli olan Bahar’ı daha da üzmemek için mümkün olduğunca gizlemeye çalışıyordum. Ani ataklar geldiğinde sadece gözümü kapatıp ağrının gitmesini bekliyordum. Bu feci acı dayanılması güç olsa da, bir süreliğine de olsa içine gömüldüğüm düşüncelerden beni uzaklaştırdığı için biraz da olsa memnundum.

‘’Geldik.’’

Araba yavaşça durduğunda gözlerimi açtım. Yine aynı sessizlik yeminini koruyarak arabadan inip arka koltuktaki çantamı ve gizemli kutumu aldım. Bahar tüm giriş işlemlerini hallederken öylece dikilip boşluğa bakıyordum. Kısa süre içinde odaya geçtiğimizde sırayla duş aldık. Saat gece yarısını geçiyordu. Çift kişilik yatağın sağına ben, sol tarafına Bahar uzanırken bir süre sessizce tavanı seyrettik. İçerideki tek ışık kaynağı sokaktan odaya dolan sarı sokak lambasıydı.

Uykusuzluğun ve sıcak duşun verdiği etkiyle göz kapaklarım ağırlaşmaya başladığında Bahar’ın yavaşça bana sokulduğunu hissettim. Önce sıkıca sarıldı. Hiçbir tepki vermedim. Bir süre sonra uzanıp yanağımdan öptü.

‘’Her şey geçecek.’’

Fısıltısından bile anlayabildiğim çaresizlik hissi, kendimi çok daha kötü hissetmeme neden oldu. Beni bu halde görmenin onu ne denli yaraladığını tahmin etmesi zor değildi.

‘’Biliyorum… Her şey…’’ duraksadım. Derin bir nefes verip gözlerim kapalı bir şekilde sesimin çıkması için kendimi zorladım. ‘’…bir şekilde yoluna girer.’’

‘’İnsanoğlu bir şekilde yaşamanın yolunu bulur.’’

‘’İnsanoğlu bir şekilde yaşamanın yolunu bulur.’’

Annemle babamın vefatından sonra belki de en çok duyduğum bu teselli sözü Bahar’a aitti. Boğazımda oluşan yumruyla Bahar’a sırtımı dönüp kendimle baş başa kalmayı tercih ettim.

‘’Uyuyalım artık.’’

‘’Uyu canım. Uyu ve biraz kendine gel.’’

Tepki vermedim. Bahar da kendi tarafına doğru geçti. Nefes sesleri yavaşladığında uyuduğunu anlamıştım ama saatler geçmesine rağmen bir türlü uyuyamıyordum. Oda üstüme üstüme gelmeye başladığında nefesimin daraldığını ve odadaki havanın ciğerlerime yetmediği hissettim. Panik atak geçirmekten endişeleniyordum.

Sessizce yataktan kalkıp önce Bahar’ı kontrol ettim. Uyumuştu.

Üstüme çantadan bulduğum ince bir hırkayı alıp dışarı çıktım. Sokaktaki tek ses çekirgelere aitti. Yüzüme çarpan serin hava biraz daha iyi hissetmemi sağlarken derin nefesler alıyordum. Ne kadar içime çekmeye çalışsam da ciğerime ulaşmıyor gibi hissettiğim havayı daha derin solumaya çalışıyordum.

O esnada yan taraftan gelen bir çakmak sesi irkilmeme neden oldu. Korkuyla sağ tarafa baktığımda biraz uzağımdaki bankta oturan ve sigarasını yakmaya çalışan adamı gördüm. Birkaç denemeden sonra yakmayı başardığı çakmağı dudaklarının arasındaki sigarasına yaklaştırıp derin bir nefes çekti. Kafasını geriye atıp içine çektiği dumanı havaya doğru üflerken gözleri kapalı bir şekilde kafasını geriye atıp bir süre o şekilde kaldı. Yutkunduğunu hareket eden adem elmasından fark ettiğimde ayrıca gözünden akan bir damla yaşı da görebildim. Fakat bundan nefret eder gibi sertçe gözlerine bastırdı elini.

Bu adama odaklanmak biraz olsun dikkatimin dağılmasını dağlamışken kan çanağına dönmüş gözleri birden beni bulduğunda o da benim onu ilk fark ettiğim andaki gibi irkilmişti.

‘’Üzgünüm.’’ Dedim garip ortamı dağıtmak için. ‘’Rahatsız etmek istememiştim.’’

Yerinde doğrulup hafifçe öksürdü.

‘’Sorun değil.’’

Kafasını başka tarafa çevirip sigarasını tekrar dudaklarının arasına aldı.

Yavaş adımlarla yanına doğru gitmeye başladığımda etrafta olan tek bank oturduğu yer olduğu için bana da yer açmak için bankın köşesine geçti. Bir şey demeden yanına oturdum.

Bir süre ikimiz de sessizce yolu izledik. Sigarasının dumanı rüzgâr yüzünden yüzüme yüzüme vursa da sessizce orada oturmaya devam ettim. Sigarasının biri biter bitmez bir diğerini yakıyordu. Bir süre sonra sigara paketini bana da uzattı. İlk defa o zaman göz göze geldiğimizde, gözünün kızarıklığından zar zor belli olan göz bebekleri daha da dikkatimi çekti.

‘’Sigara kullanmıyoruö. Teşekkürler.’’

Paketi geri çektiği sırada sigarasından bir nefes daha aldı. Tekrar karşıya bakarken bana hitaben konuştu.

‘’Bir süredir beni izlediğiniz için sigara istediğinizi düşündüm.’’

Sesindeki hırıltının sebebi sigara mıydı yoksa ağladığı için miydi bilemiyordum.

‘’Kafamın dağılmasını sağladı bir başkasını izlemek.’’ Diye dürüst davrandım. Bu cevabım onu şaşırtsa da pek tepki vermedi.

‘’Derdimin bir başkasına şifa olması garip bir hismiş.’’

Sesinde herhangi bir ifade yoktu.

‘’Sorun her neyse üzüldüm.’’ Dedim samimiyetle. Bu yabancıdan çok, kendi yansımamla konuşuyordum sanki. ‘’ama zamanla her şey yoluna girecektir.’’

‘’Şimdi de yansıman mı oldum?’’

Bunu fark etmiş olması bir an duraksamama neden olunca ilk defa yüzünde bir duygu oluştu. Alaycı ifadesiyle bana baktı.

‘’Benden daha beter birini görmek kafamın dağılmasını sağladı.’’

Benimle alay etmesini umursamadım ama o konuşmaya devam etti.

‘’Ve hayır, zamanla her şey yoluna girmez. Zaman her şeyin ilacı değil.’’

‘’Sen de birini kaybetmişsin.’’

Bu sefer alaya karıştırmaya çalıştığı öfke ve hüznünü fark edebildiğim bir ifadeyle hararetle sigarasından son bir nefes alıp bankın köşesinde söndürdü.

‘’Gerçekten…’’

Öfkeli gözleri beni bulduğunda cümlesinin devamını getiremedi. Yüzümde nasıl bir ifade vardı, gözlerimde basıl bir bakış gördü bilmiyorum ama cümlesinin sonunu getirmedi. Yüzündeki ifade dondu, sonra çatık kaşları yavaşça özgürleşti.

Bir süre daha, anlam veremediğim bir ifade ile bana baktıktan sonra önüne döndü. Kucağındaki sigara paketinden bir sigara daha çıkardı. Bu, en azından ben banka oturduğumdan bu yana 4. sigarasıydı.

‘’Annem.’’

Dudaklarının arasındaki sigara yüzünden bir an ne demek istediğini anlayamasam da fark etmem çok zamanımı almadı.

Onun da hayatında artık kapanmayacak bir boşluk vardı.

Annesini kaybetmişti.

‘’Üzüldüm. Başın sağolsun.’’

Öylesine söylemedim bu cümleleri. Ona gerçekten üzüldüm. Onu gerçekten anladım ve anlıyordum.

‘’Ben de üzgünüm.’’ derken yine alaycı bir tavır takınmıştı. Yine de deminki cümlelerimdeki samimiyete inandığı belliydi.

‘’Sıra sende.’’

Yüzümde ne dediğini anlamadığımı belli eden bir ifade ile ona baktığımı fark edince açıkladı.

‘’Kafamın dağılmasını sağlasın bir başkasını izlemek.’’

Bu sefer, uzun zaman sonra ben de güldüm bu dediğine. Onunki gibi alaycı bir tavırla olmasa da, daha önce söylediğim şeyi alayla ifade etmesi güldürmüşü beni fark etmeden. Ama sorusunun cevabı aklıma geldiğinde yüzümdeki gülümseme tekrar soldu.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra, nerdeyse sonuna geldiği sigarası gözüme çarptı.

‘’Bir tane alabilir miyim?’’

Bir kaşı havaya kalktı. Gözleri o kadar kırmızı ve şiş, yüzü o kadar yorgun görünüyordu ki, kaşını kaldırırken bile zorlanıyor gibi görünüyordu yüzü.

‘’Sigara içmediğini sanıyordum.’’ derken çoktan paketi bana uzatmıştı bile. Uzanıp içinde 2 dal kalmış sigara dalından birini aldım. Gecenin sessizliğinde bana eşlik eden bu gizemli adam da son kalan dalı sıkıştırırken dudaklarının arasına, çakmağı önce bana uzattı.

Daha önce hiç sigara içmemiştim. Merak da etmemiştim. Fakat arkadaşlarımın deneyimlerini bolca dinlemiştim. Her zaman dinlemeyi fazlasıyla ciddiye alan biri olmuştum. İnsanların deneyimini kendi hayatım için bir ders niteliğinde kullandığım da çok oluyordu.

Bu yüzden sigaradan aldığım ilk havayı ciğerlerime çekebilmeyi başaramamak beni şaşırtmamıştı. Tekrar denediğimdeyse gelen yoğun öksürme hissini engelleyememiştim.

Öksürüğüm bitip de sakinleştiğimde bana merakla bakan yabancıya döndüm.

‘’En yakın arkadaşlarımdan birine veda ettim ben de.’’

Sigaradan bir nefes daha aldım. En rahatsız edici tarafı burnumdan çıkan dumanın garip bir şekilde canımı yakmasıydı.

‘’Yaklaşık 6-7 yıldır görüşmüyoruz. Doğrusu en son 3 yıl önce yine arkadaş grubumuzdan birinin düğününde karşılaşmıştık ama sadece 2 saat oturabildik. Araya giren saçma zamanın ve mesafeninse pişmanlığı yiyip bitiriyor beni.’’

Bir derin nefes daha. Boğazımı yakan dumanın başımı da döndürmeye başladığını hissediyorum.

‘’İlk defa İzmir’e gelişim onun sayesindeydi. Tekrar gelişimin ona veda etmek için olacağını asla hayal etmezdim.’’

‘’İnsan hep, zaman var sanıyor.’’ Sesi titremişti. ‘’Planları başka zamana erteliyor, bir dahaki gelişimde diyor; bir dahaki karşılaşmamızda…’’

Sigaradan son nefesi çekip yanımdaki yabancıdan örnek alarak bankın köşesinde söndürürken başım feci halde dönüyordu ama endişelenmemiştim çünkü ilk defa sigara kullanan arkadaşlarımın bazılarının neredeyse bir ay boyunca bunu yaşadıklarını anlattıklarını hatırlıyordum.

Yine de bu baş dönmesinin rahatsız hissini atlatabilmek için oturduğum bankta biraz aşağıya doğru kayıp başımı geriye yasladım.

‘’Ama zaman plan tanımıyor.’’ Diye devam ettirdim cümlesini. Kafasını sallamakla yetindi.

‘’Zamanla her şeyin düzeleceğini söylediğinde kabalık etmek istememiştim.’’

Mahcup sesine karşılık kafamı yana doğru çevirip ona baktım. Konuşmasına devam etmeden önce hafifçe boğazını temizledi.

‘’Sadece şu anda zamanı umursayamıyorum. Sadece… Sadece çok büyük bir acı hissediyorum ve sanki gün geçtikçe hissettiğim her pişmanlık katlanarak artıyor ve boğuyor beni.’’

‘’Annemle babam vefat ettiğinde ilk ne hissettiğimi hatırlayamıyorum bile. İlk birkaç gün hala bulanık.’’

Yüzünde kocaman bir şaşkınlık ve acı peyda oldu.

‘’Cenazelerine katılamamıştım çünkü hastanedeydim. Ama mezarlarını ziyarete gittiğimde başlayan ve o günden sonra peşimi bırakmayan hislerin hepsi hala taptaze hafızamda. Pişmanlıklar her gün daha da yoğunlaşacak biliyorum ve maalesef bu konuda hiçbir teselli sunamam sana. Kendine üzüleceksin; bundan sonra annenle yaşayamayacakların için… Annene üzüleceksin; onun yaşayamayacakları için… Size üzüleceksin; birlikte göremeyeceğiniz güzel günler için.’’

Hislerinin bir başkasının ağzından böylesine net bir şekilde dökülmesi hem onu yaralıyor hem de üstünden bir yük kaldırıyordu muhtemelen.

‘’Belki başta sadece pişmanlıklar ve acıyla dolu anılar doluşup duracak beynine ve seni esir edecek ama dediğim gibi, bu zamanla değişecek.’’

Gülümsedim.

‘’Zamanla onlarla geçirdiğin güzel günler daha çok hatırlatacak kendini. Onları her hatırladığında buruk bir güzel anı yer etmeye başlayacak. Bir bakmışsın, onlar artık seninle güzel anılarında yaşamaya devam ediyor. Yaşadığın acıyı tahmin dahi edemem ve kimse bu yükü senle birlikte taşıyamaz ama her zaman bugünkü kadar canın yanmayacağına yemin edebilirim.’’

Gözünden bir yaş aktı ama baştaki gibi sinirle silmek yerine, izin verdi hüznünün geceye karışmasına.

‘’Hayat senden bu kadar şey almışken, nasıl hala ondan umut etmeye devam edebiliyorsun?’’

Başımın dönmesi geçmişti. Sadece o yoğun ağrı tekrar vurmaya başladığı için yine kaldıramadım kafamı yasladığım yerden. Yine de gülümseyerek baktım ona.

‘’Düşünüyorum da… Eğer annemle babamın öldüğü gün gerçekten hayatın bittiğine kendimi inandırsaydım, daha doğrusu sevdiklerimin beni o karanlıktan çekip kurtarmasına ve ayakta kalmama yardım etmelerine izin vermeseydim, bugün veda ettiğim arkadaşımla asla tanışamayacaktım.’’

Hislerim hakkında ilk defa bu kadar açık konuşmak, yüreğimdeki ağırlığı yavaş yavaş kaldırıyor, dilimin bağını çözmeye başlıyordu.

‘’Bugün her ne kadar tarif edilmez bir acı yaşıyor olsam da bir şansım olsa yine onunla tanışırdım. Yine onunla güzel anılar biriktirirdim. Hayata karşı polyannacılık oynayan biri değilim yanlış anlama. Sadece hayat aldığı şeyler kadar bana çok şey de kazandırdı. Nefes aldığım sürece de, acısıyla tatlısıyla kazandırmaya ve kaybettirmeye devam edecek.’’

(Devam edecek)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.