İçeriğe geç

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Yarının Dünyasına Yolculuk

Bölüm 6

Cansız Bir Konuşma

Gözlerimi açtığımda parlak ışık gözlerimi aldı. ''Uyandı.'' dedi bir erkek sesi. Bunların hepsi bir rüya mıydı? Ama kolumdaki, ayağımdaki ve sırtımdaki acı bunların bir rüya olmadığını söylüyordu. O zaman hâlâ nasıl yaşıyordum. Yoksa ölmüş müydüm? ''Öldüm mü?'' sorusu çıktı dudaklarımdan. ''Hayır.'' diye beni yanıtladı mikonun sesi. ''Miko?'' dedim cılız bir sesle. ''Neredesin?'' diye sordum. Etraf karaltı şekillerden ibaretti benim için. ''Buradayım. Yanındayım.'' dedi mikonun sesi ve birisi elimi tuttu. Elimim tutan kişinin miko olduğunu düşündüm. ''Nasıl hissediyorsun?'' diye sordu bir erkek sesi. Yanımda sadece miko yoktu. Başka birisi daha vardı. Ya da başka birileri. ''Berbat.'' dedim dürüst bir şekilde. ''Sanki elim kopmuş gibi bir acı hissediyorum. Ayrıca sırtım feci bir şekilde acıyor. Sağ ayağım da sanki birisi beni ayağımdan bıçaklamış gibi acıyor.'' dedim. ''Sol elini hareket ettirmeye çalışır mısın?'' dedi aynı ses. Elimi hissetseydim belki de elimi hareket ettirmeye çalışabilirdim ama... ''Sol elimi hissetmiyorum.'' dedim. Ses sesli bir şekilde dertli bir nefes verdi. Bir süre sonra ''Aşağıyı nasıl buldun?'' diye sordu. ''Su içmek için mutfağa gittiğimde pencerenin önünde iki yeşil insan gözü görmüştüm. Sonra bu iki insan gözünün öğlen karşılaştığım yabancının gözleri olabileceğini düşündüm. Ve yabancının benden intikam almak için arkadaşım olarak görebileceği bir adamı öldürmesinden endişe ettim. Pedro olduğunu düşündüğüm kişi yatağa kendini attıktan sonra bir daha uyanmamak üzere uyumuş olabileceğini düşündüm ve onu kontrol etmek istedim. Üzerinde kan izi olup olmadığına bakmak istedim. Karanlıkta bir şey olmadığını gördüm ama bir de ışık açıkken bakmak istedim. Karanlığın görüş yeteneğimi kısıtlayabileceğini biliyordum çünkü. Sonra ışık anahtarının nerede olduğunu bilmediğim için ellerimle duvarları taramaya başladım. Elime değen bir düğmenin ışıkları açabileceğini düşünerek düğmeye bastım. Ama ışıklar açılmadı. Düğmenin bozuk olabileceğini düşünerek başka bir düğme aramaya başladım. O duvarda başka bir düğme bulamayınca diğer duvara geçtim. Bir süre ilerledikten sonra ellerim duvarla temas etmek yerine havada asılı kaldı. Ben de duvarın biraz daha ötede olduğunu düşünerek ileriye bir adım attım. Sonrasında ise kendimi bambaşka bir odada buldum.'' diyerek soruyu yanıtladım. Ses konuşmam bitene kadar hiçbir şey söylemedi. Nihayet konuşmamı bitirdiğim zaman ses tekrardan konuştu ''Öğlen karşılaştığın yabancı mı?''. ''Evet. Öğlen karşılaştığım yabancı. Ben arkadaşımın ihanetine uğradığımı düşündükten ve evden kovulduktan sonra neredeyse her üzüldüğümde gittiğim yere gittim. Ama bu sefer orada yalnız değildim. Bir yabancı da oradaydı. Kafam dizlerime dayalı bir şekilde bir süre yabancıyla sohbet ettikten sonra kafamı kaldırıp yabancıya baktım. Karşımda maskeli birini beklemediğim için ani bir tepkiyle yerden aldığım taşla yabancının yüzünü çizdim. Daha sonra ise oradan koşarak uzaklaştım.'' dedim. ''Pekala, yabancıyı gün boyunca bir kez daha gördün mü?'' diye sordu ses. ''Evet.'' şeklinde yanıtladım onu. ''Nerede?'' diye sordu ses. İçimden bu durumun pek de normal olmadığını geçirdim. Artık cevap vermek istemiyordum ama bir şey beni zorluyordu. Bir şey benim sorulara cevap vermem için zorluyordu. ''Evin mutfağının penceresin önündeki yerde.'' dedim. Ses küçük bir kahkaha attı. ''Hayır, pencerenin önünde gördüğün gözlerin sahibi Sandra'ydı. O gözler Kylia'nın gözleri değildi. Senin deyişinle o gözler yabancının gözleri değildi.'' dedi ses. ''Bunu nerden biliyorsun?'' diye sordum korkuyla. Karşımdaki kişi kimdi ve bunları nereden biliyordu? ''Ayrıca eğer Pedro'yu öldürmek isteseydim bunu çoktan yapardım.'' dedi ses bu sefer. ''Kimsin sen?'' diye sordum sese. ''Ben mi? Ben Alex. Gizli tutulan Gölgeler gurubunun bir üyesiyim. Ve hiç merak etme. Bu konuşmaları hatırlamayacaksın bile. Merak etme. çok acısız olacak.'' dedi ses. ''Miko!'' diye bağırdım. O beni koruyabilirdi. Beni bu zalim adamın elinden kurtarabilirdi. ''Ahhh, birinin sesini duydun diye o burada mı sandın?'' dedi ses ve yine küçük bir kahkaha attı. ''Çağın gerçekten çok gerisinde kalmışsın Violet. Hadi ses değiştirme cihazlarını geçtim ses kaydetme cihazlarını da mı bilmiyorsun?'' dedi ses. ''Adımı nereden biliyorsun?'' dedim öfkeli çıkartmaya çalıştığım korku dolu sesimle. ''Bunun ne önemi var? Sonuçta beni bir daha hatırlamayacaksın. Görüşürüz, Violet.'' dedi ses. Eğer boğazıma o şey dayanmamış olsaydı çığlığım serbest kalacaktı. Ama zehir kanıma karıştığı zaman her şey bitmişti. Artık ölüyordum ve bu konuşmayı kimse bilemeyecekti.

Bölüm sonu

2 yorum