Sırtım yumuşak bir şeye değiyordu. Neredeydim ben? Robotlar... Robotlar neredeydi? Ya hepsini öldüremediysem? Ya robotların birisi yine ayağa kalktıysa? Hemen ayağa fırladım. Ama sağ ayağım beni taşıyamadı. Her şey birden dönmeye başladı. Yere yığılırken bir çığlık attım. Kulağıma yürüyüş (daha çok koşuşturma) sesi gelirken yerde yatmaya devam ediyordum. Yerde iki büklüm olmuş bir halde yatıyordum. Yanıma bir adam geldi. Diz çöküp beni kucağına aldıktan sonra beni koltuğun üstüne geri koydu. ''İyi misin?'' diye sordu bana. Kafamı iki yana salladım. Hayır, iyi olmaktan çok uzaktım. İçeriden koşarak miko çıktı. ''Miko!'' diye bir çığlık çıktı boğazımdan. Miko yanıma geldiğinde ona kocaman sarıldım. Yaşlar yanağımda süzülürken sanki mikoyu bir daha göremeyecekmişim gibi sarıldım. Miko eğilip yüzünü saçlarıma gömdü. Hızlı hızlı solumaya başladı. Bir süre sonra ''Onlar nerede?'' diye sordum. Bu soruyu ancak ağlamam bittiğinde sorabilmiştim. ''Kimler?'' diye sordu mikonun yanındaki adam. ''Robotlar... Onlar nerede? Hepsi öldü mü?'' diye sordum. ''Ne robotu? Ne ölmesi?'' diye sordu miko. ''Bu evin alt katındaki robotlar.'' diye bağırdım. ''Neyden bahsediyorsun? Bu evin bir alt katı yok.'' dedi adam. ''Ama ben oraya indim ve oradaki robotlar bana saldırdı.'' dedim. Miko ''Bu evin hiçbir zaman bir alt katı olmadı.'' dedi. ''Hayır.'' diyerek itiraz ettim. Bu evin bir alt katı vardı ve ben orayı görmüştüm. Ama evin sahipleri bile bunu bilmiyorken ben onlara bunu nasıl anlatabilirdim? ''Sanırım kafanı bir yere vurdun.'' dedi adam. ''Hayır, hayır ben gayet iyiyim. '' dedim. Miko ''Pedro seni dışarıda bulmuş Violet, bırak da kafana bir baksın. Belki de kafanda da bir yara olabilir.'' dedi. Miko ciddi durumlar haricinde bana ismimle seslenmezdi ama şuanda ciddi bir durum yoktu çünkü ben kafamı hiçbir yere çarpmamıştım. ''Beni dışarıda mı buldu? Ama... Ama bu imkansız.'' dedim. Ben itiraz etmeye devam edecekken Pedro denilen adam arkama geçti ve kafama bakmaya başladı. Beni ''Şşş...'' diyerek susturmaya ve sakinleştirmeye çalıştı. Bu adam deli miydi? Ben dışarıya falan çıkmamıştım. Ayrıca kafamı hiçbir yere çarpmamıştım. Ama adam ''Michael bana pamuk ya da peçte verir misin? Violet'in kafası çok kötü bir şekilde kanıyor.'' dedi. ''Ne?'' diye bağırdım çünkü kafamın kanaması imkansıza yakın bir olaydı. Miko hızlıca ortadaki kapıya koşmaya başlarken ben de elimi kafama attım. Elime kan gelmeyeceğini bildiğim için rahattım ama elime tekrardan baktığımda kırmızı sıvıyı görmüştüm. Ama... Ama bu nasıl olur? Haksız olduğumu anladım. Kendime göre haklı olabilirdim ama kanıtlar benim haksız olduğum yönündeydi. Gözümdeki son yaşlar da yanaklarımda süzülmeye başlarken sırtımı Pedro'ya dayadım. Belki de böyle durursam kafamı daha iyi inceleyebilirdi. Ve böylece işi daha kısa sürede biterdi. Eliyle kafamı tutarken ''Koluna ne oldu senin?'' diye sordu. ''Elimi bir kutuya soktum ve kutunun içindeki patlayıcı bir madde elimi kutuya sokmam ile birlikte patladı. Ve bir robotun tabancasını almaya çalışırken diğer robotlar bana ateş ettiği için birçok mermi kolumun içinden geçti.'' dedim. ''Neredeydin peki?'' diye sordu. ''Robotlarla dolu bir odada.'' dedim. ''Peki bu oda neredeydi?'' diye sordu bu sefer Pedro. ''Ben o odanın bu evin altında olduğunu hatırlıyorum ama kanıtlar bunun yanlış olduğunu söylüyor.'' dedim. ''Dışarıya nasıl çıktın?'' diye sordu Pedro. ''Bilmiyorum.'' şeklinde yanıtladım onu. ''Dışarıya nasıl çıktığımı ben de bilmiyorum.'' dedim. Ama sonra aklıma gelen bir şeyle ''Yatak odasından dışarıya çıkmak için bir kapı var mı?'' diye sordum bu sefer. ''Eğer odayı çok kurcalarsan öyle bir kapıyı bulabilirsin ve evet öyle bir kapı var.'' dedi Pedro. ''Odada bir tane düğme var. Eğer o düğmeye basarsan kapının önündeki dolap bir mekanizmayla kenara çekiliyor ve bir kapı açılıyor. Bu kapının açıldığı yer zeminin çok üstünde bir yer. Bu yüzden o kapı açıldıktan sonra eğer o kapıdan geçersen yere hızlı bir şekilde düşer ve yaralanırsın.'' dedi Pedro. Bu yaşadıklarımı açıklıyordu. ''Yoksa o kapıdan mı geçtin?'' diye sordu Pedro. Başımı evet anlamında salladım. Evet, o kapıdan geçmiştim. ''Peki düğmeyi nasıl buldun?'' diye sordu. ''Işığı yakmak için düğme arıyordum ve o düğmenin ışıkları açabileceğini düşündüm.'' şeklinde yanıtladım Pedro'nun sorusunu. ''Peki neden ışığı açmaya çalıştın?'' diye sordu. ''Hatırlamıyorum. Ama hatırladığım kadarıyla önemli bir şey vardı.'' dedim. Artık sorulara cevap vermekten bıkmıştım. Artık soru sorma sırası bendeydi. ''Benim odada olmadığımı nasıl anladın?'' diye sordum. ''Odaya girdiğimde Michael'ın ve Mark'ın yatağı doluydu. Ama uyandığımda sadece Mark'ın yatağı doluydu. Michael'ın su içmeye ya da lavaboya gitmiş olabileceğini düşünerek bunu pek dert etmedim ama uzun bir süre gelmeyince meraklanmaya başladım. Evi aradım ama onu bulamadım. Sonra da belki de dışarıya hava almaya falan çıkmıştır diye düşünerek dışarıya çıktım. Evin etrafında yarım tur dolanmıştım ki yerde kanlar içinde yatan seni gördüm. O haldeki birisini yalnız bırakamazdım. Seni ölümün kollarından kurtarmalıydım ve bunu da yaptım.'' dedi Pedro. Ama bilmiyordu ki ben onun yalanın anlamıştım. ''Nereden biliyorsun?'' diye sordum. Ama o neyi sorduğumu anlayamayarak bana ''Neyi?'' diye sordu. ''Gece oda çok karanlıktı. Ve benim gözlerim karanlığa alışmış olmasına rağmen odayı net göremiyordum. Ve sen odaya girmeden önce mutfağın ışığını kapattın. Bu da demek oluyor ki gözlerin karanlığa alışmadan yatak odasına girdin. Peki, soruyorum sana: benim göremediğim şeyi sen nasıl gördün?'' diye sordum ona yalanını anladığımı öğrenmesi için. ''Ayrıca Mark ve Edward'ın evde olmadığını biliyordun. Neden Mark'ın yerinde yatan kişinin kim olduğuna bakmaya çalışmadın?'' diye sordum. Ne yani ona, yeni tanıştığım birisine bu kadar kolay mı güvenmemi beklemişti? Ben kendi doğrularımla yaşayan bir insandım ve başka insanların doğruları beni ilgilendirmezdi. Ben kendime bakardım. Diğerleri beni ilgilendirmezdi. ''Mikonun yatağında olmadığını söyledin. Miko Mark'ın yatağında yatıyordu ve bunu bildiğini en azından gördüğünü düşünüyorum. Yoksa yanılıyor muyum? Sen beni arıyordun. Adın hakkında bile yalan söylüyorsun. Ve benim sana inanmamı istiyorsun. Kimsin sen? Gerçekte, kimsin sen? Ve benim sana inanacağımı hangi kanıta dayanarak düşünüyorsun? Benim her şeye çok kolay inandığımı gördüğün bir rüyadasın sanırım. O zaman seni uyandırayım da artık gerçekleri konuşalım.'' dedim. Adam tam bana cevap vermek için ağzını açtığında söylediklerimin henüz bitmediğini hatırlatmak için boğazımı temizledim ve konuşmaya devam ettim ''Ayrıca neden alt kattaki odayı ev arkadaşından saklıyorsun ki? Dışarıya açılan kapıymış. Ay ne komik. Beni ne kadar da hafife almışsın böyle? Beni alt kattaki odada bulduğunu ikimiz de biliyoruz. Bu yalanları bırak. Çünkü onlar beni ilgilendirmiyor ve hiçbir saniyesini boşa harcamamam gereken vaktimi çöp ediyorsun. Söylesene gerçekleri, biraz da onlar hakkında konuşalım, Alex.'' dedim. Son kelimeyi tıslar gibi söylemiştim ve tüm bunları söyledikten sonra küçük de olsa kıkırdamayı unutmamıştım. Ne yani bu adam gerçekten hafızamı sildiğini falan mı sanıyordu. Çünkü yanılıyordu. Benim bayıltma ve hafıza silme zehirlerine karşı bir bağışıklığım olduğunu bilmiyordu sanırım. ''Kimsin sen?'' diye sordu tıkanarak. ''Sen Violet falan değilsin.'' dedi. ''Aaa, gerçekten mi? Daha yeni mi fark ediyorsun? Ah, ne komik!'' dedikten sonra küçük bir kahkaha attım. ''Elinde kan diye gösterdiğin şey kan falan değildi. Saç boyasıydı.'' dedim onunla dalga geçmek için. Beni tuzağa mı düşürmeyi planlıyordu bu adam? Ama görünen o ki planı işe yaramamıştı. Onu tuzağa düşüren kişi ben olmuştum. Miko aniden önümde belirdi. Elindeki silahı bana doğrultmuştu. Alex de aniden kollarımı tutmaya başladı. Beni tuzağa düşürmüşlerdi. Yani en azından onlar böyle düşünüyordu. En azından Violet Michael'ın arkasında belirene kadar. Michael yere düşerken Alex tuzağa düştüğünü anlamıştı. Beni bırakıp kaçmaya başladığında ise artık çok geçti. Violet çoktan bayıltıcıyı silahının içine koymuş ve tetiği çekmişti. Alex'in bilmediği bir şey vardı: Violet asla ıskalamazdı. Alex yere düşerken Gölgeler gurubundan birisini yakaladığım için mutluydum. Ama içimizden birisinin gerçekten ihanetine uğradığım için üzgündüm.
Bölüm 7
Tanışma
Bölüm sonu
3 yorum
Ana karakter için üzüldüm 😔
Allahım heyecandan ölüyom
Mükemmel😍💖
1Yanıt


